Menüyü kapat

    Bültenimize abone olun

    Stüdyoİmge'de yayınlanan yazıları çıktığı anda e-posta gelen kutunuzda görün.

    Facebook X (Twitter) Instagram
    StüdyoİmgeStüdyoİmge
    Facebook X (Twitter) Instagram Bluesky
    • Anasahne
    • Yazılar
      1. Güncel
      2. Konser & Etkinlik
      3. Albümler
      4. Biyografi
      5. Portre
      6. Eski Sayılar
      7. Tümünü gör

      W(HISK)Y, Z Kuşağı

      03.07.2026

      PAUL McCARTNEY ve RINGO STARR: Geçmişle Konuşan İki Çınar

      30.06.2026

      DEEP PURPLE Hâlâ Heyecan Oluşturuyor

      09.06.2026

      DICK PARRY: Pink Floyd’un “Muazzam Güzellik İmzası”

      28.05.2026

      BBC PROMS: Senfoni Orkestrası Prog Klasikleri Çalarsa!

      28.07.2026

      BEAT İSTANBUL’da: Bir Konser, Sayısız Artçı Sarsıntı ve Üç Yazar

      17.07.2026

      ROBERT PLANT: Meğer Cennete Giden Merdiven Harbiye’den Geçiyormuş

      08.07.2026

      THE GATHERING ve THE PINEAPPLE THIEF: İstanbul’da, Aynı Gecede Mucize Gibi Bir Konser! 

      02.07.2026

      FOREIGN TONGUES: Üç Kuşağı Sallayan, Taşları Hâlâ Yuvarlayan Albüm

      29.07.2026

      Aurora. YES mi? EVET!

      20.07.2026

      NICK DRAKE – PINK MOON: Pembe Ayın Altında Yirmi Sekiz Dakika

      16.07.2026

      THE SPIRIT OF RORY: Bonamassa’dan Ustaya Selam. 

      15.07.2026

      FLÖRT ve Müzikal Yolculuğu. Üç İsim, Dört Mevsim

      08.05.2026

      Sandy Denny: Eski Moda Bir Vals Gibi

      10.02.2026

      Tünay Akdeniz: Türk Punk’ın Babası

      21.01.2026

      Skip Spence: Kayıp Ruhun Yolculuğu

      17.11.2025

      Tez-Antitez: PINK FLOYD

      27.07.2026

      Rock Müziğin En Leziz Hali: GRUP HARDAL

      23.07.2026

      İSKENDER PAYDAŞ: Bir Ses Mimarı

      21.07.2026

      SOUTHERN PACIFIC ve 80’ler

      13.07.2026

      İLHAN İREM: Analog Bir Sabır, Kristal Bir Varoluş

      01.04.2026

      Cem Karaca: Dervişan Yeniden Doğuyor

      10.02.2026

      Pearl Jam: Eski Müziğin Yeni Ruhu

      20.11.2025

      David Bowie: Dünyaya Düşen Adam

      12.11.2025

      Merih Akoğul: Ruh Üşümesi – Dünya Değişirken Müzik

      30.07.2026

      FOREIGN TONGUES: Üç Kuşağı Sallayan, Taşları Hâlâ Yuvarlayan Albüm

      29.07.2026

      BBC PROMS: Senfoni Orkestrası Prog Klasikleri Çalarsa!

      28.07.2026

      Tez-Antitez: PINK FLOYD

      27.07.2026
    • Dosyalar
    • Röportajlar
    • N’olmuş?
    • Künye
    • Podcast
      • Spotify
      • Apple Podcasts
      • YouTube
    StüdyoİmgeStüdyoİmge
    Ana sayfa»Konser & Etkinlik»Tibet Ağırtan: Kadıköy Sahne’de Bir Ankara Akşamı
    Konser & Etkinlik

    Tibet Ağırtan: Kadıköy Sahne’de Bir Ankara Akşamı

    Tibet Ağırtan, Kadıköy Sahne’de yeni dönem şarkılarıyla MaviSakal mirasını aynı potada eritiyor. Rock’n Roll ve Blues ağırlıklı şarkılar, konuklar ve Ankara ruhuyla şekillenen bu konser, bir gecelik bir buluşmadan fazlasını vadediyor.
    Meral AkmanMeral Akman18.02.20263 dakikalık okuma
    Paylaş
    Facebook Twitter WhatsApp Email Bağlantıyı kopyala

    Ankara’nın o kendine has, az konuşup çok çalan sağlam müzik kültürünün İstanbul gecesine taşındığı bu özel buluşma, bir konserden öte yılların biriktirdiği ortak bir hafıza tazelemesine dönüşüyor. Sahnedeki Rock’N’Roll ve Blues tınıları, Prince yorumlarından “Yat Geliyorum” gibi manifestolara uzanırken, dinleyiciyi geçilmiş yolların heyecanıyla selamlıyor. Meral Akman‘ın Stüdyoİmge okurları için hazırladığı bu yazı, şarkıların sadece çalınmadığı, aynı zamanda paylaşıldığı bir kültürün hikâyesini anlatıyor.

    Şahsen konser öncesi eğlenceye biraz mesafeliyimdir; sanki az sonra gideceğimiz konsere ihanet ediyormuşum gibi gelir bana. Ama son zamanlarda bunun birkaç istisnası olabileceğine kendimi ikna etmeye başladım. Tibet Ağırtan konseri de bu istisnalar için seçtiğim pilot konser oldu. Doğrusunu söylemek gerekirse, konser öncesinde müzisyenlerin ve dinleyicilerin Ankara kökenli olmasının da etkisiyle, sevgili dostum Feti, çılgın basçı Tümer ve hoş sohbet gitarist Evren’le birlikte kendimi kısa sürede harika bir nostalji ve müzik muhabbetinin ortasında bulmuş olmamın da etkisini göz ardı edemem… Eh, madem öyle, biraz erken eğlenmekte sakınca yok. Muhabbetin detayları bende kalsın; gelin biz konsere girelim.

    Konser afişi…

    28 Ocak Çarşamba akşamı Kadıköy Sahne, soğuk bir İstanbul gecesinin içinden süzülüp gelen tanıdık bir sesi ağırladı. Tibet Ağırtan sahneye çıktığında, yaşanan şey “konser”in ötesinde, yıllar boyunca birikmiş şarkıların ve yolların yeniden kesişmesi gibiydi. Salon doluydu; dinleyici ne dinleyeceğini bilen ama yine de sürprize açık bir kalabalıktı.

    Sahnede Tibet Ağırtan’a Erdem Tonguç (klavye), Tümer Dalgakıran (bas), Çağrı Erişen (davul) ve Evren Tüfekçioğlu (gitar) eşlik ediyordu. Grup, birbirine alışık olmanın verdiği rahatlıkla çalıyor, şarkılar arasında görünmez bağlar kuruyordu. Bu rahatlık çok geçmeden seyirciye de sirayet etti. Grubun sahneye benzer şapkalar, gömlekler ve yeleklerle çıkması da gözlerimizden kaçmadı. 

    Tibet Ağırtan Kadıköy Sahne’de

    Konserin omurgasını, Tibet Ağırtan’ın yeni dönem şarkıları oluşturdu. Rock’n Roll ve Blues etkilerinin daha belirgin olduğu, ritim duygusunu daha öne çıkan bu yeni şarkılar; Mavi Sakal döneminden gelen şarkılarla yan yana geldiğinde şaşırtıcı derecede tutarlı bir bütünlük sağladı. Eski şarkılar nostaljiye yaslanmıyor, yeni şarkılar da geçmişi inkâr etmiyordu. Gecenin en güçlü taraflarından biri, tam da bu dengede saklıydı. Hazırlıkları devam eden albümünden ilk tekli “Kuş” konserin merkezindeydi. Görüşüne göre bizi, Rock’n Roll ve Rockabilly ağırlıklı hem alışık olduğumuz hem de teknolojiden ve deneyimlerinden yararlanmış ve müzikal dönemini birkaç adım ileri taşımış bir Tibet Ağırtan albümü bekliyor.

    Çalınan şarkılar, gecenin akışına göre şekillendi, yeni albümden şarkılar, Mavi Sakal’dan unutulmazlar, Tibet’in solo albümünden seçmeler ve bol bol Rock’n Roll…

    Sahneden bir başka an.

    Konserin en unutulmaz anlarından biri, sahnenin konuklarla paylaşılmasıydı. Tanju Eren, “Tanju Eren – 40/2006” albümünde Tibet Ağırtan ile birlikte seslendirdikleri “Ya Aşk Ya da Para”yı söylemek üzere sahneye çıktığında, şarkı gecenin ruhunu özetleyen tek cümlelik manifesto gibiydi. Rock’n Roll’un o bitmeyen ikilemi —tutku mu, geçim mi— salonda anında karşılık buldu. Şarkı ne bir ara ne de bir sapma gibiydi; aksine anlatının tam merkezine yerleşti.

    Bir diğer özel an ise İlker Gülener’in sahnede Prince’in “Purple Rain” yorumunu seslendirdiği zaman yaşandı. Şarkı başladığında salonda belirgin bir sessizlik oluştu; herkes aynı melodinin içine çekildi. Bu, yalnızca iyi çalınmış bir yorum değil, sahnede paylaşılan ortak bir hafıza anıydı.

    Gecenin alt metninde ise Ankara vardı. Sahnedeki ve sahne çevresindeki hissiyat, Ankara’dan çıkmış müzisyenlerin o kendine özgü dayanıklılığını taşıyordu, az konuşan, çok çalan; kolay vazgeçmeyen, şarkıya yük bindirmekten çekinmeyen bir tavır. Yıllar içinde şekillenen bu sert ama sahici duruş, Kadıköy Sahne’deki konserde de kendini açıkça gösterdi. Şarkılar sadece çalınmıyor; geçilmişin heyecanıyla bugüne taşınmış, korunmuş ve buraya kadar getirilmiş gibiydi.

    Konser bittiğinde uzun alkışlar vardı; acele yoktu, kimse hemen dağılmadı. Çünkü bu gece, yalnızca dinlenen şarkılardan değil, paylaşılan bir Rock kültüründen ibaretti. Kadıköy Sahne’den çıkarken geriye kalan his şuydu: Bazı müzisyenler sahneden iner, bazıları ise hikâyeye bir satır daha ekler. Tibet Ağırtan ve ekibi, o akşam ikincisini yaptı.

    NOT: Kapak fotoğrafı Cem Gaygusuz

    Yazar

    • Meral Akman
      Meral Akman

      Açık Radyo’da müzik üzerine konuştu, düşündü ve dinledi. Rock müzik hakkında duygusal ahkâmlar kesmekten çekinmez. Stüdyoİmge için ahkâm kesmeye niyetli.

    mavi sakal rock tibet ağırtan yerli
    Paylaş. Facebook Twitter WhatsApp Email
    Önceki yazıKadın Vokaller: Rock Tarihinin En İyi Sesleri
    Sonraki yazı Sadık Gürbüz ile Onur ve Direncin Sesi Üzerine

    İlgili Yazılar

    Merih Akoğul: Ruh Üşümesi – Dünya Değişirken Müzik

    30.07.2026Yazan: Merih Akoğul

    FOREIGN TONGUES: Üç Kuşağı Sallayan, Taşları Hâlâ Yuvarlayan Albüm

    29.07.2026Yazan: Sinan San, Güner Elif Bozkurt ve Bülent Seyitdanlıoğlu

    BBC PROMS: Senfoni Orkestrası Prog Klasikleri Çalarsa!

    28.07.2026Yazan: Cengiz Varlık

    Tez-Antitez: PINK FLOYD

    27.07.2026Yazan: Hacer Erişkin

    Bir ACİL SERVİS Hikâyesi: SAMİ ERTAN KIZILTAN

    24.07.2026Yazan: Zeynep Poyrazoğlu

    Rock Müziğin En Leziz Hali: GRUP HARDAL

    23.07.2026Yazan: Sabahattin Bilgiç
    En son yazılar
    Genel

    Merih Akoğul: Ruh Üşümesi – Dünya Değişirken Müzik

    Yazan: Merih Akoğul30.07.2026

    Plaktan kasete, CD’den dijital platformlara uzanan yolculukta değişen müzik değil, dünya değişti. Algoritmaların hızlandırdığı bir çağda hepimiz aynı şeyi soruyoruz: hergün daha fazlasına ulaşırken müziğin ruhunu mu kaybediyoruyuz?

    FOREIGN TONGUES: Üç Kuşağı Sallayan, Taşları Hâlâ Yuvarlayan Albüm

    29.07.2026

    BBC PROMS: Senfoni Orkestrası Prog Klasikleri Çalarsa!

    28.07.2026

    Tez-Antitez: PINK FLOYD

    27.07.2026
    Öne çıkanlar

    Siyah Tavşan: Yeraltının Rehber Tavşanının Yolculuğu

    18.12.2025

    Cem Karaca: Dervişan Yeniden Doğuyor

    10.02.2026

    TAMIKREST: Çölün, Şiirin ve Yolculuğun Sesi

    26.06.2026

    SUMRU AĞIRYÜRÜYEN ile ses, doğaçlama ve bitmeyen arayış üzerine

    19.06.2026
    Etiketler
    alternative rock anadolu pop art rock beat blues bulutsuzluk özlemi caz cem karaca country deep purple derleme dünya müziği edebiyat elektronik eric clapton folk rock frank zappa george harrison hard rock heavy metal kargo kesmeşeker kronik led zeppelin leyan senay metallica müzik basını objektif pentagram pink floyd pop progressive rock psychedelic rock punk rap rock sektör sinema stüdyoimge tarih teoman the rolling stones thrash metal yabancı yerli
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • Bluesky

    Bültenimize abone olun

    Stüdyoİmge'de yayınlanan yazıları çıktığı anda e-posta gelen kutunuzda görün.

    Hakkımızda

    Stüdyoİmge: Türkiye’de Rock kültürünün sesi, sözü ve belleği…

    1985-1986, 1989 ve 1992-1993 yıllarında basılı dergi olarak okurlarıyla buluşan Stüdyoİmge, günümüzde yayın hayatını online bir dergi olarak sürdürüyor. Günümüzün Stüdyoİmge yayınında, basılı dönemden bugüne uzanan ekip üyelerinin yanı sıra, yeni katılan (görece) genç kalemlerin enerjisiyle dinamik bir bütün ortaya çıkıyor.

    Son yazılar

    Merih Akoğul: Ruh Üşümesi – Dünya Değişirken Müzik

    30.07.2026

    FOREIGN TONGUES: Üç Kuşağı Sallayan, Taşları Hâlâ Yuvarlayan Albüm

    29.07.2026

    BBC PROMS: Senfoni Orkestrası Prog Klasikleri Çalarsa!

    28.07.2026

    Bültenimize abone olun

    Stüdyoİmge'de yayınlanan yazıları çıktığı anda e-posta gelen kutunuzda görün.

    Stüdyoİmge
    Facebook X (Twitter) Instagram Bluesky
    • Anasahne
    • Künye
    • Dosyalar
    • Röportajlar
    • Eski Sayılar
    © 2026 Stüdyoİmge. Sitedeki bütün yazılar yazarlarına, fikirler ise söyleyenlerine aittir.

    Arama yapmak için Enter tuşuna, aramayı iptal etmek için Esc tuşuna bas.