Portre yazıları:

Nükleer savaş bitmiş, dünya sessizliğe gömülmüş. Yanınızda sevdiğiniz insandan başka kimse kalmamış. Ne konuşurdunuz? Bonnie Dobson’ın Morning Dew’u, dünyanın sonunu bir aşk şarkısı kadar usulca anlatıyor.

Pentagram’ın gitaristi Ümit Yılbar, henüz 27 yaşındayken hayata veda etti. Ardında yalnızca kayıtlar ve anılar değil, yetiştirdiği müzisyenler, dokunduğu hayatlar ve yarım kalan bir müzikal yolculuk bıraktı. Yıllar içinde Ümit’in adıyla bütünleşen Fly Forever, müziğin bazen bir insanın yaşamından çok daha uzun sürebildiğinin kanıtıdır.

Milano’da gidilen bir konser, keşfedilmeyi bekleyen müthiş bir gitariste dönüşüyor. Çocuk yaşta sahneye çıkan, Blues köklerini zamanla Hard Rock ve Metal’in sertliğiyle buluşturan Eric Steckel, güçlü gitar soloları ve kendine özgü Bluesmetal anlayışıyla dinleyeni şaşırtıyor.

The Rolling Stones daha efsane olmadan önce parasız, üşümüş ve biraz da baş belasıydı. Bir gün 102Edith Grove’un kapısında elinde bavuluyla James Phelge belirdi ve işler hiç düzelmedi ama en azından Nanker Phelge diye bir efsane doğdu.

Bağlama geleneğinin içinden gelip kendi sesini arayan genç müzisyen Arda Umurhan, Arda Umurhan’ın sesine kulak verirken sabretme ve zamanı geldiğinde sessiz kalma becerileri üzerine kurduğu müziğiyle dinleyiciyi kendisine bir kez kulak daha vermeye çağırıyor.

Pink Floyd’un müziğine felsefi bir yaklaşım: Birbirinin tezi ve antitezi gibi duran karakterlerin çatışmasından doğan benzersiz bir sentezin hikâyesi.