Cüneyt Barışsever’in hazırladığı bu özel söyleşide Tamikrest’in kurucusu Ousmane Ag Mossa, grubun yeni albümü Assikel’in ardındaki şiirsel dünyayı, analog bantlarla kaydedilen ham ve doğal ses arayışını, Tinariwen üyeleriyle kurulan bağı ve Sahra’dan Türkiye’ye uzanan kişisel hatıraları anlatıyor. Assikel, yalnızca bir albüm değil; sürgün, aidiyet, hafıza, umut ve yolculuk üzerine derin bir düşünce alanı açıyor.
Tamikrest grubunun varlığından, 2023 yılının başlarında tesadüfen haberdar oldum. Dinlediğim ilk parçalarından biri Chatma (Kız Kardeşler-2013) albümündeki Tisnant an Chatma (Kız Kardeşlerimin Acıları) oldu. Bu şarkıda grubun gitaristi ve solisti Ousmane Ag Mossa dinleyiciye şu soruyu soruyordu:
“Kim ölçebilir bir ruhun hissettiği acıyı?”
Şarkı, kendi yerel dilleri olan Tamasheq dilinde yazılmış. İlk kez dinlediğimde, sözlerinden hiçbir şey anlayamamış olsam da parçanın girişindeki yüksek tonlar, kadın sesleri ve gitarın yavaşça girip kalbe vuran rifflere dönüşmesi karşısında gözyaşlarımı tutamamıştım. Ne olduğunu anlamadan, bir anda Sahra’nın ortasında, saf ve samimi bir ruh hâlinde bulmuştum kendimi. Bu tesadüf, beni ilerleyen yıllarda bu müziği araştırmaya yöneltecek, hatta kaynağına, Sahra Çölü’ne kadar gitmeme sebep olacaktı.
Grubu ilk defa 8 Eylül 2023’te Den Haag’da bulunan Paard konser salonunda canlı izleme fırsatı buldum. Konser salonuna doğru yürürken, sol tarafımdan gelen Ousmane’yi gördüm. Nazikçe selamlaştık. Beni geçip gittiğinde arkasından bakıp, “Demek sensin, sürgündeki koca bir halkın duygularını ve yaşadıklarını dünyaya anlatan kişi” diye geçirdim içimden.
15 Mayıs 2026’da Rotterdam’daki Grounds konser salonunda bir konser planlanmıştı. Aynı gün yeni albümleri Assikel de yayımlanacaktı. Hâlihazırda albümden iki muhteşem parçayı yayımlamışlardı. Konser haberini duyunca Tamikrest’e bir e-posta göndererek, konser günü canlı bir röportaj yapmak istediğimi söyledim. Grubun davulcusu Momo hemen cevap verdi: “Memnuniyetle.”
Röportaj gününe bir hafta kala henüz aklımda tek bir soru bile yokken, bir pazar akşamı bütün sorular birdenbire kâğıda döküldü. Bittiğinde derin bir nefes alıp şaşkınlıkla, “Oldu bu iş,” dedim.
Ousmane ile ortak bir dilimiz olmasa da ilk bakışta bir zorluk gibi görülebilecek bu durum, çok güzel bir yakınlığın oluşmasına vesile olacaktı.
Sorularımı İngilizce hazırladım ancak ekibin Fransızca konuştuğunu dikkate alarak Fransızcaya çevirttim. Söyleşiyi, kamera, çeviri kulaklıkları ve yazılı sorularla yapacaktık. Ancak kulaklıkların pek işe yaramayacağını belli olunca, Ousmane’nin soruları Fransızca olarak kâğıttan okuyup cevaplaması fikri ortaya çıktı.
Grup elemanlarıyla iki gün önce, Amsterdam konserinde tanışmıştık. Rotterdam’daki konser için salona girdiğimde ses kontrolü için hazırlanıyorlardı. Karşılıklı selamlaştıktan sonra işlerine devam ettiler. Ardında yemek molası geldi, derken röportajı konserden sonra yapmaya karar verdik. Böylece grubun konser heyecanı da geçmiş olacak ve rahat rahat sohbet edebilme imkânımız olacaktı.
Söyleşiye başladığımızda grup beni samimiyet ve içtenlikle karşıladı. Anlayamadığım, havada uçuşan Fransızca kelimeler bile o anın atmosferini kendine özgü bir şekilde güzelleştiriyordu. Ousmane ince yapılı, sakin, mütevazı ve son derece samimi bir insan, diğer grup elemanları da yaptığımız sohbete aynı içtenlikle katıldı. Sohbet sırasında çekilen röportajın filmini de yakın bir zamanda yayımlamayı planlıyoruz.
Röportajı sizlere sunmadan önce Glitterbeat Records/Bandcamp tarafından hazırlanan albüm notları ve tanıtım metinlerinden tercüme ettiklerimi aşağıya paylaşıyorum.
“Tamikrest’in müziği yirmi yıldır, Sahra’nın Kel Tamasheq (Tuareg) halkının sesini, kültürünü ve duygularını gün yüzüne çıkartıp duyurmasına araç oluyor. Adını Tamasheq dilinde ‘bağlantı’ ya da ‘birlik’ anlamına gelen Tamikrest kelimesinden alan grup, zaman içinde Kel Tamasheq halkının en önemli temsilcilerinden biri hâline geldi. Grup, halkının yaşadığı zorluklara dikkat çekerken; sürgün, kayıp ve direnişi müziğine yansıtıyor. Altıncı stüdyo albümleri Assikel ise, Tamasheq dilinde ‘seyahat’ ya da ‘yolculuk’ anlamına geliyor ve grubun yıllar içinde kat ettiği yolu anlatıyor.
2006 yılında, Mali-Cezayir sınırına yakın Tinzawaten kökenli Ousmane Ag Mossa ve Cheikh Ag Tiglia tarafından kurulan Tamikrest, efsanevi Ishumar gitar müziğinin öncüleri Tinariwen’in etkisi altında şekillendi. 2008 yılında Mali’de düzenlenen Festival in the Desert sırasında, Glitterbeat Records’un kurucularından Chris Eckman ve onun grubu Dirtmusic ile tesadüfen yollarının kesişmesi, grup ile plak şirketi arasında uzun soluklu bir iş birliğinin başlangıcı oldu. Bu ortaklık, Tamikrest’in uluslararası alanda tanınmasında önemli bir rol oynadı. Günümüzde grup; 2012 yılında katılan gitarist Paul Salvagnac ve bir yıl sonra, 2013’te gruba dâhil olan perküsyonist Cédric ‘Momo’ Maurel ile birlikte dört kişilik bir kadro olarak yoluna devam ediyor.”
Sanırım sözü fazla uzattım. Şimdi sizleri Ousmane ile baş başa bırakıyorum.
• Neredeyse tüm şarkılarınızın şiir ve şiirsel anlatım tarafından yönlendirildiği hissine kapılıyorum. Duygusal itiraflar, özlem ve toplumsal mesajlarla dolu şiirler…
Genellikle önce şiir mi ortaya çıkıyor, ardından müzik onun etrafında mı şekilleniyor? Bu sürecin sizin için nasıl işlediğini biraz anlatabilir misiniz? Belki Assikel albümündeki en sevdiğiniz şarkılardan birini örnek vererek açıklayabilirsiniz.
• Ousmane: Merhaba ben Tamikrest grubundan Ousmane Ag Mossa’yım. Grubun söz yazarı ve bestecisiyim. Bu projede dört kişiyiz: ben Ousmane, Cheikh Ag Tiglia, Paul Salvagnac ve Cédric Morel (Momo). Elbette benim için her şey sözlerle başlar. Aslında mesele ilk olarak beste değildir. Beni ilhamlandıracak bir şey ortaya çıkar; yaşadığım bir hikâyeden ya da gözlerimin önünde gerçekleşip beni etkileyen bir olaydan. Bazen bu düşünce zihnimde uzun süre kalabilir; kimi zaman haftalarca, kimi zaman aylarca. Onu yavaş yavaş geliştiririm ve gerçekten olgunlaştığında bir şiir biçimine dönüştürmeye başlarım. Şiirlerin biraz gizemli kalmasını seviyorum.
İnsanlar söylediklerimi duyabilir ama onları hiçbir zaman bütünüyle anlayamaz. Bunu bilinçli olarak yapıyorum; çünkü herkesin şiirlerde kendinden bir şey bulabilmesini ve onları kendi yorumuyla okuyabilmesini istiyorum. Metinlerin temel fikrini de bu anlayışla kuruyorum. Sonra müzik geliyor; ikinci aşama o. Benim için önce şiir vardır, ardından şarkı ve beste gelir. Yani müzik, şiiri ve sözleri tamamlamak için vardır.
Assikel albümündeki şarkılardan birini örnek vermem gerekirse, Adar’ı seçebilirim. Bu şarkının şiiri aslında uzun zaman önce yazılmıştı. Üstelik beste ve sözler üzerinde çalışan tek kişi de ben değildim. Tamikrest’in eski üyelerinden Mahmoud Ag Ahmouden da sözlere önemli katkılarda bulundu. Bu şarkı, bir bakıma bölgemizde, yani Sahra’da yaşananları anlatıyor. Müzik ise süreç içinde birkaç kez değişti, yeniden şekillendi ve Adar kaydedilmeden kısa süre önce grubun mevcut üyeleriyle birlikte son hâlini aldı.

• Her albüm, müzikal yolculuğunuzun bir parçası olarak kendi adına, kendi hikâyesine ve kendi ana temasına sahip. Yanlış anlamıyorsam Assikel kelimesi doğrudan “yolculuk” anlamına geliyor.
Bu yolculuk sizin için nasıl geçti? Bu yeni albümün arkasındaki ilk fikir ya da ilham neydi? Ve şimdi geriye dönüp baktığınızda, ortaya çıkan sonuç başlangıçtaki umutlarınızı ve beklentilerinizi karşıladı mı?
• Ousmane: Assikel albümüne gelirsek, elbette her albümün kendi hikâyesi ve kaydediliş biçimi vardır; o dönemde yaşadıklarımız ve deneyimlerimizle ilgilidir. Çünkü her gün yenidir ve bir öncekinden farklı bir şey getirir. Bu yüzden her albümün de kendine özgü bir hikâyesi vardır. Farklı şekillerde kaydedilir, farklı ilhamlarla oluşur. Ama Assikel, adının anlamını tam olarak yansıtan bir albüm. Hatta bir noktada bu, benim için felsefi bir anlam da taşıyor. Çünkü bu sadece bir yolculuk değil; benim için çok daha derin bir anlamı var.
Her şey bir yolculuk olabilir.
Zaman bile bir yolculuktur.
Bir insanın hayatı da doğduğu andan bu dünyadan ayrıldığı ana kadar bir yolculuktur. Yani her hikâyenin, ne olursa olsun, bir başlangıcı ve bir sonu vardır. Ve bu da başlı başına bir yolculuktur. Ve neden özellikle “yolculuk” adını seçtiğimizi açıklamak gerekirse…Çünkü yaklaşık on, hatta on beş yıldır dünyanın dört bir yanında turnelere çıkıyorduk: Avrupa’da, Afrika’da, Asya’da; Japonya’da, Kazakistan’da, Kore’de, ayrıca Kuzey ve Güney Amerika’da. Çok fazla seyahat ettik ve bir noktada Amerika Birleşik Devletleri’nde, Portland’daydık. Orada çok samimi ve özel bir konser verdik. Bu klasik bir konser değildi; daha çok özgür ve özel bir buluşmayı andırıyordu.
Önceden hazırlanmış bir fikir olmadan, tamamen doğaçlama ve sakin bir şekilde çalıyorduk. Sadece kendimizi o anın akışına bırakarak çalıyor, o anda doğrudan bir şey yaratmaya çalışıyorduk. Önceden hazırlanmış besteler ya da tasarlanmış düzenlemeler yoktu. Bu doğaçlama deneyim bana bir fikir verdi. Setlist olmadan, düzenleme olmadan, sadece özgürce çalmak…
Sonra kendi kendimize dedik ki: Neden bu ruhla bir albüm yapmayalım?
Yani son on beş yıldaki tüm deneyimlerimizi, yol boyunca öğrendiklerimizi, tanıştığımız insanları ve dinlediğimiz müzikleri düşünüp bunlardan yeni bir şey yaratalım istedik. Ve kayıt yapmaya başladığımızda hâlâ turnedeydik. Sadece stüdyoya kapanmış değildik. Yolda çalmaya devam ediyor, mümkün olduğunca az düzenleme yapıyor, hatta bazı besteleri son anda şekillendiriyorduk. Ve yanlış hatırlamıyorsam burada, Hollanda’da on günümüz vardı. Doğrudan stüdyoya girdik ve dijital sistemle değil, analog bantlarla kayıt yaptık.
Gerçek makara bantlarla!
Bu da aynı şeyi tekrar tekrar kaydedemeyeceğiniz anlamına geliyor. Hep birlikte bir kez kaydediyorsunuz ve bitiyor. Bu yüzden çok fazla tekrar yapma şansımız olmadı. Bu da ikinci hedefimizdi zaten. Sonuçta Assikel gerçekten yolculuğun içinde yapılmış bir albüm oldu. Grubun kuruluşundan bugüne kadar geçen sürecin izlerini taşıyan bir albüm. Sanırım albümü kaydettiğimiz anda ortaya çıkan sonuçtan zaten memnunduk. Yaptığımız şeyin, aslında yapmak istediğimiz şeye yaklaşık yüzde 80 ya da yüzde 90 oranında sadık kaldığını söyleyebilirim.
Çünkü bu albümü yolculuk sırasında kaydediyor ve stüdyoya o ruhla giriyorduk. Ses olarak da tamamen farklıydı; daha çok 70’li yılları hatırlatan bir atmosfer vardı. Çünkü analog bant sistemiyle kayıt yapıyorduk ve bu ses diğer albümlerimizden tamamen farklıydı. Bu aynı zamanda kariyerimizin ilk dönemlerinde yaptığımız kaset kayıtlarını da bize hatırlattı. Ve şimdi geriye dönüp baktığımda, kişisel olarak, yapmak istediğimiz şeyi neredeyse başardığımızı düşünüyorum.
• Albümde sekiz şarkı yer alıyor, ancak önceden sadece iki parça yayımlandı: Adagh Oyantid ve Imanin. Albümü ilk olarak tanıtmak için özellikle bu iki şarkıyı seçmenizin özel bir nedeni var mıydı?
• Ousmane: Grubun bestecisi ve söz yazarı olarak, tanıtım için bir şarkı seçme kararı tamamen bana ait değildi. Çünkü benim gözümde albümdeki hiçbir şarkı diğerinden daha iyi değildir. Bir albümü tek bir bütün olarak görüyorum. Her şarkı bir diğerini tamamlar; tıpkı bir kitabın bölümleri gibi. Bu yüzden her şarkının kendi yeri, kendine özgü bir yanı ve kendi hikâyesi vardır.
Bu nedenle “şu daha iyi”, “şu öne çıkarılmalı” ya da “şu geri planda kalmalı” diyemem. Bu tür kararlar tüm grup ve plak şirketi tarafından birlikte alındı. Örneğin hangi şarkının tanıtım için seçileceği ya da hangisine klip çekileceği gibi konular, benim kişisel kararım değildi.
• Her albüm, ilk şarkıdan son şarkıya kadar müzikal, sözsel ya da her ikisinin birleşimiyle oluşan kendine özgü bir enerjiye ve duygusal akışa sahip. Sizin kendi deneyiminize göre, Assikel albümünün duygusal ve müzikal yolculuğunu nasıl tanımlarsınız? Örneğin neden açılış parçası olarak Adagh Oyantid’i, kapanış parçası olarak ise Adounia’yı seçtiniz? Ve aradaki diğer şarkılar bu akış içinde yerlerini nasıl buldu?
• Ousmane: Sorunuzda da söylediğiniz gibi, her albümün kendine ait bir enerjisi ve kendi hikâyesi vardır. Gerçekten de bir albüm yaptığımızda, her albümün kendine özgü enerjisi, hikâyesi ve kimliği olur. Besteci olarak bizler, tamamen aynı ruha sahip şarkılar yapmıyoruz; her ne kadar bazen birbirine bağlı durumları anlatsalar da. Her şarkı diğerini tamamlıyor.
Bazen sekiz ya da on şarkılık bir albüm üzerinde çalışırken, bir bestenin yapısını ya da bir şarkının albümdeki yerini değiştiriyoruz ki her parça diğerini daha iyi tamamlasın ve albümün dinlenişi sırasında belirli bir farkındalık hâli oluşabilsin. Bu biraz albümün içinde bir derinlik ve değişik katmanlarla belirli bir devinim yaratma çalışması gibidir. Amaç, baştan sona düz ve uyuyan bir göl gibi bir albüm yaratmak değil. Bunu tam olarak nasıl açıklayacağımı bilmiyorum ama bence dinleyici için önemli olan şey, her şarkının kendine ait özel bir yanı olması ve aynı zamanda diğer şarkılarla bir bağ ve uyum içinde bulunmasıdır.
Biz albümü başından sonuna kadar böyle görüyoruz. Bu albümün duygusal ve müzikal yolculuğunu nasıl tanımlayabilirim? Müzikal olarak, daha önce de söylediğim gibi, amacımız köklere dönmek ve aynı zamanda daha taze bir şey yaratmaktı. Tam anlamıyla doğaçlama diyemem ama içinde belirgin bir tazelik taşıyan bir müzik var. Çünkü bir şarkıyı tekrar tekrar çaldığımızda, sürekli prova yaptığımızda ve düzenlemeler üzerinde çok fazla çalıştığımızda, başlangıçtaki fikrin tazeliğini bazen kaybediyoruz.
Bu albümde ise o tazelik hâlâ hissediliyor. Doğrudan stüdyoda ortaya çıkan çok taze fikirler var. Bence bunu özel kılan da biraz bu. Öte yandan sözler de yaşadığımız deneyimlerin çoğunu anlatıyor; bizi derinden etkileyen olayları ve durumları. Her şeyi anlatamam çünkü çok uzun olurdu, ama genel fikir bu.
• Albüme özellikle sekiz şarkı koymayı seçmenizin özel bir nedeni var mıydı? Ayrıca Assikel’e dahil etmemeye karar verdiğiniz şarkılar ya da fikirler oldu mu?
• Ousmane: Sanırım başlangıçta albüm için sekizden daha fazla şarkı yapmayı düşünüyorduk. Ama sonunda sekiz şarkıda kaldık. Sebebi ise, sanatsal olarak benim çok doğru bulduğum şeyin şu olmasıydı: Albümün, Adar’dan Adounia’ya kadar, kendi bütünlüğüne sahip bir kitap gibi hissettirmesi. Bizim için bütün şarkılar birlikte, bir plak, bir kaset ya da tamamlanmış bir eser oluşturmak için yeterliydi.
Adar’dan Adounia’ya kadar dinlediğinizde, bu zaten tamamlanmış bir bütün gibi hissettiriyor. Bence on iki ya da on dört şarkı yapmak bir zorunluluk değil. Bazen bu tamamen nasıl baktığınıza bağlı. Bizim için sekiz şarkı yeterliydi. Aslında dokuz şarkımız vardı ama birini çıkarmayı ve albümü sekiz şarkıyla bırakmayı tercih ettik.
• İnternette okuduğum kadarıyla Eillal parçasında Tinariwen’den Ibrahim Ag Alhabib’in sakin ve yumuşak bir şekilde okuduğu sözler yer alıyor, bu aynı zamanda grupla yaptığı ilk kayıtlı iş birliği.
Bu iş birliği sizin için nasıldı? Nasıl başladığını, sürecin nasıl geliştiğini ve bu şarkıda birlikte çalışırken neler hissettiğinizi biraz anlatabilir misiniz?
• Ousmane: İbrahim ile Assikel albümündeki iş birliği, özellikle de “serap” anlamına gelen Eillal şarkısındaki katılımı, aslında 2023 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde ortaya çıkan bir fikre dayanıyor. Seattle’da konser veriyorduk ve Tinariwen’in konseri de hemen yanımızdaydı; aramızda kırk metreden bile az mesafe vardı. Biz konserimizi onların konseri bitmeden hemen önce tamamladık ve sonra onların konserine gittik. İbrahim’i zaten uzun yıllardır tanıyordum. Sık sık görüşüyorduk, adeta aile gibiydik.
Konserin sonunda tekrar karşılaştık ve konuştuk. O sırada bu albüm fikri aklımdaydı ve albümü yapmaya zaten karar vermiştik. Daha önce de söylediğim gibi, ona Kidal’daki durumu da anlatan ve aynı zamanda onu da bu yolculuğun bir parçası hâline getirecek bir şarkı üzerinde birlikte çalışmayı önerdim. Bunu memnuniyetle kabul etti ve biz de bu fikri Hollanda’da kayıt yaptığımız güne kadar aklımızda tuttuk. Onun çalıp söyleyeceği şarkının kayıtlarını yanıma aldım.
Kendisi çölün tam ortasında bir yerde yaşadığından, onu bulmak için çöle gittim ve evinde ziyaret ettim. İtiraf etmeliyim, tam da aradığım atmosfer buydu. Çünkü İbrahim doğayı çok seven, biraz benim gibi; sakin bir ortamda, gürültü ve karmaşadan uzak yaşamayı tercih eden biridir. Bence onu bu ruh hâli içinde bulmak, onu kulaklıklarla ve teknik ekipmanlarla dolu bir stüdyoya davet etmekten çok daha anlamlıydı.
Şehir hayatı onun için çok yorucu; aslında birçok sanatçı için de öyle. Bu yüzden kayıtları onun kendi evinde, kendini en rahat hissettiği ortamda gerçekleştirmeyi tercih ettim. Her ne kadar zor olsa da, kayıt yapmak için elimizdeki imkânlarla çözümler bulduk.
İbrahim’e daha önce kaydettiğimiz şarkıyı dinlettik. O da şarkıya gitarıyla eşlik edip sözlerini ekledi. Daha sonra kaydı buradaki (Hollanda) prodüktörümüz Jasper’a (Jasper Geluk, Tone Boutique Studio) gönderdim; o da sesi çok daha profesyonel ekipmanlarla yeniden işledi. Ve işte bu şarkı aslında Avrupa ile çölün tam kalbi arasında doğmuş oldu.

• Assikel albümündeki şarkılar hakkında bazı bilgiler bulabildim, ancak Inizdjam, Iman Derhan Nasn ve Tapsakin hakkında pek fazla bilgiye rastlayamadım.
Bu şarkılar ve onların arkasındaki hikâyeler, fikirler ya da duygular hakkında biraz daha anlatabilir misiniz?
• Ousmane: Inizdjam farklı anlamlar taşıyabilen bir kelimedir. Yerine göre düşünceler, kaygılar ya da kişinin kendi düşüncelerine dalıp gitmiş olması anlamına gelebilir. Bu şarkı, üzerimde ağırlık oluşturan ve beni geri çeken bir bağdan, bir bağlılık hissinden söz eder. İlerlememi engellemez, ama beni ters yöne doğru çeker. Aynı zamanda huzur dolu zamanlara duyulan özlemi anlatır. Şarkı ayrıca sürgün hissinden, sonsuz bir yolcu olmaktan ve hiçbir zaman gerçekten evinde hissedememekten bahseder.
Yıllardır nerede olursam olayım insanlar bana kim olduğumu soruyor. Sürekli bulunduğum yerde neden bulunduğumu açıklamak zorunda kalıyorum. Bu da kimlik ve milliyet meselelerini gündeme getiriyor. Şarkı şu sözlerle sona eriyor: “Nerede olursam olayım günlerim sayılı.”
Ne kadar uzun süre kalırsam kalayım, bir sabah yeniden yola çıkmak zorunda kalacağım. Ama gücüm, umudu koruyabilmemde ve tünelin sonunda bir ışık olduğuna inanmamda yatıyor.” Çok sevdiğim Aşık Veysel’in Uzun İnce Bir Yoldayım adlı eserinin de benzer bir temayı işlediğini düşünüyorum.
Derhan: Bu metin, en eski çocukluk anılarıma dayanıyor. İnsanların evlerini terk ederek zulümden kaçmak için dağlara sığındıklarını gördüğüm yıllardan geliyor. Bombardıman altında yaşayan tüm o insanlar… O zamanlar benim için bunlar sadece bir oyundu. Sonradan bunun ne kadar ciddi olduğunu öğrendim.
Şarkı, insanın kendi evinde barış ve güvenlik içinde yaşayabilme umudunu anlatıyor. Kendisini insan gibi hissedebildiği ve özgür yaşayabildiği bir hayatı anlatıyor. Metni Tamasheq dilinde yazış biçimim nedeniyle, bir Tamasheq bireyinden mi yoksa bütün Tamasheq halkından mı söz ettiğimi kesin olarak anlamak mümkün değil.
Tapsakin, kelime anlamıyla “benim akasyam” demektir. Bu şarkı, günün en sıcak saatlerinde altında dinlenmeyi ve güneşten korunmayı sevdiğim bir akasya ağacını anlatıyor. Benim akasyam. Ve sonra bir gün o ağaç yok oldu. Artık sığınabileceğim, altında yaşayabileceğim ve kendimi evimde hissedebileceğim bir akasyam kalmadı.

• İnternette okuduğum kadarıyla Adounia, Tinariwen’den Mohammed Ag Itlale’ye (diğer adıyla Japonais) adanmış bir saygı duruşu niteliğinde. Kendisi aynı zamanda Ousmane’in ilk dönem mentorlarından biriydi.
Böylesine kişisel bir saygı şarkısı yaratmak size nasıl hissettirdi?
Mohammed Ag Itlale ile ilgili en değerli anınız ya da hatıranız nedir?
Bu şarkıda ayrıca Mohammed Ag Itlale’nin kendi sesinden okuduğu bir şiir de yer alıyor. Bu şiir ne anlatıyor ve sizin için kişisel olarak ne ifade ediyor?
Eğer bugün bu şarkıyı duyabilseydi, sizce onun hakkında ne söylerdi?
• Ousmane: Mohamed Ag Itlale, yani “Japonais”in anısını onurlandırmak için yaptığım bu şarkı beni derinden etkileyen bir şey. Bu benim için sıradan ya da geçici bir deneyim değil. Bu, müzik kariyerimin başlangıcını oluşturan ve bana müzik dünyasının ilk kapısını açan bir şeydi.
Eğer doğru hatırlıyorsam, yıl 2003’tü. Cezayir sınırı, Adrar bölgesi ve çöl arasında bulunan bir köydeydim. Orada sanatçı görmek çok nadirdi. Yanımda akustik gitarım vardı. Tesadüfen Mohamed Japonais (ruhu huzur içinde yatsın) da o köye geldi. Gitarım olduğu için onu kendisine verdim, çünkü onun gitarı yoktu ve çalmaya başladı. Ben de o anı fırsat bilip ona sorular sordum; çünkü o dönemde gitarın nasıl akort edildiğini bile bilmiyordum.
Müzik teorisini bilmiyordum. Gitarı nasıl akort edeceğimi ve do, re, mi, fa, sol, la, si, do notalarını bana öğreten kişi oydu. Beni gerçekten müzik yoluna sokan ilk insan oydu. O benim çok değer verdiğim biriydi ve daha sonraki yıllarda onunla birçok zaman geçirdim. Ve onu, sadece benim değil birçok kişinin düşündüğü gibi, çölün en büyük şairi olarak görüyorum. Şiirlerini anlamak son derece zor ama felsefesi çok etkileyici.
O son derece sanatsal bir insandı. Yaşadığı hayat, sadece sıradan şeyleri gören insanlar için anlaşılması zor bir hayattı. Bu, büyük bir filozofa bakıp onun sanki bizim dünyamıza ait değilmiş gibi hissetmeye benziyor. O, çevrenin tamamen dışına çıkmış biriydi; bizim göremediğimiz ya da doğru şekilde görmeyi bilmediğimiz şeyleri görebiliyordu.
Ben onun sözlerini ve şiirlerini böyle görüyorum. Ne yazık ki 2021 yılında hayatını kaybetti. Bir şiiri vardı; onu dinlediğimde aslında şarkı söylemiyordu, sadece sözlerini okuyordu. Ve eğer doğru anladıysam, gerçi ben bile şiiri tamamen anladığımdan emin değilim, neredeyse bütün hayatını anlatıyordu. Çünkü bazı şiirler, şairin kendisi açıklamadıkça gerçekten tam olarak anlaşılamaz. Ama ben kendi yorumumla onun hayatından, yaşadığı zorluklardan, aştığı hayal kırıklıklarından ve onu derinden etkileyen şeylerden bahsettiğini düşünüyorum.
Sanki bütün hayat yolculuğunu sonuna kadar anlatıyormuş gibiydi. Ve işte bu bana o şiiri yeniden besteleme, kendi yorumumla söyleme ve şarkının sonunda onun kendi sesinden bir parçayı bırakma isteği verdi. Benim için şu anda onun sanatsal hatırasını onurlandırmanın tek yolu buydu. Bu benim için unutulmaz bir şey ve sonsuza kadar kültürümde ve varlığımın içinde yaşayacak bir anı.

• Şarkı sözlerinizi ya da şiirlerinizi nerede bulabiliriz?
Bunlar Tamasheq dilinde ve/veya Fransızca ya da İngilizce çevirileriyle mevcut mu?
Hiç şiirlerinizi bir kitap olarak yayımlamayı düşündünüz mü?
• Ousmane: Bu soruya hem bir hikâye anlatarak hem de daha doğrudan cevap vereceğim. Albüm yapmaya ilk başladığımız yıllarda, şarkılarımızı İngilizceye ve Fransızcaya çevirmeyi düşündük. Ama çevirilere her baktığımda, Fransızca konuşabiliyor olsam bile, şiirin ruhunun ve anlamının kaybolduğunu gördüm. Bu, bir orijinalin bin kez fotokopisini çekmek gibi. Sonunda elinizde hâlâ aslıyla bağlantısı olan bir şey kalıyor ama artık gerçekten aynı şey olmuyor.
Bu yüzden şarkıları hiç çevirmemeyi tercih ettim. Çünkü onları şiirselliğini ve ruhunu kaybetmiş hâlde görmektense hiç çevrilmemelerini tercih ederim. Benim için bunlar yalnızca sözlerden ibaret değil; gündelik bir konuşmadan çok daha derin bir anlam taşıyor. Ve hikâyelerden bahsederken, Londra’da yaşayan Andy Morgan adında bir arkadaşım var. Mohamed Ag Itlale “Japonais” hayattayken onun çok ilginç bir proje fikri vardı. Bence çeviri tam da böyle yapılmalı. Fikri, Japonais’in şarkıları etrafında bir kitap ya da benzeri bir çalışma hazırlamaktı.
Ama bu şarkıları herhangi biri çevirmeyecekti; onları başka bir şair çevirecekti. Çünkü Japonais bir şairdi ve onun ruhunu anlayabilecek kişinin de başka bir şair olması gerekiyordu. Ancak böyle biri, o şiirleri İngilizceye ya da Fransızcaya yeni bir şiir olarak aktarabilirdi. Bence bir şarkıyı gerçekten anlamlı şekilde çevirebilmenin en yakın yolu budur.
Bir şarkıyı kelime kelime çevirmek benim için hiçbir anlam taşımıyor. Ne yazık ki bu, şiirin değerini, ruhunu ve özünü büyük ölçüde kaybettiriyor. Asıl zorluk, Tamasheq şiirini gerçekten anlayıp onu İngilizceye ya da Fransızcaya aktarabilecek başka bir şair bulabilmek. Benim için çevirinin tek gerçek ve anlamlı yolu bu.
• Neredeyse tüm albümleriniz yılın ilk yarısında, yani bahar döneminde yayımlandı; tabii Chatma bunun dışında kalıyor. Chatma aynı zamanda biraz farklı bir atmosfere sahipti ve Paul Salvagnac ile yaptığınız ilk albümdü.
Bahar mevsimi ile yaratıcı süreciniz arasında özel bir bağ olduğunu düşünüyor musunuz? Sanki doğa yeniden çiçek açarken, sizin yaratıcılığınız da yeni bir albümle birlikte yeniden filizleniyor gibi… Bu sürecin sizin için nasıl işlediğini biraz anlatabilir misiniz?
• Ousmane: Benim için en önemli şey şiir yazmak ve müzik yaratmaktır. Albüm kaydedildikten, düzenlendikten ve mastering süreci tamamlandıktan sonra, kendi görevimin sona erdiğini düşünüyorum. Bundan sonra albümün yayımlanması Glitterbeat Records’un sorumluluğundadır; albümün halka nasıl ve ne zaman sunulacağına onlar karar verir.

• Bu soru özellikle grubun tüm üyelerine yönelik: Eğer her biriniz albümden bir şarkıyı favoriniz olarak seçmek zorunda kalsaydınız, hangisini seçerdiniz ve neden?
• Ousmane: Ben son şarkıyı seçerdim.
Elbette albümdeki bütün şarkılar yaşadığım, gördüğüm ya da hissettiğim hikâyeleri anlatıyor. Hepsi ruhumda bir iz bırakıyor. Ama birini seçmek zorunda kalsaydım, Mohamed Japonais’nin sözlerini taşıyan son parçayı seçerdim: Adounia. Bu şarkıyı gerçekten çok seviyorum. Çünkü sözleri benim için son derece derin ve özel. Gündelik olanın çok ötesine geçiyor. Bu benim için sadece duyduğum bir şiir değil; çünkü o insanı tanıyordum.
Hayatının başından sonuna kadar nasıl bir yaşam sürdüğüne dair bir fikrim var ve bu şiirde söylediği her şeyi hissedebiliyorum; her ayrıntıyı bütünüyle anlamıyor olsam bile. Benim için bu şarkının müziği özellikle sade tutuldu. Dikkatle dinlerseniz, şiire ve sözlere gerçekten alan bırakıldığını hissedebilirsiniz.
Bu yüzden bu şarkıya ve sözlerine çok büyük önem verdim. Çünkü ben müziği seviyorum, besteleri seviyorum, melodileri seviyorum… ama benim için her şeyin ruhu sözlerdir, şiirdir. Ve bu şiir benim için gerçekten sıradan olanın çok ötesinde. Gerçekten çok özel.


• Cheikh: Benim için bu şarkı Derhan.
Çünkü akustik enstrümanların, geleneksel ritimlerin, vurmalı çalgıların ve lap steel gitarın birleşiminin şarkıya çok özgün ve benzersiz bir karakter kazandırdığını düşünüyorum.
• Paul: Albümde gerçekten favori bir şarkım yok.
Ancak beni özellikle etkileyen bir an var: Adounia’nın stüdyodaki kaydı. Kayda başlamadan sadece birkaç dakika önce Ousmane bize bu şarkıyı ilk kez dinletti. Ne Jasper (Jasper Geluk, Tone Boutique Studio) ne de ben daha önce bu şarkıyı duymuştuk.
Jasper klavyedeydi, Ousmane akustik gitar çalıyor ve söylüyordu, ben de dobro çalıyordum. Stüdyodaki ışıklar loştu ve bu durum çok özel bir atmosfer yaratıyordu. Çok kısa sürede, adeta “yumurta kabukları üzerinde yürür gibi”, tamamen içgüdüsel bir şekilde çalmaya başladık. Çünkü şarkıyı aynı anda hem keşfediyor hem de şekillendiriyorduk.
Bizi nereye götüreceğini tam olarak bilmiyorduk, ama birbirimizi dikkatle dinliyorduk ve müzik doğal bir şekilde oluşuyordu. Ayrıca bunun Tamasheq müziğinin en büyük isimlerinden biri olan Mohamed Ag Itlale’ye bir saygı duruşu olduğunu biliyorduk; bu da o ana daha fazla duygu ve büyü katıyordu. Sanırım sonunda seçilen kayıt ikinci denemeydi. Bu albümden aklımda kalan en güzel anılardan biri budur.
• Momo: Albümdeki bütün şarkıları çok seviyorum, ama eğer yalnızca birini seçmem gerekseydi, hatırlanacak tek bir an olsaydı, ben de son şarkı olan Adounia’yı seçerdim. Elbette Ousmane’den farklı nedenlerle; çünkü ben Tamasheq dilini konuşmuyorum. Benim için mesele tamamen müzikal. Aslında Ousmane, kayıtların son gününün akşamında bu şarkıyla geldi ve şöyle dedi: “Bu arada, Japonais’nin bir metni üzerine yazılmış bir şarkım daha var.” Sonra bize çaldı.
Muhteşemdi! Paul ve Jasper’dan (Jasper Geluk, Tone Boutique Studio), ses mühendisi ve ortak yapımcı olan, aynı zamanda çok iyi bir org sanatçısı olan Jasper’dan kendisine eşlik etmelerini istedi. Jasper’ın orgunu stüdyonun ortasına taşıdık ve kurduk. Cheikh ve ben ise onların üçünü, derin bir huzur, samimiyet ve yarı karanlık içinde bu şarkıyı kaydederken dinledik. Parçayı kavrayabilmek için sadece birkaç prova yapıldı ve ardından ikinci kayıt alındı.
Bu yüzden Paul ve Jasper’ın şarkıyı çalarken aynı zamanda keşfettiklerini söylemek mümkün. Şarkı büyük bir dikkatle, büyük bir sadelikle ve yoğun bir duyguyla icra edildi. Bu saf bir müzik ve şiir anıydı. Gerçekten büyülü bir andı. Kayıt tamamlandıktan sonra mikrofonları toplamaya ve kabloları sarmaya başladık. Bu, grup kayıtlarının sonuydu.
Son olarak: Ousmane’in Türkiye’ye dair özel bir hatırası.
Kapadokya’da ve Türkiye’nin başka bazı bölgelerinde bulunduğum sırada, bana çok garip bir şey oldu. Bazen kendimi sanki bu yerlerde daha önce yaşamışım gibi hissediyordum; sanki buraları zaten tanıyormuşum gibi. Sanki onları ilk kez görmüyormuşum gibi. Bilinçaltımda bana bu déjà-vu hissini veren bir şey vardı.
Ve bu hissi yaşadığım tek ülke Türkiye oldu.
Oysa dünyanın birçok yerini gezdim, ama bunu başka hiçbir yerde hissetmedim. Bu, zihnimde kalan ve hiçbir zaman tam olarak anlayamadığım bir şey oldu.
Assikel albüm künyesi
Aşağıdaki tablo, albüm ve parçalar hakkında hızlı bir genel bakış sunmaktadır.
| Başlık | Türkçe anlamı (muhtemelen) | Ek bilgiler |
|---|---|---|
| Assikel | Yolculuk / Seyahat | ** Adını “yolculuk” anlamına gelen Assikel’den alan albüm, grubun yıllar boyunca dünyanın dört bir yanında biriktirdiği deneyimlerin müzikal bir özeti niteliğinde. Hollanda’da analog bantlarla kaydedilen albüm, ham ve doğal sesiyle grubun köklerine dönüşünü yansıtıyor. |
| 1. Adagh Oyantid | Muhtemelen: Dağlar çağırıyor / konuşuyor (“Adagh”, Adrar bölgesine bir gönderme olabilir) | * Slide gitar dokunuşlarıyla öne çıkan bu titreşimli açılış parçası, Mali’nin kuzeyindeki dağlık bölgeye gönderme yapıyor; sözleri ise atalara ait toprakların sömürülmesine karşı bir uyarı niteliği taşıyor. |
| 2. Inizdjam | Muhtemelen:Hüzün / melankoli | ** Sürgün, aidiyet ve kimlik üzerine düşündüren şiirsel bir parça. Sürekli yolda olmanın, hiçbir yere tam olarak ait hissedememenin ve geride kalan huzurlu zamanlara duyulan özlemin izlerini taşıyor. |
| 3. Iman Derhan Nasn | Muhtemelen:Aramızdaki inanç / güven | ** Ousmane’in çocukluk anılarından beslenen bu parça, savaş ve yerinden edilme deneyimlerine tanıklık eden bir kuşağın hikâyesini anlatıyor. Evinde huzur ve güven içinde yaşayabilme umuduna odaklanıyor. |
| 4. Aiytma | Muhtemelen:Unutma / Hatırla | * Şair Mahmoud Ag Ahmouden ile birlikte yazılan bu parça, ilk bakışta yumuşak ve sakin bir balad gibi görünse de aslında direnişe çağrı niteliği taşıyor. (Cheikh bu şarkıyı, “yoldaşlarını motive etmek için siperlerde söylenecek bir şarkıya” benzetiyor.) |
| 5. Imanin | İnanç / iman / güven | * Parça, konuk Belçikalı müzisyen Wouter Van Asselbergh’in tekinsiz synth melodisiyle açılıyor; ardından sert distorsiyonlu gitarlar ve dur durak bilmeyen perküsyonlar eşliğinde albümün en ham ve en elektrikli şarkısına dönüşüyor. |
| 6. Eillal (ft. Ibrahim Ag Alhabib) | Serap | * Bu şarkıyla birlikte kısa bir sakinlik anı geliyor; parçada Tinariwen’den Ibrahim Ag Alhabib’in yumuşak bir şekilde okuduğu sözler yer alıyor. Bu aynı zamanda onun grupla yaptığı ilk kayıtlı iş birliği. |
| 7. Tapsakin | Benim akasyam | ** Bir zamanlar gölgesinde dinlendiği ve güneşten korunduğu akasya ağacını anlatan kişisel bir parça. Kaybolan ağaç, zamanla sığınak, yurt ve aidiyet duygusunun simgesine dönüşüyor. |
| 8. Adounia | Hayat / Dünya | * Tinariwen’den, Ousmane’in ilk dönem mentorlarından biri olan merhum Mohammed Ag Itlale’ye (Japonais olarak da bilinir) adanmış bir saygı duruşudur. Hayatın geçiciliği üzerine ağır ilerleyen bir düşünce yolculuğu sunan parça; melankolik vokalleri org dokularıyla birleştiriyor ve Japonais’nin kendi şiirini okuduğu eski, cızırtılı bir ev kaydıyla sona eriyor, son derece samimi ve anlamlı bir kapanış. |
* Albüm notları ve tanıtım metinlerinden (Glitterbeat Records / Bandcamp) uyarlanmıştır. (https://tamikrest.bandcamp.com/album/assikel)
** Ousmane Ag Mossa ile yapılan röportajdan derlenmiş ve özetlenmiştir.
Tamikrest, Tamasheq dilinde “bağlantı” ya da “birliktelik” anlamına gelir. Grup, müziğinde Sahra’nın gelenekleri ile çağdaş dünyayı, yerel hikâyeler ile evrensel duyguları buluşturmayı amaçlıyor.
Assikel, 15 Mayıs 2026 tarihinde Glitterbeat Records tarafından yayımlandı. Albümün kayıtları Hollanda’daki Tone Boutique Studio’da gerçekleştirildi.
Ousmane Ag Mossa: ana vokal, elektro ve akustik gitar
Cheikh Ag Tiglia: bas gitar, geri vokaller, akustik gitar, djembe ve perküsyonlar
Paul Salvagnac: elektro gitar, lap steel, dobro ve tumba tumba
Cédric “Momo” Maurel: kalabaş, dhol, bendhir, tumba tumba, djembe ve tube
Kapak fotoğrafı: Arnaud Contreras
Iç kapak fotoğrafı: Jasper Geluk Kapak tasarımı: Laurence Philippon
Tamikrest Diskografi







Ödüller ve Öne Çıkan Başarılar
- 2013 Songlines Award – Best Album of the Year (Chatma)
- 2013 Songlines Music Awards – Best Group
- 2021 Songlines Music Awards – Best Group adaylığı
- Chatma, World Music Charts Europe’da 1 numaraya yükseldi ve birçok uluslararası yıl sonu listesinde yer aldı.
- Assikel, yayımlanmasından yalnızca iki hafta sonra Haziran 2026 World Music Charts Europe listesinde 1 numaraya yükseldi.






