1955 yılının Mart ayında, Hollywood geceleri hâlâ sigara dumanı, flaş patlamaları ve caz sesleriyle akıyordu. Sunset Boulevard’daki ünlü Mocambo gece kulübü, dönemin yıldızlarının uğrak yeriydi. Humphrey Bogart, Frank Sinatra, Ava Gardner… O günlerde dünyanın en büyük caz vokallerinden biri olan Ella Fitzgerald, bütün yeteneğine rağmen, sahnenin dışında tutuluyordu.
Kulübün sahibi Charlie Morrison, Ella gibi siyahi bir vokali sahneye çıkarmak istemiyordu. İşte tam bu sırada hikâyeye Marilyn Monroe girdi. Telefonu eline aldı. Mocambo’nun sahibi Morrison’ı bizzat aradı. Ona, “Ella’yı sahneye çıkarırsanız her gece kulübe gelip, ön masadan Ella’yı izleyeceğim. Basın, fotoğrafçılar peşimden gelecektir” dedi.
15 Mart 1955 gecesi, Mocambo’nun önü gazeteciler ve fotoğrafçılarla doluydu. Marilyn Monroe gerçekten de ön masadaydı. Ella Fitzgerald ise sahneye çıktığında, o gece görünmez bir kapıyı da aralıyordu. Siyahi müzisyenlere öncü oluyordu. Kulüp günlerce konuşuldu. Hollywood sosyetesi Ella’yı izlemek için rezervasyon yaptırmaya başladı.
Yıllar sonra Ella Fitzgerald, Marilyn Monroe’ya büyük bir borcu olduğunu söyleyecekti. O geceden sonra artık küçük kulüplerde sıkışıp kalan bir caz şarkıcısı değildi. Amerika’nın en büyük sahnelerine yürüyen bir yıldızdı. Marilyn Monroe ise o gece, elindeki “peri tozunu” serpiştiren, görünmez bir melek gibi, perde arkasında sessizce bir şeyleri değiştiren kadın olmuştu. (MG)

