Zeynep Poyrazoğlu, henüz canlı performansını izleme fırsatı bulamadığı Bulutsuzluk Özlemi’nin Kadıköy Sineması’ndaki YAŞAMAYA MECBURSUN belgesel gösteriminden notlarını paylaşıyor. Nejat Yavaşoğulları ve ekibinin kırk yıllık toplumsal hafızayı şekillendiren korkusuz tavrını mercek altına alan yazı, farklı yaş gruplarını aynı salonda buluşturan ortak ruhu vurguluyor. Belgesel, sanatın baskı dönemlerinde bile sessiz kalmayan, dürüst ve dirençli yapısını jenerasyonlar arası bir perspektifle yansıtıyor.
YAŞAMAYA MECBURSUN
Ben hiç Bulutsuzluk Özlemi konserine gitmedim. Yani, daha hayatımın çok başlarında olduğumu göz önünde bulundurursak çok da garip değil ama gitmiş olmayı isterdim. Geçtiğimiz cumartesi ailecek Kadıköy Sineması’nda YAŞAMAYA MECBURSUN izledik.
Nejat Yavaşoğulları ve Sina Koloğlu’nun anlatıcılığını yaptığı belgesel yaklaşık 90 dakika ve Türk Rock müziğinin yoluna ışık tutmuş, çoğu grubun cesaret edemediği dönemlerde kendi şarkılarını söylemiş, adaletsizliklere karşı seslerini yükseltmekten asla korkmamış bir grubun kırk yılını önümüze koyuyor.
Ben Bulutsuzluk Özlemi dinleyerek büyümüş biri olarak belki biraz taraflı bakıyor olabilirim ama Caner Kaya yönetmenliğinde, gerçekten keyifle izlediğimiz bir belgeseldi. Belgeselden önce ufak (asla ufak bir sıra değildi göz korkusundan sıraya girmedik bile) bir imza ve fotoğraf sırası vardı ancak gösterimin başlaması bir dakika bile gecikmedi.
Gösterimden sonra da kısa bir söyleşi ve soru cevap vardı. Salonun yaş ortalamasından da bahsetmeden geçmek istemiyorum çünkü beklediğimden daha düşük olması beni çok mutlu etti. Arkadaş çevremde ve yaşıtlarım arasında Bulutsuzluk Özlemi ismini hiç duymamış bu kadar çok insan varken salonda farklı jenerasyonlardan pek çok insan görmek çok güzel bir histi.
Belgeselde Harun Tekin, Kaan Tangöze, Teoman gibi büyük müzisyenlerin yanı sıra Aptulika ve Murat Meriç gibi müzik yazarlarını da görüyoruz. 40. yıl konserine büyük bir bölüm ayırdıkları belgesel aynı zamanda bize kuruluşundan bugüne grupla çalmış bütün sanatçıları da biraz daha yakından tanıma şansı sunuyor.

Belgeselin beni en çok etkileyen kısmı ise “Sözlerimi Geri Alamam” şarkısının canlı versiyonunun hikâyesini öğrenmek oldu. Bulutsuzluk Özlemi dinleyenlerin sık sık duyduğu o “hey, ho” kısımlarının bir teknik arıza sonucu ortaya çıkıp grubun alametifarikası haline gelmiş olması bence bize grupla ilgili çok fazla şey söylüyor. Canlı performanslarının bu kadar sevilmesi ve hatta stüdyo albümlerine tercih edilmesi de bunu düşününce daha anlaşılır bir hale geliyor. İzlemeyi düşünenler vardır diyerek belgeselin çok detayına girmek istemiyorum (daha ne detayına girebilirsin zaten) o yüzden biraz da gruptan bahsedelim.
Yakın zamanda 40. yılını doldurmuş olan Bulutsuzluk Özlemi, Türk Rock müziğindeki etkileri ve şarkılarının yanı sıra cesaretleri ve haksızlıklara karşı apolitik kalmamalarıyla öne çıkan bir grup. Şarkılarında gerçek hayattan izler taşıyan, konserlerinde gerek Cumartesi Annelerine gerek Gezi direnişine destek gösteren grup kuruluşundan bugüne yaptığı her şeyde çok korkusuzdu aslında.
Çoğu kişi risk almamak ve sevilen şeylerden sapmamak adına cover şarkıları söylerken kendi şarkılarını söyleyen, konser kaydı yapmak daha neredeyse hiç duyulmamış bir şey iken seyirci canlı performansları daha çok seviyor diye bir konser kaydından albümü çıkaran, Türkçe Rock müzik yapmak mantıklı değil gibi bir düşünce her yerde dolaşırken biz Türkçe söz yazacağız diyen bir gruptan da başka bir şey beklenmez.
Yanlış hatırlamıyorsam 40. yıl konserinde “Medya duymaz. Medya görmez. Medya söyleyemez” demiş Nejat Yavaşoğulları. Medya görmüyor, duymuyor, söyleyemiyor olabilir ancak Nejat Yavaşoğulları söylüyor. Bulutsuzluk Özlemi söylüyor.
Şarkı sözlerine baktığımızda da çok gerçekçi olduklarını görebiliyoruz. Günlük hayattan izler çokça var. Şarkıları dinlediğimizde Nejat Yavaşoğulları’nın gözünden hayata bakıyoruz gibi bir his yaratıyor. “Yine Düştük Yollara” ve “Güneye Giderken” gibi yol şarkıları olsun, “Acil Demokrasi” gibi şarkılar olsun her şarkıda hayatı anlatıyor.
Belgeselde de pek çok şarkının hikâyesini ve oluşumunu, sahnede seyirciyle buluşmasını, grubun sahnede çalarkenki enerjisini ve duygularını görme şansımız oluyor. Ben küçüklüğümden beri “Uçtu Uçtu” şarkısını çok severim. Yavaş yavaş diğer şarkılarını keşfederken de buna benzeyen şarkıları beğenmeye daha yakın olduğumu fark ettim. “Evinde Gitarın Var mı?” ve “Seni Görmem Lazım” en sevdiğim şarkılarından bazıları mesela. En sevdiğim şarkı ise “Sözlerimi Geri Alamam”. (En popüler şarkıları olmasının bir sebebi var.) Belgeselin sonunda çalan şarkı da tabii ki o.
Canlı performans daha güzel düşüncesinin en büyük etkenlerinden biri bence kitle. Hem sanatçının seyirci karşısındaki tavrı stüdyodakinden farklı oluyor hem de bir sürü insan yan yana şarkıları söylerken hissedilen şeylerle tek başına albüm kayıtlarını dinlerken hissedilen şeyler asla aynı değil. Peki, bu konuya nerden geldim? Belgeselin sonunda çalan şarkıya tüm salon eşlik etmesek olmazdı çünkü. Ordan geldim. Sadece canlı performansın değil aynı şeyleri seven, aynı belgeseli izlemeye, aynı grubun tarihine açılan pencere konusunda heyecanlanan insanlarla birlikte şarkı söylemenin de keyfi bambaşka. Hele belgeseli Nejat abinin arkasındaki koltukta izlemek bambaşka bir duygu.
Şarkı sözleri demişken “Yine Düştük Yollara” şarkısının bir sözünden de alıntı yapayım. “İz bıraksak geçerken bize yeter” diyor şarkıda. Ne kadar büyük bir iz bıraktıklarının, ne kadar çok insanın hayatına dokunduklarının umarım farkındadırlar.
Yazıyı da ilk cümlesine benzer bir yerden bitirmek için belgeselin konser sahneleri diyeceğim son olarak. Belki daha canlı izleme şansım olmadığı için, belki sahne performansları o kadar etkileyici olduğu için, belki de belgeselin çok doğru yerlerine kondukları için konser sahneleri beni çok etkiledi. Çok etkiledi derken bazen farkında olmadan elim seyirciyle birlikte alkışlamaya gidecek kadar etkiledi. Yazıyı kafamda kurarken de aklıma ilk gelen şeylerden biri bundan bahsetmekti.
Bulutsuzluk Özlemi’ni seven ve dinleyen herkesin izlemesi gereken bir belgesel olmuş.
YAŞAMAYA MECBURSUN









