Acıyı kalbimde hissettim be Teoman ağabey…
Ben de hukuk okuyan, müzik yapan 19 yaşında bir gencim.
AI’ın bizi yavaş yavaş kırıma sürüklediği, bizi geriye bile atabilir hale geldiği bu zamanlarda ben de AI gibi emekliyorum. Hangimiz daha çabuk büyür bilmiyorum. (Elbette biliyorum).
Fakat neye elimizi atsak “onda gelecek yok” deniyor: Hukuk yok. Psikoloji yok. Akademi yok.
Müzik de mi yok? Yok…
Her zamanki gibi haklısın, sektör bir kapitalist tuzak. Müzik platformlarında şarkı yayınlamak için parayı basıp yayın yapıyor, dijital platformlar üzerinden hızlı tüketimle var olan ve Spotify vb mecraların ortaya çıkarttığı listeler, kısa üzerinden yönlendirilme videolar (geçmişteki mixtapelerden erişim dışında farkı yok fakat bu ağır bir tuzak) dijital tek tipleşme oluşturarak kısa ömürlü dinlenmeler ortaya atıyor.
Reklamını yapabilme ne kadar kolaylaştıysa da, dinleyiciyi tutmak o kadar düştüğü için yapılan parçalar ya main streamdeki gibi basitleştiriliyor ya ismi olanların üzerinden ilerliyor, ya da yeni isimlerin endüstriyel plantasyonuyla var oluyor, ya da belirli topluluklara özel yaratılıyor. Ve ne kadar çok tıklanırsa eh işte az biraz kazanıyorsun. Ne kadar dostun varsa o kadar yani. Ne kadar reklam verirsen o kadar hani. Ya da eski Unkapanı’ndaki gibi keşfedilmeyi bekliyorsun.

Öte yandan anladım ki 20. yüzyılda başlayan herkesin sanat yapması olayı, 21. yüzyılın da meta hakikati olmuş. Herkes resim yapıyor. Herkes müzik yapıyor. Herkes tiyatro yapıyor. Herkes roman yazıp kitabını basıyor. Sanatçı egosunu tatmin etmenin bini bir para… Yani kimse özel değil, sihirli bir el seçilmişe dokunmuyor ya da muhteşem bir deha yoksa ortada.
Müziğin zanaata kayan yönleriyle, daha doğrusu AI ile yapıtların basitleşmesini, kolaya yönelmeyi eleştirmek gerek eyvallah. Ama benim bu işçiliğe dönmüş müzik ile müziği terk edip işçi olan sanatçı arasındaki dilemmayı aklım almıyor be ağabey…
Otobüs şoförü, tır şoförü olmak, tekel bayii açmak, tost yapmak sanat yapmaya alternatif oluşturuyor. Zanaat sanatı yer bu devirde. Bilek gücü gitarın tellerine dokunan parmağı ezer geçer.

Tamam tamam da ne AI, ne de platform yetmez müzisyen olmaya, müzik de bir çehreye bürünmek, ortaya çıkmak ister. Teoman gibi, Cem gibi, Matiz gibi…
Android olmadan az öncedeyiz ve insanı hâlâ bir platformda görmek istiyoruz.
O kim olur peki?
Kim olsun?
Dijital sanat içimize girip orada bir boşluğa dönüştükçe eşzamanlı anlıyoruz aslında başka bi sanata daha ihtiyacımız olduğunu.
Batu T. / DORHEM – Müzisyen. Hukuk öğrencisi.












