Sabahattin Bilgiç, “Hayatımı Değiştiren Albümler” dizisinde bu kez The Offspring’in 1994 tarihli kırılma noktası Smash’e kulak veriyor. Epitaph Records etiketiyle yayımlanan albüm, Punk Rock’ı ana akıma taşıyan, bağımsız plak tarihine adını yazdıran ve 90’ların öfkesini, hızını, mizahını aynı potada eriten gerçek bir enerji patlamasıydı.
Hepinize selamlar Stüdyo İmge dostları, yirmi yıl aradan sonra memleketimiz dinleyicisini yeniden selamlamak için gün sayan The Offspring’i tüm dünyaya tanıtan Smash albümüyle “Hayatımı Değiştiren Albümler” yazı dizisine devam ediyorum. 1994 yılında Epitaph Records etiketiyle yayınlanan üçüncü The Offspring albümü Smash, grubun tüm dünyada şöhret olmasını sağlamakla kalmamış, Post-Grunge döneminde nice yeraltı grubunun yüzeye çıkmasını sağlamıştı.

Punk Rock grubu The Offspring’in hikâyesi 80’lerin ortalarında Orange County-Güney Kaliforniya’da başlıyor. Clowns of Death isimli grubun gitaristliğini yapan Dexter Holland, lise arkadaşı Greg Kriesel’i Punk Rock’la tanıştırmıştı. Greg’e, “Kendi grubumuzu kuralım,” teklifini yapan Dexter’ın önerisi kabul edilince sonradan The Offspring’e dönüşecek Manic Subsidalgrubunun temelleri atılmıştı. Vokale geçen Dexter ve bas gitar çalan Greg’e, Clowns of Death grubundan diğer üyeler baterist James Lilja ve gitarist Noodles katılınca kadro tamamlanmıştı. 1985 yılının ortalarında kendilerine The Offspring ismini seçen dörtlü, 1987 yılında kendi firmaları Black Records’tan ilk single çalışmaları I’ll Be Waiting’i yayınlamışlardı. Akabinde grupta görev değişimi olmuş, James Lilja’nın yerine Ron Welty’ye bagetler emanet edilmişti. Grubun klasik kadrosu olarak nitelendirilen bu formasyon uzun süre görevine devam etmişti.
1988’de kaydettikleri demoyla Punk Rock gruplarına yer veren plak şirketlerini kapı kapı gezen dörtlü, muhtelif toplamalarda boy gösteren şarkılarıyla Nemesis Records isimli firmanın dikkatini çekmeyi başarmıştı. Thom Wilson’ın desteğini yanında hisseden grup, debut albümleri The Offspring’i 1989 yılında bu firmadan yayınlamıştı. Bu albüme göre daha derli toplu bir sounda sahip Baghdad EP’si sonrasında Nemesis Records’la yollar ayrılmıştı.

Tam da bu noktada karşılarına çıkan Bad Religion grubunun gitaristi Brett Gurewitz’in kurucusu olduğu bağımsız plak şirketi Epitaph Records’ın bir toplama albümünde yer almışlar, sonrasında ikinci albümleri Ignition’ı 1992 yılında bu firmadan yayınlamışlardı. Dexter’ın Orta Doğu temelli gitar riffleri ve vokal cümlelerinin ön planda olduğu albüm, Noodles’ın güçlü Blues göz kırpışlarının yarattığı zıtlıkla, derinliği olmayan karmaşık bir yapıdaydı. Tekli olarak da yayınlanan Kick Him When He’s Downisimli şarkının radyolardaki başarısıyla moral bulan ekip konserlere devam etti. 1993 yılı biterken müzik basını tarafından başarı potansiyeline sahip genç bir grup olarak nitelendirilen The Offspring, baş koydukları yolda neredeyse on yılı devirmişti. Şeytanın bacağını kırmak için yapmaları gereken tek şey yeni bir enerjiyle kotaracakları yeni şarkılardı.
Kasım 1993-Ocak 1994 tarihlerinde Track Record Studios’ta kaydedilen şarkılar, sadece 20.000 dolara mal olmuştu. 8 Nisan 1994 tarihinde Epitaph Records etiketiyle yayınlanan The Offspring’in üçüncü albümü Smash, on dört şarkıdan oluşuyordu ve yaklaşık kırk yedi dakika uzunluğundaydı. Çıkış tarihi Kurt Cobain’in vefatının ilk günlerine denk geldiği için medyada beklediği ilgiyi göremeyen albüm, sonrasında yayınlanan teklilerle (Come Out And Play, Self Esteem ve Gotta Get Away) büyük ilgi görmüştü. Enerji patlaması niteliğindeki albüm Smash’in yapımcı koltuğunda yine Thom Wilson oturmaktaydı. Grup Punk Rock’ı, Ska ve Hard Rock’la kaynaştırarak melez bir sound yaratmıştı.
Şarkı Listesi
A1: Time To Relax – 00:25
A2: Nitro (Youth Energy) – 02:26
A3: Bad Habit – 03:43
A4: Gotta Get Away – 03:52
A5: Genocide – 03:32
A6: Something To Believe In – 03:17
A7: Come Out And Play – 03:17
B1: Self Esteem – 04:17
B2: It’ll Be A Long Time – 02:43
B3: Killboy Powerhead – 02:02
B4: What Happened To You? – 02:12
B5: So Alone – 01:17
B6: Not The One – 02:54
B7: Smash – 10:39

Hicivli sözlerle Smash’in mottosunu anlatan Spoken Word Time To Relax ile açılan albüm, ismiyle müsemma enerjik şarkı Nitro (Youth Energy) ile “yarın yokmuş gibi yaşa” öğüdünü salık veriyor. Isınma turunun ardından gelen Bad Habit, The Offspring konserlerinin değişmeyen açılış şarkısı olmuştu yıllarca. Gotta Get Away yumruklar havaya, Power Pop tarzında ortalığı yıkıp geçirirken, Genocide hem melodik hem de brutal gitar riffleriyle adrenalinin dorukta olduğu bir The Offspring güzelliğiydi. Hayal kırıklığına uğramış bir neslin anlam ve değer arayışını anlatan Something To Believe In’in ardından A yüzü, albümün en büyük hiti ve gruba olağanüstü bir başarı kazandıran Come Out And Play ile kapanıyor. Los Angeles çete savaşlarını eleştiren şarkı, Orta Doğu kökenli gitar riffiyle akıllara kazınıyor.
B yüzü bir diğer The Offspring klasiği Self Esteem ile açılıyor. Şarkı, özsaygı eksikliği nedeniyle sağlıksız bir ilişkiye bağlı kalan bir adamın hikâyesini anlatıyor. It’ll Be A Long Time, birbirinden güzel geçişlere sahip bir ses ve söz bombardımanı. Killboy Powerhead albümdeki tek cover; Didjits’in 1990 tarihli şarkısıyla köklerine selam yollamayı ihmal etmeyen dörtlü, Ska temposundaki What Happened To You? ile uyuşturucunun zararlı etkilerine dikkat çekmişti. Kısacık şarkı So Alone’un tadı adeta damakta kalıyor. Önceki nesillerin yarattığı toplumsal sorunların yükünü sonraki nesillerin taşımak zorunda kalması temasına sahip Not The One, albümün politik şarkılarından bir tanesi. Albüme ismini veren enerjik şarkı Smash, sonrasında 5 dakikalık boşluğun ardından 90’ların meşhur hidden track numarasıyla, Come Out And Play’in melodisinin duyulmasının ardından perdeyi kapatıyor.
1994 yılının sonlarına gelindiğinde Rancid ve Guttermouth ile birlikte çıktıkları geniş kapsamlı turnede satışlar katlanmış, Smashalbümü 4x Platin Plak satışına ulaşmayı başarmıştı. Yaklaşık on milyonluk satış rakamı, bağımsız bir plak firmasından çıkan en çok satan albüm rekoru anlamına geliyordu. Smash’in beklenmedik ölçüde devasa satışlarıyla başta Epitaph Records olmak üzere bazı uluslararası dağıtım şirketlerinin cepleri dolmuştu. Tabii bu başarıda Nirvana tarihe karıştıktan sonra gruba kucak açan MTV’nin de büyük payı vardı. Nirvana sonrasında müzik dünyasının aradığı “Next Big Thing”, The Offspring’di. Yayınlanan teklilerin videolarına yüksek rotasyonda durmaksızın yer veren MTV, grubu ana akıma eklemlemişti.
Grup, Smash sonrası kariyerinin en büyük dönemine girmişken bir sonraki albümünü yine küçük bir bağımsız şirketten yayınlamak istemiyordu. 1996’da Columbia Records ile anlaşan The Offspring’in, Epitaph Records ile hâlâ bir albümlük yükümlülüğü vardı. Basına yansıyan bilgilere göre Sony Music, bu albümün haklarını almak için Epitaph Records’a milyonlarca dolarlık bir ödeme yaptı, benzer bir rakamın da The Offspring’in cebine girdiğini söylemiş olayım. Grubun Columbia anlaşması da yüksek imza bonusları ve avanslarla desteklendi. Böylece Smash ile bağımsız plak tarihine geçen The Offspring, bir sonraki adımını büyük plak şirketi çatısı altında atmış oldu.
Smash yayınlandığı tarihlerde Türkiye’de ve bazı Avrupa ülkelerinde yayınlanamamıştı. Çünkü Epitaph Records’un yeterli dağıtım ağı veya temsilcisi konumunda bir firma yoktu. Grubun memleket dinleyicisiyle tanışması bir sonraki 1997 tarihli albüm Ixnay On The Hombre ile olmuştu. Benim grubun farkına varmam 1998 sonbaharında piyasaya sürülen Americana ile oldu. Korsan CD tezgâhında görüp aldığım Bulgar baskı CD’yi hatmedip The Offspring’i bağrıma basmıştım.
Üretimlerine kırk yılı aşkın süredir devam eden Punk Rock efsanesi The Offspring, PC hız oyunlarının enerjik ritmi, skate kültürünün sesi ve kuşakların ortak dili oldu. Smash, The Offspring’in hâlâ en büyük albümü, grubu keşfetmek isteyen yeni kuşaklar için kusursuz bir başlama vuruşu.



