Cengiz Varlık, BBC Proms’un Royal Albert Hall’da düzenlediği “Prog Rock: A Fanfare for the Common Man” gecesini anlatıyor. Carl Palmer ve Peter Hammill’in konuk olduğu konserde Progressive Rock klasikleri, BBC Concert Orchestra’nın görkemli yorumuyla yeniden hayat buldu.
Londra’ya yapacağım seyahat için plan yapıyorum. Kulaklığımı takıp Hampton Court’ta Rick Wakeman’dan Anne Boleyn dinleyeceğim, Stonehenge’e gidip Ten Years After’dan da Stonedhenge. Gidebileceğim bir konser yok gibi görünüyor.
Web’de dolaşırken birden karşıma bir konser bilgisi çıkıyor. “Aman Allah’ım nasıl olur böyle bir şey!” Hemen gidiyorum resmî sayfaya. Programa bakıyorum, inanılır gibi değil. “Hemen bir bilet almalıyım.” Hay aksi. Bilet kalmamış. Yalnızca iade bileti çıkarsa onu alabilirim ya da konser günü gişeye gidip sınırlı sayıda satışa sunulacak ayakta izleme biletlerinden birini tükenmeden yakalayabilirim.
Tabii bu durumda yapmam gereken her yarım saatte bir ilgili sayfayı takip edip iade var mı yok mu diye bakmak. İki günü devirdim, yok. Umutsuz değilim ama. Sürekli şansımı deniyorum. İşte şimdi! İnanılır gibi değil, üç iade bilet var. İşi gücü bırakıyorum, inanılmaz bir konserin biletini oracıkta ve o an alıveriyorum.
Royal Albert Hall: Kısaca RAH. Londra’nın merkezinde müziğin mabedi. Dünyanın en simgesel müzik mekânlarından. Ne devler geçti 150 yıllık bu kutsal mekândan. Geleneksel olarak klasik müzik performanslarıyla özdeşleşmiş olsa da Yes, Rick Wakeman,Pink Floyd, Led Zeppelin, The Who, Queen ve daha nicelerini ağırladı. Janis Joplin de oradaydı. Cream’in Farewell Concertalbümü burada kaydedilmemiş miydi? Emerson Lake & Palmer’ın Live at the Royal Albert Hall’u? Ya da David Gilmour’un Remember That Night’ı? Saymakla bitmez.
BBC Proms: Dünyanın en büyük klasik müzik festivali. Neredeyse Royal Albert Hall kadar köklü bir geçmişi olan bir organizasyon. İki ay boyunca her gece, ağırlıklı olarak Royal Albert Hall’da ve zaman zaman Birleşik Krallık’ın diğer seçkin salonlarında senfonik müzik ve oda müziği konserleri düzenleniyor.
BBC Concert Orchestra: BBC’nin (British Broadcasting Corporation) beş radyo orkestrasından biri. Yaklaşık elli müzisyenden oluşan topluluk, klasik ve popüler müzik eserlerini kapsayan geniş bir repertuvar seslendiriyor. BBC’nin en geniş kitlelere hitap eden topluluğu. BBC Radio 3’te yayınlanan ve dünyanın en uzun soluklu canlı müzik programı olma özelliğini taşıyan “Friday Night Is Music Night” programının da yerleşik orkestrası.
Pekiyi, bunların hepsini nereye bağlayacağız? Carl Palmer? Peter Hammill? RAH? BBC Proms? BBC Concert Orchestra?
İngiliz Progressive Rock’ından seçilmiş eserler, 18 Temmuz 2026 gecesi BBC Proms kapsamında Royal Albert Hall’da seslendirildi. BBC Concert Orchestra’ya Carl Palmer ve Peter Hammill de konuk oldu. Bu görkemli konserde, takım elbiseleriyle ya da Yes ve ELP tişörtleriyle, ellerinde biraları konseri izleyen bir kalabalığın karşısında Progressive Rock’ın efsanevi eserleri seslendirildi. İğne atsanız yere düşmeyecek kadar tıka basa dolu Royal Albert Hall’da, Progressive Rock dünyasında işitsel, RAH’ın olağanüstü atmosferinde ise görsel bir yolculuğa çıkıldı. Orkestra ve vokalistler tam yirmi bir eser seslendirdi.
Her eser üzerinde tek tek durmayacağım. Ama öyle anlar vardı ki söz etmemek olmayacak.
Adı “Prog Rock: A Fanfare for the Common Man” olan geceye, Aaron Copland’ın muhteşem eseri Fanfare for the Common Man’ın Emerson Lake & Palmer düzenlemesi ile başlamaktan daha görkemli, daha anlamlı bir seçenek olabilir miydi? Hele hele davulda muhteşem Carl Palmer yer alıyorsa.

Soft Machine’den Out-Bloody-Rageous Part 1, son derece zor ritimleri yanı sıra bolca doğaçlamaya dayanan saksafon solosuyla akşamın önemli anlarındandı.
İlerleyen yaşına ve biraz zayıflamış sesine rağmen Peter Hammill, Refugees ile büyüledi; eserin o hüzünlü ağırlığını tam anlamıyla yansıttı.
Gecenin gerek orkestra gerekse vokal performansı açısından zirvelerinden biri de Yes’in And You and I isimli eseri oldu. Eserin doğası gereği orkestrasyona çok yatkın olması, yorumun görkemli bir performansa dönüşmesini sağladı. İki kadın vokalistten oluşan Staves de eserin aslına uygun tertemiz vokalleriyle gecenin iyileri arasındaydı.
Tubular Bells minimalist açılış ve Caveman bölümleriyle programdaydı. Her ne kadar bu iki bölüm arasındaki geçiş çok akıcı olmasa da Caveman bölümünde teker teker enstrümanların sahneye çıkması ve en sonunda tüm orkestranın zirveye ulaşması tüyleri diken diken etti.
İkinci bölüm yine bir Emerson Lake & Palmer eseri, Karn Evil #9: 1st Impression, Part 2 ile başladı ki duygu yoğunluğunu yaratan Greg Lake’in vokalleri idi. Uzaktan seslendi izleyenlere. Bu dev eseri sadece iki dakikaya ve yalnızca Greg Lake’in sesini duyacağımız kadar kısa bir zaman aralığına sıkıştırmalarına şaşırdım doğrusu.
Ardından gelen birbirine bağlı Focus, Osibisa ve Frank Zappa eserleri bir orkestra süiti formunda idi.

Eğer bir zirveden söz etmek gerekirse, o da Vanessa Haynes’in güçlü vokaliyle, eserin ruhuna son derece hâkim orkestraya eşlik ettiği eserdi. Hangi müzik insanın ölüm korkusunu, kabullenişini ve duygusal patlamasını böylesine dramatize ederek anlatabilir? Hayatın kaçınılmaz sonunu müzikle bundan daha güzel (!) nasıl ifade edilebilir? Tabii ki The Great Gig in the Sky.
Supertramp’in karanlık Crime of the Century, orkestra ile görkemli ve dramatik bir anlam kazandı. Dinleseydi, Roger Hodgson da Staves’in vokallerine hayran kalabilirdi.
Kapanış, yine Carl Palmer’ın katılımıyla, bu kez Keith Emerson’ın düzenlediği Modest Mussorgsky eseri Pictures at an Exhibition – The Great Gate of Kyiv ile oldu. Carl Palmer yine davulda devleşti.
Konser, 70’lerin İngiliz Progressive Rock müziğine bir saygı duruşuydu ve Progressive Rock’ın aslında İngiliz müziği olduğu, İngiltere’den tüm dünyaya yayıldığı tezini savunuyordu. Haksız da sayılmazlar; Focus, Zappa ve Osibisa gibi İngiliz olmayan isimlerin eserlerine bu programda yer vermelerinin nedeni, “Bakın, bizim müziğimiz dünyanın her köşesindeki müzisyenleri etkiledi!” demek olmalı.
Zaman zaman vokalistlerin yetersiz olduğu, hatta daha ileri gideyim, çok zayıf kaldığı da bir gerçek. Böylesine profesyonelce düzenlenen bir organizasyonda, elbette Peter Hammill gibi bir devi başımızın üstünde tutarak, daha seçkin vokalistleri görmeyi isterdim. Jon Anderson davet edildi mi acaba? Evet, bazı performanslarda hatalar vardı; bazı vokalistler işin hakkını tam veremedi ama Progressive Rock için görkemli bir gece idi ve BBC Proms 2027’nin yolunu şimdiden gözlemeye başladım bile.
Program:
- Aaron Copland: Fanfare for the Common Man (arr. ELP)
- Ian Anderson: Living in the Past
- Mike Ratledge: Out-Bloody-Rageous – Part 1
- Tony Banks: A Trick of the Tail
- Genesis: I Know What I Like (In Your Wardrobe)
- Michael Dunford: Northern Lights
- Justin Hayward: Nights in White Satin
- Peter Hammill: Refugees
- Yes: And You and I
- Mike Oldfield: Tubular Bells, Part One
(Ara)
- Keith Emerson: Karn Evil #9: 1st Impression, Part 2
- Thijs van Leer: Sylvia
- Osibisa: Komfo
- Frank Zappa: Peaches en Regalia
- King Crimson: 21st Century Schizoid Man/I Talk to the Wind/Court of the Crimson King
- Tony Banks & Steve Hackett: Entangled
- Kerry Minnear, Derek Shulman & Ray Shulman: On Reflection
- Mike Heron: Maker of Islands
- Richard Wright: The Great Gig in the Sky
- Rick Davies & Roger Hodgson: Crime of the Century
- Modest Mussorgsky: Pictures at an Exhibition – The Great Gate of Kyiv: arr. Keith Emerson





