Menüyü kapat

    Bültenimize abone olun

    Stüdyoİmge'de yayınlanan yazıları çıktığı anda e-posta gelen kutunuzda görün.

    Facebook X (Twitter) Instagram
    StüdyoİmgeStüdyoİmge
    Facebook X (Twitter) Instagram Bluesky
    • Anasahne
    • Yazılar
      1. Güncel
      2. Konser & Etkinlik
      3. Albümler
      4. Biyografi
      5. Portre
      6. Eski Sayılar
      7. Tümünü gör

      ROSS THE BOSS: Manowar’ın Evrensel Yüzü

      30.04.2026

      PodsyLive: Mobilden Sahneye Uzanan Köprü

      06.04.2026

      Günahların Müziği SINNERS ya da BLUES’UN KARANLIK HAFIZASI

      26.03.2026

      MERHABA! Stüdyoİmge’den Bilmemkaçıncı Defa…

      23.03.2026

      OGÜN SANLISOY: Henüz Yaşanmamış Bir Gecenin Setlist’i

      04.05.2026

      ERIC CLAPTON ile Kraków’da Bir Gece: 60 Yıllık Bir Blues Hikâyesi

      02.05.2026

      EVRENCAN GÜNDÜZ ile Aşk Üzerine: “Adam Gibi Ağlayacağım” Diye Bağırmak

      17.04.2026

      BIG BIG TRAIN ile Southampton İstasyonu’nda

      27.03.2026

      JOE JACKSON ve BRUCE HORNSBY’den Piyano Merkezli İki Albüm, İki Farklı Ses ve Anlatım Biçimi

      01.05.2026

      Budgie (1971)

      03.04.2026

      EPITAPH: Mezar Taşındaki Kehanet ve İNSANLIĞIN KENDİ ELİYLE ÇİZDİĞİ KADER

      25.03.2026

      Fırtına Sonrası: RAINBOW RISING

      13.03.2026

      Sandy Denny: Eski Moda Bir Vals Gibi

      10.02.2026

      Tünay Akdeniz: Türk Punk’ın Babası

      21.01.2026

      Skip Spence: Kayıp Ruhun Yolculuğu

      17.11.2025

      AZİZA A.: Çeyrek Asır Sonra “Hayat Hâlâ Groove”

      23.04.2026

      DAVID BOWIE: Yasın Beş Rengi

      21.04.2026

      PHIL COLLINS: Zamanla Yüzleşen Davulcu

      09.04.2026

      CEM KARACA: Posterdeki Gözyaşları

      05.04.2026

      İLHAN İREM: Analog Bir Sabır, Kristal Bir Varoluş

      01.04.2026

      Cem Karaca: Dervişan Yeniden Doğuyor

      10.02.2026

      Pearl Jam: Eski Müziğin Yeni Ruhu

      20.11.2025

      David Bowie: Dünyaya Düşen Adam

      12.11.2025

      DESERT BLUES: Gitar, Sürgün ve Assouf’un Sahra Coğrafyasındaki Hikâyesi

      05.05.2026

      OGÜN SANLISOY: Henüz Yaşanmamış Bir Gecenin Setlist’i

      04.05.2026

      JOAN BAEZ/JONI MITCHELL – Dida. Kelimelerin ötesinde bir düet

      03.05.2026

      Ritim konuşmaya başladığında: Ediz Hafızoğlu ile Jazz Meets Rap üzerine

      03.05.2026
    • Dosyalar
    • Röportajlar
    • N’olmuş?
    • Künye
    • Podcast
      • Spotify
      • Apple Podcasts
      • YouTube
    StüdyoİmgeStüdyoİmge
    Ana sayfa»Dosyalar»DESERT BLUES: Gitar, Sürgün ve Assouf’un Sahra Coğrafyasındaki Hikâyesi
    Dosyalar

    DESERT BLUES: Gitar, Sürgün ve Assouf’un Sahra Coğrafyasındaki Hikâyesi

    Sahra’nın kadim sessizliği, sürgün ve direnişle harmanlanarak Tinariwen’in gitarında "Desert Blues"a dönüşüyor. Mülteci kamplarından Grammy ödülüne uzanan bu büyüleyici ses örgüsünün izi...
    Cüneyt BarışseverCüneyt Barışsever05.05.202611 dakikalık okuma
    Paylaş
    Facebook Twitter WhatsApp Email Bağlantıyı kopyala

    Cüneyt Barışsever, Sahra’nın derinliklerinden yükselen gitar tınılarının peşine düşerek göçebeliğin ve isyanın melankolik sesini izliyor. Yağ kutularından yapılan ilk telli sazlardan devrimci marşlara evrilen bu kültürel miras, “Assouf” ruhuyla mülteci kamplarında hayat buluyor. Kalaşnikovların yerini enstrümanların aldığı bu dönüşüm, Tinariwen ve Ali Farka Touré gibi ustalarla nehir boylarından kum tepelerine uzanan kadim bir hafızayı dünyaya duyuruyor.

    Ateş yakılmış, soğuk hava kendini geceye hızlıca salmış. Ateşin üstünde çay “Atay (ⴰⵜⴰⵢ)” demlenmiş, çay kokusu, ateşte yanan akasyalar, etraftaki keçi derileri, kum ve sıcak volkanik kaya kokuları ile kendine has ama bir bütüne ait yapısıyla kamptaki herkesi büyüye hazırlamıştır.

    Rüzgâr kadim bilgeliğini giyinmiş tüm gerçekleri taşıyarak fısıltı frekansından, ateşi dansla ve hayatla besliyordu. Altın renginde yanan akasyalar bu fısıltılara kendini teslim edip yanan titreşimlerini kampın tam ortasından onlara bakan gözlerin kara gözbebeğinde yansıtıyordu.

    Develerin çanları uzaklardan gelen köpek havlamaları ile kendi ritmini bir kadın elinin “tende” davuluna ilk vuruşuyla bir an sessizliğe bırakacaktı.

    Hoggar dağlarının etekleri Cezayir-Mali sınırından habersiz, kum ve siyah volkanik kayaların altındaki cevherlerini saklamaya niyetli olsa da her titreşim bir cevheri sobeliyordu.

    Tuareg mülteci kampında, babaları öldürülmüş pamuk gömlekli yetim çocuklar, çıplak ayakları ile koşuşarak saklambaç oynamaya devam ediyordu. Su ilk önce yetim çocuğun hakkıydı. 

    Su bizleri süslediği gibi, birçok şarkıyı da süslüyordu “Aman Iman (ⴰⵎⴰⵏ ⵉⵎⴰⵏ)”, “su hayattır” cümlesi bu bölgede her an için ağır bir manifestodur.

    Zaman buralarda kendini başka bir boyutta tanıtsa da güçlüler için yıl 1960’lar. Mali yeni bağımsız olmuş, Tuareg isyanı bastırılmış, ordu kuzeyde hunharca operasyonda, insan hayatının değeri yanan akasyadan azdı. Bu duygunun Tamasheq / Tuareg dilinde verilen adıdır “Assouf (ⴰⵙⵓⴼ)”. Bu çok güçlü kelime çölün yalnızlığı, sürgün duygusu ve melankoli anlamlarını taşır.

    1970–80’lerde Libya ve Cezayir’de yaşayan sürgündeki Tuareg gençlerine Fransız dilinden gelen chômeur (işsiz) kelimesinden türeyen “Ishumar (ⵉⵛⵓⵎⴰⵔ)” adı verilmiştir. Dolayısı ile bu zaman göçünde Azawad (ⴰⵣⴰⵡⴰⴷ) (Tuareg bölgesi, Kuzey Mali) bölgesinde oluşacak müzik türü bu adlar ile anılacaktı.

    1990’ların sonu – 2000’lerin başında Batılı müzik gazetecileri, eleştirmenler ve plak şirketleri, Sahra’daki Tuareg gitar müziğinidünya müzik piyasasında tanımlamak ve pazarlamak amacıyla dünya müzik kategorisine “Desert Blues” (Çöl Blues’u) olarak tanıtacaktı.

    Sahra haritası üzerinde Tuareg dünyası Mali, Nijer, Cezayir, Libya ve Burkina Faso arasında bir ülkeye değil coğrafi bir dolaşıma (göçe), dilerseniz kervan yollarına aittir.

    Tuaregler tarihsel olarak Sahra’da göçebe konfederasyonlar halinde yaşayan bir halktır.

    Kolonyal sınırların mirası (1900–1960) olan bu sınırlar Fransız sömürge yönetimi tarafından çizildi. Tuaregler kendilerini ulus-devletlere ait değil, Sahra’ya ait görüyordu. Çizilen bu sınırlar ve gelişmeler Tuareglerin yaşam damarının sonuydu. Bu yüzden bağımsızlık sonrası devletlerle gerilim başladı.

    Kervan Yolları

    Tuareglerin sınırlardan çok önceki ekonomik yapısı: Hayvancılık; deve, keçi ve koyun, bu sürüler hem gıda hem ticaret demekti. Kervan ticareti; Sahra boyunca önemli tuz, altın, deri ve hurma ticaret yolları vardı, Tuaregler bu yolların rehberleri ve koruyucularıydı. Vergi / koruma sistemi; bazı bölgelerde Tuareg kabileleri ticaret yollarını kontrol eder ve geçen kervanlardan vergi alırdı. Bu yüzden Sahra’da bir dönem ekonomik ve askeri olarak güçlüydüler.

    Fransız sömürgeciliğinin getirdiği yapı Tuaregleri sınırlar ile bu ülkelerde azınlık bir duruma getirdi ve ekonomik ihmal, siyasi temsil eksikliği, su kaynaklarının yeniden düzenlenmesi, göç yollarının kesilmesi ve kuraklık krizleri Tuareglerin sistemini tamamen çökertti.

    Yalnız sınırlar ve acılar değil, eğitim dili, bürokrasi dili, bazen zorunlu görünürlük dili, Fransız sömürge etkisidir.

    Tabii ki Tamasheg, Bambara ve Arapça halk arasında kullanılan dillerdir.

    Tuareg müzisyenlerin çoğu şarkılarını Tamasheq dilinde söylese de uluslararası sahnede kendilerini anlatırken sıklıkla Fransızcaya başvurur. Bu durum bir anlamda “zorunlu görünürlük dilinin varlığını gösterir: Kültür kendi dilinde yaşarken, dünyaya görünmek için başka bir dile ihtiyaç duyar.

    Fransızca, bu müziğin dili değil ama dünyaya açılan kapısıdır.

    Dünya coğrafyasının kalp atışları doğrudan müziğin frekansını belirler.  Politik yapılar da bu doğrultuda oluşur, bunların müziğe etkisi matematiksel bir doğru ile zamanla kendini manifesto ederek bir vücuda bürünür.

    Bu vücut enstrümanlar, vokal ses, dinleme, görme ve dans ile titreşimleri oluşturur ve müzik kolektif bir hafıza olarak yerini alır. Titreyen her manifesto duyar, duyan her manifesto yaşar. Bu konuya daha sonra belki bir kamp ateşi etrafında biraz daha derinlemesine devam ederiz.

    Tinariwen

    Desert Blues yalnızca bir müzik türü değil, aynı zamanda bir coğrafyanın sesidir. Adrar des Ifoghas’ın kayalık dağları, Tamanrasset’in mülteci kampları, Agadez’in ticaret yolları ve Niger Nehri’nin verimli kıyıları bu müziğin farklı damarlarını şekillendirir. Bu yüzden Tinariwen’in gitarı çölün geniş boşluğunu çağrıştırırken, Ali Farka Touré’nin Blues’u nehir kıyılarındaki ritmik hayatı hatırlatır.

    Coğrafya bağlamında, daha önce bahsedilen dünyanın kalp atışları Assouf müziğini nasıl etkiler, bunu bağlantılar yaparak açıklamak için bir deneme yapalım. Yeraltı cevherlerini de yorumsuz gibi katıyorum.

    Adrar des Ifoghas – Dağ ve sürgün müziği
    Yer: Kuzey Mali. Yeraltı kaynakları; altın, petrol ve gaz. Coğrafya, granit ve volkanik dağlar, kayalık ve çöl. Sert, kayalık arazi, küçük vahalar, göç yolları. 
    Tinariwen ve Ibrahim Ag Alhabib’in kökleri burada.
    Bu bölgede müzik: Uzun melodiler, yalnızlık teması, assouf duygusu.
    Bu yüzden Tinariwen gitarı, yavaş, geniş ve yankılı.
    Araştırmacılar bu müziğin atmosferini şöyle tarif eder: Dağların ve boşluğun müziği.

    Tamanrasset ve Hoggar Dağları – Sürgün gençliği
    Yer: Güney Cezayir. Bu şehir çok önemli çünkü: Tuareg mültecilerin buluşma noktası ve Tinariwen’in ilk çekirdeği burada oluşuyor.
    Yeraltı kaynakları; altın, petrol ve gaz.
    Coğrafya, siyah volkanik dağlar, geniş taş çöller, gece sıcaklık düşer. Bu ortamda müzik, ateş başında, küçük ampliler, kaset kayıtları.
    Bu yüzden Desert Blues’un erken dönemi kamp müziği gibi.

    Agadez – Ticaret yolları ve gitar müziği
    Yer: Kuzey Nijer. Bombino ve Mdou Moctar’ın dünyası.
    Yeraltı kaynakları; uranyum.
    Coğrafya, Sahra ticaret yolları, tuz ve deve kervanları, göçebe pazar şehirleri. Bu yüzden burada müzik, daha hareketli, ritmik, gitar solosu daha güçlü
    Agadez aynı zamanda, müzik kasetlerinin yayıldığı merkezlerden biri.

    Niger Nehri – Mali Blues dünyası
    Yer: Mali’nin iç bölgesi. Ali Farka Touré burada yetişiyor.
    Yeraltı kaynakları; altın. Coğrafya tamamen farklı: Nehir, balıkçılık, tarım, 
    Bu yüzden müzik daha groove odaklı, ritmik, Amerikan Blues’a daha yakın

    Birçok kişi bu yüzden şöyle der; Mali Blues nehrin müziğidir, Tuareg Blues çölün.

    Çölde bir gün batımı, kulaklarda Tuareg Blues tınıları yankılanıyor

    Özetlersek:

    • Çöl; minimal müzik, uzun tekrar, boşluk hissi.
    • Dağ; yankılı melodiler, epik ton.
    • Nehir; groove odaklı, dans.
    • Ticaret yolları; daha hareketli, ritmik, müzik dolaşımı, kaset kültürü.

    Bu bağlamda Desert Blues, modern dünyanın çizdiği sınırlara karşı eski bir hafızanın elektrikli gitarla konuşma biçimidir.

    Yıl 1970 civarı Ibrahim Ag Alhabib 10 yaşlarında bir yetim, tahminen Bordj Badji Mokhtar veya Tamanrasset çevresi, Cezayir’in güneyinde bir Tuareg mülteci kampında, televizyonda bir western filminde gitar çalan bir kovboy görüyor ve böyle bir enstrüman yapma kararı veriyor.

    Eski bir teneke yağ kutusu, bir tahta parçası ve bisiklet fren telleri çocuk İbrahim’in yaratıcı ruhu için bambaşka bir boyuta girip, bir gitar olarak yeniden doğuyordu.

    Tuareg geleneksel müziğinde zaten tehardent ve imzad gibi telli enstrümanlar vardı. 

    Ama elektrikli gitar geldiğinde geleneksel melodiler gitara aktarılıyor, ritim döngüsü korunuyor. Bu yüzden Desert Blues aslında, geleneksel melodilerin elektrikli gitarla yeniden doğuşudur diyebiliriz.

    Elektrikli gitar yayılmadan önce akustik gitar, ucuz İspanyol gitarları ile bir geçiş dönemi yaşanıyor, bunlar genellikle ticaret yolları ile gelen, askeri kamplarda ve bazen bir köyde tek bir gitar olarak bulunan enstrümanlardı.

    Genç İbrahim bu geçişlerin tam içinde büyüyor, akşamlar ve geceler kamp ateşleri eşliğinde bir paylaşım, şiir ve müzik geleneğini sürdürüyordu. 

    Su kaynakları ve yeraltı zenginliklerinin el değiştirmesi, politik gelişmeler, kervan yolları, savaşlar ve sürgünler ile enstrümanlar aynı zaman diliminde ve coğrafyada muhteşem bir metamorfoz içindeydi.

    Tehardent ve imzad

    Bunun her haliyle insan yapısında derin iz bırakan duygusal bir geçiş olduğunu anlamak zor değil. Bu süreç içerisinde geleneksel enstrümanlar ile göçebe hayat, şiir, kabile hafızası işlenirken, elektrikli gitar sürgün, modern gençlik, politik kimlik temaları işleniyordu.

    Tuareg gitarı aslında imzad’ın (yaylı) yalnız melodilerinin ve tehardent’in döngüsel ritimlerinin elektrikli bir devamıdır. Böylece dönüşüm ritüelden, kimliğe ve oradan direnişe en doğal bir şekilde su gibi en parlak yıldızların altında yolunu buluyordu.

    Yıl 1980 civarı Libya lideri Muammer Kaddafi, Tuareg gençlerini maaş, askeri eğitim ve vatandaşlık gibi şeyler teklif ederek Libya’ya davet etti, amaç Sahra halklarını Libya’ya bağlamak ve kendi politik yapısında ve özellikle de bu gençleri Çad savaşında kullanmak idi.

    Libya’daki bu askeri kamplarda savaşçı olarak yetiştirilmek üzere getirilen gençlerin arasında Tinariwen çekirdeğini oluşturacak gençler bir araya geldi ve tanıştı. Bu kolektif:

    • İbrahim Ag Alhabib
    • Hassan Ag Touhami, 
    • Inteyden Ag Ablil
    • Liya “Diarra” Ag Ablil 

    gibi isimlerden oluşuyordu. 

    Tuareg savaşçıları
    Tinariwen

    Burada inanılmaz bir olay yaşanıyor, enstrümanların yer değişimini ya da evrimini unutun! Kalaşnikovun yerini elektrikli gitarlar alıyor! 

    Tüylerim diken diken oluyor, her şeyi bırakıp tekrar bir soluklanayım hele.

    Bu bilinmeyen, ölüme ve öldürmeye yazılmış yetim askerler daha sonra elektrikli gitarlarıyla bir direnişin kahramanları olacaklardı, efsaneleşip porteleri yapılacak, çocuk, kadın, erkek, genç, ihtiyar hatta düşman demeden herkesin gönlünde bir taht kuracaklardı.

    Kamp ateşinin etrafında kasetlere kaydedilen direniş şarkıları, tüm Afrika’ya kamyoncular ile yayılacaktı. Her köyde bu kasetleri sabırsızlıkla, merakla ve umutla bekleyenler vardı.

    Alttaki şarkı uzun süre Sahra’da kasetlerle yayılan direniş marşı gibi kullanıldı. Tinariwen – “Matadjem Yinmixan” parçasının bir bölümü:

    Kalplerimiz kırık ama hâlâ birlikteyiz.
    Çölün yalnızlığı içimizde ama umudu kaybetmedik.
    Bir gün halkımız yeniden özgür olacak.

    Kapkara ölüme meydan okuyan, kum kokan, güneşin kara çocukları!

    Bu gençlerin yanı sıra savaşın en büyük kurbanları olan kız çocukları ve kadınlar Tuareg yaşamında müzik dahil statüsü birçok toplumdan farklı olarak kısmen matrilineal özellikler taşır. Bu kısaca şu demek:

    Soy ve kabile kimliği çoğu zaman anne hattından aktarılır, kadınların aile içindeki konumu güçlüdür, erkekler yüzlerini örten tagelmust takarken kadınlar genelde yüzlerini örtmez. Bu bile toplumdaki sembolik rol dağılımını gösterir.

    Ayrıca kadınlar: Şiirin taşıyıcıları, müzik geleneğinin koruyucuları, ritmin kaynağı ve kültürel hafızanın aktarıcılarıdır.

    Geleneksel olarak yaylı enstrüman imzad ve tende davulu kadınların enstrümanlarıdır. Bu müzik çağrı-cevap vokal, tekrar eden ritimler ve trans halinde devam eder.

    Bu yüzden bazı araştırmacılar şöyle der: Tuareg müziğinin ritmi kadınlardan, gitarı ise erkeklerden gelir.

    İmzad çalan Tuareg kadını
    Hoggar’ın Tuareg kuruluş kraliçesi Tin Hinan’ın bir sanatçı tasviri.

    Desert Blues denince hemen kadınlar akla gelmiyor, genelde erkek sanatçıların yanında ya da arka vokal olarak yer almışlardır. O yüzden bu yazımda onların bu müzik dünyasındaki saygın yerlerini özellikle belirtmek isterim.

    Bazı isimleri burada kısaca sunmak isterim;

    • Badi Lalla: Tindi geleneğinin önemli isimlerinden Tuareg kadın vokal geleneğini temsil eder.
    • Tartit: Mali’den Tuareg kadın müzik grubu.
    • Les Filles de Illighadad: Nijer’den kadın merkezli Tuareg grup.

    Peki bu müzik örgüsünde başka kimler var? Modern müzisyenler girmeden önce Gnawa müziğiyle kesişmelerin bolca olduğunu da belirtmeden geçemeyeceğim. Gnawa’daki temel enstrümanlar Guembri (sintir); 3 telli bas ve Qraqeb; metal kastanyetler ve çağrı cevap vokaller ile uzun tekrarlar, minimal armoni ve yavaş yavaş yoğunlaşan groove ile coğrafi köprü tamamen kuruluyor. Gnawa; kuzey ucu. Tuareg; çölün içi. Mali Blues; güney damar.

    Ali Farka Touré

    Tuareg değil ama Ali Farka Touré. Desert Blues ilk onun ismiyle tanınmaya başladı. Tinariwen müzisyenleri onun için büyük üstat derler. Boubacar Traoré ve Afel Bocoum da öncülerden sayılıyor.

    Hiç şüphesiz ama gerçekten hiç şüphesiz…  Jimi Hendrix, Led Zeppelin, Ray Cooder, Dire Straits, Santana gibi birçok isimler kamp radyolarından buralara sızdı. Pentatonik melodiler, döngüsel riffler ve sabit drone notaları Sahra’nın geleneksel müziklerinden gelirken; distortion ve wah pedalı gibi unsurlar Rock müziğin etkisini yansıtıyor. 

    Tinariwen bu yapı taşları arasında temel dönüşümün baş oyuncusu diyebiliriz! Aynı zamanda 2011 – Grammy ödülü (Tassili) sahibidir.

    Peki silsile nasıl devam ediyor? Bunu sanırım üç hatta ayırabiliriz ve kadınları da belirtmeden geçmeyeceğim:

    1. MALİ–CEZAYIR–LİBYA / ISHUMAR: Tessalit / Adrar des Ifoghas → Ibrahim Ag Alhabib → Tamanrasset → Tinariwen → Tamikrest / Terakaft
    2. NİJER TUAREG GİTAR HATTI: In-Gall / Agadez bölgesi → Abdallah Oumbadougou → Bombino → Mdou Moctar
    3. MALİ NEHİR / BLUES HATTI: Kanau / Niafunké → Ali Farka Touré → Afel Bocoum → Songhoy Blues

    KADINLARIN HATTI: Tende / Tindi / sözlü hafıza → Badi Lalla → Tartit → Les Filles de Illighadad

    Mdou Moctar

    Desert Blues, özellikle Tuareg/Mali müzisyenleri son yılların en çok sevilenler listesine çoktan girdi.
    Ekim 2020 – Eylül 2021 ayları arasında aylık olarak yayınlanan Avrupa Dünya Müzik Listelerinde temsil edilen ülkeler. İlk beş.

    Veriler, Avrupa Dünya Müzik Listeleri’nden (2021b) alınmıştır. (World Music Charts Europe)

    PozisyonÜlkePuanlar
    1Mali211
    2Belçika160
    3İtalya156
    4Finlandiya124
    5Fransa123

    1991’den 2020’ye kadar yıllık Avrupa Dünya Müzik Listelerinde temsil edilen ülkeler. İlk beş.

    Veriler Gift Music GmbH (2012) ve World Music Charts Europe (2021b) kaynaklarından alınmıştır.

    PozisyonÜlkePuanlar
    1Mali426
    2Senegal159
    3USA133
    4Cezayir87
    5İngiltere84


    Ayrıca Jim Hickson yazdığı “Examining The Succes Of Malian Music As World Music” (Mali Müziğinin Dünya Müziği Olarak Başarısı) adlı araştırması birçok konuya bir araştırmacı gözüyle değiniyor. 

    Bu arada sona yaklaşırken, bir gitar öğrencisi olarak, gitarların akortlarına değinmeden de edemeyeceğim.

    Müziğin karakterini anlamak için çok önemli çünkü birçok Tuareg gitaristi standart gitar akordu (E-A-D-G-B-E) kullanmıyor. Daha çok açık akortlar (open tuning) ve drone (sürekli rezonans) temelli akortlar kullanılır. Bu aynı zamanda geleneksel enstrümanları taklit etmek ve tek gitarla hem ritim hem melodi çalabilmek içindir.

    Desert Blues Gitar Akortları;

    Akort tipiYapıÖzellikKimlerde duyulur
    Standart akortE A D G B Ebazen başlangıç için kullanılırbazı modern gitaristler
    Open DD A D F# A Dgüçlü drone ve rezonansTinariwen
    Open GD G D G B Dblues benzeri yapıAli Farka Touré
    Drone akortD A D G A Dsürekli bas rezonansıBombino
    Modal akortdeğişkenpentatonik melodiler içinMdou Moctar

    Aşağıya birkaç YouTube linki bırakıyorum: 

    Tereddütsüz Tamikrest şu anda benim en büyük favorim!
    Bombino’dan “Imuhar”
    Les Filles de Illighadad’den “Tende”
    Müzik Okulu Joudor Sahara, Mhamid El Ghizlane
    Müzik Okulu’nun duvarında Ibrahim Ag Alhabib

    Bu arada bütün Sahara ve çevresi büyüklerini örnek alan yeni genç müzisyen patlaması yaşıyor.

    Severseniz, frekansa girebilirseniz, gelin hep beraber en iyi değişim için müzik yapalım ve dans edelim.

    Son olarak, canlı performansları, dijital medyadan kat be kat üstün bir tecrübe, bir izlenim bırakıyor ama en önemlisi o geniş yalnızlık duygusu, dolgun kalp atışları ve aradaki o muhteşem sessizlik.

    Su hayattır.

    blues dünya müziği rock yabancı
    Önceki yazıOGÜN SANLISOY: Henüz Yaşanmamış Bir Gecenin Setlist’i
    Cüneyt Barışsever

    Etnik Rock meraklısı; müziğin antropolojisi, insan ve çevre ilişkisi üzerine düşünen motorcu bir mühendis. Rap'çi bir oğlu var.

    İlgili Yazılar

    OGÜN SANLISOY: Henüz Yaşanmamış Bir Gecenin Setlist’i

    04.05.2026Yazan: Recep Karaş

    JOAN BAEZ/JONI MITCHELL – Dida. Kelimelerin ötesinde bir düet

    03.05.2026Yazan: Stüdyoİmge

    PINK FLOYD – Jugband Blues. Pink Floyd’a son parça.

    02.05.2026Yazan: Stüdyoİmge

    ERIC CLAPTON ile Kraków’da Bir Gece: 60 Yıllık Bir Blues Hikâyesi

    02.05.2026Yazan: Özgür Poyrazoğlu

    JOE JACKSON ve BRUCE HORNSBY’den Piyano Merkezli İki Albüm, İki Farklı Ses ve Anlatım Biçimi

    01.05.2026Yazan: Bülent Seyitdanlıoğlu

    ROSS THE BOSS: Manowar’ın Evrensel Yüzü

    30.04.2026Yazan: Adnan Alper Demirci
    En son yazılar
    Dosyalar

    DESERT BLUES: Gitar, Sürgün ve Assouf’un Sahra Coğrafyasındaki Hikâyesi

    Yazan: Cüneyt Barışsever05.05.2026

    Sahra’nın kadim sessizliği, sürgün ve direnişle harmanlanarak Tinariwen’in gitarında “Desert Blues”a dönüşüyor. Mülteci kamplarından Grammy ödülüne uzanan bu büyüleyici ses örgüsünün izi…

    OGÜN SANLISOY: Henüz Yaşanmamış Bir Gecenin Setlist’i

    04.05.2026

    Ritim konuşmaya başladığında: Ediz Hafızoğlu ile Jazz Meets Rap üzerine

    03.05.2026

    ERIC CLAPTON ile Kraków’da Bir Gece: 60 Yıllık Bir Blues Hikâyesi

    02.05.2026
    Öne çıkanlar

    Hissikablelvuku: Sezginin Kalpte Doğduğu Yer

    06.03.2026

    Conor Riley ile BIRTH ve Progresif Müziğin Karanlık Ufku

    08.04.2026

    Cem Karaca: Dervişan Yeniden Doğuyor

    10.02.2026

    BÜYÜK EV ABLUKADA Bizim İçin Bir Vaha

    22.04.2026
    Etiketler
    alternative rock anadolu pop art rock big big train blues bulutsuzluk özlemi caz cem karaca david bowie derleme dünya müziği edebiyat elekronik elektronik folk rock glam rock hakan türkoğlu hard rock heavy metal ilhan irem indie kargo kronik led zeppelin leyan senay mavi sakal mekan müzik basını pearl jam pentagram pop progressive rock psychedelic rock punk rap rock ross the boss stairway to heaven stüdyoimge tarih teoman vecdi yücalan yabancı yerli özer sarısakal
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • Bluesky

    Bültenimize abone olun

    Stüdyoİmge'de yayınlanan yazıları çıktığı anda e-posta gelen kutunuzda görün.

    Hakkımızda

    Stüdyoİmge: Türkiye’de Rock kültürünün sesi, sözü ve belleği…

    1985-1986, 1989 ve 1992-1993 yıllarında basılı dergi olarak okurlarıyla buluşan Stüdyoİmge, günümüzde yayın hayatını online bir dergi olarak sürdürüyor. Günümüzün Stüdyoİmge yayınında, basılı dönemden bugüne uzanan ekip üyelerinin yanı sıra, yeni katılan (görece) genç kalemlerin enerjisiyle dinamik bir bütün ortaya çıkıyor.

    Son yazılar

    DESERT BLUES: Gitar, Sürgün ve Assouf’un Sahra Coğrafyasındaki Hikâyesi

    05.05.2026

    OGÜN SANLISOY: Henüz Yaşanmamış Bir Gecenin Setlist’i

    04.05.2026

    JOAN BAEZ/JONI MITCHELL – Dida. Kelimelerin ötesinde bir düet

    03.05.2026

    Bültenimize abone olun

    Stüdyoİmge'de yayınlanan yazıları çıktığı anda e-posta gelen kutunuzda görün.

    Stüdyoİmge
    Facebook X (Twitter) Instagram Bluesky
    • Anasahne
    • Künye
    • Dosyalar
    • Röportajlar
    • Eski Sayılar
    © 2026 Stüdyoİmge. Sitedeki bütün yazılar yazarlarına, fikirler ise söyleyenlerine aittir.

    Arama yapmak için Enter tuşuna, aramayı iptal etmek için Esc tuşuna bas.