1960’ların sonunda Adelaide’den çıkma The Zoot, Avustralya’nın en “renkli” gruplarından biriydi. Renkli sahne kıyafetleri, televizyon programları ve enerjik performanslarıyla dönemin Pop kültürünün tam ortasında duruyorlardı. Ancak 1971’de bir şeyler değişti. Pembe takımlar yerini siyah kıyafetlere ve uzun saçlara bıraktı; sevimli aşk şarkıları da yerini Eleanor Rigby’nin neredeyse Heavy Metal sayılabilecek sertlikteki yorumuna bıraktı.

Bu içli The Beatles klasiğini alıp sert, karanlık ve neredeyse Proto-Glam denebilecek bir hale getirmişlerdi. Yaylıların yarattığı melankoliyi gitarların içine taşıyan bu yorum, dönemin “çiçek çocuk” neşesinden çok, yaklaşan sert 70’lerin habercisi gibiydi.
Ama işin en güzel kısmı şu: O genç grubun içinde, yıllar sonra posteri sayısız gencin odasını süsleyecek bir isim vardı. Evet, gitar çalan genç adamlardan biri ileride Rick Springfield olacaktı.
Çoğu insan onu 1980’lerdeki dev hitleriyle ya da televizyon kariyeriyle tanıyor. Özellikle General Hospital dizisindeki Doktor Noah Drake rolü, Springfield’ı Pop kültürünün dev isimlerinden biri haline getirdi. Ama sevgili Springfield’ımızın hikâyesi yalnızca teen-idol olmaktan ibaret değildi.
Yıllar içinde depresyonla mücadelesini açık açık anlattığı otobiyografisi Late, Late at Night ile büyük övgü topladı. Bununla da kalmadı, gerçekliği zorlayan iki roman daha yazdı, Magnificent Vibration ve World on Fire. Ardından yüzünü Blues’a döndü; gösterişli Pop-Rock kimliğinin altında eski usul gitar müziğine gerçekten tutkuyla bağlı olduğunu gösterdi.

Sözün özü, Rick Springfield sadece “Jessie’s Girl yakışıklısı” olmadı. Çizgi roman estetiğiyle albüm yaptı (adını da Comic Book Heroes koydu), oyunculuk yaptı, depresyon hakkında çekinmeden konuştu, Blues albümü yaptı, roman yazdı… Sürekli başka bir kimliğe evrilen biri oldu.
Belki de bu yüzden The Zoot’un “Eleanor Rigby” yorumunu dinleyip, şarkının içinde, henüz dünyaca ünlü olmamış genç bir müzisyenin gelecekte dönüşeceği onlarca farklı karakterin küçük izleri duyuyoruz. (MA)

