Aptulika, Pink Floyd diskografisinin en can alıcı saksafon partisyonlarına imza atan usta müzisyenin 22 Mayıs 2026’daki vedasını kaleme alıyor. “Money” ve “Shine On You Crazy Diamond” gibi ölümsüz yapıtlara üflediği ruhla grubu zirveye taşıyan sanatçının sıra dışı öyküsü aktarılıyor. David Gilmour’un inzivaya çekilen eski dostunu Cambridge kırsalında bulup stüdyoya geri döndürme macerasını içeren çalışma, Rock tarihindeki gizli bir dehanın silinmez izlerini parlatıyor.
- Shine On You Crazy Diamond,
- Money,
- Us And Them,
Bu üç Pink Floyd parçası ilk dinleyişimden bugüne kadar en sevdiğim üçlü. Ne zaman ne ortam olursa olsun elimde olmadan dikkat kesilirim… Hele ki birinci sıramda yer alan Shine On You Crazy Diamond’ı duyduğumda Pavlov’un köpeği gibi olur adeta donarım.
Bu üç parçanın ortak bir özelliği daha vardır. Bu çalışmalarda can alıcı bir saksafon yer alır ve onu her üçünden çıkardığınızda yakaladığınız duygu yok olur gider. İşte bu üç parçada saksafon çalarak bu duyguyu veren kişinin ismi Dick Parry. Onu geçtiğimiz cuma günü yani 22 Mayıs 2026 tarihinde seksen üç yaşında kaybettik.
1973 yılında çıkan The Dark Side Of The Moon albümünde saksafonuyla konuk olan sanatçı, 1975’te de Pink Floyd’un Wish You Were Here’ında yer alarak duygu bombardımanı yapacaktı. Grupla iş birliği 1994 yılında çıkan The Division Bell albümünde de sürecek ve yanı sıra grubun turnelerinde de çalacaktı.
Pink Floyd’un gitaristi David Gilmour onun ölümünden sonra yaptığı ilk açıklamada, “Duygusu ve tonu sayesinde Dick’in saksafon çalışı hemen ayırt edilir; milyonların tanıdığı, Shine On You Crazy Diamond, Wish You Were Here, Us and Them ve Moneygibi şarkıların ruhuna işleyen olağanüstü güzellikte bir imzadır bu.” diyordu.
Gilmour, bu usta saksafoncu ile 17 yaşından beri arkadaş ve 1970’li yılarda da Pink Floyd albümlerinde yer alarak birlikte müzik yapma imkanını bulmuşlar. Daha sonrasında Live Aid de dahil olmak üzere Pink Floyd’un konserlerinde yer alan Dick Parry ile uzun yıllar görüşememişler. 1994 yılında The Division Bell albümü hazırlanırken Wearing The Inside Out şarkısında saksafonun yer almasının gerektiği düşünülmüş ve o zaman da Gilmour’un aklına eski dostu gelmiş. Buraya kadar her şey güzel ama onu bir türlü bulamıyorlar. Dick Parry o dönem işsiz ve her şeyi bırakıp, Cambridge civarında bir köye yerleşmiş. En sonunda onu buluyorlar ama müzikten artık elini eteğini çekmiş bir halde. Gilmour yanında prodüktör Bob Ezrin ile birlikte onun yaşadığı köye gidiyorlar. Açıkçası umutları biraz kırılmış olarak, “Hadi bize biraz çal” diyorlar. Ondan sonrasını ise David Gilmour’dan dinleyelim,
“…Üç cümle kadar çaldı; Bob’la ben adeta büyülendik. Üstelik eskisinden bile daha iyiydi. Öyle kendine özgü, öyle olağanüstü bir tonu var ki onu ilk anda ayırt ediyorsunuz.”
Bugüne kadar en sevdiğim çok özel üç Pink Floyd parçasında Dick Parry’nin olması benim için şaşırtıcı bir sürpriz oldu. Siz ne dersiniz bilemem ama ben şimdiden Pink Floyd tarihimdeki kadroya onu da kattım bile.



