BBC Proms, Royal Albert Hall’da biz prog severlerin ağzının suyunu akıtan bir geceye imza attı: Carl Palmer ve Peter Hammill’in katıldığı konserde Progressive Rock klasikleri senfoniyle buluştu.
progressive rock yazıları:
Bütün üyeleri aynı kalmasa da bir grup hâlâ aynı grup mudur? Cevap: Evet… Yes’in altmış yıla yaklaşan müzik hayatının (şimdilik) son stüdyo albümü bu soruya tereddüde yer bırakmadan yanıt veriyor.
Genesis’in Peter Gabriel’in maskeli masallarından Phil Collins’in stadyumlara açılan Pop Rock döneminin hikâyesi: eski hayranı bir küstürüp bir barıştıran, yenisini peşine takan, kimlik değiştirme konusunda Rock tarihine ders veren bir grup.
The Gathering ve The Pineapple Thief, İstanbul’da yalnızca bir konser değil; eski dostlukları, gençlik anılarını ve yıllardır içimizde yaşayan şarkıları yeniden hatırlatan özel bir gece yaşattı.
Bir düşünün vokale Elton John kabul edilseydi neler olurdu? Robert Fripp verdiği bir demeçte, bu reddedişin çok önemli olduğunu çünkü hem Elton John’un hem de Progressive Rock tarihinin kaderini belirleyen bir kırılma noktası olduğunu dile getirdi.
Marslı istilasını yalnızca anlatmaması; dinleyiciye yaşatmasıdır. Buharlı makineler, yıkım, panik, insan kibri ve çaresizlik…
Pink Floyd’un dehası Syd Barrett’ın veda parçası “Jugband Blues”un hüzünlü hikâyesi. Sessiz ve kırgın bir kopuşun sarsıcı notaları.
Özellikle mikrotonal, yani çeyrek tonları kullanarak ve spontane döngüleri katmanlayarak müziklerini oluşturan grup yükselişte.
Amerikalı Birth, 70’lerin Progresif ve Saykedelik mirasını “Born” albümüyle bugüne taşıyor. Astra’dan evrilen grubun karanlık, melankolik ve kozmik müzikal yolculuğuna dair Conor Riley ile yapılan özel bir söyleşi.
Hacer Erişkin, Southampton’ın puslu atmosferinde Big Big Train’in epik melodilerine eşlik ediyor. Ross Jennings ve Solstice ile zenginleşen bu Progresif Rock şöleni, aylar süren bekleyişin ardından Stüdyoİmge’de unutulmaz bir deneyime dönüşüyor.
