Plaktan kasete, CD’den dijital platformlara uzanan yolculukta değişen müzik değil, dünya değişti. Algoritmaların hızlandırdığı bir çağda hepimiz aynı şeyi soruyoruz: hergün daha fazlasına ulaşırken müziğin ruhunu mu kaybediyoruyuz?
Merih Akoğul’un bu yazısı, Cem Karaca’yı bir ikon olarak değil; bir semtin, bir kuşağın ve kişisel hafızanın içinden geçen canlı bir figür olarak ele alıyor. Anılar, mekânlar ve şarkılar arasında dolaşan anlatı, müziğin hayatla nasıl iç içe geçtiğini samimi bir tanıklık üzerinden kuruyor!