Turgay Yalçın, efsanevi grup Cream’in son dönemecinde hayat bulan “Badge” şarkısının ardındaki esrarı aralıyor. Eric Clapton ile “L’Angelo Misterioso” takma adlı gizemli bir müzisyenin imzasını taşıyan bu parça, aslında George Harrison’ın plak şirketi engellerini aşmak için seçtiği bir kamuflajdır. İkilinin “While My Guitar Gently Weeps” ile başlayan derin dostluğu, müzik tarihinin en ikonik iş birliklerinden birini doğururken; bu “Gizemli Melek”, Rock dünyasında hem bir dostluk nişanesi hem de hukuki bir çözüm olarak iz bırakmıştır.
The Yardbirds ve John Mayall & the Bluesbreakers gibi Britanya’dan Blues ve Rock dünyasına ihraç iki grupta çaldıktan sonra, Eric Clapton kendi grubunu kurmaya karar verir. Adanın bir başka sağlam grubu olan The Graham Bond Organisation’ın basçısı Jack Bruce ve davulcusu Ginger Baker’la bir araya gelir ve sonraları Rock müziğin ilk büyük süper gruplarından biri olarak anılacak olan Cream kurulmuş olur. Blues klasiklerinin yanına kendi bestelerini eklemeye başlarlar. Repertuvar kışkırtıcıdır, grubun her konseri gövde gösterisi gibidir, sahneden seyirciye doğru karşı konulamaz bir enerji akmaktadır. Mamafih, bu azgın ruh halleri sadece icralarla sınırlı değildir; Bruce ve Baker, önceki gruplarında başlamış olan sürtüşmelerini sahnede kavga etmeye kadar vardırırlar. Atlantic Records’dan çıkan iki stüdyo ve bir canlı kayıt sonrasında grubu dağıtmaya karar verirler.
Bundan sonrası biraz tevatür. Bağlı bulundukları plak şirketinin patronu Ahmet Ertegün, üçlüye yaklaşır ve son bir albüm yapmalarını ister. Birbirinden nefret eden üç müzisyen de karşı çıkınca, Ertegün, şirketin efsanevi prodüktörü Jerry Wexler’in ölüm döşeğinde olduğunu ve hayata veda etmeden önce son bir Cream albümü dinlemek istediğini söyler; grubu ikna eder. Bu arada hastalık meselesi tabii ki palavradır; Wexler turp gibidir, 40 yıl daha yaşar.
Eldeki canlı kayıtların yanına birkaç parça eklemek için stüdyoya girerler ve grubun en sevilen parçalarından biri haline gelecek olan “Badge”i kaydederler. Şarkı, Clapton ile L’Angelo Misterioso’nun ortak bestesidir. Bu eksantrik isimli şahıs, şarkının icrasında üçlüye eşlik de eder, ritim gitar çalar. “Goodbye”, 5 Şubat 1969’da raflardaki yerini aldığında, albümün arka kapağında şahsın adı da yer alır; kim olduğu grubun hayranları ve basın için uzun bir süre muamma olarak kalır.
L’Angelo Misterioso, bununla da kalmaz, Jack Bruce’un aynı yıl yayınlanan solo albümü “Songs For A Tailor”ın açılış parçasında da gitar çalar.
Sizi merakta bırakmayalım; L’Angelo Misterioso, İtalyanca’dan dilimize çevirisiyle Gizemli Melek, aslında George Harrison‘dır. Harrison o dönemde EMI’nın sanatçısıdır, grupların yılda birden fazla albüm yayınladığı dönemdir, plak şirketleri arasında kıyasıya rekabet vardır ve şirketlerin, sözleşmeyle bağladıkları müzisyenlere, eşlikçi olsalar dahi başka bir plak şirketi için çalışma izni vermediği yıllardır. Hele de Atlantic gibi EMI’nin baş rakibinden yayımlanacak bir albümde isminin yer alması, Harrison’ın kendi kafasına sıkmasıyla eşdeğerdir.
Peki, nasıl olmuş da bu birliktelik gerçekleşmiş? Lafı uzatmadan anlatmaya çalışayım.
Harrison ve Clapton, 60’lı yılların sonuna doğru arkadaş olurlar. İkisi de İngilizdir; kafaları birbirine uygundur; biri dünyanın en büyük grubundadır, diğeri gitarın tanrısı payesini almıştır. The Beatles’ın iç çekişmeleri arttıkça, Lennon-McCartney ikilisinin kurduğu beste tekeli zayıflamaya başlar ve dörtlünün en hasından Rock karakteri olan Harrison’ın besteleri de artık albümlere girmeye başlar.
Harrison, The Beatles’ın sonraki albümünde yer alacak şekilde bir bestesini masaya koyarsa da gitarların nasıl çalınması gerektiği konusunda bir türlü tatmin olmamaktadır. Çareyi bir bilene, hatta çok iyi bilene danışmakta bulur. Clapton süsleme üstadıdır; fikirlerini, önerilerini söyler. Harrison beğenir beğenmesine de bu işin altından kendisinin kalkamayacağını anlar ve Clapton’ı stüdyoya davet eder. Tahmin edersiniz, Clapton çekinir, bir şekilde ikna edilir ve ortaya Rock tarihinin en müthiş icralarından biri çıkar: “While My Guitar Gently Weeps”. The Beatles, the Beatles olalı böyle gitar solosu görmemiştir; Clapton resmen gitarı inletir, ağlatır.
Bu, ikilinin uzun yıllar sürecek olan müzikal arkadaşlıklarının da başlangıcıdır. Böylelikle Harrison, ertesi yıl Cream’in şarkısında takma ismiyle yer alır.
Sonrasını biliyorsunuz, The Beatles dağılır, Harrison kendi yoluna gider, Clapton şöhretini yaldızlamaya devam eder. Muhabbetleri maaile öylesine yakın şekilde derinleşir ki, Clapton abayı, Harrison’ın karısına yakar, aşk acısı çektikçe mücevher nitelikteki şarkılarını yazıp çalmaya başlar. Hatta bir zaman sonra Harrison’ın karısını… Neyse bu başka bir hikâyenin konusu olsun.



