Rock tarihinin büyük isimleri oğullarına yalnızca bir soyadı değil, sahnede doldurulması zor bir yer de bıraktı. Kimi babasının sesini ve yüzünü taşıdığı için hayranların bağrına basıldı, kimi onun gölgesinden çıkıp kendi yolunu çizdi. Sinan San, John Lennon’ın iki oğlundan Dhani Harrison’a, Jason Bonham’dan Liam Gallagher’ın oğullarına uzanan bu soy ağacını izlerken, babaların bu yolculukta oğullarının ne kadar yanında durduğuna da parmak basıyor.
Rock tarihi birçok efsanevi müzisyeni barındırırken, bazılarının çocukları da babalarının izinden giderek müzisyen oldular. Genellikle efsane olacak seviyeye gelemeseler bile, özellikle grupların ve müzisyenlerin hayranları tarafından ciddi anlamda fark edildiler. Bu yazımda onlardan bazı örnekler sunacağım.
John Lennon – Julian ve Sean Lennon
İlk vereceğim isimler, iki oğlu da müzik dünyasında yer alan John Lennon’dan. İlki Julian, zaten The Beatles hayranları tarafından büyük kabul gördü. Tabii bunda annesinin Yoko Ono’dan çok daha sevilmesinin payı büyüktü. Diğer avantajlarıysa babasına olan fiziksel benzerliği ve sesinin onun ses rengine çok yakın oluşuydu. Herhangi bir gruba dahil olmadan kendi ismiyle 80’lerde birçok albüme imza attı.
John Lennon’ın Yoko Ono’dan doğma oğlu, babasının Beautiful Boy (Darling Boy) şarkısını ithaf ettiği Sean da müzisyen oldu. Onun doğumundan sonra John Lennon müzik çalışmalarına evde baba rolünü üstlenmek üzere uzun süre ara vermiş ve ilk geri dönüş albümünde ona şarkı ithaf etmişti. Maalesef Lennon’ın 1980’de öldürülmesiyle Sean’ın babasıyla olan anıları çok erken sona erdi. The Beatles hayranları tarafından Yoko’ya duyulan antipati sebebiyle karakter olarak Julian Lennon kadar belki sevilemedi, ama Sean’ın multi-enstrümantalist kişiliği onlardan saygı gördü. Bundaki istisna, annesine destek vererek Plastic Ono Band’i 2009’da ayağa kaldırmaya çalışmasıydı.
George Harrison – Dhani Harrison
The Beatles’tan diğer müzisyen baba oğul örneği ise, George Harrison ve Dhani. Müzisyenin ikinci eşi ve ölünceye kadar evli kaldığı Olivia Arias’tan doğma oğlu kendisi. George Harrison 1987’de çıkarmış olduğu başarılı albümü Cloud Nine’dan sonra solo kariyerine ara vermiş ve başka müzik projelerinde yer almıştı. Ama 1988’de son stüdyo albümü Brainwashed’ı kaydetmeye de başlamış, ondan 10 yıl sonra tekrar projenin başına oturmuştu.
2001’e kadar üzerinde çalıştığı albüme, kendisine konulan kanser tanısıyla tedavi altına alınınca devam edemedi. Ölümünün ardından oğlu Dhani ve yakın arkadaşı Jeff Lynne albümü onun istediği gibi tamamladılar. Hatta Eric Clapton da onlara yardımcı oldu.
Ama Mr. Slowhand’in daha önemli rolü, 2002’de Concert for George’u Royal Albert Hall’da kendi önderliğinde gerçekleştirmesi ve Dhani’yi de orkestrasına alarak George Harrison’a, ona çok benzeyen oğlu sayesinde vücut verdirmesiydi. O geceden sonra Dhani, George Harrison’ın bestelerinin çalınacağı zaman sahnede tüm Beatleshayranlarının gözlerinin aradığı bir müzisyen figürüne dönüştü.
Roger Waters – Harry Waters
Efsanevi gruplardan Pink Floyd’dan da müzisyen baba oğul ilişkisi doğdu. Roger Waters’ın en büyük oğlu Harry de babasının izinden gitti ve onunla beraber turnelerine de katıldı. The Wall’daki Goodbye Blue Sky’ın başındaki çocuk konuşmasının sahibi olan Harry, 1999’da Pink Floyd tarihine pozitif bir katkı daha yapmıştı: The Wall’un 1980 kayıtlarından oluşan canlı versiyonu Is There Anybody Out There’in yayımlanma kararı, The Wall’un hakları gruptan ayrıldıktan sonra kendisinde olmasına rağmen babasına sorulmadan alınmıştı. Buna kızan babasını, “Hayranlar için böyle canlı albümlerin önemi büyük, neden kızdığını anlamıyorum” diyerek projeye ikna etmişti.
Babasının 2002’deki In the Flesh dünya turnesine klavyeci olarak katılan Harry, devamında 2006’da başlayan The Dark Side of the Moon turnesinde de yer alarak İstanbul ayağında da bizlerin karşısına çıkan Roger Waters’ın ekibindeydi. 2010’da başlayan The Wall turnesinde de pozisyonunu korudu. 2018’deki Us and Them turnesindeyse babası, sanatsal bir kararla yıllardır beraber çaldığı birçok müzisyenden vazgeçti ve o furyanın içine Harry de dahil oldu.
Pek sorgulamadığı bu karar babasıyla arasını açmadı, çünkü bugünlerde Legacy isimli bir Pink Floyd tribute grubu kurarak çıkmaya hazırlandığı turne için bir vokalist aramakta ve Roger Waters da bizzat buna desteğini açıkladı.
John Bonham – Jason Bonham
Erken ölümüyle Jimmy Page ve Robert Plant’e “Kimse onun gibi bize çalamaz” diyerek Led Zeppelin’i dağıtma kararı verdiren John Bonham’ın oğlu Jason, davulcu olarak babasının birebir izinden gitti. 1985’te Live Aid’de Phil Collins’in dahi onlara davul çaldığı performanstan memnun kalmayan grup üyeleri, 2007’de Jason Bonham’ın DNA’sından da faydalanarak yeniden bir araya geldiler ve sonuç hayranlar kadar bu sefer grup üyelerini de memnun etti. Bunun dışında stüdyo müzisyeni olarak rock dünyasında yer alan Jason, Foreigner ve UFO gibi önemli gruplara da hizmet etti.
Bob Dylan – Jakob Dylan
Modern müziğin en önemli bestecilerinden biri olan Bob Dylan da müzisyen bir çocuk yetiştirdi. Aynı adlı meşhur şarkıya ilham olan Sara’dan doğan oğlu, başarılı bir alternatif rock grubu olan The Wallflowers’ı kurdu. 90’ların başında maceraya atılan grup esas başarısını 2002’deki Red Letter albümüyle elde etti ve devamı geldi. 2008’de ilk solo albümü Seeing Things’i yayımlayan Jakob Dylan, grubu dağıtmayarak diğer yandan başarılı bir şekilde yoluna devam etmekte. Bob Dylan nobranlığıyla oğluna herhangi bir beste katkısı yapmadı ama.
Tim Buckley – Jeff Buckley
Genç baba olan ve çok erken vefat eden İtalyan asıllı Tim Buckley ile oğlu Jeff Buckley, dramatik bir baba oğul ikilisi. Tim Buckley’nin folk rock ile başladığı müzisyenlik serüveninde 1970 çıkışlı Starsailor albümü kült sayılmakta. Tim 28 yaşında aşırı doz eroin yüzünden hayatını kaybederken, oğlu Jeff ise 1994’te çıkan çok başarılı albümü Grace’in ardından müzik çalışmalarına devam ederken Tennessee’nin Memphis kentinde Mississippi Nehri’ne girdiği gece boğularak can verdi. Grace kült albüm niteliği kazanırken, onun yarım kalıp sonradan tamamlanan çalışmaları da büyük ilgi gördü.
Eddie Van Halen – Wolfgang Van Halen
Eddie ve Alex Van Halen kardeşlerin kurdukları hard rock grubunda aile geleneğini devam ettiren Wolfgang çıktı. Eddie’nin oğlu 16 yaşında, okuldan mezun olamaması pahasına grubun turnesinde basçı olarak Michael Anthony’nin yerini aldı. Hatta babası, oğlu mezun olabilsin diye turnenin sonrasına albüm kaydı koyarak onun okula geri dönmesini sağladı. A Different Kind of Truth’un kayıtlarında Wolfgang böylece kendisine genişçe yer buldu. Zaten bu çalışma grubun son albümüydü. Devamında Wolfgang, Alter Bridge ve Creed’den tanınan Mark Tremonti’nin yanına geçerek müzik yolculuğuna devam etti.
Liam Gallagher – Gene ve Lennon Gallagher
Son olaraksa Oasis grubundan Liam Gallagher’ın iki müzisyen oğlu Gene ve Lennon’a değinmek istiyorum. Lennon, Eighth Wonder grubunun solisti ve aynı zamanda oyuncu olarak en çok Lethal Weapon 2 filmindeki Mel Gibson’ın sevgilisi rolüyle bilinen Patsy Kensit’ten 1999 doğumlu oğlu. Lennon Gallagher, modelliğinin yanında Automationisimli alternatif rock grubunda vokalist ve gitarist olarak müzisyen kimliğini de taşıyor. Babası ve kardeşiyle aynı sahneyi henüz paylaşmış değil, ama bu en önemli hayallerinden biri.
Liam Gallagher’ın ikinci oğlunun da annesi müzisyen ve ismi Nicole Appleton. Gene 2001 doğumlu ve Villanellegrubunun liderliğini gitarist ve solist olarak yürütmekte. Ama gördüğünüz gibi iki oğluna Oasis açısından Liam’ın pek desteği yok, zaten grubun diğer önemli üyesi Noel ile oldum olası inişli çıkışlı bir ilişkisi vardır.
Evet, gördüğünüz gibi rock yıldızı babaların, oğulları müzisyen olunca onların yanında yer alanı da yer almayanı da bulunmakta. Bu evlatların ortak yanı, rol modellerinin birer rock yıldızı olması; kendilerini de profesyonel seviyede enstrüman çalan müzisyenlere dönüştürerek başarılı bir şekilde sahnelere ve müzik stüdyolarına taşıdıklarını görüyoruz.

