Menüyü kapat

    Bültenimize abone olun

    Stüdyoİmge'de yayınlanan yazıları çıktığı anda e-posta gelen kutunuzda görün.

    Facebook X (Twitter) Instagram
    StüdyoİmgeStüdyoİmge
    Facebook X (Twitter) Instagram Bluesky
    • Anasahne
    • Yazılar
      1. Güncel
      2. Konser & Etkinlik
      3. Albümler
      4. Biyografi
      5. Portre
      6. Eski Sayılar
      7. Tümünü gör

      DEEP PURPLE Hâlâ Heyecan Oluşturuyor

      09.06.2026

      DICK PARRY: Pink Floyd’un “Muazzam Güzellik İmzası”

      28.05.2026

      SONG SUNG BLUE: Başka Seslerin Gölgesinde Bir Film

      20.05.2026

      ROSS THE BOSS: Manowar’ın Evrensel Yüzü

      30.04.2026

      METALLICA Atina. Biz O Akşam Ne Yaşadık?

      14.05.2026

      BULUTSUZLUK ÖZLEMİ: Jenerasyonlar Arası Bir Rock Köprüsü

      12.05.2026

      OGÜN SANLISOY: Henüz Yaşanmamış Bir Gecenin Setlist’i

      04.05.2026

      ERIC CLAPTON ile Kraków’da Bir Gece: 60 Yıllık Bir Blues Hikâyesi

      02.05.2026

      Manic Street Preachers – Everything Must Go (1996)

      01.06.2026

      Deep Purple – In Rock (1970)

      19.05.2026

      JOE JACKSON ve BRUCE HORNSBY’den Piyano Merkezli İki Albüm, İki Farklı Ses ve Anlatım Biçimi

      01.05.2026

      Budgie (1971)

      03.04.2026

      FLÖRT ve Müzikal Yolculuğu. Üç İsim, Dört Mevsim

      08.05.2026

      Sandy Denny: Eski Moda Bir Vals Gibi

      10.02.2026

      Tünay Akdeniz: Türk Punk’ın Babası

      21.01.2026

      Skip Spence: Kayıp Ruhun Yolculuğu

      17.11.2025

      PATTIE BOYD: HARRISON ve CLAPTON’ın Gölgesinde Bir Hayat

      10.06.2026

      NICK DRAKE: Karanlık Ruhların Şarkıcısı

      03.06.2026

      Biraz Güney Esintisi… Biraz mı? THE BLACK CROWES

      22.05.2026

      L’ANGELO MISTERIOSO? Kim ki Bu Gizemli Melek?

      07.05.2026

      İLHAN İREM: Analog Bir Sabır, Kristal Bir Varoluş

      01.04.2026

      Cem Karaca: Dervişan Yeniden Doğuyor

      10.02.2026

      Pearl Jam: Eski Müziğin Yeni Ruhu

      20.11.2025

      David Bowie: Dünyaya Düşen Adam

      12.11.2025

      PATTIE BOYD: HARRISON ve CLAPTON’ın Gölgesinde Bir Hayat

      10.06.2026

      DEEP PURPLE Hâlâ Heyecan Oluşturuyor

      09.06.2026

      DISTANCIA: Daha Yolun Başı

      08.06.2026

      BÎDAR ve İçsel Yolculuğu. Kendine Yaklaşmak

      05.06.2026
    • Dosyalar
    • Röportajlar
    • N’olmuş?
    • Künye
    • Podcast
      • Spotify
      • Apple Podcasts
      • YouTube
    StüdyoİmgeStüdyoİmge
    Ana sayfa»Albümler»801 Live: Yalnızca Plak Değil
    Albümler

    801 Live: Yalnızca Plak Değil

    Hayatla kurduğumuz bağın bir parçası olan albümler vardır. Onlar yalnızca bir plak değildir. “801 Live” yayınlanmasından yıllar sonra heyecanlandıran bir ses ve proje olarak çok farklı bir yerde duracak.
    Bülent SeyitdanlıoğluBülent Seyitdanlıoğlu10.10.20256 dakikalık okuma
    Paylaş
    Facebook Twitter WhatsApp Email Bağlantıyı kopyala

    Elimde tuttuğum albüm 1976 yılına ait, çok özel ve çizgi üstü bir projenin LP’ye dönüşmüş hali. İsmi “801 Live” olan bu proje aynı zamanda albümün ismini de oluşturuyor.

    İtiraf etmeliyim ki onca geçen yıla karşın epeyce geç haberim olan bir proje bu; ama bir o kadar hızlı bir şekilde plak olarak arşivime dahil olmasıysa gerçekten sürpriz.

    Bülent Seyitdanlıoğlu, Hakan Çorbalı, Şebnem Savaşçı ve Yavuz Aydar

    Bir müzik tutkunu, koleksiyoner ve radyo programcısı olarak belki de Ankara’nın en güzel abilerinden biri olan Hakan Çorbalı, özellikle Progresif Rock, Caz Rock ve ses sistemleri üzerine derin bilgisi olan, benim içinde her daim önemli bir isim. Nadir plaklara olan ilgisi, titizlikle oluşturduğu arşivi plak koleksiyonculuğu için önemli olduğu gibi 1990’lı yıllarda Tunus Caddesi’nin Akay kavşağına yakın giriş kısmında, sağda yer alan plak dükkânı Detay da Hakan Çorbalı ev sahipliğiyle Ankara tarihinde önemli bir yere sahiptir.

    Murat Beşer, Kerem Arın, Shades Süleyman ve Dadal Günçe

    Bundan birkaç ay önce bir sohbet sırasında yıllardır peşinde olduğu bir plağı arşivine kattığını ve bu nedenle çok heyecanlı ve mutlu olduğunu söyleyince, hangi plak diye tepki verdiğimde aldığım cevap olmuştu “801 Live”; ardından eklemişti Hakan abi, bu plak Türkiye’de iki kişide var şu an biri bende diğeri de Süleyman’da. Süleyman deyince sizin de hemen tahmin ettiğiniz gibi bu isim de yine Ankara’nın simge plakçılarından Shades Süleyman; Ankara’da Tunalı’da yıllara meydan okuyan plakçı Shades ile özdeş sahibi Süleyman Özyıldırım bu isim.

    Buradan hem Hakan Çorbalı hem de Süleyman Özyıldırım’a selam çakarak “801 Live”ın dönem baskısı plağının artık benim de koleksiyonuma girdiğini belirtmeliyim.

    801 Live ön kapak
    801 Live arka kapak

    Bu plağın benim arşivime girme hikâyesi de kayda değer diye düşünüyorum.

    ”Bu topraklardan çok uzaklarda, kızımı ziyaret için gittiğim Kanada’da, benim için bir gelenek hâline gelen ikinci el plak dükkânlarından birine girdiğimde, “801 Live” albümünün daha içeri adımımı atar atmaz tezgâhta gözüme çarpması da kaderin garip bir cilvesi değil de nedir?’’ sorusunu sormama yol açıyor ve gözlerim parlıyordu.

    801 Live plağı

    Bu çok özel plakla tesadüf gibi görünen bu karşılaşma, bana bir koleksiyoncu olarak bazen plakların da sizi seçtiğini düşündürdü.

    Albüm rafta değildi, arka sıralarda ya da gizli bir köşede de değil; dükkânın tam girişinde, sanki bana “İşte buradayım!” diyordu.

    Bill McCormick, Brian Eno, Lloyd Watson, Francis Monkman, Simon Phillips, Phil Manzanera. 1976

    Bu karşılaşmanın heyecanı biraz olsun dinince, elimde tuttuğum albümün ne kadar özel bir iş olduğunu bir kez daha fark ettim. Sadece bir canlı performans kaydı değil, aynı zamanda Progresif Rock tarihinin deneysel ve yaratıcı damarlarını bir araya getiren, döneminin çok ötesinde bir proje: “801 Live”.

    Phil Manzanera

    Phil Manzanera‘nın liderliğinde, Brian Eno gibi yenilikçi isimlerle şekillenen bu kısa ömürlü ama etkisi büyük topluluk, 1976’daki o unutulmaz konserde dinleyicilere yalnızca müzik değil, bir vizyon sundu. Şimdi albüm detaylarına biraz daha yakından bakalım.

    “801” ismi, Brian Eno’nun 1975 tarihli “The True Wheel” adlı şarkısında geçen bir ifadeden geliyor. Bu şarkının sözlerinde geçen “We are the 801 / We are the central shaft” dizesi, hem bir kimlik hem de bir fikir olarak daha sonra Phil Manzanera ve Eno tarafından kurulan bu proje için isim kaynağı olmuş.

    “801” sıradan bir grup ismi değil; kısa ömürlü ama bir o kadar etkili bir müzikal buluşmanın adı.

    “Live” ise albümün canlı kayıttan oluştuğunu belirtiyor. Dolayısıyla “801 Live” hem bu özel müzikal birlikteliği hem de 1976’da Londra’daki Queen Elizabeth Hall’daki tek ve tarihi konseri simgeliyor.

    Topluluğun doğası gereği geçici ama müzikal etkisinin kalıcı olması da bu isme ayrı bir anlam katıyor denilebilir.

    Aslında 801, Roxy Music’in ve Rock tarihinin ayrıksı gitaristi Phil Manzanera’nın ilk grubu olan Quiet Sun üyelerinin ve kariyerini belirlerken hemen yanı başında olan bazı dostlarının iş birliğinin diğer adı.

    Quiet Sun: Charles Haywood, Dave Jarrett, Phil Manzanera ve Bill MacCormack ile Eno ve Ian MacCormack. Bir nevi tek seferlik bir grup

    Quiet Sun ile kariyerine başlayan ve Roxy Music ile yoluna devam eden gitarist Phil Manzanera, projenin omurgası; Roxy Music’ten arkadaşı Brian Eno ise klavye ve elektronik efektleriyle deneysel ve araştırmacı ses örgüsünün ana mimarı olarak görev yapıyor, şarkıcılığı ise bu projenin mücevher değerinde ayrıntısını oluşturuyor.

    Quiet Sun ve Matching Mole gruplarının üyesi Bill MacCormick, bas gitar ve vokalde yer alırken, davulcu Simon Phillips ise henüz 18 yaşında bagetleriyle topluluğun dinamik zamanlamasında söz sahibi olarak ayrıcalık yaratıyor. Grubun bir diğer üyesi Francis Monkman Klasik müziği Rock ile buluşturuyor. Blues uzmanı gitarist Lloyd Watson ise tekniği ile ses örgüsüne özgürlük ve ruh katıyor. Dolayısıyla her biri alanında çizgi üstü olan bu isimler, bu proje ile kolektif yaratıcılığın nadir örneklerinden birisini sergiliyor.

    “801 Live” albümünün şarkı sıralaması, tıpkı bir konser deneyimi gibi; yükselip alçalan dinamiklerle dinleyiciyi içine çeken bir kurguya sahip. Albüm açılışını kısa ama etkileyici bir parça olan Manzanera bestesi “Lagrima” ile yapıyor; adeta sessiz bir merhabanın ardından gelen “TNK” (Tomorrow Never Knows), Beatles’ın deneysel mirasına enfes bir selam çakıyor. “801”in bu yorumunu ilk dinlediğimde, sahnedeki yoğunluk ve Eno’nun katkısı beni resmen büyülemişti.

    801 Live ► Tomorrow Never Knows 1976

    Albüm ilerledikçe, Quiet Sun günlerinden gelen “East of Asteroid” ve Canterbury etkili “Rongwrong”, teknik yetkinliği ve melodik derinliği bir arada taşıyor. Eno’nun parçaları olan “Golden Hours”, “Sombre Reptiles” ve “Fat Lady of Limbourg”, sahnede daha canlı ve çok katmanlı hale gelmiş. Özellikle “Baby’s on Fire” albümdeki en patlayıcı anlardan biri, Watson’un gitarıyla adeta yerinden fırlıyor.

    Manzanera’nın “Diamond Head” yorumu, nefes alma aralığı gibi. Ardından gelen “Miss Shapiro” ise “801”in esprili tarafını ortaya koyuyor. Ve final: “You Really Got Me”. The Kinks’in asi şarkısı, Eno’nun vokali ve grubun enerjisiyle Punk’a yaklaşan bir kapanış oluyor.

    801 Reading Festivali CD’si

    Yukarıda ayrıntılı olarak anlatılanlar dışında, kolektif ruhun bileşimiyle canlı canlı icra edilen şarkıların orijinallerinden farklılaştırdığı ve yeniden yaratıldığı canlı kayıtlardan oluşan istisna bir albüm nitelemesini yapmak hiç de yanlış olmaz “801 Live” için.

    Evet; her şey Brian Eno’nun “The True Wheell” şarkısıyla başladı. “We are the 801/ We are the Central Shaft…”

    Bu dizeler 801 projesinin çıkış noktası oldu. Brian Eno’nun soyut referanslara dayalı dünyası ve yaratıcılığı dikkate alındığında 801 gerek bir grup ve proje olarak düşünüleceği gibi bir ironi olarak da nitelendirilebilir.

    Phil Manzanera liderliğinde ve Brian Eno’nun o değişik dünyasıyla.

    Hayatla kurduğumuz bağın bir parçası olan albümler vardır. Onlar yalnızca bir plak değildir. “801 Live”yayınlanmasından yıllar sonra heyecanlandıran bir ses ve proje olarak çok farklı bir yerde duracak. Dolayısıyla, müzikte sınırları aşmanın bir kanıtı olarak arşivimde yer alması benim için her daim ayrıcalık oluşturacak bu albüm için yaratıcılarına minnettarlığımı sunarak yazımı bitirmek istiyorum.

    Radyo ODTÜ 103.1’de, Kulak Misafiri’nde, 12 Ekim Pazar, 2025 tarihinde saat 22’de “801 Live”i birlikte dinleyelim.

    Kulak Misafiri
    Bülent Seyitdanlıoğlu
    rock süpergrup yabancı
    Önceki yazıBULUTSUZLUK ÖZLEMİ 40. Yıl Turnesinde Adana’ya Geldi
    Sonraki yazı The Departed (Köstebek) Soundtrack
    Bülent Seyitdanlıoğlu

    Popüler kültür ve Rock’N’Roll üzerine yazıyor ve radyo programı “Kulak Misafiri”ni hazırlayıp sunuyor. Gözlem ile araştırmayı birleştirerek bakar.

    İlgili Yazılar

    PATTIE BOYD: HARRISON ve CLAPTON’ın Gölgesinde Bir Hayat

    10.06.2026Yazan: Sinan San

    DEEP PURPLE Hâlâ Heyecan Oluşturuyor

    09.06.2026Yazan: Aptulika

    KEITH RELF – Yardbirds’ün sesi. Yarım Kalan Hikâye

    04.06.2026Yazan: Stüdyoİmge

    NICK DRAKE: Karanlık Ruhların Şarkıcısı

    03.06.2026Yazan: Levent Varlık

    ROCK VE PİYANO: Tuşların Hafızasında Bir Yolculuk

    02.06.2026Yazan: Bülent Seyitdanlıoğlu

    Manic Street Preachers – Everything Must Go (1996)

    01.06.2026Yazan: Sabahattin Bilgiç
    En son yazılar
    Portre

    PATTIE BOYD: HARRISON ve CLAPTON’ın Gölgesinde Bir Hayat

    Yazan: Sinan San10.06.2026

    Rock tarihinin en sarsıcı aşk üçgeninin merkezinde yer alan Pattie Boyd, George Harrison ve Eric Clapton’ın ölümsüz yapıtlarına yön veren önemli bir karakterdir. Something ve Layla gibi efsanevi bestelerin arkasındaki gizemli ilham perisinin çalkantılı yaşam öyküsü aralanıyor.

    DEEP PURPLE Hâlâ Heyecan Oluşturuyor

    09.06.2026

    DISTANCIA: Daha Yolun Başı

    08.06.2026

    BÎDAR ve İçsel Yolculuğu. Kendine Yaklaşmak

    05.06.2026
    Öne çıkanlar

    Sadık Gürbüz ile Onur ve Direncin Sesi Üzerine

    19.02.2026

    MELİSA KARAKURT ve “ASU”: İnsan, Ruhunun Aynasıdır

    10.04.2026

    BÎDAR ve İçsel Yolculuğu. Kendine Yaklaşmak

    05.06.2026

    AZİZA A.: Çeyrek Asır Sonra “Hayat Hâlâ Groove”

    23.04.2026
    Etiketler
    alternative rock anadolu pop art rock blues bulutsuzluk özlemi caz cem karaca david bowie deep purple derleme dünya müziği edebiyat elektronik eric clapton folk rock frank zappa george harrison hakan türkoğlu hard rock heavy metal ilhan irem kronik led zeppelin leyan senay mavi sakal metallica Michael Shrieve müzik basını objektif pentagram pink floyd pop progressive rock punk rap rock sinema stairway to heaven stüdyoimge tarih teoman thrash metal vecdi yücalan yabancı yerli
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • Bluesky

    Bültenimize abone olun

    Stüdyoİmge'de yayınlanan yazıları çıktığı anda e-posta gelen kutunuzda görün.

    Hakkımızda

    Stüdyoİmge: Türkiye’de Rock kültürünün sesi, sözü ve belleği…

    1985-1986, 1989 ve 1992-1993 yıllarında basılı dergi olarak okurlarıyla buluşan Stüdyoİmge, günümüzde yayın hayatını online bir dergi olarak sürdürüyor. Günümüzün Stüdyoİmge yayınında, basılı dönemden bugüne uzanan ekip üyelerinin yanı sıra, yeni katılan (görece) genç kalemlerin enerjisiyle dinamik bir bütün ortaya çıkıyor.

    Son yazılar

    PATTIE BOYD: HARRISON ve CLAPTON’ın Gölgesinde Bir Hayat

    10.06.2026

    DEEP PURPLE Hâlâ Heyecan Oluşturuyor

    09.06.2026

    DISTANCIA: Daha Yolun Başı

    08.06.2026

    Bültenimize abone olun

    Stüdyoİmge'de yayınlanan yazıları çıktığı anda e-posta gelen kutunuzda görün.

    Stüdyoİmge
    Facebook X (Twitter) Instagram Bluesky
    • Anasahne
    • Künye
    • Dosyalar
    • Röportajlar
    • Eski Sayılar
    © 2026 Stüdyoİmge. Sitedeki bütün yazılar yazarlarına, fikirler ise söyleyenlerine aittir.

    Arama yapmak için Enter tuşuna, aramayı iptal etmek için Esc tuşuna bas.