Menüyü kapat

    Bültenimize abone olun

    Stüdyoİmge'de yayınlanan yazıları çıktığı anda e-posta gelen kutunuzda görün.

    Facebook X (Twitter) Instagram
    StüdyoİmgeStüdyoİmge
    Facebook X (Twitter) Instagram Bluesky
    • Anasahne
    • Yazılar
      1. Güncel
      2. Konser & Etkinlik
      3. Albümler
      4. Biyografi
      5. Portre
      6. Eski Sayılar
      7. Tümünü gör

      W(HISK)Y, Z Kuşağı

      03.07.2026

      PAUL McCARTNEY ve RINGO STARR: Geçmişle Konuşan İki Çınar

      30.06.2026

      DEEP PURPLE Hâlâ Heyecan Oluşturuyor

      09.06.2026

      DICK PARRY: Pink Floyd’un “Muazzam Güzellik İmzası”

      28.05.2026

      BBC PROMS: Senfoni Orkestrası Prog Klasikleri Çalarsa!

      28.07.2026

      BEAT İSTANBUL’da: Bir Konser, Sayısız Artçı Sarsıntı ve Üç Yazar

      17.07.2026

      ROBERT PLANT: Meğer Cennete Giden Merdiven Harbiye’den Geçiyormuş

      08.07.2026

      THE GATHERING ve THE PINEAPPLE THIEF: İstanbul’da, Aynı Gecede Mucize Gibi Bir Konser! 

      02.07.2026

      FOREIGN TONGUES: Üç Kuşağı Sallayan, Taşları Hâlâ Yuvarlayan Albüm

      29.07.2026

      Aurora. YES mi? EVET!

      20.07.2026

      NICK DRAKE – PINK MOON: Pembe Ayın Altında Yirmi Sekiz Dakika

      16.07.2026

      THE SPIRIT OF RORY: Bonamassa’dan Ustaya Selam. 

      15.07.2026

      FLÖRT ve Müzikal Yolculuğu. Üç İsim, Dört Mevsim

      08.05.2026

      Sandy Denny: Eski Moda Bir Vals Gibi

      10.02.2026

      Tünay Akdeniz: Türk Punk’ın Babası

      21.01.2026

      Skip Spence: Kayıp Ruhun Yolculuğu

      17.11.2025

      Tez-Antitez: PINK FLOYD

      27.07.2026

      Rock Müziğin En Leziz Hali: GRUP HARDAL

      23.07.2026

      İSKENDER PAYDAŞ: Bir Ses Mimarı

      21.07.2026

      SOUTHERN PACIFIC ve 80’ler

      13.07.2026

      İLHAN İREM: Analog Bir Sabır, Kristal Bir Varoluş

      01.04.2026

      Cem Karaca: Dervişan Yeniden Doğuyor

      10.02.2026

      Pearl Jam: Eski Müziğin Yeni Ruhu

      20.11.2025

      David Bowie: Dünyaya Düşen Adam

      12.11.2025

      RAINBOW45 RECORDS SALİH: Plaklara Fısıldayan Adam

      05.08.2026

      ROCK VE BİLİMKURGU. Fantastik Frekanslar

      04.08.2026

      Merih Akoğul: Ruh Üşümesi – Dünya Değişirken Müzik

      30.07.2026

      FOREIGN TONGUES: Üç Kuşağı Sallayan, Taşları Hâlâ Yuvarlayan Albüm

      29.07.2026
    • Dosyalar
    • Röportajlar
    • N’olmuş?
    • Künye
    • Podcast
      • Spotify
      • Apple Podcasts
      • YouTube
    StüdyoİmgeStüdyoİmge
    Ana sayfa»Röportaj»RAINBOW45 RECORDS SALİH: Plaklara Fısıldayan Adam
    Röportaj

    RAINBOW45 RECORDS SALİH: Plaklara Fısıldayan Adam

    Plaklara yalnızca ses değil, emek ve hafıza da basan Salih Karagöz, Rainbow45 Records’un hikâyesini ve analog tutkusunu anlatıyor.
    Birsel HarputluBirsel Harputlu05.08.202620 dakikalık okuma
    Paylaş
    Facebook Twitter WhatsApp Email Bağlantıyı kopyala

    Plak severlerin Kadıköy’deki buluşma noktası Rainbow45 Records’un kurucusu Salih Karagöz; ilk plağından bağımsız yayıncılığa uzanan yolculuğunu, dönem baskılarından genç koleksiyonerlere, sınırlı üretimlerden yapay zekâ tartışmasına uzanan plak dünyasını Birsel Harputlu’ya anlatıyor.

    Müzik insanlığın varoluşundan günümüze değişen teknolojiyle birlikte farklı formatlarla varlığını sürdürdü. Bu formatların en köklülerinden biri olan plaklar ise dijital çağı yaşadığımız bugünlerde yeniden ilgi odağı oldu. Plaklara duyulan ilginin nedenlerini ve sektörün bugünkü durumunu işin içindeki bir isimlerden, Rainbow45 Records’un kurucusu Salih Karagöz ile konuştuk.

    Sevindik, üzüldük, ağladık, âşık olduk, ebedî ayrılıklar yaşadık, umutsuzluğa düştük, sevinçten göbekler attık; daha nice ruh hâlimizde müzik ve hiçbir formatın yerinden edemediği plaklar yoldaşımız olup her daim bizimleydi. Dönem dönem ara versek de kalp ritmimize notalarıyla, cızırtılı sesiyle yarenlik eden plaklar evimizin en güzel köşesinde yer verdiğimiz pikapta dönerken kalbimizle bütünleşip ruhumuza şefkatle sarılmaya devam etti.

    Yıllar içinde üzerine kasetler, CD’ler, single’lar, dijital platformlar, hatta yapay zekâ gelse de müziği plaktan dinlemenin tartışmaya açık olmayan bir keyfi, tutkusu var. Son yıllarda ekonomik kriz ve enflasyon yüzünden sekteye uğrasa da plaklar fiyat etiketleri gizlenip eşe, aileye yarı fiyatı söylenerek, evde kimseye göstermeden hemen rafa konularak gizli saklı alınmaya devam ediyor. Hatta bazılarımız hem dinlemek hem evladiyelik olarak çifter çifter tutkuyla almaya, dinlemeye, anılar biriktirmeye devam ediyor.

    Salih Karagöz Köln’de bir depo keşfinde

    Dönem baskı plaklar günümüzde neredeyse hiç çıkmıyor. Çıkması için bir koleksiyonerin vefatı sonrası ailesinin hoyratça koleksiyonu satışa çıkarması ya da başka bir koleksiyonerin pes edip “koleksiyonu bırakıyorum” diyerek elden çıkarması gerekiyor. Hangi şekilde çıkarsa çıksın fahiş fiyatlarla alıcı bekliyor. Bugünleri on, on beş yıl kadar önceden sezen birçok firma yeni basım plaklar üretmeye başladı. Kimi aslına sadık kalıp birebir aynısı olan dönemin ses getirenleri oldu, kimi gün yüzü görmemiş, ilk kez plağa basılan albümler oldu. Her alanda tüketmeyi seven bir toplum olduğumuzdan yeni baskıları da çok çabuk tüketiyoruz. Baskıların ardı arkası gelmez, tüketici yetişemez oluyor. Bu noktada bilinçli tüketim devreye giriyor. 

    Eskinin “dinlemesem de arşivde dursun” düşüncesi tarih oldu. Geniş yelpazeli koleksiyon yapanlarda, kıyısından köşesinden yapmaya çalışanlarda ve hatta sadece dinleyenlerde aldıkları, dinledikleri plaklarda haklı olarak görsel ve işitsel kaliteye önem verir oldu. Bütün yapımlarında iyi bir iş çıkarmaya özen gösteren, fazlaca emek veren, en ufak detayıyla bizzat ilgilenen, iyi bir dinleyici olmanın da etkisiyle kaliteli işler yapan Rainbow45 Records bu firmalar arasında başı çekiyor.

    Bastığı plaklar bolca pikaplarımızda dönmeye, albüm seçimleriyle kalbimizden vurup ruhumuzun yakınında olmaya devam ediyor. Üstelik bu durumu uzun yıllardır istikrarla devam ettiriyor. Kalitenin yanında müşteri ilişkilerinde samimiyetiyle de kalplere dokunuyor. Bez çantaları ise bazen plakların önüne geçip koleksiyonunu yaptırıyor. Her fırsatta eleştirilen meşhur Z kuşağı ile iletişimiyse karşılıklı bilgi alışverişi seviyesinde kesintisiz devam ediyor. Kalitesi, güveni, dostluğuyla öyle bir noktaya geldi ki “ya Rainbow Salih şu plağı da bassa ne güzel olur, temiz temiz dinleriz. Ne bassa alırım, dinlerim,” dedirtiyor. Böyle bağımsız firmalar iyi ki varlar; sayelerinde çok güzel albümlere erişebiliyoruz, keyifle dinliyoruz. Salih Karagöz ve Rainbow45 Records ailesine şahsım adına minik koleksiyonuma kattıkları adıma imzalı plaklar için çok teşekkür ediyorum. 

    Salih Karagöz

    Samimi röportajımızda Rainbow45 Records’un kurucusu Salih Karagöz ile insan nefesini yakından hissettiren plakları, analog kayıt tutkusunu, gençlerin ve her zaman genç kalanların plaklara yaklaşımını, sektörün iç işleyişini konuştuk ve günümüze ve geleceğe dair tüyoları fısıldadık. 

    • Sizi yeni tanıyanlar için Salih Karagöz kimdir? Müzik ve plaklarla ilişkisi nedir?

    • Elli beş yıllık yaşamımın yirmi beş yılı bebeklik, çocukluk ve öğrencilikle, on beş yılı kurumsal bir şirkette çalışarak geçti. Son on beş yılı ise hayalini kurduğum ve gerçekleştirdiğim şu andaki işim olan plakçılıkla başladı ve devam ediyor. Üç parçaya böldüğüm bu hayatın ortak özelliği her daim iyi bir müzik dinleyicisi olmamdır. Plağa olan tutkum çocukluğumdan gelse de ilk plağımı 1989 senesinde İstanbul Üniversitesinde okurken kendi harçlığımla Beyazıt Çınaraltı’ndaki bit pazarından almıştım. Plakla gerçek miladım bu yıl diyebilirim.

    • Rainbow45 Records adı nereden geliyor, bir hikâyesi var mı? Nasıl markalaştı?

    • Yukarıda bahsettiğim ve kendi harçlığımla aldığım ilk plak hayranı olduğum Rock grubu Rainbow’un Rising albümüydü. Firmamın ismi de Rainbow’a olan aşkımdan gelir. Yanındaki “45” biraz da çaresizlikten koyuldu. Rainbow ile ilgili tüm domainler daha önce kapılmış olduğundan 2006 yılında Rainbow yanına kırk beşlik plağın 45’ini eklemek suretiyle www.rainbow45records.com adresini alabilmiştim. Yani, öyle çok da özel bir hikâyesi yok 45’in. 

    Salih Karagöz, 5’inci Kadıköy Plak Günleri’nde konuşurken

    • Rainbow45’in hayata geçmesinin hikâyesini anlatır mısınız?

    • 1989 yılından bu yana plak dinlerim, plak biriktiririm. Hayalimde hep müziğin bir tarafından tutmak vardı. Ama DNA’mıza kodlanmış öğretiler nedeniyle okul bittikten sonra direkt kurumsal bir şirkette çalışmaya başladım. On beş yıl büyük sadakatle çalıştığım şirketimden 2011 yılı başında istifa ettim. Aynı yıl, 23 Nisan’da Kadıköy’de kiraladığım iş yerinde plak dükkânımı açtım. 2006 yılında bir portalda online olarak başladığım satış hayatına dükkânımda devam ettim. Dükkânı açmadan önce hedefim belliydi. Salt plak alıp satmayacaktım; madem müzisyen olamadım o zaman yapım ve yayın tarafına girerek ülkemizin müzik hafızasında bir iz bırakacaktım. 2013 yılında Rainbow45 Records etiketi ile çıkardığımız ilk albümden bu yana on üç sene geçmiş. Bu süre zarfında kendi etiketimizden yaklaşık elli albüm çıkarmışız. Bu albümlerin bazılarına yurt içinde bazılarına yurt dışında plak dinleyicileri çok teveccühte bulundular. Hem dükkândaki plak satışları hem de ürettiğimiz albümler sayesinde tanınmaya başladık. Marka olabildiysek bunu müziğe olan tutkumuz, kurumsal yaşamımdan gelen mükemmeliyetçilik ve müşterilerimiz, daha doğrusu dinleyicilerimiz ile kurduğumuz o özel bağa borçluyuz.

    • Misyonunuzu biraz daha açabilir misiniz? 

    • Özellikle bir müzik türüne bağlı kalmadan, ülkemizin yetiştirdiği önemli sanatçı ve grupların mirasına sahip çıkmak veya müzik sahnesine yeni çıkan ve bu uğurda zorlanan ama müziğine değer verdiğimiz yeni grupların tanıtımına plak basımlarıyla yardımcı olmayı hedefliyoruz. Analog müzik kültürünün nesilden nesile aktarılmasına aracı olmak da misyonumuz.

    Nemrud’un At the End of the Day albümünün imza etkinliğinden

    • 2013’ten günümüze uzanan yapımcı kimliğiniz de var. Bu oluşum nasıl gerçekleşti ve nasıl besleniyor?

    • Rainbow45 ekibi olarak 2013 yılında Nemrud grubunun Ritual albümünün plak basımıyla başlayan bir serüven tesadüf değildi. O yıla gelmeden hatta daha kurulmadan önce müzik yapımcısı olmak hedefimizdi. O günden bugüne aslında yaptığımıza yapımcılık değil yayıncılık diyelim. Çünkü genelde yaptığımız var olan işleri plağa çevirmek. Bu süre zarfında bütün kayıt süreçlerinde bulunduğumuz, müdahale ettiğimiz ve hem maddeten hem de manen desteklediğimiz yapımcısı olduğumuz albümler de oldu tabii.  

    • Basmayı planladığınız plaklar basım aşamasına nasıl geliyor?

    • Kimi zaman çok beğendiğimiz ve daha önce plağı çıkmamış albümler için önce sanatçıya, sonra eski yapımcıya ulaşıyor ve anlaşırsak bu “back catalog” albümleri plak olarak basıyor ve ülke sathında dağıtıyoruz. Kimi zaman yeni bir grup/sanatçı keşfedip kendisine inanıp albümünü yapma konusunda ikna ediyoruz ve plağını veya CD’sini basıyoruz. Kimi zaman da sanatçılar bizi buluyor, eğer eserlere inanıyorsak ve anlaşabiliyorsak plaklarını basıyoruz. Mağazada plak satışından elde ettiğimiz gelirle ya da bir önceki ürettiğimiz plaktan elde ettiğimiz gelirle finanse ediyoruz plak basma işlerini.

    • Birçok plak üzerine satış yapan isim ve firma var. Sizin bir artınız diğerlerine göre yurt dışı bağlantınızın olması. Bu bağlantıyı biraz açar mısınız? 

    • Birçok plakçı var ama çok bağımsız yayıncı ya da yapımcı yok ülkemizde. Keşke olsaydı. Hem plak almak hem de satmak için yirmi seneden fazla yurt dışında plak fuarlarını ziyaret ettik. Bu süre zarfında hem gözlemlerimiz oldu hem de birçok bağlantı kurduk. Ürettiğimiz plakları yurt dışında nasıl dağıtacağımıza ilişkin çalışmalarımız da oldu. Özellikle Yunanistan, Hollanda ve Almanya’da müşteriler edindik. Yaklaşık on bir yıldır Hollanda’da yılda iki kez düzenlenen plak fuarına, pandemi hariç, her yıl katıldık. Hatta orada Türk sanatçıların plaklarını satan ve pazarlayan ilk Türk firması olduk. Bununla da onur duyuyoruz. Yurt dışında bir Türk sanatçı veya grubun plağını satmanın çok zor olduğunu gördük. Bir yabancı müzikseverin Türk albümü satın almaya karar vermesindeki en önemli kriterin farklı bir etnik dokunuşa sahip olması gerektiğini öğrendik.  Bu yüzden Anadolu coğrafyasının bizlere sunduğu binlerce yıllık ezgilerin ne kadar değerli olduğunu gördük. 

    Hollanda’nın Den Bosch kentinde gerçekleşen fuarda Rainbow45’in standı (2016)

    • Yaptığınız albümler satışa çıktığı sıralarda sanatçısıyla beraber imza günleri de düzenliyorsunuz. Bu hem sanatçı hem dinleyici açısından keyif verici bir olay. Sanatçıların bu duruma yaklaşımı nasıl?

    • Plaklar satışa çıkmadan önce albümün imza etkinliği ve lansmanını yapma konusunda sanatçılar ile önceden anlaşıyoruz. Şu ana kadar bu teklifi yaptığımız bütün müzisyenler bizi memnuniyetle karşıladılar. Hatta bazıları kendileri teklif ettiler imza etkinliği yapmamızı. Bir dinleyici veya hayranı için plağını satın aldığı sanatçı ile bir imza etkinliğinde bir araya gelmek, bu esnada yaptıkları kısa ama özel konuşma ve anı ölümsüzleştiren bir fotoğraf bence tarifsiz güzel bir duygu. 

    • Müziğin yanı sıra bir de Metin Belgin’in sesinden Nâzım Hikmet şiirlerinin yer aldığı bir plak bastınız 2017 yılında. Çalışmalarınızın içinde çok ayrı bir lezzeti, rengi olan bir plaktı. Sizden bir yıl önce farklı bir firma Orhan Veli şiirlerinden oluşan aynı konseptte bir plak çıkarmıştı. Sonrasında şair ve şiir temalı bir yapım olmadı. Bu plağı basarken bir etkileşim, esinlenme oldu mu? Bu şair veya şiir plağının doğumu nasıl gerçekleşti?

    • “Rüzgâra Karşı Yürüyen Adam” Metin Belgin’in sesinden Nâzım Hikmet şiir plağının fikir babası, İzmir’de Çocuk Tiyatrosu sahibi Erçin Sıcakkan dostumuzdur. Kendisinin Metin Bey ile daha önce bir hukuku vardı. Metin Bey ile Nâzım Hikmet’in bir şiir plağı olsa gibisinden konuşurlarken Erçin Bey’in aklına biz gelmişiz. Bu proje o kadar aklıma yatmıştı ki o hevesle yapım aşaması su gibi aktı gitti zaten. Erçin Bey’e bu albüme önayak olduğu ve Metin Beyle tanışmamıza vesile olduğu için müteşekkirim. Metin Bey’in, bu albümün kayıtlarında, Nâzım Hikmet’in varisi Ali Bey’den Yapı Kredi Yayınları üzerinden aldığı izinlerde, hep ilişkilerini kullanarak aslında çok pahalıya mal olacak bu şiir plağını uygun bir bütçeyle yapmamızda da büyük katkısı oldu. Lirizm yüklü güzel sesiyle bize bu albümü armağan etti. Numaralı olarak basıp piyasaya sürdüğümüz bu albümden hiç maddi beklentimiz olmadı. Zamana yayılarak bitse de Türk Şiir plağı antolojisine bu plağı kazandırdığımız için çok ama çok mutluyuz. Bizden bir yıl önce basılan Orhan Veli Şiir Plağı aslında bir tekrar basımdı. O plağın orijinali zaten 1970’lerde basılmıştı ve şiir plakları arasında çok özel bir yeri vardır. Rüzgâra Karşı Yürüyen Adam plağı sayesinde Metin Belgin ile başlayan güzel dostluğumuz hız kesmeden devam ediyor. 

    Salih Karagöz, pandemi günlerinde Rainbow45 dükkanının önünde

    • Diğer sevilen şairlerimize de yapımlarınız arşivinizde yer verecek misiniz? Dört gözle bekleyen şiir severler sizden olumlu bir cevap bekliyor olabilir. 

    • Kim bilir, belki ilerleyen zamanlarda izinleri konusunda sorun yaşamayacağımız bir şairimizin plağını basmak mümkün olur. Şiir plağı konusuna bir kültür hizmeti olarak yaklaşıyoruz ve her zaman kapımızı aralık bırakıyoruz. 

    • Çalışmalarınızın tüm aşamalarıyla bizzat ilgileniyorsunuz ve her manada kaliteli işler yapıyorsunuz. Bu kadar titiz davranmanızın nedeni nedir? 

    • Uluslararası, kurumsal bir şirkette on beş yıl çalışmanın verdiği bir iş disiplinine sahibim. Karakterim icabı da yüklendiğim görevi layıkıyla bitirmek isterim. Mükemmel olması en büyük idealim. Bu sebeple, işin başından sonuna kadar en küçük ayrıntısıyla birebir ilgileniyorum. Yıllarca plak biriktiren biri olarak bir koleksiyonerin ve plak dinleyicisinin ne istediğini çok iyi biliyorum.  

    • Ciddi araştırma, görüşme, emek isteyen süreçler bunlar. Nasıl üstesinden geliyorsunuz?

    • Evet, görüşmeler sanatçı, devlet dairesi, tasarımcı, plak fabrikası, matbaa, nakliyeci vb. daha birçok kişiyle çok yoğun bir tempoyla geçiyor. Aylar süren titiz çalışmanın sonunda plağı elinize aldığınız ve ilk dinlediğiniz zaman bir bebeğiniz olmuşçasına duygulanıyor ve seviniyorsunuz.   Bir de küçük bir sır vereyim mi? Ben kişisel olarak plak tutkunu biriyim. Bu tutku beni her defasında daha iyi bir iş çıkarmaya itiyor. 

    Nemrud’un imza gününde dükkanın önünde…

    • Arka planda görünmeyen, birlikte çalıştığınız bir ekip var mı?

    • Yıllardır aynı fabrika, aynı nakliyeci, aynı gümrükçü, aynı iş takipçisi, aynı matbaa ve iki farklı tasarımcı ile çalışıyorum. Onlarla çok uyumluyum. Ama esas görünmez kahramanlarımız, bir albüm basacakken şarkılarını bir parça dinlettiğim, tasarım hayallerimi anlattığım ve önerilerini dikkate aldığım çalışma arkadaşlarım, dost ve müşterilerim. Yıllardır aynı kişilerle çalışmanın verdiği konforu yaşıyorum açıkçası.

    • Birçok plağı sınırlı sayıda numaralı bastınız. Neden? 

    • Normal basım dışında sınırlı sayıda ve numaralı bastığımız plaklar çoğunlukta. Koleksiyonerlerin böyle bir talebi olduğunu biliyoruz. Onların talebini yerine getiriyoruz bir bakıma. Bir albümü hem sınırlı ve özel basım hem de normal bastığımız da oluyor. 

    • Bundan sonraki çalışmalar bu şekilde mi devam edecek, numaralı basılan plaklar tekrar basılacak mı?

    • Numaralı veya sınırlı sayıda bastığımız bir albümü kesinlikle tekrar basmıyoruz. Bu bir koleksiyoner olarak benim için de bir ihanet sayılır.  

    Üretimini yaptığımız bazı albümlerin ikinci ya da üçüncü baskılarının olmayacağını düşünüyorsak tek kere ve sınırlı sayıda ürettiğimiz oluyor. Bir albümün sadece 500 adet satılması onun vasat hatta kötü bir albüm olduğunu göstermez. Bu hep böyle olmuştur. Rahmetli İlhan İrem hayattayken üçlülü senfonik kutu set yapmamız için Universal Müzik Türkiye ile anlaşmıştık. İlhan İrem ve firmayla sadece 300 adet ve sınırlı sayıda üretileceği konusunda mutabık kalınmıştı. Bu kutu seti imal etmekten başka hiçbir sorumluluğumuz yoktu aslında. Yani biz bu olayda fason üretici sıfatı taşıyorduk. Plaklar piyasaya sürülüp hemen bitince plağı alamayan hayranlar sanatçıya, sanatçı da Universal Müzik’e baskı yapmış. Universal Müzik de bizden tekrar üretmemizi istedi. Önceden 300 adet sınırlı sayıda diye deklare edilip sonra yine basmanın uygun olmadığını her ne kadar söylesek de ne sanatçı ne de firma dinledi bizi. Ve bu kutu seti bir daha basmak zorunda kalmıştık. Unutamadığımız, üzüldüğümüz bir konudur bu.

    Mor ve Ötesi imza gününden, dükkanın kapısına doğru giden sıra

    • Yaptığınız çalışmalar arasında sizi en zorlayan, daha fazla araştırma, emek isteyen proje hangisiydi?

    • Başından sonuna bizi en zorlayan, emek sarf ettiğimiz işlerden bir tanesi Mavi Sakal’ın Kan Kokusu albümüydü. Hem ikna süreci hem bürokratik işlemleri hem de farklı varyasyonları ile çıktığından dolayı nefesimizi kesti ama öte yandan en keyif aldığımız işlerden biri oldu. Bunu Caz Semai ve Yavuz Çetin’in İlk plağı takip ediyor. 

    • Tüm hazırlıkları bitip, dinlemeye hazır hâle gelen plağı ilk kez elinize aldığınızda ne hissediyorsunuz?

    • Yeni bir bebeğimiz dünyaya gelmiş gibi seviniyoruz inanın. Uzun ve yorucu günler ve büyük emek var her plağın arkasında. Kapağını kokluyoruz, her yerini inceliyoruz, plağı ilk defa dinliyorsak mağazayı gündüz üzerimize kilitliyoruz, kepenkleri indiriyoruz ve çalışma arkadaşlarımızla ayin gibi bir ritüel ile test ediyoruz. Bir de kayıt güzelse değmeyin keyfimize.

    • 45’lik plakların sizin için bir ayrıcalığı olmalı ki onlara ağırlık veriyorsunuz. Nedir bu tercihin sebebi?

    • Bu biraz da benim kişisel tercihim. Kırkbeşlikleri şekil olarak çok seviyorum, şeker gibi çok sevimli. Memlekette yıllar sonra 45’likleri hortlatma gibi hayalim vardı. Onlarca 45’liğin yeniden basıldığını düşünsenize. Bu yüzden birkaç yıldır 45’lik plak da üretiyoruz. Ama üzülerek söylemeliyim ki 45’lik üretmenin maliyeti uzunçalar fiyatına yakın olduğundan perakende satış fiyatı yüksek kalıyor. Bu yüzden pek fazla tercih edilmiyor. İlerleyen zamanlarda 45’lik basmak çok istiyorum ama sırf bu engelden dolayı devam edebilir miyiz bilemiyorum. Zaman gösterecek.

    Guitarists of Istanbul albümünün imza etkinliği sonrası, albümün ekibiyle beraber

    • Bir de ilk kez sizin bastığınız 45’likle adını duyuran Miskinler grubu var. Grup ile ilgili düşünceleriniz nelerdir?

    • Miskinler’in her bireyi kendi başına İstanbul Alternatif Rock sahnesinde isim sahibi. Bu beş gencin yarattığı enerjiye bayılıyorum. Stüdyoları dükkâna yakın olduğu için bazen onlarla konuşmaya ve kafa dağıtmaya gidiyorum. Ben onların müzikal tavrına, onlar da benim tavsiyelerime değer veriyorlar. 2025 Şubat ayında Amsterdam’da Melkweg müzik sahnesinde yabancılara verdiği konserin birebir şahidiyim. Konser çok etkileyiciydi. Daha yepyeni bir grubu büyük coşkuyla dinleyen bir kalabalık vardı.  Onlara ilk günden beri güveniyorum. Şimdi güzel bir haber vereyim o zaman Miskinler’in ilk uzunçaları üç ay sonra Rainbow45 Records etiketi ile piyasaya çıkacak. Dinleyicilerin albümde yer alan çok güzel ve tanıdık türkülerin Punk ve Anadolu Pop tarzında düzenlemelerine bayılacaklarına eminim. 

    • Yapmak isteyip hayata geçiremediğiniz bir plak çalışması var mı?

    • Hayranı olduğum Hardal grubunun iki stüdyo albümünü, Barış Manço’nun 2023 albümünü Cumhuriyet’in 100. Yılında çok özel bir tasarımla basmak hayalimizdi, olamadı. Türkiye’nin en önemli caz vokallerinden rahmetli Sevinç Tevs Hanımefendi’nin, İngiltere BBC’de 1950’lerde kaydedilen bantlarından plak basmak ve Yonca Plak’ın elinde bulunan ve 1972 yılından bu yana gün yüzüne çıkmamış Akvaryum grubunun dokuz şarkısını banttan plağa aktarıp etiketimizden çıkarmak en büyük hayallerimdendir.

    Salih Karagöz, kızı İdil ile birlikte Iron Maiden’ın 26 Temmuz 2013 konseri için İnönü Stadyumu’nda

    • Son yıllarda belediyelerin düzenlediği plak günleri arttı. Siz de Rainbow45 Records olarak bu etkinliklerde yer alıyorsunuz. Geçen yıl hava muhalefeti nedeniyle Kadıköy Belediyesinin yer seçimi çok yanlıştı ve hem stantlarda yer alan plakçılar hem ziyaretçiler memnun kalmadı. Etkinlikler hakkında düşünceleriniz neler, ne gibi iyileştirmeler yapılabilir? 

    • Kadıköy Plak Günleri bu etkinlikleri geç olsa da ilk yapan tüzel kişilikti. Bu yüzden kendilerine müteşekkiriz. Plak dinleyicileri ile plakçıları en iyi şekilde bir araya getirmeye çalışıyorlar. Hatta bir ödenekleri yok, sponsorlukları yok, hepsini belediye kendi başına karşılamaya çalışıyor. Fakat Kadıköy Belediyesi’nde gördüğümüz ve kangren hâline gelmiş bir yanlış tavır var. Etkinlik takvimini geç duyuruyorlar. Bu arada güzel hazırlanamıyoruz. Mekân konusunda dediğim dedik, çaldığım düdük misali alternatiflere açık olmuyorlar. Hava muhalefeti konusunda hiç öngörüde bulunmuyorlar. Verdikleri stantların hacmi hep küçük. Katılımcılara biraz kulak verilse iyi olurdu. Bu işi layıkıyla yapmaya çalışan başka belediyelere de ya kayyım atanıyor ya da o belediye sınırları içinde plak pazarı çok ilgi görmüyor. Özel sektörden bir organizatörün çıkıp bu fuarları sponsorlu olarak tertip etmesi en büyük hayalimiz açıkçası. Plakçılar olarak dernekleşip kendi göbek bağımızı kendimiz keselim yaklaşımının gerçekleşmesi de şimdilik zaman alacak gibi görünüyor.

    • Müşterileriniz pek müşteriniz değil gibi, hemen hepsiyle arkadaşlık, dostluğunuz var. Hangisinin ne tür müzik dinlediklerini, hangi plağı aldıklarını biliyorsunuz. Biraz bu ilişkilerden bahsedebilir misiniz?

    • Rainbow45 Records açılmadan önce portal üzerinden satış yaparken dahi müşterimizi göremesek de kendilerine en doğru, en fazla bilgiyi ve en güzel hizmeti vermeye çalıştık. İletişimde hep nazik olduk. Mağaza açılıp yüz yüze satış başlayınca da bu böyle devam etti. Müşteri bize güvendi. Önce müzik ve plak üzerine başlayan sohbetler aile sırlarını paylaşmaya kadar gitti. Dostluk ilişkisine hatta bazıları ile kardeşlik ilişkisine dönüştü. Bu arada dükkânımız bir kulüp havasına büründü. Bütün bunlara vesile olan tek şey sahici ve tutkulu oluşumuzdu. Her bir plağın hikâyesini anlatırken heyecanımızı karşı tarafa geçirebildik. Müşterilerimizi dikkatlice dinledik. Hiç kulak arkası etmedik; hep samimiydik. Dükkânımıza giren bir müşteri plağı alıp hemen çıkacağını düşünmesin. Burada mutlaka bir sohbet ortamı olur ve mutlu sonla biter. Aslında hayır; bitmez bu, hep böyle devam eder.

    • Günümüzde koleksiyon yapmak gerçekten çok zor. Buna rağmen koleksiyon yapmaya çalışan gençlere yardımcı olduğunuzu, yol gösterdiğinizi biliyorum. Gençler, yeni nesil ve plak ilişkisine bakışınız nasıl? Onlardaki sevgi gelip geçici bir moda mı?

    • Koleksiyon yapmak çok zor, hele ki gençler için. Henüz öğrenci olup anne babalarından aldıkları harçlıklarla plak alan gençler var. Bu gençlerin plak almak için o hafta nelerden feragat ettiklerini de tahmin ediyoruz. Onlara kimi zaman indirim kimi zaman bez çanta hediye ediyoruz. Daha düşük bütçeli ama müzikal açıdan fevkalade iyi grup ve albümlerini tavsiye ediyoruz. Onlara yönlendiriyoruz. Bazı gençler, PS3-PS4 gençliği gibi, plak ve analog kültürden bihaber olsa da çoğu bizi şaşırtıyor. Bazıları pikaba “plak oynatıcı” diyor. Şunu itiraf etmeliyiz ki günümüzde plak dükkânları ayakta ise 18-35 yaş aralığındaki dinleyiciler sayesindedir. Orta yaş ve yaşını almış kimseler artık plak kültürünü bırakmış ve ilgilenmiyorlar. Gençlerin bazıları plağa sırf arkadaşı başladı diye özentiyle ilgi duyuyor ama uzun süreli sürmüyor ama çoğu ne istediğini biliyor. Hatta biz yeni sanatçı ve grupların bazılarını gençlerin soruları ile keşfediyoruz. Kendilerine teşekkür ediyoruz.

    Pinhani’nin İnandığın Masallar imza etkinliğinden (2015)

    • On yıl sonrasında, plak üretimi ve koleksiyonculuğunun hangi noktaya evrileceğini düşünüyorsunuz?

    • Plak üretimi ve koleksiyonu hep dalgalı bir seyir izleyecek ama hiçbir zaman bitmeyecek. Bu döngü ekonomik dalgalanmayla paralel olarak sürüp gidecek. Kimi zaman plak satışları ve buna bağlı olarak üretimi düşecek, belki birçok plakçı kapısına kilit vuracak. Koleksiyonerler plak almayı azaltacaklar. Sonra bir gün gelecek plakçılar pıtrak gibi yeniden açılacaklar. Plak ve pikap üretimi tam gaz devam edecek. Üzülerek söylüyorum ki ikinci plak dalgasında çan eğrisi birkaç senedir düşme eğiliminde. Kaç sene sürer buna dair bir öngörümüz yok; buna rağmen bildiğimiz tek şey plak koleksiyonunun ve üretiminin hiçbir zaman bitmeyeceğidir.

    • Dijital platformlardaki artış ve yapay zekâ faktörünü düşünürsek plaklara olan ilgi artarak devam ediyor. Bunun nedeni nedir?

    • Müziğin dijitalden sunulması bir alternatif tabii. Ama hem kalite açısından hem de gelecek nesillere miras bırakılamaması sebebiyle hiçbir zaman plakla mukayese edilemez. Zaten plağa dönüşün bir sebebidir dijitalden müzik dayatması. Ayrıca, dijitalden müzik geliri sadece aracı sunuculara ve kartel müzisyenlere gidiyor. Küçük grup ve sanatçılar dijitalden gelir elde edemiyor. Dijital ortamda albüm fikri yerini single fikrine bıraktı. Bu da üzücü ama müzisyenlerin yapabileceği bir durum yok. Onlar da bu ortama ayak uydurmak zorunda kalıyorlar. Yapay zekâ ile yapılan müzikle bir plak dinleyicisinin işi olmaz zaten. Bu ancak plak satışlarına yarar. Yapay zekâ ile yapılan bir müziğin veya video klibin ya da filmin son tüketici tarafından ayrıştırılmasına kadar geçen süreçte tabii birçok emekçi işinden olacak ve bu kaçınılmaz görünüyor. Yapay zekâ ile üretilmiş bir işin plağa basılması fikri çok kötü. Bunu plak kültürüne sahip olan tüketicinin derhâl deşifre edeceğini ve barındırmayacağını düşünüyorum. 

    Salih Karagöz, The Ringo Jets grubunu ağırlarken (2014)

    • Artık YouTube platformunda bir kanalınız var. Daha önceden neden yoktunuz, sizi oradan uzak tutan şey ne idi?

    • YouTube kanalımızı seneler sonra açtık. Bu kanalı açmak değil, büyütmek ve ayakta tutmak önemli olan. İçerik üretmek, içeriği en iyi prodüksiyonla yayımlamak ve reklam bütçesiyle on binlere ulaştırmak başlı başına başka bir iş. Bizde bunu yapacak yeterli ekip yok. Zamanımız yok. Açtık ama büyütebilecek miyiz o bile merak konusu bizler için.

    • Kendi koleksiyonunuzdaki en özel plaklar nedir ve neden?

    • Önce şunu belirteyim: Kendi koleksiyonumda binlerce plak yok. Ama değerli ilk baskı plaklar içeriyor. İtalyan, Alman, İngiliz Progresif Rock gruplarının en güzel albümlerinin ilk baskıları, Anadolu Pop gruplarının ilk baskıları ve The Beatles 45’likleri koleksiyonumun en vazgeçilmez parçaları arasında.

    • Bugün tüm hakları elinizde olsa plak olarak yayınlamak istediğiniz albüm veya sanatçı kim olurdu?

    • Rainbow, Led Zeppelin, Pink Floyd, Barış Manço-Kurtalan Ekspres ve Hardal’ın tüm haklarının bizde olmasını ve Camel’ın plak olarak basılmayan Harbour of Tears ve Rajaz albümlerini plak olarak basmak isterdim. 

    • Geriye dönüp tüm çalışmalarınıza baktığınızda, Rainbow45 Records nasıl hatırlansın istersiniz?

    • Bu memleketin müzik hafızasının küçük de olsa bir bölümünde, memleketin müzikal mirasına hizmet etmiş bir bağımsız plak şirketi olarak anılmak çok isterdik. Salt kâr amacı gütmeyen diğer yapımlarını finanse edecek kadar gelir elde etse de yeterli olan bir bağımsız şirket olarak iz bırakmak isterdik.

    Salih Karagöz, Asia Minor’dan Eril Tekeli ile

    • Size plaklara fısıldayan adam diyorlar. Siz de bize bir sonraki çalışmalarınızı fısıldayabilir misiniz?

    • Değerli Murat Beşer’in bana taktığı sıfat “plaktan sorumlu devlet bakanı”. Bu sıfat çok hoşuma gidiyor.  Plaklara fısıldayan adam da çok güzel bir yakıştırma. Bana bunu uygun gördüğünüz için çok teşekkür ederim. O zaman sizlere biraz tüyo vereyim. Bu sene çok meşgul bir sene olacak.

    Rainbow45 Records etiketiyle bu sene Miskinler’in ilk stüdyo albümünü, uluslararası gururumuz Asia Minor’ün dördüncü stüdyo albümünü ve sahnelerimizin yaramaz Hardcore Punk grubu Sülfür Ensemble’ın dört EP’sini tekmili birden duble albüm şeklinde piyasaya sürmeyi planlıyoruz. 

    Fakat bunlardan daha çok heyecanlandıran ve geceleri gözlerimize uyku girdirmeyen, çeşitli sanatçılardan oluşan akustik toplama bir albüm projemiz var. Hem meşakkatli hem uzun soluklu bu prodüksiyonu bu senenin sonuna kadar bitirmeyi, bu sanatçıların katılımıyla bir lansman konseriyle taçlandırmayı düşünüyoruz. İlk kez bir compilation albüm yapmanın heyecanı var. Kapak tasarımından içeriğine kadar büyük bir titizlikle devam eden projeyi layıkıyla bitirmeye çalışacağız. Bu albümdeki sanatçılar ve kapak tasarımı da sürpriz olsun.

    • Bıkıp usanmadan plaklara ve biz dinleyicilere fısıldadığınız için çok teşekkürler. “Plaktan Sorumlu Devlet Bakanı” görevinizde de başarılarınızın devamını dileriz.

    • Bu güzel röportaj için ben de Stüdyoİmge’ye şükranlarımızı sunuyorum.

    Yazar

    • Birsel Harputlu
      Birsel Harputlu

      Müziğe olan tutkusu ve plak koleksiyonu merakı, Stüdyoİmge’de sevdiği sanatçılara dair yazılarla devam ediyor.

    yerli
    Paylaş. Facebook Twitter WhatsApp Email
    Önceki yazıROCK VE BİLİMKURGU. Fantastik Frekanslar

    İlgili Yazılar

    Merih Akoğul: Ruh Üşümesi – Dünya Değişirken Müzik

    30.07.2026Yazan: Merih Akoğul

    Bir ACİL SERVİS Hikâyesi: SAMİ ERTAN KIZILTAN

    24.07.2026Yazan: Zeynep Poyrazoğlu

    Rock Müziğin En Leziz Hali: GRUP HARDAL

    23.07.2026Yazan: Sabahattin Bilgiç

    İSKENDER PAYDAŞ: Bir Ses Mimarı

    21.07.2026Yazan: İzzet Eti

    W(HISK)Y, Z Kuşağı

    03.07.2026Yazan: Birsel Harputlu

    GRUP BUNALIM: Bilinç ile Bilinçaltı Arasındaki Çizgi

    01.07.2026Yazan: Sabahattin Bilgiç
    En son yazılar
    Röportaj

    RAINBOW45 RECORDS SALİH: Plaklara Fısıldayan Adam

    Yazan: Birsel Harputlu05.08.2026

    Plaklara yalnızca ses değil, emek ve hafıza da basan Salih Karagöz, Rainbow45 Records’un hikâyesini ve analog tutkusunu anlatıyor.

    ROCK VE BİLİMKURGU. Fantastik Frekanslar

    04.08.2026

    Merih Akoğul: Ruh Üşümesi – Dünya Değişirken Müzik

    30.07.2026

    FOREIGN TONGUES: Üç Kuşağı Sallayan, Taşları Hâlâ Yuvarlayan Albüm

    29.07.2026
    Öne çıkanlar

    Güzin Paksoylu (Metal Oda): Algoritmalar Çağında Metal Müzik

    04.03.2026

    Conor Riley ile BIRTH ve Progresif Müziğin Karanlık Ufku

    08.04.2026

    Siyah Tavşan: Yeraltının Rehber Tavşanının Yolculuğu

    18.12.2025

    Killing Will: Modern Metal Sahnesinde Kendine Yer Açan Grup

    12.03.2026
    Etiketler
    alternative rock anadolu pop art rock beat blues bulutsuzluk özlemi caz cem karaca country deep purple derleme dünya müziği edebiyat elektronik eric clapton folk rock frank zappa george harrison hard rock heavy metal kargo kesmeşeker kronik led zeppelin leyan senay metallica müzik basını objektif pentagram pink floyd pop progressive rock psychedelic rock punk rap rock sektör sinema stüdyoimge tarih teoman the rolling stones thrash metal yabancı yerli
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • Bluesky

    Bültenimize abone olun

    Stüdyoİmge'de yayınlanan yazıları çıktığı anda e-posta gelen kutunuzda görün.

    Hakkımızda

    Stüdyoİmge: Türkiye’de Rock kültürünün sesi, sözü ve belleği…

    1985-1986, 1989 ve 1992-1993 yıllarında basılı dergi olarak okurlarıyla buluşan Stüdyoİmge, günümüzde yayın hayatını online bir dergi olarak sürdürüyor. Günümüzün Stüdyoİmge yayınında, basılı dönemden bugüne uzanan ekip üyelerinin yanı sıra, yeni katılan (görece) genç kalemlerin enerjisiyle dinamik bir bütün ortaya çıkıyor.

    Son yazılar

    RAINBOW45 RECORDS SALİH: Plaklara Fısıldayan Adam

    05.08.2026

    ROCK VE BİLİMKURGU. Fantastik Frekanslar

    04.08.2026

    Merih Akoğul: Ruh Üşümesi – Dünya Değişirken Müzik

    30.07.2026

    Bültenimize abone olun

    Stüdyoİmge'de yayınlanan yazıları çıktığı anda e-posta gelen kutunuzda görün.

    Stüdyoİmge
    Facebook X (Twitter) Instagram Bluesky
    • Anasahne
    • Künye
    • Dosyalar
    • Röportajlar
    • Eski Sayılar
    © 2026 Stüdyoİmge. Sitedeki bütün yazılar yazarlarına, fikirler ise söyleyenlerine aittir.

    Arama yapmak için Enter tuşuna, aramayı iptal etmek için Esc tuşuna bas.