1994’te kaydedilen, 1996’da kaset olarak yayımlanan ve Rock’tan Blues’a, Progressive Rock’tan melankolik ezgilere uzanan bir albüm: Erhan Gündem’in Gündem Dışı çalışması. Arda Aykan, eski kayıtların, müzisyen anılarının ve yarım kalmış hikâyelerin peşinden giderek bu az bilinen albümü yeniden gün ışığına çıkarıyor. Biraz müzik tarihi, biraz stüdyo telaşı, biraz da koleksiyoncu telaşı… Adı Gündem Dışı olabilir ama anlatacakları hiç de öyle değil!
Erhan Gündem, 1959’da İzmir Bornova’da doğdu. İki çocuklu bir ailenin tek oğlu olarak çocukluğunun tamamını İzmir’de geçirdi. İlkokulu ve liseyi Bornova Anadolu Lisesi’nde okudu. Üniversite ile birlikte İzmir’den ayrıldı.
Tarihler 1978’i gösteriyordu; Ankara’nın yollarını tuttu. ODTÜ’ye girmişti. ODTÜ Psikoloji Bölümünde üç yıl okuduktan sonra başka bir bölüme, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümüne geçti ve o bölümü bitirdi. Üniversite hayatı bittikten sonra Türkiye İş Bankası’nın dış ilişkiler bölümünde işe girdi. Sekiz ay sonra ise her erkeğin bir gün karşılaşacağı askerlik çıktı karşısına. Bu sefer yolu Konya’ya düştü. Yedek subay olarak askerliğini yaptı. Askerden döndüğünde Netaş’ta işe girdi. Kısa bir süre sonra ise maalesef bir kalp krizi yaşadı. Kimse inanamamıştı çünkü henüz çok gençti, sadece yirmi yedi yaşındaydı.
Kalp krizinden sonra sahnelere, yani barlara yelken açtı. İstanbul’da barlarda şarkı söylüyor ve gitar çalıyordu. Uzunca bir süre böyle devam etti.
1990’lara geldiğinde 16 Ekim 2026’da kaybettiğimiz, eski dostu Soner Olgun ile ikili çalmaya başladı. Soner Olgun; şarkıcı, besteci ve saz ustası olmasının yanında gazeteci ve dönemin önemli dergilerinden olan Boom Müzik dergisinin başındaydı. Dergiyle beraber Meridyen isminde bir de ek veriliyordu. Meridyen’de Blues, Rock ve Heavy Metal üzerine yazılar, röportajlar ve çizimler yer alıyordu. Ayrıca Erhan Gündem de dergide yazılar yazıyordu.
İlk ve son albüm olan Gündem Dışı‘ndan önce, plak şirketlerine verilmek üzere bir demo kayıt yapıldı. Demo kaydı Marşandiz stüdyolarında yapılmıştı.
Zaman ilerliyor ve yavaş yavaş albüme yaklaşıyoruz. 1995 yılında baskı için stüdyo kaydına girdiler. Yüksel Ünver’in çalıştığı Stüdyo Renk’te kayıtlar başladı. Kayıtlar yapılıyor ama gecikmeler ve kayıt sorunları var. Bantlar artık fabrikaya gidecek. Malum zaman gelmiş…
Son gün, hikâyedeki başkahramanlarımızdan olan Altan Orkun bir gün içinde gitarların bir kısmını çalar. Kayıttaki gitarların çoğu Orhan Önal‘a aittir ancak kayıtların teslim edilmesi birkaç saat kala Erhan Gündem, Altan Orkun‘u arayıp gitarlardan memnun olmadığını ve değiştirmek istediğini söyler. Kayıt fabrikaya gönderilmek üzere hazırlandığı ve metronomlar filan silindiği için Altan Orkun‘un gitarları birkaç parçada yer alır. Ve bant fabrikaya yolcu edilir.

Yani birazcık demlenmişti albümümüz. Ve Nepa Müzik tarafından 1996’da kaset formatında Erhan Gündem’in Gündem Dışı albümü çıkar.
Albümde çoğu parçada davulda Bulutsuzluk Özlemi’nden tanıdığımız Filip Sümbülkaya ve usta bir davulcu olan ve kayıtları yapan Yüksel Ünver var. Elektro gitarda Altan Orkun, solo gitarda Orhan Önal, basta Kanöz Ozan ve Melih Genç, klavyede Selim Erdem ve Serkan Özyılmaz, akustik gitar ve vokalde de tabii ki Erhan Gündem yer alıyor. İlk gördüğümde beni şaşırtan bir isim de oldu. Albümün en etkili parçalarından olan Yitik Kuşak’ta Devil’in kurucu babalarından Ercan Birol da solo gitar çalıyordu.
Bu albüm, dönemine göre çok farklı. Belli bir kalıba sokmak mümkün değil çünkü belli bir türü veya tonu yok. Bir parça enerjik, bir parça melankolik, bir parça Blues tınıları taşıyor, bir parça Prog, başka bir parça Rock… Çok çeşitli ve her şarkısı farklı bir konuyu ele alan bir albüm. Mesela A yüzü ilk parçamız İstanbul’dan Bıktım Artık, dönemin İstanbul’unun problemlerini konu alan bir şarkı. Klibini de izlediğimizde ne kadar iyi işlendiğini anlıyorsunuz. B yüzünün üçüncü parçası Yitik Kuşak’ta ise arada kalmış bir solcu anlatılıyor.
Albüm artık çıkmış ve iki adet klip çekilmiştir. Aynı yıl, 1996’da Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’nda Moğollar‘ın alt grubu olarak sahneye çıkarlar. Kadroda Altan Orkun, Erhan Gündem, Yuhu grubundan tanıdığımız Namık Naghdaliyev, Eser ve Hüseyin vardı. Haziran 1997’de ise Tarabya Vilayetler Evi’nde Altan Orkun’un düğününde çaldılar.
Bir süre yine barlarda devam ettiler, bazen otellerde çaldılar. 90’ların sonu, 2000’lerin başında Harbiye kadrosuyla Erhan Gündem, Filip Sümbülkaya, Kanöz Ozan ve Göksel çoğunlukla cover müzikleri çaldıkları Venüs isimli bir grup kurdular. Çok uzun soluklu olmadı ve grup dağıldı.
2006’da Erhan Gündem felç geçirdi. Sağ tarafına felç indi. Uzun yıllardır sağ tarafı felçli ve hayatına albüm zamanı giren Güzel Sanatlar mezunu, vitray sanatını icra eden eşi Ayşen Gündem ile sahile yakın, sakin bir hayat sürüyorlar. Erhan Abi hâlâ, “Güzel Marmara” olmasa da, şaraba devam ediyor ve piposunu elinden düşürmüyor…
Not: Bu yazının başlangıcına, Ayşen Ablaya ulaşmamda yardımcı olan Altan Abiye sohbetleri için Yüksel Abiye, Hakan Abiye, Güven Erkin Erkal’a, Murat Beşer’e, Levent Erseven’e ve yardımcı olmaya çalışan herkese teşekkürler…
ALTAN ORKUN ile ERHAN GÜNDEM ve GÜNDEM DIŞI üzerine
Altan Orkun ile ayak üstü küçük bir röportaj yaptık. Orkun, Dikenli Tel grubunun kurucusu, gitarcısı ve asla değişmeyen elemanı. Dikenli Tel 1987 yılında kuruldu. Altan Orkun‘un yardımlaşmayı seven tavrıyla çok fazla grup ve müzisyen ile yolu kesişti. Erhan Gündem de bunlardan biri.
• Merhaba Altan Abi. Erhan Gündem ile iyi bir dostluğun varmış! Nasıl bir dostluktu sizinkisi. Sadece stüdyo ve konserlerle mi sınırlıydı?
• Evet iyi dosttuk. Hem beraber müzik yapardık hem de takılırdık. Erhan doksanların başında Yenilevent’teki evime gelirdi, Cine-5’ten maç izlerdik. Gitar çalar, şarkı söylerdik. Şarkılarının ilk kayıtlarını evdeki teybe yapmıştık.
• Nasıl tanıştınız?
• 1990’da Erhan Gündem ve Soner Olgun ile tanıştım.
• Soner Olgun’la mı çalışıyordu?
• O dönem ikili olarak sahneye çıkıyorlar ve Mikroskop adlı grup onlara eşlik ediyordu. Soner bağlama ile türküler söylerken Erhan gitarla kendi şarkılarını söylüyordu. Mikroskop grubu aynı zamanda Avrasya olarak Cem Karaca‘ya çalıyordu. Soner Olgun Cem Karaca‘nın menajerliğini yapıyordu.
• Siz Dikenli Tel olarak hiç Erhan Gündem şarkısı çaldınız mı?
• 1990’ların başında Erhan’dan duyduğum Güzel Marmara şarkısını Dikenli Tel‘in repertuvarına ekledim. Bir gün Mis Sokak’ta konser veriyoruz. Güzel Marmara’ya sıra geldi. “Dostumuz Erhan Gündem’in bir şarkısı…” diye şarkıyı anons ederken tesadüfen Erhan yoldan geçiyormuş.
• İlk ciddi işbirliğiniz neydi?
• 16 Ağustos 1994 tarihinde Marşandiz stüdyolarında yaptığımız demo kayıtlarında gitar çaldım.
• Peki orijinal kayıtlar…
• Erhan, albüm kaydına bensiz başladı. İyi bir gitarcı ile başladı, solak Orhan Önal. Albüm 1996’da çıktı. Albüm kayıtları tamamlandıktan sonra master bantlar fabrikaya gönderilmeden önce son birkaç saat kala Erhan beni arayıp gitar partisyonlarını değiştirmek istediğini söyledi. Orhan Önal‘ın gitar tonunu ve bazı çalımlarını beğenmediğini söyledi.
• Orhan Önal piyasada bilinen ve iyi bir müzisyendi bildiğim kadarıyla.
• Evet. Geçmişte Erkin Koray ve Cem Karaca (Avrasya grubu) ile çalışmıştı. Orhan albümde güzel çalmış bu arada. Orhan’ın kullandığı bir efekt pedalını hiç beğenmemişti Erhan. Ancak kayıt fabrikaya gönderilmek üzere hazırlandığı ve metronomlar filan silindiği için ancak birkaç parçada gitar çaldım. Diğerleri ise Orhan’ın kayıtlarıyla basıldı.
• Erhan Gündem’in insan ilişkileri nasıldı?
• Erhan yardımlaşmayı, dayanışmayı çok seven iyi bir insandı. Albümden sonra kurduğu grupta yer alan Namık Naghdaliyev Yuhu‘nun gitaristiydi. O dönem maddi durumu da iyi değildi. Erhan epeyce yardım etti ona sanırım. Namık’ın Türk müzik sahnesine girişini de sağlamış oldu. Kıraç, Haluk Levent, Funda Arar, Barış Akarsu ve Murat Göğebakan ile müzisyen ve besteci olarak çalıştı, dizi müzikleri yaptı Namık. O dönemde Namık’ın iyi bir gitarı yoktu. Erhan ile gidip bir Fender Stratocaster kiralamışlardı. Gitar Malmsteen‘in kullandığı gibi dışbükey klavyeli bir gitardı. Namık da Malmsteen‘i çok severdi.
• Albümden sonra beraber bir şey yaptınız mı?
• 1997’den sonra Erhan’la müzikal bir şeyler yapmadık. Bir ara aradım, karşıdan homur homur bir ses. Anlamadım. Kapattım bir daha aradım, yine anlaşılmaz sesler. Sonra eşi Ayşen aldı telefonu, “felç geçirdi” dedi. Arabadaydım, ağladım. Birkaç yıl önce lansman konserinin kaydını CD formatında yolladım Erhan’a.
• Lansman konseri nasıldı?
• Erhan albümün lansman konserinde Moğollar‘ı ana grup olarak belirledi. Ön grup olarak biz çalacaktık. Ama Moğollar‘ın bundan haberi yoktu sanırım. Ses kontrolünü o kadar uzattılar ki bize çok az zaman kaldı. Konserde albümün tamamını çaldık. Videosu var ama bulamadım. O konserde Erhan Gündem (vokal, gitar), Namık Naghdaliyev (gitar), Eser (bas), Hüseyin (davul) ve Ben (gitar) yer aldık. Daha sonra aynı ekip birkaç konser daha yaptık.
• Bir de Erhan Gündem ile bir düğün anınız var yanılmıyorsam!
• 22 Haziran 1997’de benim düğünümde çaldık. O dönem böyle atraksiyonlu düğünler yoktu. Tarabya Vilayetler Evi’nde merdivenlerden sahneye gitar çalarak çıktım. Kablolarımı taşıyan Rezervuar Köpekleri tadında (siyah takım elbise, siyah gözlükler) giyinmiş iki kişi vardı. Eşim de Proud Mary introsundan sonra sahneye iki nedimesiyle çıktı. Dans ettik, eğlendik. Dikenli Tel‘den Tamer Turna ve Acar Acar da o konserde yer aldılar.
• Albüme geçmeden son birkaç söz…
• Gümüşsuyu’nda bir bar vardı, orada çaldık epeyce. Eşeği Saldım Çayıra’yı yorumlardık Hard Rock olarak. Şimdi bakıyorum da albümün hemen tamamını Erhan yazmış, bestelemiş. Ne kadar zor bir iş.
• Yıllar geçtikten sonra, yıllarını Rock müziğe vermiş bir müzisyen olarak, bugün. Gündem Dışı Albümünün şarkılarını bize analiz eder misiniz?
• Deneyelim bakalım. Albüm standart bir Protest Rock albümü. Hızlı, yavaş, melankolik, Rock’n’Roll hepsi var.
• İstanbul’dan Bıktım Artık‘tan başlayalım!
• İstanbul’dan Bıktım Artık videosu da çekilen bir parça. Sıkı protest lafları var. Severim. Bas gitarlar özellikle güzeldir.
• Nerdesin?
• Nerdesin yumuşak bir aşk şarkısı. Kayıt yapan kişi klavyeleri çalmıştı. Güzel olmuştu. Konserlerde Namık o klavye partilerini gitarla çalardı, muhteşem olurdu. Klavyeleri Selim ya da Serkan çalmıştı albümde. Rock müzikte yaylı seslerini çok severim eskiden beri. Parça yumuşak bir aşk şarkısı gibi görünse de Rock gözlüğüyle baktığımız bir aşk şarkısıydı.
• Plajda Bir Maganda standart bir Rock’n’Roll, eğlenceli bir şarkı. Bence albümün en zayıf parçası aynı zamanda. Sert sözlerle başladıktan sonra magandayı olduğu gibi kabul eden bir şekilde bitiyor. “… O da bizlerden biriydi…” Ben onlardan olmadım hiç. O yüzden politik olarak karşıyım bu parçaya.
• Saplantılı Şarkı. Bunalımın şarkısı. Güzel şarkı. 2008’de Jülide Özçelik Erhan’ın Saplantılı Şarkısı‘nı Bugün Neden Gelmedin adıyla caz olarak yorumladı.
• Peki ya Güzel Marmara?
• Güzel Marmara baştan aşağı protest bir şarkı. Çok severim. Bence albümün en başarılı şarkısı. Ben daha sert söylenmesi taraftarıydım ama Erhan yumuşak tercih etti.
• Teşekkür ederim abi. Çok güzel bir sohbetti.
• Asıl ben teşekkür ederim. Stüdyoİmge ahalisine selamlar








