Fotoğraf, ABD’nin Kaliforniya eyaletinin güneyinde yer alan Joshua Tree Milli Parkı’nda çekilmiş. Bazı kayalar, diğerleri üstüne bir şapka gibi oturduğu için, bu bölgeye Cap Rock adı verilmiş ki Rock müzik tarihinde özel bir yere sahip. 60’larda Hippiler, Beat kuşağından etkilenmiş sanatçılar, boşluk, hiçlik, ego çözülmesi, bilinç genişletme gibi mefhumlar atfederek bölgeye akın eder, kafa dağıtırlar, kafayı bulurlarmış.

Saykedelik deneyimler çağı neticede. Ancak burada gerçekleşen bir olay sonrası, Joshua Tree bölgesi bir çeşit hac mekânına dönüşmüş, Rock mitolojisinin parçası haline gelmiş. Olay dediysek de, hakikaten olay bir olay.
Gram Parsons, alkolik ana baba çocuğu. On altı yaşında profesyonel olarak çalmaya başlamış, International Submarine Band, the Byrds ve the Flying Burrito Brothers gruplarında çalışmış; Country, Rhythm & Blues, Soul, Folk ve Rock müziğin harmanı diye nitelenebilecek Kozmik Amerikan Müziği’nin öncülüğünü yapmış. Country-Rock ve Alternatif Country türlerinin banisi olarak kabul ediliyor. Hızlı yaşayıp genç gidenlerden.
60’ların sonundan itibaren tatillerini Joshua Tree’de geçirmeye başlamış. Rivayet ki, bir defasında UFO görmüş. Yirmi yediler kulübüne katılma şansını birkaç ayla kaçıracak şekilde, 26 yaşındayken, turne öncesinde kafa dinlemek için gittiği Joshua Tree’de, uyuşturucu ve aşırı dozda alkol nedeniyle hayata veda etmiş.
Bu ölüm şekli ve yeri bile efsaneleşmesine yeterli iken, asıl olay ölümünden sonra gerçekleşmiş. Parsons’ın menajeri Phil Kaufman ve yardımcısı Michael Martin, dostlarının vasiyetini yerine getirmek amacıyla tabutu çalmış ve arabaya atlayıp Cap Rock’a götürmüşler; üzerine benzin döküp yakmışlar. Tabii ki bu şekilde beden tümüyle küle dönmediği için vasiyet eksik kalmış.
Bu tuhaf sadakat hikayesi, Joshua Tree’nin Rock alemindeki şöhretini ve çekiciliğini daha da arttırmış; ıssızlığın ortasındaki bu bölge, mitik anlatıların öznesi haline gelmiş. Bu mevzu hakkında daha fazla fikir edinmek isteyenler, 2003 tarihli “Grand Theft Parsons” filmini seyredebilir.
Gram Parsons’ın müziği yaşarken hak ettiği kadar takdir görmemiş olabilir ama ölüm şekli ve sonrasında ele yüze bulaştırılan bir veda töreni sayesinde, ismi Rock tarihine kalın harflerle yazılmış oldu. (TY)

