Yazar: Mine Gürevin

Yeme içme kültürüne düşkün bir matematikçi. Fermantasyon etkisinde müzik yazıları üretmeyi seviyor.

Ege ve Balkan müziklerinin izini süren akordeon ustası Muammer Ketencoğlu, avcı-toplayıcı bir arşivci olarak müzikal bellek yolculuğunu anlatıyor. Halkların değil, coğrafyaların sesini odağına alan bu derinlikli söyleşide, köklerin ve ortak hüznün peşinde duygularını sunuyor.

İstanbul merkezli BAHR, Yusuf Bahar, Nihal Saruhanlı ve Ceren Bettemir’in ortak ruhuyla şekilleniyor. Göç, aidiyet ve direnç temalarını İngilizce sözlerle evrensel bir tınıya dönüştüren grup samimi müzikal yolculuğunu Mine Gürevin ile paylaşıyor.

TurkodiRoma, müzikten fazlasını öneren bir oluşum: Kolektif üretim, disiplinler arası düşünce ve “bilinçaltı popu” adını verdikleri özgün bir yaklaşım. Anonim başlangıçtan uluslararası görünürlüğe uzanan bu söyleşide ekip, aidiyet, yaratıcılık ve birlikte üretmenin anlamını anlatıyor.

İstanbul merkezli üçlü Hissikablelvuku, makamsal dokular, Progresif ve Saykodelik katmanlar arasında dolaşan müziğini tür sınırlarından çok sezgiye yaslayarak kuruyor. Doğaçlama, dinleme hâli ve ortak akış üzerinden şekillenen bu yolculuğu anlatan samimi bir söyleşi.

Dijital çağın algoritmaları, yapay zekânın gölgesi, görünürlük baskısı ve dijital çağın dönüşen dinamikleri. Metal Oda’nın kurucusu Güzin Paksoylu; kaotik müzik denizinde Metal’in nasıl bir sığınak ya da vicdan olduğunu ve Metal müziğin entelektüel duruşunu Stüdyoİmge okurlarıyla paylaşıyor.

Salih Nazım Peker, mandolinden curaya uzanan yolculuğunda türlerin sınırlarını aşarak “telin ve titreşimin” izini sürüyor. Blues tınılarını Anadolu’nun kadim sesleriyle buluşturan sanatçı, müziği bir hafıza işçiliği olarak gören derinlikli yaklaşımını Stüdyoİmge okurları için anlatıyor.