Yazar: Sabahattin Bilgiç

Plak koleksiyoneri ve Standart FM'de yayınlanan "Sinestezi" isimli radyo programının yapımcısı. Beyoğlu aşığı. The Rolling Stones hastası.

1999’da yayımlanan The Man Who, İskoçyalı Travis’in kaderini değiştirmekle kalmadı, Britanya Rock müziğinin melankolik yüzüne de yeni bir soluk getirdi. Kırılgan melodileri, içten sözleri ve unutulmaz şarkılarıyla bir dönemin ruhuna yerleşen albüm, aradan geçen yıllara rağmen etkisini koruyor.

The Rolling Stones daha efsane olmadan önce parasız, üşümüş ve biraz da baş belasıydı. Bir gün 102Edith Grove’un kapısında elinde bavuluyla James Phelge belirdi ve işler hiç düzelmedi ama en azından Nanker Phelge diye bir efsane doğdu.

Rami’de Siyah Gölgeler’le başlayan yolculuk, Yeraltı Dörtlüsü ve 25. Saat üzerinden Hardal’a uzandı. Üç albümlük kısa ama etkili serüveniyle grup, Türk Rock tarihine melankolik, kentli, özgün ve zamanın ötesinde bir ses, silinmez bir iz bıraktı.