4 Aralık 1971’de Montreux Casino’da çıkan yangından daha önce bahsetmiştik. Hemen ardından, 10 Aralık 1971 gecesi, Frank Zappa Rainbow Theatre sahnesinde, İngiliz dinleyiciye ince bir ironiyle göz kırparcasına The Beatles’ın “I Want to Hold Your Hand” parçasına giriyordu. Seyircilerin arasından 24 yaşındaki Trevor Charles Howell sahneye doğru fırladı. Her şey birkaç saniye içinde oldu. Zappa’yı yakaladığı gibi itti. Bedeni sahnenin kenarından üç metre aşağı, beton orkestra çukuruna düştü. O an, bir hayatın dengesi kırıldı.
Yıllar sonra Zappa, 1989 tarihli otobiyografisi “The Real Frank Zappa Book”ta o anı şöyle anlattı:
“Grup benim öldüğümü sandı. Kafam omzuma düşmüştü, boynum kırılmış gibiydi. Çenemde derin bir kesik, başımın arkasında bir delik, kırık bir kaburga ve kırık bir bacağım vardı. Kollarımdan biri felç olmuştu.”
Howell kaçmaya çalıştı ama kalabalık onu bırakmadı. Yakalandı, sürüklendi ve sonunda Zappa’nın ekibine teslim edildi. Salonda dolaşan söylentiler ürkütücüydü:
“Zappa öldü.”
Fısıltı hâlinde başlayan bu cümle kısa sürede panik dolu bir uğultuya dönüştü. Oysa saldırının nedeni, neredeyse trajikomik bir kıskançlıktı; kız arkadaşının Zappa’ya hayranlığı.
Bu saldırı bir dönemin yönünü değiştirdi. Turne iptal edildi. Zappa aylarca tekerlekli sandalyede kaldı ve kronik ağrılarla yaşadı. Birçok kişi, sesindeki değişimi de bu kazaya bağlar. 1972’de gelen “Waka/Jawaka” ve “The Grand Wazoo”, bu kırılmanın müzikal karşılığı oldu. Daha içe dönük, yoğun bir caz füzyon dili. O geceden sonra Zappa sahneye döndü. Ama aynı insan olarak değil. (MG)

