Deep Purple‘ın en meşhur kadrosunu ilk defa bir araya getiren stüdyo albümü In Rock, 1970 yılının ortasında yayınlandığında grubun müziğinde sert bir devrime yol açtı. Gruba yeni katılan Ian Gillan‘ın yırtıcı sesiyle önceki albümlerdeki saykedelik Deep Purple geride kalmış, Roger Glover‘ın da katılımıyla sert ve hızlı bir Deep Purple dinleyicilerinin karşısına çıkmıştı. Sabahattin Bilgiç, hayatını değiştiren albümlerin arasına bu defa Deep Purple In Rock albümünü de koyuyor, Stüdyoİmge okurlarının ekranlarına sunuyor.
Hepinize selamlar değerli takipçilerimiz. Bu ay Hayatımı Değiştiren Albümler yazı dizisinde İngiliz hard rock grubu Deep Purple’ın 1970 tarihli In Rock albümünü seçtim sizler için. Geçen ay yer vediğim Budgie’nin debut albümünden sonra sert rüzgarlar estirmeye devam edelim Stüdyoİmge sayfalarında.
5 Haziran 1970 günü Harvest Records etiketiyle piyasaya sürülen In Rock, Deep Purple’ın dördüncü stüdyo albümü ve adeta bir hard rock kilometre taşı. Grubun dünya çapında tanınmasını sağlayan In Rock, Mark II kadrosuyla yayınlanan ilk albüm olma özelliğini taşırken pek çok grup için de doğrudan bir ilham kaynağıydı. En sevilen Deep Purple kadrosunun efsaneleşme sürecini başlatan In Rock, 70’lerde yayınlanan diğer Deep Purple başyapıtlarının da doğuşuna zemin hazırlamıştı.
1968 yılında Londra’da kurulan Deep Purple, bir yıl gibi kısa bir sürede yayınladıkları üç albümle (Shades Of Deep Purple, The Book Of Taliesyn, Deep Purple) dönemin rock müzik trendleri pscyhedelic / progressive rock çizgisinde işler üretmişti. Kuruluş dönemini kapsayan ve Mark I olarak nitelendirilen bu dönemde Hush isimli şarkılarıyla isimlerini duyursalar da bu başarılarının arkasını getirememişlerdi. Grubun kurucu üyelerinden Ritchie Blackmore, Jon Lord ve Ian Paice daha sert ve gitar odaklı bir müziğe yönelmek istiyorlardı. Müzikal yön değişikliği ve başarı arayışı için stratejik bir kararla diğer kurucu elemanlar Rod Evansve Nick Simper’ın yerine Episode Six grubundan Ian Gillan ve Roger Glover’ı Deep Purple’a dahil etmişlerdi. Bu değişikliklerle yeni bir çehreye bürünen Deep Purple, yeni kadrosuyla kotardığı Hallelujah single’ıyla görücüye çıkmıştı. Klasik müzik – rock müzik füzyonu konçerto projesi Concerto Group and Orchestra’da Jon Lord’un bestelerine ve gruba sahnede Royal Philarmonic Orchestra eşlik etmişti. Bu gelişmeler gelecekte olacaklar hakkında henüz bir ipucu vermiyordu.

Önceki albümlerden farklı olarak kolektif bir anlayışla kendi bestelerini yaratmak üzere kolları sıvayan Deep Purple, gitarda Ritchie Blackmore, vokalde Ian Gillan, bas gitarda Roger Glover, orgda John Lord ve davulda Ian Paice’ten oluşan kadrosuyla In Rock albümünün çalışmalarına Haziran 1969’da başladı. Müzikal yönü güçlü bir şekilde belirleyen Blackmore – Lord ikilisine, Gillan – Glover iklisi söz ve vokal tarafından destek vererek, sert ve yenilikçi bir ses örgüsü ortaya çıkarmışlardı. Yaklaşık 10 ay süren beste, prova ve kayıt süreçleri Nisan 1970 tarihine kadar aralıklarla devam etti. Grubun yoğun konser trafiğinden nefes aldıkça Londra’daki IBC, De Lane Lea ve Abbey Road stüdyolarında kaydettiği albüm çıkar çıkmaz çığır rock müzik dünyasında çığır açmıştı. Rock müzik cephesinde bir süredir sert rüzgarlar esmekteydi. Deep Purple da müthiş bir zamanlamayla henüz yeni filizlenen blues temelli hard rock’a ortaya çıkardıkları turbo etkisiyle yeni bir açılım kazandırmışlardı.
Ian Gillan yıllar sonra “Birdenbire müzik bir araya geldi. Yarı profesyonel yıllarımızdan geçiş dönemiydi ve müzik sanki grubun dışından değil, içinden geliyormuş gibiydi” sözleriyle In Rock dönemini böyle anımsıyordu.

Grubun, kolektif ve doğaçlama çalışmalarını destekleyen yüksek volümlü düzenlemelerle konsept şekillendirilmiş, ortaya çıkan sonuç kayıt masasındaki cihazların ibresini devamlı kırmızıya vurdurmuştu. Albümle aynı anda ayrı olarak yayınlanan single Black Night; ciddi bir liste başarısına da imza atmıştı. Deep Purple artık istim üzerindeydi.
Kapağında Rushmore Dağı heykellerinden esinlenilmiş bir görsel bulunan albüm Deep Purple In Rock’da 7 şarkı vardı. Arka kapakta her bir şarkı için grup tarafından birkaç satırlık notlar düşülmüştü.
Şarkı Listesi
A1 : Speed King – 05:54
A2 : Blood Sucker – 04:16
A3 : Child In Time – 10:20
B1 : Flight Of The Rat – 07:57
B2 : Into The Fire – 03:30
B3 : Living Wreck – 04:34
B4 : Hard Lovin’ Man – 07:11

Albüm oldukça enerjik bir şekilde Speed King ile açılıyor. Gillan’ın şeytani kahkahaları ve çığlıklarıyla süslenen Speed King, yeni Deep Purple’ın adeta kimlik kartıydı. Çığlıklarla yeri göğü inleten devam şarkısı Blood Sucker albümdeki kişisel favorilerimden. Bir Deep Purple klasiği protest şarkı Child In Time A yüzünü kapatıyor. Grup arka kapağa şu notu düşmüştü : “Bir kaybedenin hikayesidir bu şarkı, o siz de olabilirdiniz”.
B yüzü Flight Of The Rat isimli şarkıyla başlıyor. Blackmore’un kıyak riff’lerini tamamlayan Paice’in Kızılderili tınılarına sahip davulları ve Lord’un hammond orguyla estirdiği rüzgarları bünyesinden barındıran şarkı, albümdeki kusursuz anlardan biriydi. Ürkütücü riff’lere sahip Into The Fire kulakların pasını silerken, Ian Paice’in davul performansıyla dikkat çeken Living Wreck’de ekip muhteşem bir uyum içersinde. Albümü kapatırken feryat figan akıp giden şarkı Hard Lovin’ Man, albümün ses mühendislerinden, ilerde Iron Maiden’in yapımcılığını üstlenecek Martin Birch’e ithaf edilmişti.
10 Şubat – 3 Mart 1971 tarihleri arasında dört hafta boyunca Hey Dergisi’nin listesinde bir numarada kalan albümün ilgi gördüğü dönemde ilk korsan Deep Purple 45’lik plağı da basılmış memlekette. Fırat Plak tarafından basılan Black Night / Speed King plağı bugün hala koleksiyonerler tarafından aranıyor. Grubun memlekette gördüğü ilgiyle paralel olarak yayınlanan LP’lerin haricinde başka firmalar da 45’lik plaklar yayınlanmaya devam etmiş. İMÇ’nin kancayı taktığı Deep Purple’ın Highway Star / Smoke On The Water plağı Ayçim Plak tarafından, Woman From Tokyo / Super Trouper plağı ise Delta Plak tarafından piyasaya sürülmüş. Plak yığınlarında kendinizi kaybederken gözünüze bu güzellikler çarparsa tereddüt etmeden alın çünkü arşiv değeri yüksek ve zor bulunan plaklar bunlar.
Mark II’nin diğer albümlerini de memleket dinleyicisiyle buluşturan Stateside, ikonik Child In Time ve 1971 tarihli Fireball şarkılarını aynı 45’lik plakta buluşturmuş. Yerli baskı bu plak bahsettiğim bu eşsiz yönüyle yurt dışı koleksiyonerleri tarafından da aranıyor.
Nerdeyse 60 yıla yaklaşan kariyerleri boyunca onlarca müzisyene ev sahipliği yapan Deep Purple okuluyla olan kendi kesintili tarihime göz attığımda ilk olarak 90’larda eve giren kasetlerini ve bulgar baskı korsan CD’lerini hatırlıyorum. Akabinde plak toplamaya henüz başladığım dönemde tesadüf eseri Bomonti’de bulunan bir antikacının vitrininde In Rock plağıyla göz göze gelmiştim. Vitrinini süsleyen dekor malzemesi olarak gördüğü plağı satmamak için direnen dükkan sahibini uzun uğraşlar sonucu ikna edebilmiş, plağı üç on paraya arşivime atmıştım. Çok sevdiğim In Rock albümünün plağı benim de arşivime girmişti sonunda. Bu plak, ince kartondan albüm kapağının kenarlarının yapıştırılmadan açık bir şekilde piyasaya sürüldüğü nadir yerli Stateside baskısıydı. Gramofon Limitet Şirketi’nin ürettiği bu plağın hem nadir hem de kıymetli olduğundan habersizdim o zamanlar. Şimdi düşünüyorum da aradığım şeylerin pat diye kucağıma düşmesi konusunda ne kadar da şanslıymışım.

Albümü digital formatta dinlemek isterseniz 25. yıl edisyonunu tavsiye ediyorum sizlere. Roger Glover’ın remixlediği bu versiyon dijitalin ses limitlerini zorluyor ve ses kalitesiyle Deep Purple fanlarını kesinlikle tatmin ediyor. Gelecek ay yeni bir yazıda yeniden görüşmek dileğiyle.






