Stüdyoİmge’nin radarına takılan “yeni çıkmış” ve “çıkacak” albümleri irdelemeye devam ediyoruz. Eylül ve Ekim raporu Recep Karaş’tan.
Yazar: Recep Karaş
TRT ekranlarının hüzünlü Ersen’inin ardında elektro kemanlar, fuzz gitarlar, Funk baslar ve Dadaşlar’la kopan büyük bir Anadolu Rock fırtınası vardı. Şimdi gri filtreleri kaldırıp Ersen’i yeniden dinleme zamanı.
Stüdyoİmge’nin radarına takılan “yeni çıkmış” ve “çıkacak” albümleri bu ayda masaya yatırdık. Ağustos ve Eylül raporu Recep Karaş’tan.
Bir konser bazen sadece müzik değildir! Henüz yaşanmamış bir gecenin setlist’i, yıllar öncesine uzanan bir hafızayı yeniden görünür kılabilir mi? Ya da bazen, henüz yaşanmamış anların bile hafızada yer bulduğu bir deneyim olabilir mi?
Müzik ve müzisyenin meçhul geleceğine ait fikir yürütmeler devam ediyor; Recep Karaş düşündüklerini kaleme aldı. Stüdyoİmge’de de yazmayı sürdüren müzik yazarının argümanlarını okuyalım.
Chris Rea, kendine has “slide” gitar tınısı ve buğulu sesiyle modern hayatın yol gürültüsünü Blues’a dönüştürüyor. Aileye, eve ve yola duyulan bağlılığın samimi bir portresini çizen usta müzisyenin zamansız hikâyesi Stüdyoİmge sayfalarında.
Türk Rock müziğinin güçlü ismi Demir Demirkan; sahne öncesi kısa bir aralıkta yapılan bu söyleşide, konser akışını belirlerken gözettiği dengeyi, anlık gelişen müzikal kararları ve yıllar içinde değişen çalışma reflekslerini anlatıyor. Sohbet, canlı performansın perde arkasına yakından bakıyor
Sokaktan çıkan ham ve filtresiz bir sesin, yıllara meydan okuyan sadakati… Kramp, 80’lerden bugüne uzanan hikâyesiyle yalnızca bir Rock grubu değil; bir mahallenin, bir kuşağın ve hâlâ sahne önünde bekleyenlerin ortak hafızası.
“Kırılganlar Kralı”, Teoman’ın müzik kariyerinde bir dönüm noktası. Bir şarkı koleksiyonu değil, tek bir anlatının farklı sahneleri. Bu albüm ilk parçalarda içe kapanık, kişisel bir yalnızlığı dile getirir, ancak her şarkıda bu karanlık biraz daha çözülür, sesler sadeleşir, sözcükler dinginleşir.
Bob Dylan’dan Leonard Cohen’e, Nick Cave’den Serge Gainsbourg’a, David Bowie’den Tom Waits’e kadar pek çok anlatıcı müzisyenin müzik tarzında yankı buldu ‘Troubadour geleneği’. Aşkı, sadakati, zarafeti ve içsel dönüşümü merkeze alan bu kadim ruh, modern şarkıcı-söz yazarlarının dizelerinde hâlâ yaşamaya devam ediyor.
