Temmuz 1992 sayımızda yayınlanan Kronik yazısına sitede bir kere daha yayınlamak için elimiz gittiğinde, Levent Erseven’in de Özer Sarısakal ile konuşması söz konusu oldu. Yazının çıktığı dönem üzerine açılan bu kısa sohbet, Kronik’in 90’lı yıllarına bir mum ışığı tutuyor, dönemin ruhuna göz atıyor.
Bu röportaja geçmeden önce Stüdyoİmge’nin Temmuz 1992 sayısındaki Kronik yazısına bakmak isteyebilirsiniz:
Levent Erseven–Stüdyoİmge’de 1992’de çıkmış bu yazı/haberden sonra ne oldu Özer?
Özer Sarısakal–Başlık çok sansasyonel olmuştu tabii ki (gülüyor). Biz yine de oradan gidelim. Başlıktaki ‘Avrupa Hedefi’miz tam da öyle değildi. Ama şöyle, geçmişten süren bir mevzu vardı. Türkçe Rock olmaz, Rock’ın dili İngilizcedir. Ya da, neden olmasın, Türkçe Rock olur. Sonu gelmeyen bir tartışma.
–Evet hâlâ bitmeyen bir tartışma!
–Sonra, gelen giden, değişen elemanlar ve vokallerin de katkısıyla albümü İngilizce yaptık. Tabii ki dışarıda karşılık bulma hevesi de var arkasında. Neyse, 92’de albümü yaptık.
Aradan 33 yıl geçmiş. Acayip bir zaman. 1/3 yüzyıl, 1/3 asır. Vay be. Albümden sonra gitar/vokal Ozan, Amerika’ya gidince gitarcı arayışına girdik. Tam da bu sırada özel radyolar başladı ve bana prodüktörlük ve DJ’lik teklifi geldi.
–Kent FM. Seninle orada iyice kardeş olmuştuk zaten.
–Evet. Borç harç albümü yapmışız, cepte para yok. Teklifi değerlendirip oraya geçtik. Basçıyı da radyoya aldık (Tolga Soyhan). Yani grubun çoğu radyoda. Radyo ağır iş. Zaman bırakmıyor. Grubu toplama işi zorlaştı o zaman. Bir iki yıl öyle debelendik. Bu arada radyoda Rock ve Metal programları yapmaya başladık.
–Evet, efsanevi Azı Dişi Kerpeteni. Bir de Karatren vardı sizin.
–Ya, sonra radyolar yasaklandı. Siyah kurdeleler arabalarda falan. Hatırlarsın. 4-5 ay sonra açıldı ama kadrolarda küçülme oldu. Bazı arkadaşlar başka radyolara falan geçti. Mesela Tolga Yeniyurt Show’a gitti.
–Evet. Bir star olarak kaçtı.
–Tolga, Sus diye bir Heavy Metal programı yapıyordu. Tolga gidince, Kronik’in gitaristi, basçısı ordayken, tabii ki o da bize düştü.
–Peki Özer. 33 yıl geçti. Hedef Avrupa falan derken, bugün bakınca Kronik ile istediklerini yapabildin mi?
–Yok. İstediğim kadar olamadı tabii ki. Şu an şakır şakır sahnede çalıyor olmamız lazımdı. Ona erişemedik. Sektörün durumu ortada. Bir de sürekli eleman değişince iş gittikçe zorlaşıyordu. Arkadaşlar da haklı, ev kirasını, yiyecek parasını temin edemezsen uzaklaşıyorsun haliyle.
–90’ların ortalarında biraz değişmedi mi bu?
–95’te mekânlarda, Rock bar hikâyelerinde falan çalmaya başladık. Bu sefer de çok çalıyorduk, haftanın 4-5 günü.
–Doğru. hatırlıyorum, her yerde rastlıyordum size. Rock bar gezginiyken.
–Çok çalışıyorduk ama iyi de para kazanıyorduk. Bunlar grupların devamı için önemli şeyler. Yani, müzik yapıp para kazanamazsan devam edemezsin. Kazanmazsan işler zorlaşıyor. Bir hafta sonu; cuma, cumartesi çaldığında, Cihangir’deki evin kirasını ödeyebiliyorduk. Ama 2000’lerde her şey bozuldu. Ve hâlâ müzisyenler ve gruplar için maddiyat, haliyle de müziği sürdürmek gittikçe zorlaşıyor. Bu durum Kronik için de geçerli tabii ki.
–Özer. Yıllar sonra seninle tekrar muhabbet çok güzel. Ve devam edelim bu konuşmalara kardeşim.
–Mutlaka devam edelim Levo.


