Bir albüm, üç kuşak, üç ayrı kulak, tek bir inatçı ritim… Foreign Tongues, The Rolling Stones’un geçmişini sırtına alıp bugünün ortasına bıraktığı kışkırtıcı, gürültülü ve hâlâ fazlasıyla canlı bir Rock’n’Roll selamı.
Albümler yazıları:
Bütün üyeleri aynı kalmasa da bir grup hâlâ aynı grup mudur? Cevap: Evet… Yes’in altmış yıla yaklaşan müzik hayatının (şimdilik) son stüdyo albümü bu soruya tereddüde yer bırakmadan yanıt veriyor.
Nick Drake’in en yalın hâliyle kaydettiği Pink Moon, yirmi sekiz dakikada yalnızlığı, kırılganlığı ve sessizce iyileştiren bir şifacının iç dünyasını anlatıyor.
Joe Bonamassa’nın “The Spirit of Rory” ile Cork’tan Rory Gallagher’a gönderdiği gitar selamı, üç ayrı kalemde Blues’un hafızasına ve kuşaklar arası yolculuğuna dönüşüyor.
Suede’in ilk albümü; karanlık Londra hikâyeleri, çarpıcı gitarlar ve Britpop’un doğuşunu müjdeleyen sarsıcı şarkılarla hâlâ ilk günkü gücünü koruyor.
1994 tarihli Smash, The Offspring’i yeraltından çıkarıp 90’ların en büyük Punk Rock patlamalarından birine dönüştüren albümdü.
Stüdyoİmge’nin radarına takılan “yeni çıkmış” ve “çıkacak” albümleri bundan sonra her ay masaya yatırıyoruz. Bu ilk raporun kalemini Levent Erseven ve Meral Akman tuttu.
Beatles efsanesinin hayattaki iki devi Paul McCartney ve Ringo Starr, ilerleyen yaşlarına rağmen yayımladıkları yeni albümlerle üretmeye devam ediyorlar. Yazı, iki çınarın geçmişin ihtişamına sığınmadan kendi köklerine ve Rock’n’Roll’a sundukları içten selamı inceliyor.
Manic Street Preachers’ın dördüncü stüdyo albümü Everything Must Go, trajik bir kayboluşun ardından küllerinden doğan bir grubun zafer anını simgeliyor. Agresif köklerden sıyrılarak stadyumlara taşınan bu başyapıt, 30. yılında dönemin melodik manifestosu olarak parlıyor.
Deep Purple için 70’li yılların perdesini açan albüm In Rock hem önceki albümlerine göre daha hard rock çizgisinde oluşuyla, hem de Mark II kadrosunun ilk ürünü olmasıyla unutulmaz bir eser.
