Menüyü kapat

    Bültenimize abone olun

    Stüdyoİmge'de yayınlanan yazıları çıktığı anda e-posta gelen kutunuzda görün.

    Facebook X (Twitter) Instagram
    StüdyoİmgeStüdyoİmge
    Facebook X (Twitter) Instagram Bluesky
    • Yazılar
      1. Güncel
      2. Röportaj
      3. Dosyalar
      4. Konser & Etkinlik
      5. Albümler
      6. Portre
      7. Tümünü gör

      GİTARİST YOK, GİTARI SAHNEDE: Bu Kaydın Hakları Kimde?

      21.09.2026

      W(HISK)Y, Z Kuşağı

      03.07.2026

      PAUL McCARTNEY ve RINGO STARR: Geçmişle Konuşan İki Çınar

      30.06.2026

      DEEP PURPLE Hâlâ Heyecan Oluşturuyor

      09.06.2026

      RAINBOW45 RECORDS SALİH: Plaklara Fısıldayan Adam

      05.08.2026

      Bir ACİL SERVİS Hikâyesi: SAMİ ERTAN KIZILTAN

      24.07.2026

      TAMIKREST: Çölün, Şiirin ve Yolculuğun Sesi

      26.06.2026

      KESMEŞEKER: Çünkü Sonunda Şarkılar Kalıyor

      25.06.2026

      Rock Dünyasının YARIDA KALAN Konserleri

      24.09.2026

      ROCK VE BİLİMKURGU. Fantastik Frekanslar

      04.08.2026

      Rock ve Saykedelik Folk’ta Okültizm #3: Hasır Adamın Ateşi

      10.07.2026

      ROCK VE PİYANO: Tuşların Hafızasında Bir Yolculuk

      02.06.2026

      TEOMAN: Gri Ankara’da Papatya Gibi Açtı

      22.09.2026

      Speed Metal Attack 1 – Moda Sineması’nda Keşmekeş

      08.09.2026

      LAMB OF GOD ile Heavy Metal ve İstanbul Kedileri

      28.08.2026

      BBC PROMS: Senfoni Orkestrası Prog Klasikleri Çalarsa!

      28.07.2026

      CEM ARIK: Yıllar Sonra Gelen Acı Tatlı Paranoyak Bir 45’lik

      29.09.2026

      JESUS CHRIST SUPERSTAR: Gürültüyle Başlayan, Sessizlikle Biten Bir Hikâye

      25.09.2026

      YENİ RAPORU: Rock Aleminin Ağustos ve Eylül Albümleri

      20.09.2026

      BIG IN JAPAN: Sen Bizi Bir de Japonya’da Göreceksin!

      07.09.2026

      STEVEN WILSON: Yaşanmamış Sefaletlerin Sözcüsü

      30.09.2026

      Kimin (Neyin) Nesi Bu NANKER PHELGE?

      23.09.2026

      ARDA UMURHAN: Kendi Sesinin Peşinde

      25.08.2026

      Tez-Antitez: PINK FLOYD

      27.07.2026

      STEVEN WILSON: Yaşanmamış Sefaletlerin Sözcüsü

      30.09.2026

      CEM ARIK: Yıllar Sonra Gelen Acı Tatlı Paranoyak Bir 45’lik

      29.09.2026

      Gri Yılların Renkli Fırtınası: ERSEN VE DADAŞLAR. Bir Arayışın Portresi

      28.09.2026

      JOHNNY RAMONE: Peki Senin Pozisyonun Hangisi?

      27.09.2026
    • Anasahne
    • Yazılar
      1. Güncel
      2. Konser & Etkinlik
      3. Albümler
      4. Biyografi
      5. Portre
      6. Eski Sayılar
      7. Tümünü gör

      GİTARİST YOK, GİTARI SAHNEDE: Bu Kaydın Hakları Kimde?

      21.09.2026

      W(HISK)Y, Z Kuşağı

      03.07.2026

      PAUL McCARTNEY ve RINGO STARR: Geçmişle Konuşan İki Çınar

      30.06.2026

      DEEP PURPLE Hâlâ Heyecan Oluşturuyor

      09.06.2026

      TEOMAN: Gri Ankara’da Papatya Gibi Açtı

      22.09.2026

      Speed Metal Attack 1 – Moda Sineması’nda Keşmekeş

      08.09.2026

      LAMB OF GOD ile Heavy Metal ve İstanbul Kedileri

      28.08.2026

      BBC PROMS: Senfoni Orkestrası Prog Klasikleri Çalarsa!

      28.07.2026

      CEM ARIK: Yıllar Sonra Gelen Acı Tatlı Paranoyak Bir 45’lik

      29.09.2026

      JESUS CHRIST SUPERSTAR: Gürültüyle Başlayan, Sessizlikle Biten Bir Hikâye

      25.09.2026

      YENİ RAPORU: Rock Aleminin Ağustos ve Eylül Albümleri

      20.09.2026

      BIG IN JAPAN: Sen Bizi Bir de Japonya’da Göreceksin!

      07.09.2026

      Gri Yılların Renkli Fırtınası: ERSEN VE DADAŞLAR. Bir Arayışın Portresi

      28.09.2026

      FLÖRT ve Müzikal Yolculuğu. Üç İsim, Dört Mevsim

      08.05.2026

      Sandy Denny: Eski Moda Bir Vals Gibi

      10.02.2026

      Tünay Akdeniz: Türk Punk’ın Babası

      21.01.2026

      STEVEN WILSON: Yaşanmamış Sefaletlerin Sözcüsü

      30.09.2026

      Kimin (Neyin) Nesi Bu NANKER PHELGE?

      23.09.2026

      ARDA UMURHAN: Kendi Sesinin Peşinde

      25.08.2026

      Tez-Antitez: PINK FLOYD

      27.07.2026

      İLHAN İREM: Analog Bir Sabır, Kristal Bir Varoluş

      01.04.2026

      Cem Karaca: Dervişan Yeniden Doğuyor

      10.02.2026

      Pearl Jam: Eski Müziğin Yeni Ruhu

      20.11.2025

      David Bowie: Dünyaya Düşen Adam

      12.11.2025

      STEVEN WILSON: Yaşanmamış Sefaletlerin Sözcüsü

      30.09.2026

      CEM ARIK: Yıllar Sonra Gelen Acı Tatlı Paranoyak Bir 45’lik

      29.09.2026

      Gri Yılların Renkli Fırtınası: ERSEN VE DADAŞLAR. Bir Arayışın Portresi

      28.09.2026

      JOHNNY RAMONE: Peki Senin Pozisyonun Hangisi?

      27.09.2026
    • Dosyalar
    • Röportajlar
    • Künye
    • Podcast
      • Spotify
      • Apple Podcasts
      • YouTube
    • Dükkan
    StüdyoİmgeStüdyoİmge
    Ana sayfa»Konser & Etkinlik»THE GATHERING ve THE PINEAPPLE THIEF: İstanbul’da, Aynı Gecede Mucize Gibi Bir Konser! 
    Konser & Etkinlik

    THE GATHERING ve THE PINEAPPLE THIEF: İstanbul’da, Aynı Gecede Mucize Gibi Bir Konser! 

    The Gathering ve The Pineapple Thief, İstanbul’da yalnızca bir konser değil; eski dostlukları, gençlik anılarını ve yıllardır içimizde yaşayan şarkıları yeniden hatırlatan özel bir gece yaşattı.
    Hacer ErişkinHacer Erişkin02.07.20268 dakikalık okuma
    Paylaş
    Facebook Twitter WhatsApp Email Bağlantıyı kopyala

    Hacer Erişkin, The Gathering ve The Pineapple Thief’in İstanbul konserini yalnızca sahnede yaşananlarla değil, 90’lardan bugüne uzanan kişisel anılarıyla derleyerek anlatıyor. Anneke van Giersbergen’in duru vokaliyle şekillenen The Gathering efsanesi ve The Pineapple Thief’in modern Prog Rock dünyasındaki güçlü yeri, aynı gecede geçmişle bugünü buluşturan mucize gibi bir konser deneyimine dönüşüyor.

    Yıl 1997. Bir zamanların yazılımcı fabrikası Netaş’ta çalışan yüzlerce mühendisten biriyim. Yolumuz uzun, gençliğimiz var, gündüz deli gibi çalışıp mesai sonu Beyoğlu Rock barlarındayız. “Bizim zamanımızda….” diye başlayan cümleler kurup can sıkıcı X kuşağı muhabbetlerine girmeyeyim ama 90’ların o güzel ortamının ve kaliteli canlı müzik mekânlarının tam içindeyiz. 

    Şirkette, yan departmanda Koray vardı; yakın arkadaşım. Biraz (!) hiperaktifti. Bel altı da dahil şaka yapmadan duramaz, sağa sola bulaşır, tatlı-arıza hâlleriyle kendine sıkıntı çıkarıp dururdu. Çok severdim onu. Sıkı bir metal dinleyicisiydi. Bana bir gün bir gruptan bahsetti: Grubun müzikalitesi süpermiş, gotik bir tarzları varmış, Hollandalıymış, ama asıl bir vokalisti varmış ki, üfff’müş. Aşıktı o vokaliste. Bana on saatte bilgisayarına indirdiği (bakınız: o zamanlar internet hızı) bir şarkıyı dinletti. Amanındı! Bu bir Uçan Hollandalı değil, cennetten inme bir melek olmalıydı: O ne duru bir ses; zorlamasız, iddia kasmayan ama iniş-çıkışlarıyla ve kafa sesi kullanımıyla yeteneğini sergilemekten de uzak durmayan bir kadın vokal. Şarkı Nighttime Birds, vokalist ise The Gathering’den Anneke van Giersbergen idi. 

    Koray’ı maalesef çok genç yaşta kaybettik. O deli gençlik günlerinden beri Anneke’yi her dinlediğimde aklıma canım Koray, Koray’ı her andığımda da aklıma Anneke ve The Gathering gelir. 

    İstanbul’a özel, ilk ve tek…

    Konser afişi

    İşte o The Gathering, atmosferik Doom Metal’de çığır açan kült albümleri Mandylion’un 30. yılı vesilesiyle konser vermek için The Pineapple Thief ile birlikte İstanbul’a geldi. Organizatör firma (Vera Müzik) nasıl becerdi bilmiyorum ama mucizevi bir işti: İki harika grubu aynı gece, üç buçuk saat boyunca kesintisiz dinleyecektik. The Gathering ile geçmişim daha eskilere ve duygusal anılara dayansa da ben daha çok The Pineapple Thief için heyecanlanıyordum. Progresif Rock dünyasının çok önemli iki müzisyeni olan Bruce Soord ve Gavin Harrison yüzünden midir bilmiyorum, onların The Gathering’den sonra sahneye çıkacaklarından emindim. Oysa tam tersi oldu. Konser sırasında nedenini anlayacaktım. 

    The Pineapple Thief sahnede…

    Grubun 2021 yılında da bir İstanbul konseri planlanmıştı ama nedenini çözemediğimiz bir şekilde iptal edilmişti. Büyük hayal kırıklığı içinde epey söylendiğimi hatırlıyorum. O yüzden bu seneki konser için biletler satışa çıkar çıkmaz almıştım ve sonunda konser günü gelip çatmıştı. 

    Saatler 20:00’yi gösterdiğinde önlere yakın bir pozisyonda yerimizi aldık. 20:30 gibi de The Pineapple Thief sahnedeydi. 2024 albümleri It Leads to This’ten The Frost ile performanslarına başladılar. Setlist çok iyiydi; çoğunluğu grubun en güçlü üç albümünden (Your Wilderness, It Leads to This, Versions of the Truth) oluşan şahane bir seçki çaldılar. Şarkılarında her zaman var olan zıtlıkları — kırılganlık ve öfke, yumuşaklık ve sertlik, sessizlik ve fırtına — canlı canlı dinlemek çok iyi hissettirdi. 

    The Pineapple Thief sahnede

    Ses düzeninde ise ilk iki şarkı sonrasında sıkıntılar baş gösterdi. Benim bulunduğum yerde mi öyleydi yoksa genel bir problem miydi bilmiyorum ama bas gitar tüm diğer enstrümanları ve vokali “bas”tırdı resmen. Üstelik tonu da sürekli kayıyor gibiydi. Müzikal altyapı konusunda çok yetenekli bir prodüktör olan Bruce Soord, grubun o karakteristik atmosferini normalde nefis hâle getirir; ancak diğer müzisyenlerin harika performansına rağmen konserde maalesef o atmosferin içine bas yüzünden tam giremedim. Sonlara doğru ses biraz daha normale döndü ama zaten sahnede bir saatten biraz daha fazla kaldıkları için, o güzelim şarkılardan aldığım keyif bir miktar azaldı. En güzel sürpriz ise sadece iki gün önce yayımladıkları yeni şarkıları Hold the Ashes’ı ilk defa İstanbul’da bize çalmaları oldu. 

    The Pineapple Thief – Hold the Ashes

    Prog Rock dünyasının yaşayan efsanelerinden olma yolunda ilerleyen Gavin Harrison’ı ise tamamen konsantre olduğu davul setinin başında seyretmek ayrı bir keyifti. Yalnız, o saç ve bıyık ikilisinden en kısa zamanda kurtulur umarım 🙂 

    Gerek Gavin Harrison iki grupta da çaldığı için, gerek Bruce Soord’un Steven Wilson’ı andıran yumuşak vokal tarzından dolayı, gerekse melodiklik ve sertliği nefis bir şekilde bir araya getirdiği için The Pineapple Thief’e, Yeni Porcupine Tree gözüyle bakanlar da var. Ben o kadar ileri gitmiyorum ama günümüz Prog Rock dünyasının çok önemli bir grubu olduklarını düşünüyorum. Umarım enstrümanların her birini daha net duyabildiğim bir konserde onları yeniden canlı dinleme fırsatım olur. 

    Ve geliyor iki gözümün çiçeği Anneke van Giersbergen

    Anneke van Giersbergen, 2007 yılında, kendi solo projelerine yoğunlaşmak ve o sırada iki yaşında olan oğlu ile ilgilenmek için The Gathering’den ayrıldı, grup da yoluna başka bir kadın vokalle devam etti. Bu arada Anneke’nin oğlu Finn de büyüdü ve müzisyen oldu. Bu kayıtta birlikte çalıp söylüyorlar:

    Orijinal kadro 2025 yılında Mandylion albümünün 30. Yıl dönümü turnesi için yeniden bir araya geldi. Turne 2025 yazında başlamıştı, Ocak 2027’de Amsterdam’da verecekleri konserle son bulacak. Turne sonrasında ise The Gathering’in birlikte bir albüm veya proje yapma olasılığı pek görünmüyor; herkes kendi yoluna gidecek gibi. O yüzden iyi ki bu konsere gitmişiz diyorum. 

    Mandylion nedir ki?

    The Gathering – Mandylion (1995)

    The Gathering, Anneke ile çalışmadan önce farklı vokallerle iki Doom/Gotik Metal albümü yapmış ama istediği çıkışı yakalayamamıştı. Üçüncü albümlerinin şarkılarını yazmaya başladıklarında ise bir vokalistleri yoktu, yani ortada kimin söyleyeceği belli olmayan enstrümantal altyapılar vardı. Grup üyelerinin o dönem 22 yaşındaki Anneke’yi kadroya katmaları aslında büyük bir vizyon ve takdir edilesi bir durum. Metal dünyasında o zamanlar kadın vokal az görülmüş bir şey, var olanlar da daha çok operatik tarzda şarkı söyleyen birkaç kişi. 

    Anneke gruba girer girmez altyapıları aldı, üzerlerine vokal melodilerini ve şarkı sözlerini yazdı. Ortaya çıkan eser, şarkıları doğrudan kendi sesi düşünülerek yazılmamış olan Anneke adına zor bir deneyim olsa da metal tarihini değiştirecek kadar etkileyici bir albüm oldu Mandylion. 

    Bu kelime Hıristiyan geleneğinde Hz. İsa’nın yüzünün izinin çıktığına inanılan ve tarihteki ilk ikona olarak kabul edilen kutsal bir bez veya “mendil”. Hikâyenin kökeni bizim Şanlıurfa’ya kadar uzanıyor. Grup konsept olmayan bir albüm için neden bu ismi seçmiş bilmiyorum; belki de Anneke’nin gruba şifa getiren kutsal bir Mandylion olması üzerinden güzel bir metafor kurmuşlardır. 

    Konser başlıyor…

    Özellikle Anneke sahneye çıktığında salonda bir çığlık koptu. O zaman anladım neden The Gathering asıl grup olarak çıkıyor sahneye. O gece orada olanların çoğu The Gathering için oradaymış, ben The Pineapple Thief ağırlıklı heyecanımla azınlıktaymışım. 

    Çok iyi çaldılar. Anneke muhteşemdi. 22 yaşındayken yazdığı gayet iddialı vokal melodilerini söylerken sesinde en ufak bir detone ve zorlanma belirtisi yoktu. Arkasında ona destek olacak bir geri vokale bile ihtiyaç duymamıştı. Kulağına gelen seste bir problem vardı sanırım, konser boyunca kulak içi monitörünün belinde duran alıcısıyla oynayıp durdu. Belki mikste sesini biraz daha fazla öne alabilirlerdi ama o sert gitar rifflerinin arkasından o melek sesinin bu denli berrak duyulabilmesi bile mucize gibiydi. 

    The Gathering sahnede

    Grubu ilk defa dinleyenler için bu “sertlik ve zarafet” zıtlığı ilginç bir deneyim olmuş olabilir ama onları özel kılan şey de bu zaten; Nightwish, Evanescence, Paatos gibi duru kadın vokalli Prog/Metal gruplarının ortaya çıkmasına da vesile oldular kendileri. 

    Konserde Mandylion albümünün şarkılarını albüm sırasıyla dinleyeceğimi zannederken Nighttime Birds albümünden nefis On Most Surfaces’ı çalmaya başladılar. En sevdiğim albümleri olan How to Measure a Planet’ten çaldıkları şarkılar bizi mest etti ama içinden keşke Nighttime Birds gelseydi de Koray’a gönderseydim diye geçirdim. 

    Frank Boeijen (klavye), Hugo Prinsen Geerligs (bas), Jelmer Wiersma (gitar)

    In Motion #2, Leaves ve özellikle Sand and Mercury ile gelen hipnotik, duygu yüklü akışı, sahne arkasındaki kozmik görseller destekledi. Strange Machines ise 90’larda ilk çıktığında Rock ve Metal dünyasında çok büyük yankı uyandırmıştı; otuz yıl sonra şarkı hâlâ ağır, melodik ve melankolik bir anıt gibi sapasağlam duruyor. 

    Dinleyiciler arasında her yaştan müziksever vardı. The Gathering doksanlardan gelen bir çınar ama günümüzde de duygusal etkisinden hiçbir şey kaybetmeyen, aşırı teknik gösterişten uzak, yoğun melankolik sound’larıyla jenerasyonlar arası bir köprü kuruyor. O akşam da bir buçuk saat sahnede kaldılar. 90’lardan gelen dinleyicileri otuz yaş gençleşti, genç dinleyiciler hipnotize oldu, hep beraber mutlu mesut, ruhumuz müziğe doymuş bir şekilde mekândan ayrıldık. 

    Anneke van Giersbergen

    The Gathering – Saturnine

    The Gathering setlist:

    ŞarkıAlbüm (çıkış tarihi)
    MandylionMandylion (1995)
    EléanorMandylion
    Fear the SeaAlways… (1992)
    In Motion #1Mandylion
    On Most SurfacesNighttime Birds (1997)
    Broken GlassSouvenirs (2003)
    Great Ocean RoadHow to Measure a Planet? (1998)
    Probably Built in the FiftiesHow to Measure a Planet?
    Analog Parkif_then_else (2000)
    In Motion #2Mandylion
    LeavesMandylion
    Sand and MercuryMandylion
    Strange MachinesMandylion
    Encore: TravelHow to Measure a Planet?
    Saturnineif_then_else

    The Pineapple Thief setlist:

    ŞarkıAlbüm (çıkış tarihi)
    The FrostIt Leads to This (2024)
    In ExileYour Wilderness (2016)
    DemonsDissolution (2018)
    Put It RightIt Leads to This
    Versions of the TruthVersions of the Truth (2020)
    Our MireVersions of the Truth
    All That’s LeftSomeone Here Is Missing (2010)
    Hold the Ashes–
    It Leads to ThisIt Leads to This
    Give It BackLittle Man (2006)
    The Final Thing on My MindYour Wilderness
    Alone at SeaMagnolia (2014)

    Yazar

    • Hacer Erişkin
      Hacer Erişkin

      Elektronik Mühendisi. Felsefe öğrencisi. 2024-25 dönemi Apaçık Radyo "Müzik Tüneli" yapımcısı. Floydian. Kadıköy-Datça hattı.

    heavy metal progressive rock rock the gathering the pineapple thief yabancı
    Paylaş. Facebook Twitter WhatsApp Email
    Önceki yazıGRUP BUNALIM: Bilinç ile Bilinçaltı Arasındaki Çizgi
    Sonraki yazı W(HISK)Y, Z Kuşağı

    İlgili Yazılar

    STEVEN WILSON: Yaşanmamış Sefaletlerin Sözcüsü

    30.09.2026Yazan: Hacer Erişkin

    CEM ARIK: Yıllar Sonra Gelen Acı Tatlı Paranoyak Bir 45’lik

    29.09.2026Yazan: Bülent Seyitdanlıoğlu

    JOHNNY RAMONE: Peki Senin Pozisyonun Hangisi?

    27.09.2026Yazan: Stüdyoİmge

    FAIRPORT CONVENTION – Si Tu Dois Partır. Ya Da HAYDİ GİT!

    26.09.2026Yazan: Stüdyoİmge

    JESUS CHRIST SUPERSTAR: Gürültüyle Başlayan, Sessizlikle Biten Bir Hikâye

    25.09.2026Yazan: İzzet Eti

    Rock Dünyasının YARIDA KALAN Konserleri

    24.09.2026Yazan: Hakan Türkoğlu
    En son yazılar
    Portre

    STEVEN WILSON: Yaşanmamış Sefaletlerin Sözcüsü

    Yazan: Hacer Erişkin30.09.2026

    “Benden mutlu şeyler beklemeyin!” Steven Wilson sözünü tutuyor ve yas, yalnızlık ve pişmanlığı öyle bir ses mimarisine dönüştürüyor ki insan üzülürken bir yandan da “ne güzel üzülüyorum” diye düşünüyor.

    CEM ARIK: Yıllar Sonra Gelen Acı Tatlı Paranoyak Bir 45’lik

    29.09.2026

    Gri Yılların Renkli Fırtınası: ERSEN VE DADAŞLAR. Bir Arayışın Portresi

    28.09.2026

    JESUS CHRIST SUPERSTAR: Gürültüyle Başlayan, Sessizlikle Biten Bir Hikâye

    25.09.2026
    Öne çıkanlar

    KORAY CANDEMİR: Eski Mahalleden KARGO İle Gelen Bayram Hediyesi

    15.06.2026

    AZİZA A.: Çeyrek Asır Sonra “Hayat Hâlâ Groove”

    23.04.2026

    Bir ACİL SERVİS Hikâyesi: SAMİ ERTAN KIZILTAN

    24.07.2026

    DISTANCIA: Daha Yolun Başı

    08.06.2026
    Etiketler
    alternative rock anadolu pop art rock blues bulutsuzluk özlemi caz cem karaca country deep purple derleme dünya müziği elektronik eric clapton flört folk rock frank zappa hakan türkoğlu hard rock heavy metal kargo kesmeşeker kronik led zeppelin Michael Shrieve müzikal müzik basını objektif pentagram pink floyd pop progressive rock psychedelic rock punk rap rock sinema stairway to heaven stüdyoimge tarih teoman the rolling stones thrash metal vecdi yücalan yabancı yerli
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • Bluesky

    Bültenimize abone olun

    Stüdyoİmge'de yayınlanan yazıları çıktığı anda e-posta gelen kutunuzda görün.

    Hakkımızda

    Stüdyoİmge: Türkiye’de Rock kültürünün sesi, sözü ve belleği…

    1985-1986, 1989 ve 1992-1993 yıllarında basılı dergi olarak okurlarıyla buluşan Stüdyoİmge, günümüzde yayın hayatını online bir dergi olarak sürdürüyor. Günümüzün Stüdyoİmge yayınında, basılı dönemden bugüne uzanan ekip üyelerinin yanı sıra, yeni katılan (görece) genç kalemlerin enerjisiyle dinamik bir bütün ortaya çıkıyor.

    Son yazılar

    STEVEN WILSON: Yaşanmamış Sefaletlerin Sözcüsü

    30.09.2026

    CEM ARIK: Yıllar Sonra Gelen Acı Tatlı Paranoyak Bir 45’lik

    29.09.2026

    Gri Yılların Renkli Fırtınası: ERSEN VE DADAŞLAR. Bir Arayışın Portresi

    28.09.2026

    Bültenimize abone olun

    Stüdyoİmge'de yayınlanan yazıları çıktığı anda e-posta gelen kutunuzda görün.

    Stüdyoİmge
    Facebook X (Twitter) Instagram Bluesky
    • Anasahne
    • Künye
    • Dosyalar
    • Röportajlar
    • Eski Sayılar
    • Dükkan
    • Çerez Politikası
    © 2026 Stüdyoİmge. Sitedeki bütün yazılar yazarlarına, fikirler ise söyleyenlerine aittir.

    Arama yapmak için Enter tuşuna, aramayı iptal etmek için Esc tuşuna bas.

    Sepetiniz (öğe: 0)

    Sepetteki ürünler

    Ürün Ayrıntılar Toplam
    Ara Toplam ₺0,00
    Gönderim ücreti, vergiler ve indirimler ödeme sırasında hesaplanır.
    Sepetimi görüntüle
    Ödemeye git

    Sepetiniz şu anda boş!

    Alışverişe başla

    Bildirimler