Menüyü kapat

    Bültenimize abone olun

    Stüdyoİmge'de yayınlanan yazıları çıktığı anda e-posta gelen kutunuzda görün.

    Facebook X (Twitter) Instagram
    StüdyoİmgeStüdyoİmge
    Facebook X (Twitter) Instagram Bluesky
    • Anasahne
    • Yazılar
      1. Güncel
      2. Konser & Etkinlik
      3. Albümler
      4. Biyografi
      5. Portre
      6. Eski Sayılar
      7. Tümünü gör

      ROSS THE BOSS: Manowar’ın Evrensel Yüzü

      30.04.2026

      PodsyLive: Mobilden Sahneye Uzanan Köprü

      06.04.2026

      Günahların Müziği SINNERS ya da BLUES’UN KARANLIK HAFIZASI

      26.03.2026

      MERHABA! Stüdyoİmge’den Bilmemkaçıncı Defa…

      23.03.2026

      METALLICA Atina. Biz O Akşam Ne Yaşadık?

      14.05.2026

      BULUTSUZLUK ÖZLEMİ: Jenerasyonlar Arası Bir Rock Köprüsü

      12.05.2026

      OGÜN SANLISOY: Henüz Yaşanmamış Bir Gecenin Setlist’i

      04.05.2026

      ERIC CLAPTON ile Kraków’da Bir Gece: 60 Yıllık Bir Blues Hikâyesi

      02.05.2026

      JOE JACKSON ve BRUCE HORNSBY’den Piyano Merkezli İki Albüm, İki Farklı Ses ve Anlatım Biçimi

      01.05.2026

      Budgie (1971)

      03.04.2026

      EPITAPH: Mezar Taşındaki Kehanet ve İNSANLIĞIN KENDİ ELİYLE ÇİZDİĞİ KADER

      25.03.2026

      Fırtına Sonrası: RAINBOW RISING

      13.03.2026

      FLÖRT ve Müzikal Yolculuğu. Üç İsim, Dört Mevsim

      08.05.2026

      Sandy Denny: Eski Moda Bir Vals Gibi

      10.02.2026

      Tünay Akdeniz: Türk Punk’ın Babası

      21.01.2026

      Skip Spence: Kayıp Ruhun Yolculuğu

      17.11.2025

      L’ANGELO MISTERIOSO? Kim ki Bu Gizemli Melek?

      07.05.2026

      AZİZA A.: Çeyrek Asır Sonra “Hayat Hâlâ Groove”

      23.04.2026

      DAVID BOWIE: Yasın Beş Rengi

      21.04.2026

      PHIL COLLINS: Zamanla Yüzleşen Davulcu

      09.04.2026

      İLHAN İREM: Analog Bir Sabır, Kristal Bir Varoluş

      01.04.2026

      Cem Karaca: Dervişan Yeniden Doğuyor

      10.02.2026

      Pearl Jam: Eski Müziğin Yeni Ruhu

      20.11.2025

      David Bowie: Dünyaya Düşen Adam

      12.11.2025

      Rock Tarihinde GERÇEK HİKÂYESİ Olan Şarkılar: #2

      18.05.2026

      LED ZEPPELIN – Buharlaşan Servet

      17.05.2026

      DUBIOZA KOLEKTİV – Balkanların Dijital Gerillaları

      16.05.2026

      PİSAGOR: Matematikten Müziğe, Kozmik Uyumdan Ruhsal Huzura

      15.05.2026
    • Dosyalar
    • Röportajlar
    • N’olmuş?
    • Künye
    • Podcast
      • Spotify
      • Apple Podcasts
      • YouTube
    StüdyoİmgeStüdyoİmge
    Ana sayfa»Biyografi»Sandy Denny: Eski Moda Bir Vals Gibi
    Biyografi

    Sandy Denny: Eski Moda Bir Vals Gibi

    Sandy Denny; Fairport Convention’dan, solo çalışmalara uzanan geniş bir üretim hattını tarihsel ve kültürel bağlama oturtan bir müzisyen. Geleneksel müziği dönüştüren bu kırılgan ama güçlü figür, müzik belleği içindeki kalıcı etkisiyle hatırlanıyor.
    Levent VarlıkLevent Varlık10.02.202610 dakikalık okuma
    Paylaş
    Facebook Twitter WhatsApp Email Bağlantıyı kopyala

    Levent Varlık, Britanya Folk-Rock sahnesinin en duru ve dokunaklı seslerinden Sandy Denny’nin izini sürüyor. Fairport Convention’a katılışından Led Zeppelin ile yaptığı efsanevi iş birliğine, geleneksel ezgileri elektrikli tınılarla buluşturan öncü tavrından trajik vedasına uzanan bu yazı, müzik tarihinin en özel yeteneklerinden birini yeniden keşfe davet ediyor. Sanatçının popüler akımlara boyun eğmeyen bağımsız ruhu, Stüdyoİmge okurları için titizlikle portreleştiriliyor.

    Sene 1968. 

    İngiliz Folk Rock grubu Fairport Convention daha önce Giles, Giles, Fripp’de (King Crimson’ın nüvesi) şarkı söyleyen vokalistleri Judy Dyble’la uyum sağlayamadıkları için yollarını ayırmaya karar verir ve yeni bir vokalist aramaya başlar. Verilen ilanlara birçok aday gelir, ancak yeterli bulunmazlar. Son olarak Folk kulüplerine şarkı söyleyen ve birkaç albüm çalışmasında da yer alan bir kız çalar kapılarını. 

    Sandy ve Fairport Convention, 1969

    Fairport’takiler “haydi, bir şarkı söyle bakalım aradığımız ses sen misin” derler. Kız, kendinden emin, “önce siz benim için bir şey çalın, sizi dinlemek istiyorum,” der. Gruptakiler şaşkın şaşkın birbirlerine bakar ve Tim Buckley’den “Morning Glory”yi çalarlar. Ardından kız Jackson C. Frank’in “You Never Wanted Me”sini söyler. Grup yeni vokalistini bulmuştur: Sandy Denny. Bas gitarcı Ashley Hutchings, “aramızda tartışmadık bile, kabul ederse bize katılabileceğini söyledik, demiştir.

    Sandy, Chipstead Sokağı’ndaki evinde (1970)

    Rock müziğin 1960’larda dünyayı değiştirme umuduyla başlayan serüveninde bazı şanslı müzikçiler bugüne kadar belleklerde kalmayı başarırken, isimlerini geniş kitlelere duyurmayı başaramayan birçok grup ve şarkıcı ise unutuldu. Sandy Denny de unutulan, ama son yıllarda yeniden keşfedilen müzikçilerden biri. Oysa Sandy, Rock’ın altın günlerinde Jimmy Page, Eric Clapton, John Renbourne’la Londra’da Kingston Art School’da müzik okumuş, Melody Maker’ın anketlerinde 1970 ve 1971’de, iki kez “yılın kadın şarkıcısı” seçilmiş, Led Zeppelin’in albümlerinde yer alan tek konuk şarkıcı olmuş, The Who’nun “Tommy”sinde şarkı söylemiş, Strawbs’ın ilk albümünde yer almış, İngiliz Folk-Rock’ının kurucusu Fairport Convention’la ve solo olarak çok sayıda album yapmıştı. Buna karşın, 1977’de ölümünden sonra, hayranları dışında hemen herkes onu unutmuştu. 

    Sandy Denny ikinci savaş sonrasında, 1947’de doğan, “baby boom” kuşağı çocuklarından biri. Daha çocukken şarkı söylemeye meraklı olsa da, ailesinin etkisiyle Royal Brompton Hospital’da hemşirelik okumaya başladı, ancak sonradan Kingston Art School’a girdi ve ilk şarkılarını yazmaya başladı. 1967’de, 20 yaşındayken Londra’daki Folk kulüplerinde konserler vermeye başladı. Ayni yıl Alex Campbell and His Friends ve Johnny Silvo ile plaklar yaptı. 

    Kısa sürede ismini duyurunca, önceleri “Strawberry Hill Boys” olarak tanınan, ama gazetelerdeki konser ilanlarında çok uzun yer kaplıyor diye isimlerini kısaltan “Strawbs”un dikkatini çekti ve 1968’de Danimarka’da Sandy Denny & The Strawbs olarak “All Our Own Work” isimli bir albüm kaydettiler. Albüm, Sandy’nin en başarılı şarkılarından “Who Knows Where The Time Goes”u da içermesine rağmen, plak şirketinin ilgi göstermemesi nedeniyle ancak 1973’de piyasaya çıkarıldı. Albüm, zamanında yankı yaratamayınca Sandy’yle Strawbs’un birliktelikleri sona erdi ve Sandy kısa bir süre daha Folk kulüplerinde çalıştıktan sonra Fairport Convention’a girdi. 

    Sandy Denny, Fairport Convention ile birlikte Danimarka televizyonunda (1969)

    O sırada Amerika’da olan ve Sandy’nin gruba girişini telefonla öğrenen Fairport’un prodüktörü Joe Boyd, ki Pink Floyd’un da ilk prodüktörüydü, o günleri şöyle anlatıyordu: “Fairport’takiler bana Sandy’yle görüştüklerini söylediler. Bunu duyunca biraz endişelendim, çünkü Sandy onlardan çok çok farklıydı ve bu işin nasıl yürüyeceğini anlayamıyordum. Ama en azından gidip Sandy’yle konuşmuş olmalarına çok sevindim, çünkü o zamanlar o kadar utangaç ve insanlardan uzaktılar ki… Sandy ise son derece dışa dönük ve güçlü bir kişiliğe sahipti. Bu yüzden Sandy’nin grubu tamamen etkisi altına alabileceğini düşünmüştüm…”

    Sandy, Fairport Convention ile Londra’daki 100 Club’da sahnede (1968)

    Joe Boyd, endişelerinde haksız da değildi. Grupta Richard Thompson gibi dev bir gitarcı ve geleneksel İngiliz müziğini araştırmak üzere günlerini Folk müzik kütüphanesi Cecil Sharp House’da geçiren bascı Ashley Hutchings de vardı. Fairport Convention henüz ilk albümlerini çıkarmıştı ve o dönemde West Coast diye adlandırılan psychedlic çalışmalar ile Joni Mitchell, Dylan, Leonard Cohen, Gordon Lighthfoot’un şarkılarını söylüyordu. 

    O günlerde Fairport Convention için “Britanya’nın Jefferson Airplane’i” deniyordu. Sandy’nin gelişiyle birlikte grubun müziğinde İngiliz Folkunun ağırlığının artması yönünde değişiklikler başladı. 1969’da grubun ikinci albümü “What We Did On Our Holidays”de Sandy’nin, İskoçya Kraliçesi I. Mary’nin Fotheringay Kalesi’nde idamını anlatan “Fotheringay” şarkısı öne çıkarken, West Coast’tan da yavaş yavaş uzaklaşılıyor, bu arada Bob Dylan’ın “I’ll Keep It With Mine”ı olağanüstü bir yorumla kayda giriyordu. 

    Aynı yıl gelen “Unhalfbricking” albümü grubun Elektrik-Folk’a geçişini simgeliyordu. Albümdeki 11 dakikalık “A Sailor’s Life” Sandy’nin Folk kulüplerindeyken öğrendiği, gitarlar, elektrik keman ve davulun jam-session’ıyla yorumlanan geleneksel bir şarkıydı. Ancak albümde öyle bir şarkı vardı ki, Sandy’nin 1967’de yazdığı ikinci eser, “Who Knows Where The Time Goes”, çok yankı yarattı. Hatta Judy Collins şarkının demo kaydını dinledikten sonra çıkardığı ilk albümde şarkıyı hem yorumlamış hem de albümüne ismini vermişti. “Who Knows Where The Time Goes” bugüne kadar aralarında Lumiere & Sinead O’Connor, Kate Rusby, Deanna Kirk, Nina Simone, Julianne Regan (All About Eve), Nana Mouskouri, Barbara Dickson, Eva Cassidy’nin de olduğu onlarca müzisyen tarafından yorumlandı.

    1969, Sandy ve Fairport için verimli bir yıldı. Yılın sonlarına doğru çıkardıkları üçüncü albüm “Liege & Lief” (Lordlar ve Serfler) ise, İngiliz Folk Rock’ında bir devrimdi. İkisi orijinal beste, altısı geleneksel Folk şarkılarının elektrik enstrümanlarla düzenlenerek seslendirildiği albüm Britanya’da büyük bir ilgiyle karşılandı ve çıkarıldıktan 37 yıl sonra, 2006’da, BBC Radio 2 Folk Ödüllerinde dinleyici oylarıyla “Tüm Zamanların En Etkileyici Folk Albümü” seçildi.

    Albüm çok başarılı eleştiriler almasına rağmen, Joe Boyd’un korktuğu başına gelmişti: Sandy Denny geleneksel müziğe hâlâ ilgi duyuyordu ama kendi kompozisyonlarına da ağırlık vermek istiyordu ve gruptan ayrıldı. Sandy, 1970’de sevgilisi Trevor Lucas’la birlikte kendi grubu Fotheringay’i kurarak hem geleneksel müzikte hem kendi bestelerinden oluşan bir albüm yaptı. Albüm müzikal olarak başarılı bulunsa da, Joe Boyd’la yaşanan anlaşmazlık ve ticari başarısızlık grubun sonunu getirdi ve Sandy bu kez 1971’de ilk solo albümü “The North Star Grassman and the Ravens”ı çıkardı. Albüm Sandy’nin 1968’de bir trafik kazasında ölen Fairport’un ilk davulcusu Martin Lamble anısına yazdığı “Late November”la açılıyor, birer Bob Dylan ve Brenda Lee yorumu ile orijinal kompozisyonlarla sürüyordu. 

    Led Zeppelin’in albüm kartonetinde Sandy’nin yanında bir sembol bulunuyor.

    O günlerde Rock müzik altın çağını yaşıyordu ve Londra’da birçok müzisyen birbirlerini yakından tanıyordu. Led Zeppelin 1971’de dördüncü albümlerini yaparken Tolkien’in “Lord of the Rings” eserinden esinlenerek “The Battle of Evermore” isimli bir şarkı yazmıştı. Robert Plant öykünün anlatılması için kendisiyle düet yapacak bir ses arayışına girmişti ve eski arkadaşı Sandy’yi davet etti. Şarkıda Page’in mandolini geri planda yer alırken, Plant anlatıcı rolünde, Sandy Denny de kasaba tellalı (town crier) olarak Plant’le düet yapmıştı, ki bu çalışmayla Sandy, Led Zeppelin’in tüm plaklarındaki tek konuk şarkıcı oldu. Albümün iç kapağında Led Zeppelin’in dört üyesi için birer sembol yer alırken, Sandy için de birbirine bitişik üç üçgenden oluşan bir sembole yer verildi.

    Aslında Led Zeppelin’le Sandy Denny ve grubu Fairport’un ilişkisi bundan ibaret değildi. 1960’larda Dave Pegg, Robert Plant ve John Bonham Way of Life isimli gruplarıyla Birmingham kulüplerinde çalıyorlardı. Zeppelin aslında Fairport’un bascısı Dave Pegg’le de eski arkadaşlardı ve 1970’de Forum LA’de birlikte konsere çıkmış, ardından Fairport’un LA Troubadour’daki konserine katılmışlardı. İki grubun 3 saati bulan konserinde Fairport’un gitarcısı Richard Thompson Page’in Gibson Les Paul’ünü çalarken Page’in Thompson’a “hangi gezegenden geldin sen” dercesine hayretle baktığı söylenir. 

    Sandy Denny, Led Zeppelin ile beraber.

    Simon Nicol ise konserde Page’den ödünç aldığı bir semi-akustik gitar için “sanki demiryolu rayları gibi, öylesine sert bir gitardı ki” demişti. Davulcu Dave Mattacks da davul setini John Bonham’a teslim ederken gayet isteksiz davranmış, nitekim konserden sonra yeni bir davul seti almak zorunda kalmıştı. Fairport-Zeppelin ortak konserlerinde bazı eski Rock’N’Roll standardları ile birkaç “jigs & reels” çalmışlardı ki, Page’in Thompson’a ayak uydurmakta zorlandığı söylenmişti. 

    İki grubun ilişkileri bugün de hala sürmekte. Nitekim Fairport’un her yıl Ağustos ayında düzenlediği, birçok müzisyenin davet edildiği üç günlük Cropredy Festivali’nde Robert Plant’i çoğu zaman sahnede izlemek, hatta 20-30 bin kişilik izleyicilerin arasında dolaşırken görüp sohbet etmek mümkün. 

    Sandy ertesi yıl ikinci solo albümü “Sandy” yi yaptı. Sandy’nin en başarılı solo albümlerinde sayılan çalışmada geleneksel ile yaylılar ve zaman zaman Rock ögeleri bir arada yer alıyordu. AllMusic’in yorumunda, “eğer bir şarkıcıyı tanımak istiyorsanız best of’unu alırsınız, Sandy Denny’yi tanımak istiyorsanız bu albümü almanız yeterli” deniyordu.

    The Who, 1972’de “Tommy” üzerinde çalışırken operadaki roller için müzisyen arayışındaydı. Lou Reizner’ın senfonik düzenlemesinde bir hemşire (The Nurse) karakteri yer alıyordu. Pete Townsend, Sandy’nin hemşirelik deneyimi olduğunu bildiği için, bu rolü ona önermişti. Aralık 1972’de Londra’da Rainbow Theatre’da müziğin orkestral düzenlemeleri yapılırken The Who, Peter Sellers, Steve Winwood, Ringo Starr ve Richie Havens’la birlikte Sandy Denny de sahnede yer almıştı. 

    Sandy’nin operadaki rolü çok kısaydı. Sadece açılışta “It’s a boy Mrs. Walker, it’s a boy” cümlesinden ibaretti. Albüm bütün dünyada çok satmış ve altın plak almıştı. Sandy o anı şöyle anlatıyordu: “Tommy’de sadece tek bir satır şarkı söylemiştim ve birisi arayıp, lütfen prezentasyona gelip altın plağını alır mısın diye aradı.”

    Sandy, 1974’te klasik Caz atmosferini yakaladığı ve piyano ile yaylıların dikkat çektiği “Like An Old Fashioned Waltz”albümünü çıkardı. İlk iki albümünden beklediği ilgiyi göremeyince, Zeppelin ve The Who ile yakaladığı rüzgârın etkisiyle, yeni bir kitleye ulaşmak üzere sound’unu değiştirmeye karar vermişti. Sandy, albümde kendi bestelerinin yanında, çocukluğundan hatırladığı The Inkspots’dan “Whispering Grass” ve Fats Waller’ın “Until the Real Thing Comes Along”a yer vermişti. 

    Sandy, Albert Hall’de sahnede (1975)

    En dikkat çeken parça ise en iyi bestelerinden biri kabul edilen “Solo”ydu. Ne yazık ki, Island şirketinin plağın çıkış tarihini ertelemesi, tanıtımın yetersizliği , müzikal çizgisinin kısmen değişmesi ve bu arada Sandy’nin sevgilisi Trevor Lucas’la evliliği, albümün satış başarısını etkilemişti. İzleyen yıllarda Emmylou Harris, Susan Cowsill ve Marillion’ın şarkıcısı Fish bu albümden bazi parçaları yorumlamışlardır.

    1975’te eski grubu Fairport’la tekrar bir araya gelen Sandy, grubun Avustralya ve Amerika turlarına katıldı, “Rising for the Moon” albümünde besteleri ve vokaliyle yer aldı. Bu albümdeki özellikle “Dawn” ve “One More Chance” gibi şarkılardaki Rock sound’u Sandy’nin bir sonraki solo albümüne de yansıyacaktı.

    Sandy 1977’de son albümü “Rendezvous”yu çıkardı. Albüm, Steve Winwood’un da yer aldığı geniş bir kadro ile hazırlanmıştı ve dönemin Rock sound’unu yansıtırken bolca yaylılara da yer veriyordu. Vaughn Williams’ın pastoral senfonilerini anımsatan yaklaşık sekiz dakikalık “All Our Days”, Sandy’nin kendi bestelerinden “Gold Dust” ve “I’m A Dreamer” dikkat çekerken, Elton John’un “Candle in the Wind”inin yorumu da sürpriz olarak karşılanmıştı. Ne yazık ki bu albüm de, özel sebeplerle Britanya turunun iptal edilmesiyle yeterince tanıtılamadı. 1977’de The Royalty Theatre’da “Rendezvous”nun tanıtımı için verdiği “Gold Dust” konseri, son konseri oldu. 1978’de 31 yaşında öldü. Cenaze töreninde İncil’den Sandy’nin en sevdiği bölüm olan “The Lord Is My Shepherd” okundu ve bir gaydacı “Flowers Of The Forest”ı çaldı. Ölümünden sonra birçok müzikçi, Paul Metsers, Kate Bush, Dave Cousins (Strawbs) onun için şarkılar yazdılar.

    Sandy müzik hayatı boyunda hep yeniliklerin peşindeydi. Başlangıçta sadece Londra publarında söyleyen bir Folk şarkıcısıyken, 1967’de Strawbs’la yaptığı sitar ve banjonun da kullanıldığı albümde dönemin popüler müziğinin örneklerini verdi, esas ilgi odağı olan geleneksel Britanya müziğinin elektrikli enstrümanlarla birleştirilmesiyle Folk-Rock’ın temellerinin atılmasında öncü oldu, Cazla ilgilendi, Rock’N’Roll yaptı, bazı çalışmalarında orkestral düzenlemelere yer verdi, geleneksel şarkıların yanında çoğu zaman kendi kompozisyonlarını, ara sıra da dönemin popüler şarkılarını söyledi. Günün akımlarına yönelip ticarileşmeyi reddetti. 

    Galiba en büyük şanssızlığı 1970’lerin ortalarında Disko ve Punk akımının müzik dünyasını altüst etmesiydi. Ancak özellikle son yıllarda müzik piyasasının geldiği durumun eskiye özlemi artırmasıyla, birçok başka müzisyen için olduğu gibi Sandy Denny için de anma konserleri düzenlendi, plak şirketleri arşiv kayıtlarını ortaya çıkarmaya başladı, box-set’leri yayınlandı, 19 CD’lik box-set’i ve daha önce hiç yayınlanmamış BBC kayıtlarının yer aldığı CD’lerin piyasaya çıkışının ertesi günü tükendiği açıklandı. Sandy Denny kişisel albümleriyle hiçbir altın plak alamamış olsa da, galiba plak şirketleri eskilere olan borçlarını şimdi geç de olsa ödemeye başladılar. 

    Sandy evinde, gitarının başında (1972)

    fairport convention folk rock rock sandy denny yabancı
    Önceki yazıCem Karaca: Hiç Bitmeyecek Bir Sohbet
    Sonraki yazı Cem Karaca: Dervişan Yeniden Doğuyor
    Levent Varlık

    Müzik dinlemeye Beatles’la başlamış, Rock, Britanya Folk’u, biraz Caz, dünya müziği, Münir Nurettin, Beethoven’la sürdüren klasik bir 56’lı.

    İlgili Yazılar

    Rock Tarihinde GERÇEK HİKÂYESİ Olan Şarkılar: #2

    18.05.2026Yazan: Hakan Türkoğlu

    LED ZEPPELIN – Buharlaşan Servet

    17.05.2026Yazan: Stüdyoİmge

    DUBIOZA KOLEKTİV – Balkanların Dijital Gerillaları

    16.05.2026Yazan: Stüdyoİmge

    PİSAGOR: Matematikten Müziğe, Kozmik Uyumdan Ruhsal Huzura

    15.05.2026Yazan: Hacer Erişkin

    METALLICA Atina. Biz O Akşam Ne Yaşadık?

    14.05.2026Yazan: Özgür Poyrazoğlu

    HAIR: Bırak Güneş İçeri Girsin

    13.05.2026Yazan: Burak Kumpasoğlu
    En son yazılar
    Dosyalar

    Rock Tarihinde GERÇEK HİKÂYESİ Olan Şarkılar: #2

    Yazan: Hakan Türkoğlu18.05.2026

    Rock tarihine damga vuran şarkıların ardındaki trajik ve çarpıcı gerçekler. Clapton’ın yasından Pink Floyd’un özlemine, Metallica’nın hapsolmuş bilincinden Dylan’ın adalet arayışına uzanan bu yazı, notaların ardındaki insan hikâyelerini keşfetmeye davet ediyor.

    PİSAGOR: Matematikten Müziğe, Kozmik Uyumdan Ruhsal Huzura

    15.05.2026

    METALLICA Atina. Biz O Akşam Ne Yaşadık?

    14.05.2026

    HAIR: Bırak Güneş İçeri Girsin

    13.05.2026
    Öne çıkanlar

    Ritim konuşmaya başladığında: Ediz Hafızoğlu ile Jazz Meets Rap üzerine

    03.05.2026

    MUAMMER KETENCOĞLU ile Ege ve Balkan Müziğinin İzinde

    24.04.2026

    TurkodiRoma: Bilinçaltını Popüler Kıl

    10.03.2026

    BÜYÜK EV ABLUKADA Bizim İçin Bir Vaha

    22.04.2026
    Etiketler
    alternative rock anadolu pop art rock big big train blues bulutsuzluk özlemi caz cem karaca david bowie derleme dünya müziği edebiyat elektronik eric clapton folk rock frank zappa glam rock hakan türkoğlu hard rock heavy metal ilhan irem indie kargo led zeppelin leyan senay mavi sakal mekan metallica müzik basını pentagram pop progressive rock psychedelic rock punk rap rock sinema stairway to heaven stüdyoimge tarih teoman thrash metal vecdi yücalan yabancı yerli
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • Bluesky

    Bültenimize abone olun

    Stüdyoİmge'de yayınlanan yazıları çıktığı anda e-posta gelen kutunuzda görün.

    Hakkımızda

    Stüdyoİmge: Türkiye’de Rock kültürünün sesi, sözü ve belleği…

    1985-1986, 1989 ve 1992-1993 yıllarında basılı dergi olarak okurlarıyla buluşan Stüdyoİmge, günümüzde yayın hayatını online bir dergi olarak sürdürüyor. Günümüzün Stüdyoİmge yayınında, basılı dönemden bugüne uzanan ekip üyelerinin yanı sıra, yeni katılan (görece) genç kalemlerin enerjisiyle dinamik bir bütün ortaya çıkıyor.

    Son yazılar

    Rock Tarihinde GERÇEK HİKÂYESİ Olan Şarkılar: #2

    18.05.2026

    LED ZEPPELIN – Buharlaşan Servet

    17.05.2026

    DUBIOZA KOLEKTİV – Balkanların Dijital Gerillaları

    16.05.2026

    Bültenimize abone olun

    Stüdyoİmge'de yayınlanan yazıları çıktığı anda e-posta gelen kutunuzda görün.

    Stüdyoİmge
    Facebook X (Twitter) Instagram Bluesky
    • Anasahne
    • Künye
    • Dosyalar
    • Röportajlar
    • Eski Sayılar
    © 2026 Stüdyoİmge. Sitedeki bütün yazılar yazarlarına, fikirler ise söyleyenlerine aittir.

    Arama yapmak için Enter tuşuna, aramayı iptal etmek için Esc tuşuna bas.