Türkiye’de Heavy Metal denince akla gelen ilk grup Pentagram, onların ilk dönem konserleri denince de akla gelen ilk sahne Moda Sineması… Nam-ı diğer Speed Metal Attack I, posterinde Pentagram’ın yanı sıra Metalium’un ve Metafor’un olduğu konser. Üzerindeki, Bülent Benli’nin çizdiği gitar çalarken çıldıran figürü kapağına taşıyan Türkiye’de Ağır Müziğin Geçmişi kitabının yazarı Adnan Alper Demirci, bu konseri ilginç detaylarıyla bir kere daha anlatıyor. Üstelik bir alıntı haricinde kitabındaki sayfaları karıştırmadan, tamamen yeni ve taze cümlelerle…
1988 Moda Sineması konseri daha önce anlatmadığım bir şey değil, yeni bir şey de söylemeyeceğim. Fakat ilk defa ana dilimde serbest yazın usulü anlatacağım için heyecanlıyım. Öncesinde bildiğiniz gibi Türkiye’de Ağır Müziğin Geçmişi kitabında, kitabın görece ağır dili etkisi altında bu konseri yazmış, bir ara da Medium’da İngilizce hikayesini yazmıştım. Bir nabız yoklamaydı, pek okunmadı, dolayısıyla pek büyük olmayan fakat kendine has dinamiklere sahip Heavy Metal, Hard Rock ve Punk sahnemizi Türkçe konuşmayan insanlara anlatma imkanını oluşturamadım.
Moda Sineması’nda gerçekleşen 4 Kasım 1988 Speed Metal Attack I isimli konser, aynı 30 Mayıs 1981 Egzotik Band konseri gibi seyircinin içindeki canavarı ortaya çıkarmış, konser bitiminde kalabalık evlere o canavarla kol kola dağılıp birlikte günler, haftalar, hatta yıllar geçirmiş, o canavarlar sayesinde nicesi ilham almış, harekete geçmişti. Aslında bu son dediğim daha çok 1988 için geçerli, çünkü 1981 sonrasında genelde müzisyen-dinleyici ikiliğinden söz etmek mümkünken, 1988 sonrasında müzisyen ve dinleyicinin ötesinde tabandan gelen birçok rol ve işkolu söz konusuydu: organizatörler, müzik yazarları, fanzinciler, tişört ve aksesuar üreticileri, bunların ve kasetlerin satılacağı dükkanların işletmecileri, radyocular… Neredeyse hepsi bu işlere girmeden önce, ya da az bir kısmı çoktan girmişken, 4 Kasım günü Moda Sineması’ndaki yerlerini almışlardı. Sonrasını herkes biliyor, geride darmadağın bir sinema salonu ve borç batağına düşen bir Pentagram… Bilinmedik bir hikaye anlatmayacağım. Fakat sürecin kendisi bugünden bakan (görece) genç dimağlar olarak o kadar keyifli ki, tekrar tekrar anlatmadan durmak mümkün değil.

Çıkan kısmın özeti
“80’li yıllarda Türkiye’nin en sert müziği neydi?” gibi bir soru sorulacak olsa cevap kesinlikle Hard Rock olurdu. Bazı gruplar daha sert, daha hızlı, kimisi daha progresif olsa da fotoğraflar ve röportajlar itibariyle grupların saf haliyle Heavy Metal yaptığını söylemek çoğu zaman mümkün değildi. “80’li yıllar” derken kastettiğim elbette bütün bir on yıldan ziyade, 1981’den 1988’e kadar olan dönem. Bu dönemin sonuna doğru ya da biraz sonrasında baş rolleri dağılmaya, sahneden çekilmeye ya da mola vermeye başlamışlardı. Her birinin de kendine has sebepleri vardı: para, askerlik, aile, mezuniyet… Böylece 1988’e gelirken daha yeni bir neslin hareketlerinin görünmeye başladığını gözlemlemek mümkündü. Örneğin, Thrash Metal grupları Kronik ve Metafor Üsküdar’daki Mutlu Düğün Salonu’nda bir konser vermişlerdi. O yılların İstanbul’u için yepyeni bir deneyim…
Fatih dolaylarında bir de Pentagram diye bir grup vardı. Thunders olan isimlerini henüz yeni değiştirmişler, ilk konserlerini de 1987’nin ilk günlerinde vermişlerdi. Yine bir düğün salonu, bu defa Bağcılar’da… O günlerde bas gitarda Kaan Bozoğlu’nun yerini Tarkan Gözübüyük alsa da, o ilk konserde gitarcı Hakan Utangaç ve davulcu Cenk Ünnü’nün sahnesini Kronik basçısı Özgünay Ünal tamamlamıştı.

1988’in yaz aylarına gelindiğinde Pentagram iki konser daha vermişti, ikisi de Bursa’da olmak üzere. İlki 12 Mart günü Bursa Hakimiyet gazetesinin düzenlediği rock festivali dahilindeydi. İkincisinin günü ve mekanı meçhul olsa da o dönem bu iki konserde de Pentagram gitarda Engin Tümer’in katılımıyla üç kişiden dörde çıkmıştı. Bu konserlerin yankıları da bir şekilde İstanbul’a kadar geri dönmüş, kulaktan kulağa merak uyandıracak şekilde yayılmıştı. Sonuçta bu kadar merak edilen bir grup, İstanbul’da bir buçuk yıldır konser vermiyordu. Bunun üzerine Hakan Utangaç grubuna bir solo konser ayarlamak için kolları sıvadı. İstikamet Kadıköy’ün Moda Pasajı’nda bulunan Sahaf Ahmet’in dükkanıydı çünkü orada çekme kaset işleri konusunda iş birliği içinde olduğu Sadi Çöğür çalışıyordu. Bu seferki ziyaretinde Hakan Utangaç konser planlarını masaya döktü. Metalium için bas gitar çalan ve şarkıları söyleyen Sadi Çöğür, Hakan Utangaç’ın ağzından girdi, burnundan çıktı ve bir şekilde üyesi olduğu grubunu masadaki planların içerisine dahil etti. Planlar burada bitmedi, dükkandan içeriye giren Kemal Kut da kendi grubu Metafor’u konsere ekletmeyi başarmıştı. Detaylar belli oldu: üç grup, 4 Kasım, Moda Sineması.
Bu arada o görüşmede Hakan Utangaç’ın Pentagram logosunu çiziktirdiği kağıdın sahibi de bir köşede takılan, zamanının çoğunu orada geçiren, üç yıl içinde ismini Laneth fanzini dolayısıyla Türkiye’deki birçok metalcinin biliyor olacağı tıfıl bir Çağlan Tekil olmuştu.
Büyük gün
Günler günleri kovaladı, büyük gün geldi. Dört yüz elli kişi kapasitesi olan salonun kapısından içeriye sekiz yüz kişi girmiş, bir o kadarı dışarıda kalmıştı. Çağlan Tekil içerideki atmosferi yıllar sonra bir yazısında şöyle anlatacaktı:
Birazdan içerideyiz. 800 kişi filan var. Yaklaşık 500’ü Sadi’nin müşterisi. Herkes birbirini tanıyor. Benim yanımda Bülent Benli var. Manowar kolyesini düşürdü herif, onu arıyoruz. Bu arada mekan sinema, dolayısıyla koltuklu. Herkes koltuklarda oturup konseri beklerken sahne ile koltuklar arasındaki boşlukta ağır abiler var. İsmail, Mustafa, Koni, Bülent [Türkiye’nin ilk Punk grubu Headbangers üyeleri] filan… Onlar sigara da içiyor, hap da atıyor. Ot da sarıyorlarmış rivayete göre. Herkes saygılı onlara karşı. Hepsinde Venom, Slayer ve Kreator tişörtleri filan var. Bize küçümseyen gözlerle bakıyorlar. Ama Running Wild da güzel, nesi var ki, ühü.
Sahneye ilk olarak Pentagram çıkacaktı, bizzat kendi ekipmanlarını kurdular. İçerideki şeytani havaya ve çalacakları şarkılara yaraşır bir şekilde mikrofon bir keçi kafatasıyla süslenmişti. Bir diğer enteresan detay, o dönem pek nadir olan çift kroslu beyaz bir davuldu. Markası Yıldırım. Hazırlıkları ve grubun önceki konserlerini dikkatli izleyenler Pentagram’ın gitar mevkiinde bir değişiklik fark etmişti: Engin Tümer’in yerinde Ümit Yılbar bulunuyordu. Bu detaylarla konser başladı. Pentagram’ın kendi şarkıları Rotten Dogs, Mephistopheles, In Satan We Trust ve Guardians of Hell’in yanı sıra Slayer’dan Black Magic’i çaldığı biliniyor.
İkinci sırada Metafor çıktı. Vokalde Can Atacan, gitarlarda Kemal Kut ve Metin Türkcan, basta Aykut Ataseven ve davulda Ufuk Dinç vardı. Onların konserinde iki şarkı ön plana çıktı, birisi Burning Fire iken, diğeri Metafor idi. Şarkının nakaratı seyirciye yıllarca kullanacağı bir tezahüratı öğretti: “Metafor… Göte kor…”. Diğer şarkılarda grubun teknik problemler yaşadığı rivayet edilir.
Metafor davulcusu Ufuk Dinç solak olduğu için ayarı değiştirilen davul, Metalium’dan Cem Tan’a göre ayarlanana kadar ufak bir gecikme yaşandı. Sonunda bu şık davulun sahibi çalabilecek duruma gelince Metalium sahneye çıktı. Cem Tan, Sadi Çöğür ve gitarda Mazhar Şiringöz’den oluşan grubun yüzünde şeytani birer makyaj bulunuyor, Cem Tan da metal piramit çakılı tasmasıyla dikkat çekiyordu. Grup sahnede bulunduğu sürede 6th Day of Hell, Traces, Servants of Death ve Black Mission gibi şarkılarını seslendirdi. Metalium’da salona damga vuran tezahürat ise Cem Tan içindi, kalabalık “Cem Tan… Şeytan…” diye tempo tutuyordu.
Geriye kalan
Konser sonunda bitti, seyirciler salondan çıkıp gittiler. Geride bir enkaz kalmıştı. Neredeyse bütün koltuklar kırılmış, yerlere metal aksesuarlar düşmüş, çöp kutularından bıçak ve çakılar çıkmıştı. Hasardan dolayı ortaya çıkan maddi bilanço, konseri organize eden taraf olarak doğruca Pentagram’ın hesabına zarar yazmıştı. Borç ödenene kadar Cem Tan’ın davulu sinema tarafından rehin tutuldu. Tek zincirli bir kelebek etkisi olarak da, hasar yüzünden Bulutsuzluk Özlemi’nin yakın zamandaki bir Moda Sineması konseri iptal oldu.
Moda Sineması’nda gerçekleşen konser Türkiye’deki sert müzik tarihi açısından en bir “büyük patlama” sayılabilecek bir olaydı. Bu olay insanlara yalnız olmadıklarını gösterdi ve istidadına bağlı olarak harekete geçirdi. Kimisi gruplar kurdu, kimi dükkan açtı, kimi yazılar yazdı, konser organize etti, fanzin çıkardı… 1995 yılına kadar Türkiye’de en popüler ağır müzik türü kesinlikle Thrash Metal idi. Moda Sineması’nda sahne alan Pentagram ve Metalium, 1995’in sonuna dek iki tane albüm yayınlama başarısı gösterdiler. 1995’e gelindiğinde yollar yavaş yavaş farklı yönlere yöneldi. Pentagram yurtdışında ilgi görebilmek için oralarda olmayan yerel öğeleri müziğine yedirmeye karar verdi. Metalium ikinci albümü için biraz tarzını değiştirip death metale yönelmişti, albümden kısa bir süre sonra 2010’larda geri dönene dek aniden sahnelerden çekildiler. Metafor bir albüm yayınlayamadı, 1992’den sonra ise arşivimde uzun süre boyunca onlarla ilgili bir belgeye rastlamak mümkün değil.
Son olarak bu konserin otuzuncu yıl dönümünde yapılan tekrarından bahsetmeden konuyu kapatmak olmaz. Aynı gruplar, aynı mekan, yine Kasım ayının ilk Cuma günü… Kadrolar büyük oranda farklıydı elbette fakat örneğin Cem Tan’ın yıllar yıllar sonra Metalium sahnesine konuk olarak katılması oldukça heyecan vericiydi. Peki ya koltuklar? Dert edecek bir şey yok, mekanın 2018’deki halinde hasar alacak herhangi bir koltuk bulunmuyordu.








