Birsel Harputlu, The Beatles tutkusuyla temelleri atılan Flört‘ün “Bekarlar” döneminden bugüne uzanan otuz yılı aşkın serüvenini inceliyor. Analog kayıt ısrarı, mizahi dil ve politik dokunuşlarla şekillenen külliyat; grubun geçirdiği isim değişikliklerini ve kadro dönüşümlerini birer mevsim gibi betimliyor. Sinema ve tasavvuf gibi farklı alanlara temas eden bu müzikal yolculuk, değişen trendlere rağmen grubun dinleyicisiyle kurduğu samimi bağı koruduğunu gösteriyor.
Bazen tek ihtiyacımız olan aşk bizi mutlu da etse mutsuz da etse arzuladığımız duyguları bir insanda aramanın yanı sıra şarkılarda ararız. Bazen suyun içinde yüzüyor muyuz? Boğulmakta mıyız? Bilmezcesine şarkıların içinde de öyle hissederiz. Kelimelerle ifade edemediğimiz duyguları çeşme gibi akıtan şarkı sözleriyle yüreğimizde derin izler bırakan Grup Flört.
1989 yılında The Beatles grubuna duydukları yoğun ilgi, sevgiyle iki gencin, Ozan Kotra ve Ata Akdağ’ın yollarının kesişmesiyle “SOS VE 6 kulak” adlı amatör grubu kurmalarıyla başlıyor üç mevsim. BEKARLAR, KİM BUNLAR VE FLÖRT.
1991 yılında Ozan Kotra, Ata Akdağ, Barış Bölükbaşı ve Armağan Atar “BEKARLAR” grubunu kuruyorlar. İlk sahne deneyimleri bir düğün salonu oluyor. Yerli, yabancı, Rock’n Roll şarkılarının yanı sıra kendi besteleriyle de sahne alarak müzik sektöründe “bizde kendi eserlerimizle varız” demeye başlarken; kendi tarzlarını, müzik çizgilerini kabul ettirmenin, dinleyici kitlesi oluşturmanın, zorlu ve uzun yıllar sürecek meşakkatli yolculuğuna, çetin geçecek kış mevsimine adım atıyorlar.
İlk kayıtlarını Atlantis Stüdyosunda yapıyorlar. Çeşitli Rock festivallerinde yer alırken bir yandan da barlarda çalmaya başlıyorlar. 1992’de düzenli sahne almaya başlayan grubun çalışmaları önce Armağan Atar’ın Akçay’a taşınmasıyla sekteye uğruyor, 1993’de Atar’ın beklenmeyen, zamansız vefatı ile bocalıyor. Bu süre bitiminde grup yoluna Vedat Malgara ile devam ediyor.
Beyoğlu Gitanes barda uzun süre sahne alan grup çok hoş bir tesadüf eseri Mazhar Alanson’un yönlendirmesiyle Fuat Güner’in stüdyosu FT’de kendilerini geliştirecek olanakları ve çıkış imkânı yaratacak fırsatları yakalıyor. Rock müziği çalan grup stüdyoda Pop, Pop-Rock müziğini, sanatçı, grupları, albümleri de yakından inceleme, tanıma fırsatı buluyor. Bir yandan da Fuat Güner’in bilgi ve tecrübelerinden yararlanıyor.
1994-1998 yılları aralığında Vedat Malgara’nın gruptan ayrılmasıyla gruba taze kan Hakan Çağlar (Timsah) dahil oluyor. Maddi imkânsızlıklar, müzik sektörünün yaklaşımı, grubun kendi tarzlarıyla, şarkılarıyla var olma istek ve çabaları albüm yapmalarına engel oluyor. Yine bu tarihlerde gitarist olan Çağatay Kehribar ile Ozan Kotra’nın tanışması ile çeşitli sahne, kayıt deneyimleri başlıyor. Grup için kış mevsimi 1998 yılında Prestij müzikten aldıkları teklifle, “BEKARLAR” isminin değiştirilmesiyle son buluyor. Yeni isim, yeni bir sound, yeni bir imaj, yeni bir dönem, yola çıktıkları müzikten bambaşka bir türle yerini ilkbahara bırakıyor.
Grup 1998’de Prestij Müzik ile sonraki albümlerinde kendi bestelerinin de yer alması şartıyla, isim değişikliğine giderek “KİM BUNLAR” adıyla tamamı türkülerin Rock formatından oluşan ilk albümleri “Dağlar Kızı Reyhan/Atabarı”nı yayınlıyor. Ana vokalin Barış Bölükbaşı olduğu, Hard Rock tarzında “Atabarı”, Ozan Kotra’nın ana vokal olduğu “Dağlar Kızı Reyhan” şarkıları ve klipleriyle İstanbul’un belirli bir kesiminde, sevenlerince “BEKARLAR” olarak tanınan grup özünden, düşledikleri albüm hayalinden feragat ederek “KİM BUNLAR” adıyla Türkiye’de tanınır hale geliyor.
İlk albüm olmasına rağmen, davullu, zurnalı, meyli, bağlamalı, klarnetli, zilli, tenor saksafonlu, darbukalı, gitarlı, bangolu müzik aletlerinin çeşitliliği, konuk müzisyenlerin uyumu, grup üyelerinin fazlasıyla yeterli olması albümü başarılı kılan bir etken. Günümüzde grubu tanımayan, hiç dinlememiş kişiler olabilir. Hatta grup bile bu dönemlerini hatırlamak istemiyor olabilir.
Her şeye rağmen çok iyi bir iş çıkarılmış. Albümde yer alan türkülerin hepsi çok yerinde seçilmiş ve çok iyi yorumlanmış. Bugün bile farklı isimlerin de “Iğdır’ın Al Alması” olarak seslendirdiği türküyü grup 28 yıl önce yorumlamış. İçine yani girişine de vokal olarak “Ben o yâri görmeyeli ay balam ayva gibi sarardım” diyen Duygu Tipigil (Tarhan)’ı dahil ederek albümün en sevilen türküleri arasına ekliyor.
“Hey Onbeşli”, “Deriko”, “Yüksek Yüksek Tepeler”, “Lingo Lingo” kısacası sevilen, bilindik türkülerle dinlemesi keyifli bir albüm. Ancak konser dinleyicisi, kalıcı dinleyici kitlesi oluşturamıyorlar. Bu durumun önüne geçmek isteyen grup ikinci albümlerini kendi bestelerinden hazırlıyor. 1999’da Pop, Punk-Rock, deneysel öğelerden oluşan, analog olarak kaydedilen ikinci albümleri “Ve KİM BUNLAR”ı yayınlıyorlar.
Ancak yapımcı firma albüme destek vermeyerek, arkasında durmuyor. Albümdeki tek türkü olan “Arabamın Atları” da grubun ilk albümde yakaladığı tanınırlığı kurtaramıyor. Albümde kulakta, akılda kalan melodisi, yürekte bıraktığı sızıyla asla unutulmayacak olan söz müziği Ozan Kotra ve Ata Akdağ’a ait olan geri vokal de Duygu Tipigil, Barış Bölükbaşı, Ata Akdağ, Ozan Kotra, solo vokal de Ozan Kotra’nın olduğu grubun üç mevsiminde, külliyatında ilk akla gelen, unutulmayanlar arasında olan “Yalnızlık Mevsimi” bambaşkadır dinleyicisi için.
Düzenli olarak bar programlarına devam ederek belirli bir dinleyici kitlesi tarafından izlenir olmayı başarıyorlar. Albümleri, grup isimleri ve tarzları istedikleri gibi olmayınca firmadan ayrılma kararı alıyorlar.
2000 yılında, Kim Bunlar adını bir daha kullanmayacaklarına dair sözleşme imzalayarak ilkbahar döneminde firma ile bağlarını koparıyorlar. Süreci ardından Barış Bölükbaşı gruptan ayrılıyor. Prestij Müzik etiketiyle çıkan iki albüm hem CD hem kaset formatında dinleyiciyle buluşuyor ve bugün bile koleksiyonlarımızın en nadideleri arasında yer alıyor.
Bizler ise albüm kapak fotoğraflarına bakıp “ne kadar gençlermiş” diyerek dinliyoruz. Bazen istediğimiz şey ya hiç olmaz ya yarım olur ya da düşündüğümüzden bambaşka bir biçimde karşımıza çıkar. Yine de pes etmeden yola devam edenler kazanır. Nitekim öyle oluyor.
Diğer iki grubun devamı gibi düşünülse de albümleri, besteleri, görüşü, soundu, duruşu açısından yepyeni, arzuladıkları gibi bir grup kuruyorlar. 2000 yılında Çağatay Kehribar’ın da dahil olmasıyla uzun yıllar sürecek olan yaz, Flört mevsimi başlıyor. Ağdaş Müzik ile anlaşan grup ilk albüm için hazırlıklara başlıyor ve dijital kayıt yaparak istedikleri gibi profesyonel bir grup imajı çizerek grupla aynı adı taşıyan “FLÖRT” albümlerini CD ve kaset formatında yayınlıyorlar.
Albümde son şarkı olan “Yola Devam” sözleriyle geçmişlerine bir selam niteliğinde gibi görünse de geçmişi kapattıklarını, yeniye, istedikleri yolda devam ettiklerinin en büyük kanıtı olarak karşımıza çıkıyor. “Ve Kim Bunlar” albümünde yer alan “Yalnızlık Mevsimi” şarkısını o kadar seviyor olmalılar ki bu albüme de ekliyorlar.
Canınız sıkkın olduğunda, işler ters gittiğinde “Balon uçtu gitti bulutlara kaçtı. Öykü burada bitti, kapat bu defteri”sözleriyle yüzü gülümseten “Balon” şarkısı, kült olmuş, ileri de ikincisi yapılacak olan “Rasta Baba”, dinlerken insanın canını yakan bir masal gibi, sanki hayatımızdan kamyona binip giden bir Hasan varmış gibi hissettiren, “Yaşayan tüm babalar için.. yanımızda ya da içimizde” vurgusuyla yer alan Ata Akdağ’ın babası için yazdığı “Onun Adı Hasan” şarkısı albümün en sevilenleri oluyor.
Yıllar sonra 2020’de albüm plak formatı ile tekrar sevenleri ve koleksiyonerlerle buluşuyor. 2001 de Ata Akdağ, sonrasında da Hakan Çağlar gruptan ayrılıyor.
Ayrılıklar sonrası 2003’te Dirlik Film Müzik etiketiyle “Cemiyette Pişiyoruz” albümünü yapıyorlar. Ana kadroda Ozan Kotra ve Çağatay Kehribar yer alıyor. Albümün teşekkür metninde önce “Bize bu hayatı yaşama fırsatını tanıyıp koruyan Allah’a…” diye başlayıp emeği geçen herkesin adına yer veriyor; ardından “Tasavvuf kültürümüzün mihenk taşları erenlerimize… MİM’lenmiş yüreklere saygılarımızı sunarız… Dostumuz, pirimiz, can Yunus’a…” diyerek son buluyor. Benzer bir teşekkür metni sonraki albümde de rastlanıyor. Öteki albümlerde bu çizgi görülmüyor.
Bu albümün önceki ve sonra yapılacak olan albümlerden farklı olmasının nedenlerinden biri tasavvufi bir atmosfer temelinde Yunus Emre’ye ait “Bize Dervişler Geldi” şiirini muhteşem bir soundla, dinleyenine zikir çektirircesine, Rock İlahisi hissi vererek seslendirmeleri, ona nefes vermeleri olsa gerek.
Dolu dolu, boş şarkısı olmayan; aradan geçen yıllara rağmen hâlâ keyifle dinlenen, unutulmayan “Bir Tek Sen Gelmedin”, “İstanbul”, “Manolya”, “Modern Ortam Romantikleri”, “Şakalar”, “Bu Havalarda Dönme Bana” sözlerin naiflik ve nüktedanlıkla, grubun tarzıyla birleşerek ayrılıklara, konuk müzisyenlere rağmen bu albümü bir Flört albümü olarak yerli yerine oturtuyor.
Albüm sonrası 40 konserlik turne teklifi alan grubun, Ozan Kotra’nın askere gitmesiyle; bir konsere Çağatay’ın solistliğinde, Kotra’sız çıkmasının ardından çalışmaları duruyor. Bir yıllık duraklama sonrasında ise Kotra ve Kehribar grubu yeniden hareketlendirip analog kayıt yapma kararı alıyorlar.
Şans bu ya, Hakan Çağlar’ın da müziğe, gruba dönmesiyle yeni albüm kadrosu oluşuyor. Çalışmaların yoğunluğundan dolayı bölünmemesi için, gruba ait bir stüdyo fikriyle Bay Papağan Stüdyosu’nu oluşturuyorlar. İstedikleri düzene dört yılda kavuşan grup, 2010’da Seyhan Müzik’ten “Demli” albümünü tamamen analog olarak hazırlıyor ve hem sound’u hem içeriği ile grup müzik tarihinde en önemli, sağlam albümü olarak arşivlerinde yer veriyor. Alternatif müzik dinleyicisine hitap eden albümde politik göndermeler, Pop ve Progresif Rock temaları dikkat çekiyor.
Böylece alternatif müzik seven gençleri ve Anadolu Pop dinleyicisini kitlesine katmayı başarıyorlar. “Eski Dostum”, “Yüzüm Gözüm Şiş”, “Sevmez Olaydım”, “Mutluyuz” gibi sevilen şarkılar arasında, klibiyle de şarkı sözlerini destekleyen, içinden büyük şair Orhan Veli geçen, İstanbul’a şöyle bir dalan “Aşka Dair” şarkısı dinlenmenin de ötesine geçerek insan ruhunda yer ediyor.
Bir sonraki albümleri tamamen analog kaydedilen “Anadolu Beat” 2012 yılında yayınlanıyor. Plak olarak da basılarak nadir plaklar statüsünde arşivlerde yerini alan albümde “Bekarlar” döneminde yazılan “Lan Oğlum Böyle Olmaz” şarkısı ve “Dün TRT’de İzledim” albümün dikkat çeken şarkıları oluyor.
Ozan Kotra’nın annesinin ardından yazdığı “Sevgili Gönül” ve “Özledim” şarkıları da albüm de yer alıyor. “Dün TRT’de İzledim” şarkısına çekilen kliple 7’den 70’e birçok insanın beğenisini kazanıyorlar. Klipte bir büyüğümüz, Halit Kıvanç abimiz de rol alıyor. İzlerken, dinlerken içimizdeki çocuğun varlığını hissetmenin yanı sıra “Lan oğlum Halit abiyi nasıl ikna ettiniz?” diye soruyoruz. Basit, akılda kalıcı melodisi, ilginç sözleri renkli enerjik klibiyle çok seviliyor.
Grup aynı zamanda “Patlak Sokaklar: Gerzomat” filminin de müziklerini yapıyor ve kendi filmleri içinde yeni bir başlangıç yapıyor. Senaryosu Murat Özsoy’a ait yönetmenliğini Murat Şenöy’ün yaptığı, oyuncu kadrosunda Fuat Güner, Mete Horozoğlu olan, plak yapma hayaliyle yanıp tutuşan ve bu uğurda banka soygunu planlayan üç müzisyenin eğlenceli maceralarının anlatıldığı bol müzikli, siyasi göndermeli film “Tehlikeyle Flört” 2015 yılında vizyona giriyor.
İstenilen başarıyı yakalayamasa da günümüzde de belirli aralıklarla televizyonda yayınlanmasıyla filmin beğenildiğini anlıyoruz. Filmde oynayan Ata Akdağ 2014 çıkışlı “Hücum Kayıtlar” isimli toplama albümün düzeltmelerinde yer alarak gruba geri dönüyor.
Gruba dönüşünü kutlamak için, ilk albümde yer alan sözleri Akdağ’a ait olan ve 1989’da kaybettiği babasına ithaf ettiği “Onun Adı Hasan” adlı duygusal şarkı da albüme ekleniyor. 2016 da yeniden düzenlenerek, kliplendirilen şarkı dijitalde single olarak da yayınlanıyor.
2016 da Fuat Güner’in de konuk müzisyen olduğu “Aşk Böyleymiş” albümü Pasaj Müzik etiketiyle yayınlanıyor. Bildiğimiz Flört tarzı olan albümde bolca eğlenceli müzik ve sözler yer alıyor.
Bir tanesi ise isminin aksine dinlerken ağlatıyor. “Artık ağlamak yok/Geçen günlere darılmak yok/Artık ağlama yok/Tatlı düşlerden uyanmak yok” sözleriyle “Ağlamak Yok”; bu şarkı için mutsuz anlarda dinlenilmesi ağlatır ibaresi olması gereken bir şarkı diyebiliriz. Eğlence bölümünde başı çekenler ise “Cafer’in Evinde” ve “Donuma Kadar Islandım Bu Yağmurda” oluyor.
2017’de Arpej Yapım etiketiyle “Bambaşka” albümleri yayınlanıyor. En dikkat çeken herkesin çok özlediği şarkı ise, yaşı yetmiş ama iş bitmemiş “Rasta Baba II” oluyor. Hakikaten de özlemişiz. İlk Rasta Baba’yı tanıyanlar II’ye ilk başta alışamayıp sevemese de zamanla alışıyor.
Sözleri Hakan Çağlar’a ait olan “Dedim” albümün sevilen şarkılarından bir diğeri. Benim nazarımda ise tercihim gittiğim konserlerinde hiç çalmadıkları “Ömre Bedelsin” oluyor. 2017’de “İzmir Marşı”nı söyleyerek dijital single olarak yayınlıyorlar. Hakkını verdikleri bu yorum çok beğeniliyor.
2018’de Hakan Çağlar gruptan ayrılarak Barış Bölükbaşı ile “Timsahın Gözyaşları” grubunu kuruyor. İlk albümü “Meczup”u 2018’ de, kapak çizimi tamamen kendine ait olan 2023 çıkışlı “İçimdeki” albümünü ise plak formatında yayımlayarak, kendi yolunda, bireysel çalışmalarına devam ediyor. Daha öncede ayrılıp gruba dönen Timsah’ın sanırız ki bu son ayrılışı oluyor.
Çağlar’ın yerine Orkun Bagatur yeniden gruba dahil oluyor. Hiç ara vermeden çalışmalarına devam eden grup 2019’ da “Rasta Baba II”, “Bu Havalarda Dönme Bana” dijital single olarak yayınlıyor. 2020’de de Bagatur’un ayrılmasıyla gruba Kutay Bür katılıyor.
“Ömre Bedelsin”, “Mutluyuz” dijital single olarak yayınlanıyor. 2021’de ekonomiye, zamlara, kaçmaya çalıştığımız peşimizdeki ayıya gönderme yapan “Kutup Ayısı” şarkısı ve klibiyle dikkat çeken “Bize Özel” albümü aynı zamanda 2022’de plak formatında, 2022’de “Ne Yaparım Ben?”, “İstanbul” 2023’de “Hayır mı Şer mi?” dijital singlerını yayınlıyorlar.
2025’de “ah keşke çocukluğumuza dönebilsek” dediğimiz” “Üzüntü ve Muz Kabuğu” albümlerini yayınlıyorlar. “Güzel Şeyler var Hayatta” ve yeni düzenlemesiyle chat’i bırakan romantiklerin like peşinde olduğu “Modern Ortam Romantikleri” şarkılarıyla günümüz modern ortamlarında seslerini, müziklerini duyurmaya, dur durak bilmeden çalışmalarına ara vermeden üretmeye, kendilerine has müzik ve dinleyicileriyle flört etmeye devam ediyorlar.
Grup çalışmalarının yanı sıra bireysel çalışmalarını da aksatmayıp keyifli işlerle sevenleriyle randevulaşıyorlar. Ozan Kotra’nın 2020 tarihli bireysel çalışma ürünü olan plak formatında da yayınlanan, “Mevzu Benmişim” şarkısının ön plana çıktığı “Hava Durumu” albümü, Ata Aktağ’ın YAYA grubunun “Bay A’nın Hikâyesi” albümleri de dinleyicileri tarafından çok seviliyor.
Grup da olsa bireysel de olsa tüm albümlerde söz ve müzik Kotra ve Akdağ’a ait “Bu adamlar nasıl bir hayat yaşıyorlar da böyle sözler yazıyorlar?” demeden duramıyor insan. Her ne yapıyorlarsa ne yaşıyorlarsa müzikleri için dinleyicileri için yola devam etmeliler.
Müzik tarihlerinde ayrılıklar, zorlu mevsimler yaşansa da yıllardır ayakta kalan, istedikleri müziği yapmaktan vazgeçmeyen, dinleyicisiyle iç içe olan, dinlemesi keyifli ve konser salonu atmosferi yaşanması gereken bir grup Flört…
“…Merak ettin mi acaba beni
Nerdeyim ne haller içindeyim
Saçım sakalım hafif beyazlamış
Yok ama sanma ki kederdeyim
Benim işler hâlâ biraz karışık
Koşuyorum düşüyorum yürüyorumYılar geçmiş ama unutmadım seni
Asırlar geçse unutmam
Yıllar geçmiş ve biz değişmişiz
Ve sen hâlâ çok güzelsin
Mmm hâlâ çok güzelsin”
Sevgili Flört, araya ayrılıklar, zaman, hayat meseleleri girse de Hâlâ Çok Güzelsin. Yazın, Flört mevsimin, dinleyeninle flörtün uzun yıllar soluksuzca devam etsin. Sevgiler…












