Sazın elektronik tınılarla, kara mizahın ekolojik direnişle buluştuğu XXX, BaBa ZuLa’nın otuzuncu yaşına açılan yeni bir sayfa. Sabahattin Bilgiç, tiyatro dekorlarından neon renkli kliplere, zeytin ağaçlarından toprağını savunan gerçek kişilerin seslerine uzanan bu güncede grubun yaptıklarını ve yapacaklarını anlatıyor.
Hepinize selamlar Stüdyoİmge okurları. 30. yılını XXX albümüyle taçlandıran BaBa ZuLa‘yı konuk ediyoruz bu kez sayfalarımıza. Grubun otuz yıllık külliyatına eklenen XXX, 25 Eylül 2026’da Glitterbeat Records tarafından yayımlandı. CD, dijital format ve şeffaf turuncu plak seçenekleriyle satışta olan albümü çıktığından beri büyük bir keyifle defalarca dinledikten sonra izlenimlerimi sizlerle paylaşayım istedim.
80’ler sonunda kurulan ZeN’in ruhunu taşıyıp 1996’da BaBa ZuLa’ya evrilen multidisipliner kimlik kolektif anlayışla çalmaya, üretmeye ve dünyaya ses vermeye devam ediyor. Müziği dansla, tiyatroyla, görsel sanatlarla, hikâye anlatıcılığıyla ve şiirle aynı potada eriten BaBa ZuLa gücünü politik sloganlardan ziyade mizah ve ironiden alarak her yeni albümde sosyal duyarlı yaklaşımlarına yeni konular ekliyor. Bu yüzden her albümün sözel dili farklı oluyor. Müzikal tarafa bakacak olursak 1996’dan bu yana otuz senede gösterdikleri gelişimle birlikte sahne performansları gerçekten inanılmaz bir seviyede. Sahnede telepatik bağlarla anlaşan BaBa ZuLa, otuzuncu yılında görüp duyduğumuz en iyi versiyonuna ulaşmış durumda.
Albümle ilgili detaylara girmeden önce BaBa ZuLa evrenimde son günlerde yaşananların bir güncesini çıkartayım. 25 Eylül Cuma günü dijital platformlarda albümü keşfettiğim sıralarda göz alıcı kapak tasarımıyla dikkat çeken şeffaf turuncu plağın tanıtım videosu önüme düştü. Sonrasında Murat Ertel ve Esma Ertel‘in yeni albümün çıkışını Keşanlı Ali Destanı dekorunun içine girerek duyurdukları video gözüme çarptı.
Muammer Karaca Tiyatrosu’nun yeniden açılışı kapsamında hazırlanan Mengü Ertel’in Tiyatro Evreni sergisi, 26 Eylül 2026 – 21 Ocak 2027 tarihleri arasında ziyarete açık olacak. Modern Türk tiyatrosunun görsel hafızasının izlerini sürebileceğiniz bu nefis sergi, Mengü Ertel‘in afiş, sahne ve kostüm tasarımlarını bir araya getiriyor. Serginin mekânsal ve sessel tasarımını üstlenen Erteller, BaBa ZuLa‘nın 2010 tarihli Gecekondu albümünün kolaj kapağında da yer alan dekorların içinde yeni albümün çıkışını müjdelemişlerdi. Hem Mengü Ertel‘in görsel mirasına hem de kendi tarihlerine selam yollayan ikili, 26 Eylül Cumartesi günü bu kez Arsen Lupen’de BaBa ZuLa & ZeN DJ Set ile dinleyicilerle buluştu.
27 Eylül Pazar günü Muammer Karaca Tiyatrosu’nda serginin resmi açılışının ardından ana sahnede bu kez tam kadro toplanan BaBa ZuLa ekibi kıymetli aktörler Şebnem Sönmez ve Erol Babaoğlu’nun katılımıyla Mengü Ertel’in anısına müzikli bir gösteri sundular. Daha önce filmlere ve karikatür karelerine canlı müzikler yapan BaBa ZuLa bu kez akıp giden bir tiyatro oyunun bir parçası olup insan seslerine kendi seslerini kattılar. Bu keyifli gösteri salonu dolduran tüm seyircilerin beğenisini kazandı.
Evlerine alkışlarla uğurlanan BaBa ZuLa’nın dinleyicilerine bir sürprizi daha vardı. 30 Eylül Çarşamba günü XXX albümündeki Otel Kaliforniya‘nın fütüristik video klibi yayımlandı. Ne yalan söyleyeyim, neon renklerin cümbüşüyle coşan videonun görüntü dilini, gerçekle kâbus arasında kurulan atmosferi BaBa ZuLa‘nın saykedelik dünyasına çok yakıştırdım. Yönetmen Ari Alpert, grubun gerçeküstü estetiğini şarkının politik hicviyle buluşturmuş. Benim için BaBa ZuLa‘nın en iyi kliplerinden biri; şapka çıkartılacak harika bir iş.
Bu görsel şölenlerden sonra yazının asıl konusu olan XXX‘e gelelim. Üçü enstrümantal, toplam yedi parçadan oluşan albümün açıklanan süresi 30 dakika 30 saniye. Otuzuncu yılda bu süre tesadüf değil: Murat Ertel, Silent Radio söyleşisinde otuz sayısını albümün süresine de taşıdıklarını ve parçalar arasındaki geçişlerde crossfade kullandıklarını anlatıyor. Böylece bir parça sona ererken diğeriyle kısa süreliğine iç içe geçiyor; şarkı sıralaması kesintisiz bir akışa dönüşüyor.
Tek başına zaten güçlü olan parçalar, bu akış içinde birbirlerini tamamlıyor. Elektronik ve akustik unsurların birlikteliği de albümün bütünlük duygusunu güçlendiriyor. Alıştığımız BaBa ZuLa ses örgüsüne eklenen synthesizer tınıları, saz ve vurmalılarla yeni bir diyalog kuruyor. Murat Ertel, Levent Akman, Ümit Adakale ve Esma Ertel‘den oluşan ekibe İklim Tamkan (synthesizer, org) ve Eylül Güntekin (kontrbas) eşlik ediyor. Ertel‘in aynı söyleşide anlattığı üzere kontrbas grubun ilk yıllarına uzanan bir bağ kurarken bir klavyeciyle çalışma fikri albüme yeni bir kapı açmış.
Şarkı Listesi:
1: Günlüklü Koyu Havası – 01:13
2: Balkondaki Beyaz Çoraplı Kedi – 07:49
3: Cırtlak 9 – 03:21
4: Kutsal Zeytin Halayı – 02:58
5: Otel Kaliforniya – 03:58
6: Has Halhal Dansı – 04:56
7: Hak Bitmez Güç Bitee – 06:13

XXX‘te doğa ve ekolojik direniş, şarkıları birbirine bağlayan belirgin bir eksen oluşturuyor. Zeytin ağacı, kıyılar ve toprağını savunan insanların sesleri bu bağı farklı yönlerden kuruyor. Esma Ertel de albümün tanıtım metninde doğaya ses vermek ve onu savunanların yanında durmak istediklerini anlatıyor. Sözleri dikkatlice dinledikçe metaforların ardındaki politik çağrışımlar daha görünür oluyor. Bu yönüyle birkaç kez dinlenip bir kenara bırakılacak bir albüm değil XXX. Ben tüm parçaları arka arkaya dinledikten sonra yine başa dönmek istiyorum. Arka plandaki doğa sesleri de bu dünyaya dışarıdan eklenmiş bir süs gibi durmuyor; müzikle iç içe geçerek albümün dert edindiği çevreyi duyulur kılıyor.
Günlüklü Koyu Havası, doğa sesleriyle albümün atmosferini hemen kuran kısa bir açılış parçası. Balkondaki Beyaz Çoraplı Kedi ise iki kedinin sıradan karşılaşmasını gerçeküstü bir tabloya dönüştürüyor; albümün politik ağırlığının arasında oyunculuğa da yer açıyor. Cırtlak 9‘da hipnotik ritimler ve elektronik tınılar ritüel duygusunu öne çıkarıyor. 25 Haziran 2026’da tekli olarak yayımlanan Kutsal Zeytin Halayı, Murat ve Esma Ertel‘in çift vokaliyle akarken tarih ve mitoloji referanslarıyla zeytin ağacına şiirsel bir övgü sunuyor.
Kıyıların özelleştirilmesini ve tatil cenneti vaatlerinin ardındaki talanı hicveden Otel Kaliforniya, ilk dinleyişte insanı çarpan bir şarkı. Bence XXX‘in zirve anlarından biri: otelin davetkâr dili, denize erişimi bile bir alışverişe dönüştüren düzeni kara mizahla açığa çıkarıyor. Klibin gerçekle kâbus arasında gidip gelen dünyası da bu davetin tekinsizliğini büyütüyor. Konserlerde bu şarkıya eşlik etmek için sabırsızlanıyorum.
Albümün üçüncü enstrümantali Has Halhal Dansı‘nda ise gözlerinizi kapatıp müziğin akışına kendinizi kaptırarak hayal kurmak serbest. Kapanış parçası Hak Bitmez Güç Bitee, Denizli’nin Tavas ilçesine bağlı Avdan’da toprağını kömür madenciliğine karşı savunan Hatice Kocalar‘ın sesini albüme taşıyor. Burada direniş yalnızca anlatılan bir konu olmaktan çıkıyor; mücadelenin içinden gelen bir ses olarak duyuluyor. Zeytin ağacından kıyılara uzanan ekolojik itiraz böylece somut bir insan hikâyesiyle kapanıyor.
Benim müzikal ve sözel beklentilerimi karşılayan XXX, uluslararası mecralarda da karşılık buldu. Silent Radio’nun 20 Eylül tarihli incelemesi, albümün doğa ve yerel mücadelelerle kurduğu bağı öne çıkarıyor. Albüm ayrıca Transglobal World Music Chart’ın Ekim 2026 listesine beşinci sıradan girdi.
BaBa ZuLa‘nın 30. yıl Avrupa turnesinin duyurulan programı, 7 Ekim’deki Berlin SO36 konserinden 1 Kasım’daki Kopenhag konserine uzanıyor. Yirmi altı güne yayılan yirmi bir konserin ardından grup, 14 Kasım’da Blind İstanbul sahnesinde dinleyicileriyle buluşacak. Yeni şarkıları o gece canlı dinlemeyi sabırsızlıkla bekliyor, Stüdyoİmge ailesi olarak bu müzikal macerayı heyecanla takip ediyoruz. Otuz yılın ardından hâlâ yeni seslerin peşinden giden BaBa ZuLa‘ya yolunuz açık olsun diyoruz; hep birlikte nice on yıllara.





