Menüyü kapat

    Bültenimize abone olun

    Stüdyoİmge'de yayınlanan yazıları çıktığı anda e-posta gelen kutunuzda görün.

    Facebook X (Twitter) Instagram
    StüdyoİmgeStüdyoİmge
    Facebook X (Twitter) Instagram Bluesky
    • Anasahne
    • Yazılar
      1. Güncel
      2. Konser & Etkinlik
      3. Albümler
      4. Biyografi
      5. Portre
      6. Eski Sayılar
      7. Tümünü gör

      W(HISK)Y, Z Kuşağı

      03.07.2026

      PAUL McCARTNEY ve RINGO STARR: Geçmişle Konuşan İki Çınar

      30.06.2026

      DEEP PURPLE Hâlâ Heyecan Oluşturuyor

      09.06.2026

      DICK PARRY: Pink Floyd’un “Muazzam Güzellik İmzası”

      28.05.2026

      BBC PROMS: Senfoni Orkestrası Prog Klasikleri Çalarsa!

      28.07.2026

      BEAT İSTANBUL’da: Bir Konser, Sayısız Artçı Sarsıntı ve Üç Yazar

      17.07.2026

      ROBERT PLANT: Meğer Cennete Giden Merdiven Harbiye’den Geçiyormuş

      08.07.2026

      THE GATHERING ve THE PINEAPPLE THIEF: İstanbul’da, Aynı Gecede Mucize Gibi Bir Konser! 

      02.07.2026

      FOREIGN TONGUES: Üç Kuşağı Sallayan, Taşları Hâlâ Yuvarlayan Albüm

      29.07.2026

      Aurora. YES mi? EVET!

      20.07.2026

      NICK DRAKE – PINK MOON: Pembe Ayın Altında Yirmi Sekiz Dakika

      16.07.2026

      THE SPIRIT OF RORY: Bonamassa’dan Ustaya Selam. 

      15.07.2026

      FLÖRT ve Müzikal Yolculuğu. Üç İsim, Dört Mevsim

      08.05.2026

      Sandy Denny: Eski Moda Bir Vals Gibi

      10.02.2026

      Tünay Akdeniz: Türk Punk’ın Babası

      21.01.2026

      Skip Spence: Kayıp Ruhun Yolculuğu

      17.11.2025

      Tez-Antitez: PINK FLOYD

      27.07.2026

      Rock Müziğin En Leziz Hali: GRUP HARDAL

      23.07.2026

      İSKENDER PAYDAŞ: Bir Ses Mimarı

      21.07.2026

      SOUTHERN PACIFIC ve 80’ler

      13.07.2026

      İLHAN İREM: Analog Bir Sabır, Kristal Bir Varoluş

      01.04.2026

      Cem Karaca: Dervişan Yeniden Doğuyor

      10.02.2026

      Pearl Jam: Eski Müziğin Yeni Ruhu

      20.11.2025

      David Bowie: Dünyaya Düşen Adam

      12.11.2025

      FOREIGN TONGUES: Üç Kuşağı Sallayan, Taşları Hâlâ Yuvarlayan Albüm

      29.07.2026

      BBC PROMS: Senfoni Orkestrası Prog Klasikleri Çalarsa!

      28.07.2026

      Tez-Antitez: PINK FLOYD

      27.07.2026

      Bir ACİL SERVİS Hikâyesi: SAMİ ERTAN KIZILTAN

      24.07.2026
    • Dosyalar
    • Röportajlar
    • N’olmuş?
    • Künye
    • Podcast
      • Spotify
      • Apple Podcasts
      • YouTube
    StüdyoİmgeStüdyoİmge
    Ana sayfa»Albümler»FOREIGN TONGUES: Üç Kuşağı Sallayan, Taşları Hâlâ Yuvarlayan Albüm
    Albümler

    FOREIGN TONGUES: Üç Kuşağı Sallayan, Taşları Hâlâ Yuvarlayan Albüm

    Bir albüm, üç kuşak, üç ayrı kulak, tek bir inatçı ritim… Foreign Tongues, The Rolling Stones’un geçmişini sırtına alıp bugünün ortasına bıraktığı kışkırtıcı, gürültülü ve hâlâ fazlasıyla canlı bir Rock’n’Roll selamı.
    Sinan SanGüner Elif BozkurtBülent SeyitdanlıoğluSinan San, Güner Elif Bozkurt ve Bülent Seyitdanlıoğlu29.07.202613 dakikalık okuma
    Paylaş
    Facebook Twitter WhatsApp Email Bağlantıyı kopyala

    Altmış yılı aşan bir miras, birbirine dolanan gitarlar, hâlâ meydan okuyan bir vokal ve zamana teslim olmayı reddeden üç Taş… Foreign Tongues, Sinan San’ın muzip ve mesafeli değerlendirmesi, Güner Elif Bozkurt’un genç, şaşkın ve tutkulu kulağı ve Bülent seyitdanlıoğlu’nun mirasa sahip çıkan bakışıyla üç ayrı pencereden değerlendiriliyor. Bazı şarkılar yıllara kalacak, bazıları yuvarlanıp gidecek; ama The Rolling Stones’un hâlâ bu kadar çekici, tehlikeli ve heyecan verici olabilmesi başlı başına bir Rock’n’Roll mucizesi.

    Birkaç şarkı kalır, gerisi yuvarlanır gider

    Sinan San

    The Rolling Stones’un yirmi beşinci stüdyo albümü Foreign Tongues 10 Temmuz’da yayınlandı. Neredeyse The Beatles ile aynı zamanda müzik serüvenine başlayan grup, altmış beş yıla gelmek üzere olan beraberliklerindeki üretkenlikleriyle insana şapka çıkartıyorlar. Ama 1997’de çıkan Bridges to Babylon sonrasında 2005’te gelen A Bigger Bang’den sonra grubun kendi bestelerinden oluşan ilk albümü Hackney Diamonds’ın ancak 2023’te geldiğini hatırladığım için, sadece üç yıl aradan sonra gruptan yeni bir albüm beklemiyordum. İlk gözlemim, Foreign Tongues’un daha genç hayranlara hitap edeceği yönünde. 

    Grubun bugünkü kadrosunda ilk dönemden kalan yalnızca Keith Richards ve Mick Jagger var. Bu iki isim zaten topluluğun en önemli iki üyesi. Brian Jones ve Charlie Watts artık aramızda değiller. Bill Wyman ise kendi isteğiyle “Keith ve Mick ile olan müzikal farklılıkları”nı bahane ederek 1990’larda The Rolling Stones’tan ayrıldı. Buna rağmen zaman zaman grubun konserlerine konuk müzisyen olarak katılmasından Keith ve Mick ile arasının iyi olduğunu söyleyebiliriz. Kendisine grubun uzun ömrünün sırrı sorulduğunda, “grubun daima kadınlardan önde geldiği”ni söyleyerek, magazin basını tarafından Yoko Ono yüzünden dağıldığı iddia edilen The Beatles’a taş atıyordu. 

    Rolling Stones’un 1964 yılından bir fotoğrafı. Bugün bu kadrodan sadece Mick Jagger ve Keith Richards grupta.

    Tabii Rock tarihinin en çapkın adamı Mick Jagger’ın bulunduğu grupta, bu tespitin bir başka önemi var. Öyle ki zamanında Mick Jagger ve Keith Richards’ı aynı kadına âşık olmaları bile grubu dağıtmamıştı. Sadece 80’lerde Mick Jagger’ın ön planda kalmaya çalışarak kendisini diğerlerinden biraz ayrıştırtması sonrasında, o dönemi solo çalışmalarla geçirmiş, fakat beklediği şaşaayı yakalayamayınca, The Rolling Stones’un bayrağını sallamanın kendisi adına da en iyisi olduğunu anlamasıyla grup dağılmaktan kurtulmuştu. Ronnie Wood ise resmi olarak 1976’da gruba katılmış, Keith Richards ile Mick Jagger ile bir rekabete girmemesiyle varlığını bugünlere kadar rahatça sürdürmeyi başarmıştı. Çünkü Brian Jones’un yerine alınan Mick Taylor bu kavgayı zaten kendisinden önce kaybetmişti. 

    Charlie Watts

    Bu arada yakın geçmiş kayıtlarının da kullanılmasının sayesinde Hit Me In The Head ve bonus şarkı Bad Luck Hideaway’de davuldaki ismin Charlie Watts oluşu mutluluk verici. Watts, Hackney Diamonds’ta iki parçada yer aldı ancak albümün tamamlanmasından önce hayatını kaybettiği için bütün oturumlara katılamadı. O dönemde yapılan kayıtların kullanılmasıyla grubun orijinal davulcusu Foreign Tongues’ta yer aldı. Ayrıca Chad Smith, Paul McCartney ve Steve Winwood gibi önemli isimler bu albüme katkı vermiş olanlar. 

    Tabii grubun tarihinin altmış beş yıla yaklaşmasıyla The Rolling Stones’un jenerasyonlar arası favorileri ebeveyn ve çocuğu arasında farklılıklar gösterirken, artık bu durum dede torun farkına kadar geldi. Zira 60’ların çocukları ve gençleri Beatlesçılar ile Rolling Stonesçular diye ayrılıyorlardı, gelinen noktada hayatta olan o Rolling Stonescular dede konumundalar. 

    Mesela benim babam bu kişilerden biri olarak favori şarkısı Satisfaction iken, kırk yaşındaki bendenizin favorisi Anybody Seen My Baby, dört yaşımdaki oğlumun bu albümden bir şarkıyı seçmesi de söylediğim senaryoya uygun olur. Diğer yandan Foreign Tongues’a dede olan orijinal fanların biraz daha mesafeli yaklaştıklarını söyleyebilirim. Ne de olsa yaşlar ilerledikçe tutuculuk artıyor. 

    Şimdilik Foreign Tongues’tan favorim In The Stars, zaten albümün ilk resmî single’ı olarak yayımlandı. Müzik videosunda grup üyelerinin CGI ile gençleştirilmeleri de esprili bir hareket olmuş. Şu ana kadar yayınlanan ikinci single Jealous Lover (albümün üçüncü parçası) da albümün güçlü şarkılarından. Özellikle onda teknik anlamda çok iddialı olmayan, sesini çok iyi koruma başarısı gösteren Mick Jagger’ın tiz seslere çıkarak seksen üç yaşındaki solist olarak iddiasını ortaya koyuyor. 

    Şimdi sırada video çekilecek şarkının hangisi olacağını konusunu da tartışılabilir. Açıkçası albümün açılış parçası Rough And Twisted’ı iyi bulmadım, o yüzden ben Foreign Tongues’u ikinci şarkısı In The Stars’tan dinlemeye başlıyorum. İki single haricinde beni en çok yakalayan Covered in You oldu, dileğim ona müzik videosu gelmesi In The Stars ile beraber en çok dinlediğim parça. Some of Us birçok The Rolling Stones albümünde Keith Richards’a vokalde yer verilen bir iki şarkıya örnek olarak yer alıyor. Covered In You gibi hemen arkasından gelen Side Effects ise yedek adayım bu konuda, özellikle enerjisi harika. Divine Interventionda bu özelliğin benzerliğini taşıyor, ama biraz kuru gürültü özelliği var. 

    Tabii tahminlerimin hiçbiri tutmayabilir. Bu arada Mick Jagger, Amy Winehouse vefat etmeden birkaç sene önce “biz bu yollardan geçtik ve uzak dursun hiç tavsiye etmiyorum” diye beyanatı vermişliği varken, bu albümde The Rolling Stones’un You Know I’m No Good’u yorumlaması bana şaşırtıcı gelmedi. Zaten grup tarihinde kendi şarkılarından oluşan albümlerde bir iki cover örnekleri bulunuyordu. 

    Genel anlamda önemli gitar soloları barındırmayan bu albümde, Ronnie Wood ile Keith Richards’ın gitar rifflerine çok yüklendikleri fark edilebiliyor. Delay ve reverb kullanımları sayesinde geniş bir ses alanı yaratmışlar. Davullar da gösterişten uzak, şarkıların dramatik yükselişlerini destekleyen dinamik bir yaklaşımla çalınmasıyla, Charlie Watts’ın mirasına ihanet edilmemiş. Her ne kadar Foreign Tongues’ta yer alan şarkılar grubun tarihindeki gibi Blues ve Country Rock alanlarını da kapsayarak öncekilerle benzerlik göstermesine rağmen müzikal anlamda artık İngilizlikten Amerikalaştığını da hissettiriyor. Mick Jagger da bu tarzları vokaliyle başarıyla taşıyor. 


    Sonuç olarak Foreign Tongues iyi, ama baştan sona dinlenebilecek The Rolling Stones albümü sayılmaz. In the Stars, Jealous Lover, Divine Intervention, Never Wanna Lose You, Covered in You ve Side Effects yıllara iyi dayanır. Ama geri kalan şarkılar grubun uzun tarihinde kaynar. Zaten bu saatten sonra onlardan efsanevi bir albüm gelmesi imkânsız, bence yeni müzik yapıyor olmaları bile bir nimet. 

    Genç bir kulaktan tonton taşların bitmeyen enerjisi

    Güner Elif Bozkurt

    Tam da The Rolling Stones‘un 2023 albümü Hackney Diamonds’ın pürüzsüz stüdyo kayıtlarından sonra daha da sentetik hissettiren bir albüm beklerken, Foreign Tongues karşımıza olabilecek en organik hâliyle çıkıyor.

    Grubun yirmi beşinci stüdyo albümü… O pek de katılmadığım ama okuyucunun suratına bir gülümseme yerleştiren, hep duyduğumuz klişeyi söyleyeyim mi? “Miss You‘dan beri yaptıkları en iyi şey!” 

    Bu albümde, Hackney Diamonds’ta duyduğumuz o işlenmiş, neredeyse pürüzsüz kayıtlar yerine daha organik, daha ham ve “yaşlılıklarını benimsemiş” bir tarz var. Genel olarak da dinlerken grubun zirve dönemlerini hatırlatan bir parça yok ancak Mr. Charm epey canlı ve eğlenceli bir parça. Bu sebeple bu parçaya biraz odaklanmak istiyorum. O Miss You dönemindeki salaş yapı burada mevcut. Keith Richards‘ın sleazy gitarı, Jagger’ın Shattered’ı hatırlatan yarı konuşma tarzdaki vokalleri ve Gimme Shelter‘da duyunca hayran kaldığımız Merry Clayton‘ı hatırlatan vokaller, bu sefer Naarai Jacobs tarafından bize sunuluyor. 

    Bu parçanın çok güzel iğneleyici bir yönü de var. Her şeyi parayla satın alabileceğini düşünen, paradan başka hiçbir şeye değer vermeyen kesimle dalga geçer gibi olmuş. Özellikle “mad mogul Mr. Musk” (çılgın patron Bay Musk) direkt Elon Musk’a olan bir gönderme gibi. Dinlediğimde epey gülmüştüm.

    Keith Richards ve Ronnie Wood, 1980 senesinde.

    Bu enerjik ve gençliklerini hatırlatan şarkının tam da zıttı olan Never Wanna Lose You, Grup, yaşlılığın getirdiği kaybetme korkusunu ve sadakat temasını artık daha iyi kavramış gibi bir izlenim veriyor. Keith Richards ve Ron Wood ikilisinin birbirine dolanan temiz gitar akorlarının yanında fark ettiğimde en etkilendiğim detay da Robert Smith‘in arka vokallerde olması! Kaydın içinde çok belirgin duyulan bir vokal değil ama fark ettiğimde “Ne? Bu adam da mı burada?!” hissine kapılmıştım.

    Hit Me In The Head parçası albümün kısa parçalarından olmasına rağmen epey enerjik bir parça. Agresif vokaller, Garage Rock’ı hatırlatan gitar akorları ve 2021’de kaybettiğimiz Charlie Watts’ın son davul kayıtlarından birinin bu parçada bulunması bu kadar enerjik bir parçaya duygusal bir perspektif de katıyor.

    İş birliği yaptıkları sanatçılara bakınca da ortaya cevher gibi bir kadro çıkıyor. Robert Smith‘in sessiz ve çekingen vokallerinin dışında Covered In You‘nun bas gitarında Paul McCartney, Beautiful Delilah‘nın bas davulunda Red Hot Chili Peppers‘ın bateristi Chad Smith bulunuyor. 

    Robert Smith
    Paul McCartney
    Chad Smith

    Kapak tasarımı grubun ve yapımcısı olan Alan Watt‘ın ortak kararıyla Nathaniel Mary Quinn tarafından tasarlandı.  Kendisi sürrealizm ve kübizm tarzını benimsemiş bir sanatçı. Bu albüm kapağında Exquisite Cadaver (Zarif Kadavra) tekniğini kullanarak fotoğraf gibi pürüzsüz ve temiz bir görüntüyü reddediyor. Bir bakıma bu çarpıtılmış kapak tasarımı, yaşlanan rock ikonlarına onlarca yıldır savrulan yaş ayrımcısı hakaretlere karşı cesur ve mizahi bir başkaldırı niteliği taşıyor. 

    Quinn, uzun süredir Gagosian gibi prestijli galerilerde eserlerini sergilese de bu kapak tasarımında karmaşık insan duyguları ile herkes tarafından evrensel olarak algılanabilecek bir görsel arasındaki dengeyi harika bir yerden yakalamış. Bu sayede dinleyiciler, grubun geçmişinin ve mitolojisinin kolektif, devasa enerjisini benimsemek için birer “sanat gurmesi” olmak zorunda değiller.

    Şöyle son kez ve genel olarak baktığımızda, Blues, Rock ve Pop Rock elementlerinin hepsinin bulunduğu, daha Amerikan ve kibirden arınmış bir Rolling Stones var karşımızda. Albümün çalma süresi biraz fazla uzun, bu da albümü bir noktada biraz “hantallaştırıyor”. İş birliği yaptıkları isimler paha biçilemez isimler, kendileri de bir önceki albümlerine kıyasla daha samimi, sıcak bir tona sahipler. Neredeyse “tonton dedeler!” diyesim geliyor. Enerjilerinde birazcık bile azalma olmamış, bu sebeple albümü sevsem de sevmesem de saygı duyduğum bir albüm. 

    Geçen onca yıla karşın taşlar hâlâ yuvarlanıyor

    Bülent Seyitdanlıoğlu

    Sanırım 2023 yılında Hackney Diamonds üzerine kaleme aldığım yazıyı şu cümleyle bitirmiştim. “Taşlar hâlâ yuvarlanıyor.” Meğer o gün bir albümü değil, The Rolling Stones’un bitmeyen yolculuğunun o günkü durağını anlatıyormuşum.

    Aradan geçen yılların ardından taptaze şarkılar ve yeni bir albüm daha geldi. Ama değişmeyen tek şey vardı: Taşlar yerinde durmuyordu. 

    The Rolling Stones’un altmış yılı aşan yolculuğuna bugün dönüp baktığımda, bunun popüler müzik tarihinde eşi benzeri bulunmayan bir hikâye olduğunu düşünüyorum. 1960’lı yılların başında Blues kulüplerinde başlayan bu yolculuk, sayısız kuşağın tanıklığında bugün de taptaze şarkılar üretebilen, stüdyoya girebilen ve dinleyicisini heyecanlandırabilen bir topluluğun hikâyesine dönüştü.

    İşte bu nedenle The Rolling Stones’u artık yalnızca bir topluluk olarak değerlendirmek biraz eksik kalıyor gibi. Onlar, Rock’n’Roll tarihinin yaşayan hafızalarından biri. Her yeni albüm, yeni şarkıların ötesinde, uzun yıllara yayılan ortak bir üretim kültürünün, dostluğun ve Rock’n’Roll yolculuğunun yeni bir durağına dönüşüyor.

    Elbette yıllar içinde çok şey değişti. Brian Jones’u, Ian Stewart’ı, Charlie Watts’ı kaybettik. Bill Wyman yıllar önce kendi yolunu çizdi. Ama Mick Jagger, Keith Richards ve Ronnie Wood’un etrafında şekillenen o benzersiz ses örgüsü yaşamaya devam etti. Belki de The Rolling Stones’u bu kadar uzun süre ayakta tutan en önemli özellik de buydu.

    Taptaze albümde dikkati çeken ilk şey, gitarların belirgin ağırlığı. Elbette The Rolling Stones’u gitarlardan bağımsız düşünmek mümkün değil. Ama bu kez Keith Richards ile Ronnie Wood’un gitarları, daha ilk dinleme anından itibaren albümün omurgasını oluşturan temel unsur olarak öne çıkıyor. Sanki The Rolling Stones, devam eden yolculuğunda sözü yeniden gitara bırakmış gibi.

    Andrew Watt

    Albümü dinlemeyi sürdürdükçe ilk izlenimim daha da belirginleşti. Andrew Watt’ın yapımcılığındaki en önemli tercih, The Rolling Stones’u yeniden tanımlamaya çalışmaması. Tam tersine, onları onlar yapan ses örgüsünü öne çıkarmayı seçmiş.

    Bu yaklaşımın doğal sonucu olarak albüm boyunca Keith Richards ile Ronnie Wood’un gitarları belirleyici bir rol üstleniyor. Üstelik bu kez gitarlar şarkılara eşlik etmenin ötesinde albümün ses örgüsünü ve ruhunu da belirliyor. 

    Albümün dinleyiciyle ilk buluşmasını sağlayan In The Stars da bu yaklaşımın en belirgin örneklerinden biri. Daha ilk notalardan itibaren Keith Richards ile Ronnie Wood’un gitarları albümün karakterini belirliyor. Mick Jagger’ın vokali ise yılların getirdiği deneyimi taşımasına karşın enerjisinden hiçbir şey kaybetmemiş. In The Stars, The Rolling Stones’un geçmişine yaslanırken bugüne ait kalabilen, güçlü ama gösterişten uzak bir açılış niteliğinde. Belki de bu nedenle albümün ilk habercisi, dolayısıyla ilk resmî single ‘ı olarak seçilmesi son derece isabetli. 

    Albümün en enteresan sürprizlerinden biri ise Amy Winehouse parçası You Know I’m No Good yorumuna yer verilmesi. The Rolling Stones, şarkıyı Amy Winehouse’un yorumuyla yarıştırmaya çalışmıyor. Tam tersine, onu kendi ses örgüsünün doğal bir parçasına dönüştürüyor. Keith Richards ile Ronnie Wood’un gitarları ve Mick Jagger’ın armonikası, parçaya yer yer Miss Youdönemini hatırlatan Blues ve Funk dokunuşları kazandırırken, Jagger vokaliyle de şarkıyı sahipleniyor. 

    Ortaya çıkan yorum bir cover çalışmasının ötesinde, The Rolling Stones’un bugün de şarkıları kendi kimliğinden ödün vermeden yeniden yorumlayabildiğinin güçlü bir örneği. Aynı zamanda Amy Winehouse gibi yakın dönemin en önemli seslerinden birine uzanarak, Rock’n’Roll kültürünün kuşaklar arasında kesintisiz biçimde yaşamaya devam ettiğini de gösteriyor.

    Foreign Tongues’un en dikkat çekici özelliklerinden biri de konuk müzisyenler. Farklı kuşaklardan gelen bu isimler, The Rolling Stones’un ses örgüsünü değiştirmek için değil, ona katkı sunmak için stüdyodalar.

    Bu isimler arasında en ilgi çekici olanı hiç kuşkusuz Robert Smith. The Cure’un kurucu ismi, Divine Intervention’da gitarıyla, Never Wanna Lose You’da ise synthesizer ve geri vokallerde gruba eşlik ediyor. İlk bakışta Rock’n’Roll’un farklı kuşaklarını temsil eden Robert Smith ile The Rolling Stones’un ortak paydası ise değişmiyor: Rock’n’Roll.

    Biri 1960’ların Blues köklerinden, diğeri 1980’lerin Post-Punk atmosferinden geliyor olsa da Rock’n’Roll’un kuşaklar ve türler arasında görünmeyen köprüler kurma gücü kendini gösteriyor. Robert Smith’in katkısı, Stones’un ses örgüsü içinde öne çıkmak yerine eserlere katkı sunmayı tercih ediyor. Bu nedenle varlığı büyük bir gösteriden çok, dikkatli dinleyicinin keşfedeceği zarif bir selam niteliği taşıyor.

    Steve Winwood

    Albümün bir başka dikkat çekici konuğu ise Steve Winwood. Kendi anlatımına göre her şey Ronnie Wood’un telefonu ile başlamış. Tek şarkı için katıldığı stüdyo çalışması, kısa sürede birden fazla parçayı kapsayacak biçimde genişlemiş. Winwood’un bu iş birliğine yüklediği anlam ise çok daha özel. Kendi katkısını, “yıllar boyunca The Rolling Stones’un unutulmaz kayıtlarına damga vuran büyük piyanist Nicky Hopkins’in müzikal çizgisinin devamı gibi gördüğünü” söylüyor. Stones’un ses örgüsüne katkı sunabilmiş olmayı kariyerinin en heyecan verici deneyimlerinden biri olarak değerlendiriyor. 

    Foreign Tongues, konuk isimlerin gövde gösterisi yaptığı bir albüm değil. Tam tersine, Robert Smith’in gitarı, Steve Winwood’un piyanosu, Paul McCartney’nin bas dokunuşları ve albüme katkı sunan diğer Rock’n’Roll kahramanlarının her biri, The Rolling Stones’un müziğine hizmet ediyor. Farklı kuşaklardan ve Rock’n’Roll’un farklı yönlerinden gelen bu isimler, kendi kimliklerini öne çıkarmak yerine aynı ortak sesin bir parçası olmayı tercih ediyor. Bu yönüyle Foreign Tongues, çizgi üstü bir ortak üretim örneği olarak da öne çıkıyor.

    The Rolling Stones’un bugün ulaştığı ses örgüsünde Steve Jordan ile Darryl Jones’un ayrı bir yeri var. Resmî anlamda topluluğun üyeleri olarak anılmasalar da yıllardır Charlie Watts ile Bill Wyman’ın ardından oluşan boşluğu büyük bir saygı ve doğallıkla tamamlıyorlar.

    Steve Jordan, Charlie Watts’ın yerine geçmeye çalışan bir davulcu değil. Watts’ın yalın ama karakteristik ritim anlayışını özümseyerek bu büyük mirası kendi yorumuyla sürdürüyor. Darryl Jones ise Bill Wyman’ı taklit etmek yerine, The Rolling Stones’un ses örgüsüne yıllardır doğal biçimde uyum sağlayan güçlü bir omurga oluşturuyor.

    Steve Jordan
    Darryl Jones

    Mick Jagger, Keith Richards ve Ronnie Wood’un oluşturduğu çekirdeğin etrafında Steve Jordan, Darryl Jones, Matt Cliffordve albüme katkı sunan diğer müzisyenler, The Rolling Stones’un bugün de aynı kararlılıkla yoluna devam etmesini sağlayan ses örgüsünün ayrılmaz parçaları.

    The Rolling Stones’un ana kahramanları Mick Jagger, Keith Richards ve Ronnie Wood’un yaşları bugün itibarıyla toplamda iki yüz kırk dörde ulaşıyor. Ne var ki Rock’n’Roll tarihine yaptıkları katkıyı hiçbir rakam açıklamaya yetmiyor. Çünkü bazı yolculuklar yıllarla değil, geride bıraktıkları şarkılar ve ilham verdikleri kuşaklarla ölçülüyor.

    Başka bir ifadeyle Foreign Tongues bana bir kez daha şunu hatırlatıyor: The Rolling Stones’u büyük yapan, altmış yılı aşkın süredir birlikte ürettikleri o benzersiz ortak ses…

    İşte bu nedenle, yıllar önce Hackney Diamonds üzerine yazdığım yazıyı bitirirken kullandığım cümle bugün de anlamını koruyor.

    Geçen onca yıla karşın taşlar hâlâ yuvarlanmaya devam ediyor.

    Yazarlar

    • Sinan San
      Sinan San

      Floydian. 2018’de İzmir'de kurdukları Irregular Band’de bass çaldı. Müzik tercihlerinde Klasik ve Progresif Rock favorileri.

    • Güner Elif Bozkurt
      Güner Elif Bozkurt

      "Gerda" adlı bir polisiye hikâye yazdı. Röportajlar, albüm ve kitap incelemeleri yazmayı seviyor. Yazı yazmak ve müzik dinlemek ile bağ kurmuş 17 yaşında biri.

    • Bülent Seyitdanlıoğlu
      Bülent Seyitdanlıoğlu

      Popüler kültür ve Rock’N’Roll üzerine yazıyor ve radyo programı “Kulak Misafiri”ni hazırlayıp sunuyor. Gözlem ile araştırmayı birleştirerek bakar.

    rock the rolling stones yabancı
    Paylaş. Facebook Twitter WhatsApp Email
    Önceki yazıBBC PROMS: Senfoni Orkestrası Prog Klasikleri Çalarsa!

    İlgili Yazılar

    BBC PROMS: Senfoni Orkestrası Prog Klasikleri Çalarsa!

    28.07.2026Yazan: Cengiz Varlık

    Tez-Antitez: PINK FLOYD

    27.07.2026Yazan: Hacer Erişkin

    Bir ACİL SERVİS Hikâyesi: SAMİ ERTAN KIZILTAN

    24.07.2026Yazan: Zeynep Poyrazoğlu

    Rock Müziğin En Leziz Hali: GRUP HARDAL

    23.07.2026Yazan: Sabahattin Bilgiç

    İSKENDER PAYDAŞ: Bir Ses Mimarı

    21.07.2026Yazan: İzzet Eti

    Aurora. YES mi? EVET!

    20.07.2026Yazan: Cengiz Varlık
    En son yazılar
    Albümler

    FOREIGN TONGUES: Üç Kuşağı Sallayan, Taşları Hâlâ Yuvarlayan Albüm

    Yazan: Sinan San, Güner Elif Bozkurt ve Bülent Seyitdanlıoğlu29.07.2026

    Bir albüm, üç kuşak, üç ayrı kulak, tek bir inatçı ritim… Foreign Tongues, The Rolling Stones’un geçmişini sırtına alıp bugünün ortasına bıraktığı kışkırtıcı, gürültülü ve hâlâ fazlasıyla canlı bir Rock’n’Roll selamı.

    BBC PROMS: Senfoni Orkestrası Prog Klasikleri Çalarsa!

    28.07.2026

    Tez-Antitez: PINK FLOYD

    27.07.2026

    Bir ACİL SERVİS Hikâyesi: SAMİ ERTAN KIZILTAN

    24.07.2026
    Öne çıkanlar

    PlexiPlay’den Sonrası: Emre Kula Yeni Albümün Kapısını Aralıyor

    12.06.2026

    BÎDAR ve İçsel Yolculuğu. Kendine Yaklaşmak

    05.06.2026

    Kronik – Otuz Üç Yıl Sonra

    16.07.2025

    Conor Riley ile BIRTH ve Progresif Müziğin Karanlık Ufku

    08.04.2026
    Etiketler
    alternative rock anadolu pop art rock beat blues bulutsuzluk özlemi caz cem karaca country deep purple derleme dünya müziği elektronik eric clapton folk rock frank zappa hard rock heavy metal kargo kesmeşeker kronik led zeppelin leyan senay mekan müzik basını objektif pentagram phil collins pink floyd pop progressive rock psychedelic rock punk rap rock sektör sinema stairway to heaven stüdyoimge tarih teoman the rolling stones thrash metal yabancı yerli
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • Bluesky

    Bültenimize abone olun

    Stüdyoİmge'de yayınlanan yazıları çıktığı anda e-posta gelen kutunuzda görün.

    Hakkımızda

    Stüdyoİmge: Türkiye’de Rock kültürünün sesi, sözü ve belleği…

    1985-1986, 1989 ve 1992-1993 yıllarında basılı dergi olarak okurlarıyla buluşan Stüdyoİmge, günümüzde yayın hayatını online bir dergi olarak sürdürüyor. Günümüzün Stüdyoİmge yayınında, basılı dönemden bugüne uzanan ekip üyelerinin yanı sıra, yeni katılan (görece) genç kalemlerin enerjisiyle dinamik bir bütün ortaya çıkıyor.

    Son yazılar

    FOREIGN TONGUES: Üç Kuşağı Sallayan, Taşları Hâlâ Yuvarlayan Albüm

    29.07.2026

    BBC PROMS: Senfoni Orkestrası Prog Klasikleri Çalarsa!

    28.07.2026

    Tez-Antitez: PINK FLOYD

    27.07.2026

    Bültenimize abone olun

    Stüdyoİmge'de yayınlanan yazıları çıktığı anda e-posta gelen kutunuzda görün.

    Stüdyoİmge
    Facebook X (Twitter) Instagram Bluesky
    • Anasahne
    • Künye
    • Dosyalar
    • Röportajlar
    • Eski Sayılar
    © 2026 Stüdyoİmge. Sitedeki bütün yazılar yazarlarına, fikirler ise söyleyenlerine aittir.

    Arama yapmak için Enter tuşuna, aramayı iptal etmek için Esc tuşuna bas.