Robert Plant’in sarsılmaz bir dinginliği arzulayan haykırışları ve her notasında farklı bir basamağı temsil eden ezgisel doku, bireyin kendi hakikatine giden o meşakkatli tırmanışı simgeliyor. İzzet Eti’nin kaleminden, Galler’in puslu doğasından beslenen ozan geleneğinin izlerini sürerken; seçtiğimiz yolların ve içimizdeki “Kavalcı”nın sesine kulak vermenin önemini yeniden kavrıyoruz. Bu edebi incelemede, kaya gibi dik durmanın ve ruhsal dönüşümün estetiği, ikonik bir bestenin sisli koridorlarında yankılanıyor.
Led Zeppelin’in bu ölümsüz eserini her dinlediğimde hatta dinlemekten öte her “daldığımda”, kendimi sadece bir şarkı dinliyormuş gibi değil, mistik bir yolculuğa çıkmış gibi hissediyorum. Benim için “Stairway to Heaven”, insanın karanlıktan ışığa doğru yürüdüğü o zorlu, meşakkatli yolun sese ve melodiye dönüşmüş hali.
Şarkı o huzur veren akustik gitarın sesiyle başladığında, hemen kafamın içinde o “her parlayan şeyin altın olduğuna inanan kadın” canlanıyor. O canlandırmada esasen hepimizi görüyorum; mutluluğu sadece satın alınabilir şeylerde arayan, ruhsal boşluğunu eşyalarla doldurmaya çalışan modern insanı ki, o insan bütün sıradanlığına ve acziyetine karşın “Tüm mağazalar kapalı olsa bile bir kelimeyle istediğini alabileceğini” sanıyor. Bu da benim için kibrin ve dünyevi yanılgının en saf tasviri.

Müziğin temposu hafifçe artarken, bakış açım dışarıya açılıyor. Şarkı da “batı”olarak adlandırılsa da ben yönden bağımsız sonsuzluklarda bir yerlere doğru bakarken ruhumun ağladığını hissedebiliyorum. Ormandaki o fısıltıları, ağaçların arasından süzülen duman halkalarını duyuyorum daha da ötesi dumanın kokusunu alabiliyorum.
“And it’s whispered that soon, if we all call the tune
Then the piper will lead us to reason.”
Burada kendime şu soruyu soruyorum: Acaba ben mi kendi şarkımı söylüyorum, yoksa o gizemli “Kavalcının” peşi sıra mı gidiyorum? Kavalın yani “Kadim bilgeliğin ve Evrenin“ sesine kulak kabartıp uymazsam, yolumu kaybedeceğimi sanıyorum.
Şarkının ortalarına doğru o meşhur dizeler geliyor: “Önünde iki yol var ama gittiğin yolu değiştirmek için hâlâ vaktin var.” Bu kısım beni her seferinde sarsıyor. Hayatın dramatik ve değişken yapısını, yaptığım seçimlerin beni her an olumlu/olumsuz dönüştürebileceğini hatırlatıyor. İçimdeki o “yürek çırpıntısı”, aslında ruhumun uyanma çabası.
Ve o an…
Jimmy Page’in o efsanevi solosu başladığında, artık kelimeler bitiyor ve saf duygu devreye giriyor. Solo yükseldikçe, zihnimdeki o ağır merdivenleri birer birer tırmandığımı hissediyorum. Robert Plant o yüksek notalara çıktığında, “bir kaya olmak ve yuvarlanmamak” üzerine haykırırken, aslında ruhun sarsılmaz bir dinginliğe ulaşma arzusunu duyuyorum.
Şarkı başladığı gibi sessizlikle, o kırılgan cümleyle bittiğinde: “And she’s buying a stairway to heaven…” Derin bir nefes alıyorum. Anlıyorum ki cennete giden o merdiven parayla satın alınamaz; o merdiven her bir basamağını kendi dönüşümümüzle inşa ettiğimiz spiritüel bir tırmanış. Benim için bu şarkı, her dinleyişte kendime tuttuğum bir ayna.
Bu efsanevi yolculuğun sisli ve gizemli ormanlarına, yani mitolojik köklerine doğru kendi içsel keşfime devam ediyorum. Mistik edebiyat, mitoloji ve Galler doğasının bir karışımı olan şarkının sözleri ruhumda dolaşırken kendimi antik ozanların dizeleri arasında kaybolmuş gibi hissediyorum.
“Stairway to Heaven” her dinleyişte merdivenin yeni bir basamağını keşfettiren, bitmek bilmeyen bir hikâye gibi.
Başka bir günde başka şarkının ruhuna sızmak üzere……




Stairway to Heaven
There’s a lady who’s sure all that glitters is gold
And she’s buying a stairway to Heaven
When she gets there, she knows if the stores are all closed
With a word, she can get what she came for
Ooh, and she’s buying a stairway to HeavenThere’s a sign on the wall, but she wants to be sure
‘Cause you know sometimes words have two meanings
In a tree by the brook, there’s a songbird who sings
Sometimes all of our thoughts are misgivenOoh, it makes me wonder
Ooh, makes me wonderThere’s a feeling I get when I look to the west
And my spirit is crying for leaving
In my thoughts, I have seen rings of smoke through the trees
And the voices of those who stand lookingOoh, it makes me wonder
Ooh, really makes me wonderAnd it’s whispered that soon if we all call the tune
Then the piper will lead us to reason
And a new day will dawn for those who stand long
And the forests will echo with laughterOh-oh-oh-oh-woah-ho
If there’s a bustle in your hedgerow, don’t be alarmed now
It’s just a spring clean for the May queen
Yes, there are two paths you can go by, but in the long run
There’s still time to change the road you’re onAnd it makes me wonder
Ohh, oh-ohYour head is humming and it won’t go, in case you don’t know
The piper’s calling you to join him
Dear lady, can you hear the wind blow?
And did you know
Your stairway lies on the whispering wind? OhAnd as we wind on down the road
Our shadows taller than our soul
There walks a lady we all know
Who shines white light and wants to show
How everything still turns to gold
And if you listen very hard
The tune will come to you at last
When all are one, and one is all, yeah
To be a rock and not to rollAnd she’s buying a stairway to Heaven






