Sabahattin Bilgiç’in kalemiyle Erkin Koray’ın Yeraltı Dörtlüsü yıllarına uzanıyoruz. 1969’da Saykedelik Rock’ın dünyada yarattığı dalgayı Türkiye’nin müzikal zenginliğiyle yeniden yorumlayan Koray; Sedat Avcı, Aydın Buyar Şencan ve Ataman Hakman’la birlikte kısa ömürlü ama etkisi kalıcı bir maceraya imza attı. Şişli’de bir bodrum katından yükselen bu hikâye, konserleri, plakları ve “Underground Müzik” fikriyle Erkin Koray’ın en cesur arayış dönemlerinden birini anlatıyor.
1969 yazında Erkin Koray’ın kafasında yalnızca yeni şarkılar değil, yeni bir müzik anlayışı da dönüp duruyordu. Yurtdışındaki müzikal gelişmeleri her daim yakından takip eden Erkin Koray, öteden beri dünyanın dört bir yanına seyahatler yapmakta ve hayranı olduğu toplulukları, izlediği sahnelerde etüt etmekteydi. Aklında dünyada yavaş yavaş kendini göstermeye başlayan Saykedelik Rock fikri vardı. Peki ne menem bir şey bu Saykedelik Rock?
O halde dönemin çok satan SES Mecmuası’nda yayınlanan Beat’ten Günümüze isimli yazıya ışınlanalım:
“Beat’in çok daha fazla sert, elektronik ve geliştirilmiş şeklidir. Bu tarzda yapılan parçalar insanın sinir sistemi üzerinde müthiş bir etki yapar.”
Tanımın sahibi, Rock’n’Roll’un memleketteki öncülerinden, Kızları Da Alın Askere (1967) ile ismini milyonlara ezberlettiren ve o günlerde bu yeni müziğe meyleden ilklerin adamı Erkin Koray.
Saykedelik meselesinin etimolojik kısmına da bakalım. Saykedeliya (Psychedelia) Yunanca “ruh ve bilinç” anlamına gelen psyche ile “açığa çıkartmak, belirginleştirmek” anlamına gelen delos sözcüklerinin birleşiminden meydana gelen kelimedir. Kısaca özetlersem; gözle görülemeyen ruhsal dünyanın görünür ve açık hale gelmesi de denilebilir.
1960’lı yıllarda ABD’den dünyaya dalga dalga yayılan saykedeliya akımı edebiyattan müziğe, resimden fotoğrafa, sinemadan modaya sanatın pek çok dalını etkilemişti. Beat Kuşağı’nın hemen ardından gelen çiçek çocukları Vietnam Savaşı’nın gölgesinde LSD ile teskin olup barış şarkıları söylemekteydi ve 1967 Aşk Yazı’nı “Savaşma, Seviş” mottosuyla karşılamışlardı.
San Francisco’da; Country Joe and The Fish, Jefferson Airplane, Grateful Dead, Los Angeles’da; The Doors, The Byrds gibi ekiplerin öncüsü olduğu Saykedelik Rock, akabinde Londra’ya sıçramış Pink Floyd ve Cream gibi taze toplulukları etkisi altına almayı başarmıştı. Dönemin en büyükleri Beatles ve Rolling Stones da bu yeni modaya ayak uydurup son çıkan albümlerine bu türü yedirmişlerdi.
1968 Altın Mikrofon macerasının ardından Erkin Koray Dörtlüsü grubunu dağıtan sanatçı, bağlı bulunduğu İstanbul Plak için tek başına stüdyoya girmiş, “iş başa düştü” diyerek tüm enstrümanları kendisi çalmıştı. Epey emek verdiği plak Sana Birşeyler Olmuş (Na Na Song) / Seni Her Gördüğümde (9111) Temmuz 1969’da piyasaya sürülmüş, akabinde olumlu eleştiriler almıştı. Kafasında oluşan müzikal fikirleri grup müziği anlayışıyla dinleyiciye sunmak isteyen ve bir süredir eleman arayışında olan Erkin Koray, baterist Sedat Avcı ve bas gitarist Aydın Buyar Şencan ile bir araya gelerek provalara başlamıştı. Eylül ayında gitarist Ataman Hakman’ın katılımıyla Yeraltı Dörtlüsü ismini alan ekip, Şişli’de Perihan Sokak adresinde bir apartmanın bodrum katına (yeraltına) yerleşerek komün yaşamayı tercih etmişti. Ev, müziğin felsefeyle harmanlandığı bir üs gibiydi.
Şüphesiz ki okunuşu ve yazılışı Saykedelik’ten daha kolay ve akılda kalıcı olan Underground, ekip tarafından, yaptıkları müziğin türü olarak adlandırılmıştı. Kelimenin dilimizdeki karşılığı Yeraltı grup ismi olarak da tercih edilirken, yaşadıkları eve de gönderme yapmışlardı. Böylece Underground Müzik tanımıyla Saykedelik Rock türünün malum uyuşturucu çağrışımları zekice bertaraf edilmişti.
Yeni yılın ilk konserini 07 Ocak 1970 Çarşamba günü Şişli Kent Sineması’nda veren Yeraltı Dörtlüsü için bu yıl oldukça verimli geçecekti. Öte yandan Erkin Koray “Türkiye’de Underground Müzik” konulu konferansların ilkine 13 Mart 1970 tarihinde Şişli Terakki Lisesi’nde start vermişti: “Gelin hep beraber bu yeni tarz müziği benimseyelim ve müziği biraz da yerin dibine batıralım” sözleriyle esprili bir şekilde meramını anlatmaya başlamış, katılımcıların sorularını içtenlikle cevaplandırmıştı.
Yayınlanan plaklarda, bir uçta Türk Sanat Müziği diğer uçta Halk Müziği eserleri ekibin kendine özgü tarzıyla başarılı bir şekilde sentezlenmişti. Sırada beste plakları vardı. Henüz kurulan Diskotür Plak’ın ilk plağı olarak piyasaya sürülen Meçhul / Ve (DT – 5001) çıtayı arşa yükseltmişti. Kasım ayında yayınlanan Gel Bak Ne Söyleyeceğim / Gün Doğmuyor (DT – 5009) plağı bir önceki plağın başarısını tekrarlayamasa da Akşam Gazetesi tarafından Uzay Müziği olarak tanımlanarak ilginç bulunmuştu.
Altan Poyraz’ın takdiminin ardından dikkat kesildiğimiz Sana Birşeyler Olmuş’un bomba gibi bir yorumunu ihtiva eden 1970 tarihli İstanbul Radyosu kaydı Yeraltı Dörtlüsü’nün canlı performansının nasıl olduğu konusunda elimizdeki yegâne örnek olduğundan bizler için adeta bir inci tanesi. Gitarın dile geldiği, davulların gümbürdediği performans akıl uçuran cinsten. Bir internet mucizesi olan bu kaydı es geçmeyin.
1971 yılının ocak ayında art arda İstanbul Plak’tan yayınlanan 45’likler; Senden Ayrı / Bu Sana Son Mektubum (9183) ve Kıskanırım/İlahi Morluk (9184) Yeraltı Dörtlüsü’nün son kayıtlarıydı. Ataman Hakman’ın ayrılığı sonrası ekibe katılan Cahit Kukul, görücüye çıktığı 23 Nisan 1971 tarihli Fitaş Sineması Konseri’nde müzikseverlerden tam not almıştı. Ekibin repertuarında Winter And My Soul (Grand Funk Railroad), Shield (Deep Purple), Hands (Geronimo), Questions (Moody Blues) gibi şarkılar da vardı. Konserde çalınan Mesafeler iki yıl sonra plak formatında dinleyiciyle buluşacaktı.
Aydın Buyar Şencan’ın ayrılığı, Bunalım’dan transfer edilen Ahmet Güvenç’le doldurulmuştu. Erkin Koray’ın mayıs ayında çıktığı Paris seyahatiyle de taşlar yerinden oynamış, Yeraltı Dörtlüsü nihai olarak faaliyetlerini sonlandırmak durumunda kalmıştı. Ağustos ayında memlekete dönen Erkin Koray, Süpergrup isimli projesiyle yeni müzisyenlerin katılımıyla farklı müzikal dünyalara yelken açmıştı…
Yeraltı Dörtlüsü’nün macerası uzun sürmedi ancak Erkin Koray’ın müzikal tarihinde kısa ömürlü bir ara dönemden daha fazlası oldu. Bu dönem, Erkin Koray’ın dünya Rock sahnesindeki gelişmeleri izlemekle kalmayıp, onları Türkiye’de, ülkenin şartlarına uygun olarak yeniden yapılandıran bir sanatçı olduğunu gösterdi. Türk Sanat Müziği’nden halk ezgilerine, sert gitarlardan “Underground” fikrine kadar uzanan bu kısa yolculuk, Erkin Koray’ın saykedelik hallerinin en cesur, en yeraltı tarafını temsil eder. 1971’de Yeraltı Dörtlüsü dağılırken, Koray’ın müziğinde açtığı kapı onu ilerleyen yıllarda bambaşka denemelere taşıyacak yeni bir eşiğe dönüştü.






