Pink Floyd’un müziğine felsefi bir yaklaşım: Birbirinin tezi ve antitezi gibi duran karakterlerin çatışmasından doğan benzersiz bir sentezin hikâyesi.
Yazar: Hacer Erişkin
BEAT’in İstanbul konseri yalnızca bir sahne gösterisi değil; zamanın büküldüğü, sesin bedene çarptığı ve artçı sarsıntıları uzun zaman sürecek ortak bir deneyimdi. Üç yazar, aynı gecenin üç ayrı yüzünü aynı hislerle anlatıyor.
Joe Bonamassa’nın “The Spirit of Rory” ile Cork’tan Rory Gallagher’a gönderdiği gitar selamı, üç ayrı kalemde Blues’un hafızasına ve kuşaklar arası yolculuğuna dönüşüyor.
The Gathering ve The Pineapple Thief, İstanbul’da yalnızca bir konser değil; eski dostlukları, gençlik anılarını ve yıllardır içimizde yaşayan şarkıları yeniden hatırlatan özel bir gece yaşattı.
Matematiği müziğe, kozmik uyumu ise ruhsal huzura bağlayan Pythagoras’ın binlerce yıllık mirası. Demirci dükkânından gezegenlerin armonisine uzanan bu yazı; sesin fiziği ile sayıların gizemli dansını keşfe davet ediyor. Kirk Hammett ile gündeme gelen Pisagor konusunu da açıklayan bir yazı okuyacaksınız.
İnkâr, Öfke, Pazarlık, Depresyon, Kabullenme. David Bowie’nin karakterden karaktere evrilen ilham yolculuğu, yeniden kurgulanıyor. Ziggy Stardust’tan Thin White Duke’a uzanan bu kişisel methiye, sanatçının ölümsüz mirasını selamlıyor.
Hacer Erişkin, Southampton’ın puslu atmosferinde Big Big Train’in epik melodilerine eşlik ediyor. Ross Jennings ve Solstice ile zenginleşen bu Progresif Rock şöleni, aylar süren bekleyişin ardından Stüdyoİmge’de unutulmaz bir deneyime dönüşüyor.
Kocaman bir trenle başlayan bir hayranlık hikâyesi: Big Big Train’in, Longdon sonrası dönüşümünden “Woodcut”ın kolektif ruhuna uzanan bu yazı, Prog Rock’ın kalp, hafıza ve kabullenişle nasıl yeniden doğduğunu anlatıyor.
