İstanbul merkezli BAHR, Yusuf Bahar, Nihal Saruhanlı ve Ceren Bettemir’in ortak ruhuyla şekilleniyor. Göç, aidiyet ve direnç temalarını İngilizce sözlerle evrensel bir tınıya dönüştüren grup samimi müzikal yolculuğunu Mine Gürevin ile paylaşıyor.
rock yazıları:
BaBa ZuLa, 30. yılını hipnotik performanslarla kutluyor. Geleneksel tınıları, Saykedelik Rock ve doğaçlamayla harmanlayan grubun İstanbul’da gerçekleşen bu özel gecesini, tesadüflerle örülü bir yolculuğun izlenimleriyle Stüdyoİmge’de keşfedin.
Türk Rock müziğinin güçlü ismi Demir Demirkan; sahne öncesi kısa bir aralıkta yapılan bu söyleşide, konser akışını belirlerken gözettiği dengeyi, anlık gelişen müzikal kararları ve yıllar içinde değişen çalışma reflekslerini anlatıyor. Sohbet, canlı performansın perde arkasına yakından bakıyor
Motörhead hiçbir zaman yalnızca bir grup olmadı; bir tavırdı, bir gürültüydü, bir hayat biçimiydi. Heavy Metal için fazla Punk, Punk için fazla Metal. Phil Campbell’ın ardından Motörhead’in gürültülü ama dürüst mirasına kısa bir selam.
Turgay Yalçın’ın bu yazısı aynı anda Stüdyoİmge ve Dark Blue Notes’da yayınlandı. “Rainbow Rising” iki dergi için de önemli. Rock tarihindeki bu birleşme hala etkisini sürdürüyor bizce.
Akmar Pasajı’ndaki kaset tezgâhlarından Progresif sahnenin kozmik anlatılarına uzanan bir müzik yolculuğu… Nemrud’un kurucularından Mert Göçay, dinleyicilikten üretime evrilen hikâyesini, etkilendiği Alman Progresif geleneğini ve grubun müzikal dünyasını anlatıyor.
İstanbul merkezli üçlü Hissikablelvuku, makamsal dokular, Progresif ve Saykodelik katmanlar arasında dolaşan müziğini tür sınırlarından çok sezgiye yaslayarak kuruyor. Doğaçlama, dinleme hâli ve ortak akış üzerinden şekillenen bu yolculuğu anlatan samimi bir söyleşi.
Rock yalnızca bir müzik değil, hafızadır. Teoman’dan Moğollar’a, Haluk Levent’e uzanan bu dosya; Mostar’dan Sivas’a, kişisel acılardan toplumsal travmalara uzanan “gerçek hikâyeli” şarkıları mercek altına alıyor.
Müzik ve müzisyenin meçhul geleceğine ait fikir yürütmeler devam ediyor; Selim Öztürk düşündüklerini kaleme aldı. Müzisyen ve Prodüktör olarak anlattıklarını bereberce okuyalım.
Sokaktan çıkan ham ve filtresiz bir sesin, yıllara meydan okuyan sadakati… Kramp, 80’lerden bugüne uzanan hikâyesiyle yalnızca bir Rock grubu değil; bir mahallenin, bir kuşağın ve hâlâ sahne önünde bekleyenlerin ortak hafızası.
