Menüyü kapat

    Bültenimize abone olun

    Stüdyoİmge'de yayınlanan yazıları çıktığı anda e-posta gelen kutunuzda görün.

    Facebook X (Twitter) Instagram
    StüdyoİmgeStüdyoİmge
    Facebook X (Twitter) Instagram Bluesky
    • Anasahne
    • Yazılar
      1. Güncel
      2. Konser & Etkinlik
      3. Albümler
      4. Biyografi
      5. Portre
      6. Eski Sayılar
      7. Tümünü gör

      DICK PARRY: Pink Floyd’un “Muazzam Güzellik İmzası”

      28.05.2026

      SONG SUNG BLUE: Başka Seslerin Gölgesinde Bir Film

      20.05.2026

      ROSS THE BOSS: Manowar’ın Evrensel Yüzü

      30.04.2026

      PodsyLive: Mobilden Sahneye Uzanan Köprü

      06.04.2026

      METALLICA Atina. Biz O Akşam Ne Yaşadık?

      14.05.2026

      BULUTSUZLUK ÖZLEMİ: Jenerasyonlar Arası Bir Rock Köprüsü

      12.05.2026

      OGÜN SANLISOY: Henüz Yaşanmamış Bir Gecenin Setlist’i

      04.05.2026

      ERIC CLAPTON ile Kraków’da Bir Gece: 60 Yıllık Bir Blues Hikâyesi

      02.05.2026

      Manic Street Preachers – Everything Must Go (1996)

      01.06.2026

      Deep Purple – In Rock (1970)

      19.05.2026

      JOE JACKSON ve BRUCE HORNSBY’den Piyano Merkezli İki Albüm, İki Farklı Ses ve Anlatım Biçimi

      01.05.2026

      Budgie (1971)

      03.04.2026

      FLÖRT ve Müzikal Yolculuğu. Üç İsim, Dört Mevsim

      08.05.2026

      Sandy Denny: Eski Moda Bir Vals Gibi

      10.02.2026

      Tünay Akdeniz: Türk Punk’ın Babası

      21.01.2026

      Skip Spence: Kayıp Ruhun Yolculuğu

      17.11.2025

      NICK DRAKE: Karanlık Ruhların Şarkıcısı

      03.06.2026

      Biraz Güney Esintisi… Biraz mı? THE BLACK CROWES

      22.05.2026

      L’ANGELO MISTERIOSO? Kim ki Bu Gizemli Melek?

      07.05.2026

      AZİZA A.: Çeyrek Asır Sonra “Hayat Hâlâ Groove”

      23.04.2026

      İLHAN İREM: Analog Bir Sabır, Kristal Bir Varoluş

      01.04.2026

      Cem Karaca: Dervişan Yeniden Doğuyor

      10.02.2026

      Pearl Jam: Eski Müziğin Yeni Ruhu

      20.11.2025

      David Bowie: Dünyaya Düşen Adam

      12.11.2025

      KEITH RELF – Yardbirds’ün sesi. Yarım Kalan Hikâye

      04.06.2026

      NICK DRAKE: Karanlık Ruhların Şarkıcısı

      03.06.2026

      ROCK VE PİYANO: Tuşların Hafızasında Bir Yolculuk

      02.06.2026

      Manic Street Preachers – Everything Must Go (1996)

      01.06.2026
    • Dosyalar
    • Röportajlar
    • N’olmuş?
    • Künye
    • Podcast
      • Spotify
      • Apple Podcasts
      • YouTube
    StüdyoİmgeStüdyoİmge
    Ana sayfa»Dosyalar»Hip Hop / Rap #1: Kökler ve Akrabalıklar
    Dosyalar

    Hip Hop / Rap #1: Kökler ve Akrabalıklar

    Siyah müziğin mirası: Jazz, Blues ve sözlü sanatlar...
    Levent ErsevenLevent Erseven09.05.202524 dakikalık okuma
    Paylaş
    Facebook Twitter WhatsApp Email Bağlantıyı kopyala

    Hip Hop/Rap deyince aklımıza ne geliyor? O güzel popolarını kameraya sallayan kadınlar mı? ”Şu karıyı Fuck’ıcam, şu herifi vurucam” diye şarkı söyleyen tipsiz herifler mi? Müzik bile olduğunu düşünmediğimiz, atonal bile olmayan sesler mi? Yoksa, ancak ”ıh, ıh, ya” gibi sesler çıkarabilen lüzumsuz herifler mi?

    Özellikle Rockerların düşünceleri bunlara yakın cümlelerden oluşacaktır. Jazz ve Klasik meraklılarınkini söylemeye lüzum bile yok. Bu yazıda bunun yanlış ya da doğru olduğunu anlamaya çalışmayacağız! Köklerini, En azından, sevmediğimiz ‘şey’in ne olduğunu anlamaya çalışacağız. Hip Hop/Rap dediğimiz müzik, kafamıza birdenbire düşmedi. Tabii ki kökleri var. Hem de bizim sevdiğimiz kökleri var. Bu kökleri arayalım. Müthiş Anadolu Rock fırtınasının arkasında nasıl, genelde Anadolu müziği, daha özelde isyankar Dadaloğlu, Bozlak kültürü, Yörük müziği ya da Ege türküleri varsa, haliyle Hip Hop/Rap’in de kökleri olmalı.

    Eğer Siyah müziğin tarihinden bahsedeceksek tabii ki Afrika’dan başlamak zorundayız. Sahra Altı Afrika müziği, bu geniş toprakların tüm bölgelerinde ortak özellikler sergileyen ‘güçlü bir ritim’ ile karakterize olur. Birçok Sahra Altı dilinde, ritim veya müzik için özel bir kelime bile yoktur. Afrika’da ritim, yaşamın özünü temsil eder ve insanların ilişkilerinde karşılıklı olarak somutlaşır. Atlantik üzerinden yeni dünyaya taşınan Batı Afrika ritim müzik teknikleri, Amerika’nın çeşitli müzik tarzlarının temel bileşenleri oldu. Samba, Maracatu, Afro-Cuban müziği, Blues, Jazz, Ritim&Blues, Funk, Soul, Reggae, Hip Hop/Rap ve hatta Rock&Roll gibi Afro-Amerikan müzik türleri 20. yüzyıl popüler müziğinde etkili olmuştur.

    Afrika müziğinde çapraz vuruşlar, zorlu anları veya duygusal stresi sembolize eder. Üç vuruşun ikiye karşı çalınması günlük yaşamda da kullanılır ve ‘ritme karşı, iki boyutlu bir tutum’ geliştirmeye yardımcı olur. Afrika ritmik yapısı gereği tamamen bölünebilen, aynı anda zamanı da farklı kesirlere bölebilen, Hemiola‘nın (normalde iki vuruşun kapladığı sürede eşit değerde üç vuruşun bulunması durumu) kullanımıyla, Jazz’a ritmini vermiştir.

    Blues

    Siyah müziğin, ABD’de etkilediği ilk popüler tür olan Blues terimi; ABD’de 400 yıllık geçmişi olan ve temeli Batı Afrika kültüründe cenaze ve yas törenlerinden tanıdığımız, ‘acının ifadesi’ olarak kullanılan ‘çivit rengi’ üzerinden mistisize edilir. Blues, 1860’larda ABD’nin güneyinde, Siyahiler arasında ortaya çıkan bir müzik türü. Blues, ilahiler ve iş şarkılarından çıkarak bugüne gelmiştir. Blues ritmi; Jazz, R&B ve Rock&Roll’un her zerresine yapışmıştır. Soru-cevap düzeni (Call-and-response. Sohbet gibi işleyen, bir müzisyenin bir şey söylemesi ve öbür müzisyenin müzikal veya sözlü yanıt vermesi), Blues gamı ​​ve on iki ölçülük Blues’un en yaygın olduğu belirli akorlarla karakterize edilir. Perdesi bemolleştirilmiş üçlüler, beşliler veya yedililer olan blue notalar (veya ‘hüzünlü notalar’) da sesin temel bir parçasıdır. Blues shuffle’ları veya yürüyen bas melodileri transa benzeyen bir ritmi destekler ve aralarında en yaygınının on iki ölçülük Blues olduğu ve Groove denilen, tekrar eden etkiyi ortaya çıkarır.

    Jazz

    Hüznün müziğinden neşeye geçiş olan Jazz, 19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başında New Orleans, Louisiana’daki Siyahi topluluklarda ortaya çıkan, kökleri Blues, Ragtime, Avrupa armonisi, Afrika ritmik ritüelleri, Spiritüeller, ilahiler, marşlar, Vodvil şarkıları ve dans müziğine dayanan bir müzik türü. 1920’lerdeki ‘Jazz ​​Çağı’ndan beri geleneksel ve popüler müzikte önemli bir müzikal ifade biçimi olarak kabul gördü. Jazz, Swing ve Blues notaları, karmaşık akorlar, soru-cevap vokalleri, poliritimler ve doğaçlama ile karakterize edilebilir.

    Bütün yönleriyle olgunlaşmış ve tamamlanmış bir müzik olan Jazz’da ölçü dört zamanlıdır. Dört zamanlı ölçünün zayıf zaman denilen ikinci ve dördüncü vuruşlarının vurgulanmış ve temponun dinleyenlere dans etme arzusu verecek şekilde hafiflik ve rahatlıkla yaşatılması Jazz’ın başlıca özelliği. Jazz, armoni bakımından da müziğin doğasını beslemiş ve klasik armoniden ayrı bir armoni şekli gelişmiştir. Klasik bir Jazz topluluğu çalgıları; melodi (ezgi) ve ritim (dizem) olmak üzere iki bölüme ayrılır. Ezgi bölümünde trompet, trombon, klarnet, saksafon gibi nefesli çalgılar, dizem bölümünde piyano, kontrbas, gitar ve davul vardır. Keman, flüt, akordiyon, mandolin gibi çalgılar ya az kullanılır ya da hiç kullanılmaz. İnsan sesi ön plandadır. Bestelenmiş şekliyle seslendirilmiş olmasının yanı sıra, doğaçlama olarak çalınması da en büyük özelliğidir.

    Siyah Tiyatro ve Negro Vodvil

    Siyahi sanatçıların ABD tiyatrosu üzerindeki etkisi, kölelik döneminde bile devam eden Afrika performans geleneklerinde yatar. Köleleştirilmiş Afrikalılar, ifade ve direniş biçimleri olarak şarkı, dans ve hikaye anlatıcılığını kullandılar. Geldikleri kıtanın halk masallarının sözlü anlatımı, doğaçlama şarkıları ve get down (yere eğilerek) ve ring shout (daire olup, el çırpma ve ayak vurma) gibi dansları yer alıyordu gösterilerinde. Ayrıca bazı tarihçiler, Siyah komedinin başlangıcını köleleştirilmiş insanların, köleliğin dehşetleriyle başa çıkmak ve efendileriyle gizlice alay etmek için mizahı kullanma biçimlerine dayandırır. Bu bir Afrika tiyatro biçimiydi. Yunanlıların tiyatro tarzına benzemese de binlerce yıldır Afrikalıların kültürünün bir parçasıydı.

    1820’lerde African Grove Theatre’daki gibi erken dönem Siyah tiyatro çalışmaları, Siyah varlığını temsil etme ve sanatsal özerklik arzusunu yarattı. Bu tiyatro, ABD’deki bilinen ilk Siyah tiyatro topluluğuydu. 1840’larda Minstrels(Afrika ozan geleneği) tarzı yaygınlaşmaya başladı. Minstrels; üç perdelik; ilk perdesi şarkı/dans, ikinci perdesi hızlı ve tiyatral konuşmalar ve üçüncü perdesi skeçlerden oluşan gösterilerdi. Bu gösteriler 1800’lerin sonunda, Vodvil gösterileriyle harmanlandı. ‘Zenci Vodvili’ (Negro Vaudeville), kimi zaman yeraltı, kimi zaman legal bir türe dönüştü. Negro Vaudeville, Siyahi sanatsal ifade için hayati bir alan, kültürel yenilik ve direnişin bir hali, toplumsal gurur kaynağı ve eğlence sektöründe Siyahi sanatçıların ilerlemesi için önemli bir basamak taşı olması nedeniyle özeldi. Ayrımcı ve önyargılı bir ortamda faaliyet göstermesine rağmen, Amerikan kültürü ve eğlence tarihinde silinmez bir iz bıraktı.

    Siyah Stand up

    Eş zamanda, Afrika ozan geleneğindeki gibi; anlatıcılar (stand up’cılar) step dansı ritmi gibi hızlandırılmış, bazen vurmalı bir müzik aletinin eşliğinde, bazen sadece konuşma ritmiyle, kafiyeli şekilde, Siyah argosunu kullanarak, bazen küfürlü, bazen politik, ama beyazların pek de anlayamadığı bir İngilizce ile gösteriler yapıyorlardı. Bu gösterilerde, Siyah mahallelerinde (polisin girmeye tenezzül etmediği mahallelerde), gizli ya da yarı gizli yapılan stand up’lardı. Konular da ağırlıklı olarak; beyazların aptallığı, beyazların cinsel yetersizliği ya da beyazları nasıl kandırdıklarını anlatan küfürlü komikliklerdi. Afrika ozan geleneği; siyah halkın ruhuna o kadar işlemiştir ki Martin Luther King‘in ve Malkom X‘in konuşmalarını dinleyerek ya da kiliselerde Gospel müziğinin eşliğinde, şiirsel ritimli İncili dinleyerek büyümüş bir Siyahinin, tiyatral ve şiirsel geleneğe dahil olması pek de sürpriz olmasa gerek.

    Söz etmeden geçemeyeceğimiz, geçiş türlerini de unutamayalım.

    • 19. yüzyılın sonlarında ve 20. yüzyılın başlarında canlı, senkoplu piyano müziği olan Ragtime, İlk belirgin Amerikan müzik formlarından biriydi ve erken Jazz’ı etkiledi.
    • 1940’larda ortaya çıkan R&B (Ritim and Blues), daha güçlü bir ritim ve güçlendirilmiş enstrümanlarla Blues, jazz ve Gospel’in bir füzyonuydu. Popüler müzikte önemli bir güç haline geldi ve Rock and Roll‘un doğrudan öncüsü oldu.
    • Duygusal yoğunluğu, güçlü vokalleri ve toplumsal bilince sahip sözleriyle, 1960’larda gelişen Soul müziği; R&B, Gospel ve jazz unsurlarını birleştirdi.
    • 1960’ların sonlarında ortaya çıkan Funk, güçlü ritmi, senkoplu bas çizgileri ve vurmalı çalgılarla kendini karakterize etti.
    • Siyahi müzisyenler, 1970’lerde diskonun gelişiminde önemli bir rol oynamıştır. Dörtlü ritim, zengin orkestrasyonlar ve genellikle falsetto vokallerle disko müziğine damgalarını vurdular.
    • 1970’lerde, Rap müziğinden önce, DJ‘lerin katıldığı dans partilerinin Rap müziğine evrildiği de başka bir gerçek.

    Siyah müziğin mirası: 70’lerde öncü siyah denemeler ve Hip Hop

    İkinci Dünya savaşının arkasından, batı dünyası görece huzur ve bolluk yaşıyordu. Ama durum tam da öyle değildi. Bütün dünya yasaklarla yaşıyordu. Gençler durumdan memnun değildi. 1955’de başlayan Vietnam savaşı, 1965’de ABD’de ve Avrupa’da başlayan protestolarla ’68 baharını başlatmıştı. 67’de Hair müzikali Broadway’de gösterime girdi. 69’da Woodstock festivali yapıldı. Gençler artık sahnedeydi. Ve 1970’lere geldiğimizde Siyah müzik yeni sesler arıyordu.

    Teknolojideki gelişmeler hızlanmıştı. Hakan Türkoğlu, dergimizdeki yazısında bahsetmişti. ”1954 yılında Leo Fender’in tasarladığı Stratocaster adlı elektrikli gitar müzik dünyasında devrim yarattı. Buluş ‘Rock’n Roll Devrimi’ni başlattı”. 70’lerin ortalarında Drum machine (Davul makinesi) az da olsa kullanılmaya başlandı. Yine eş zamanlarda Samplerlar(ses üreten, çoğaltan, tekrarlayan makina) ve Rhythm composerlar (Ritim makinesi) kullanılmaya başladı.

    DJ Kool Herc, Hip Hop’un yaratıcısı olarak tanınmaktadır ve 11 Ağustos 1973’te Bronx’ta bir parti sırasında enstrümantal ‘Breakbeat’in (uzatma tekniği) öncülüğünü yaptı. Bu, Hip Hop kültürünün doğuşu olarak kabul ediliyor. Breakbeat; Jamaikalı Dj Kool Herc’in, aynı plağın iki kopyasını, iki ayrı pikap ile ve bir mixer yardımıyla, ardı ardına çalarak yapmış olduğu stildi. Ama Hip Hop sadece bir müzik değil. Hip Hop, beş temel unsurla tanımlanan bir alt kültür. MC’lik/Rap yapmak (Ritmik konuşma), DJ’lik/pikaplarla scratching yapmak (tırmalama sesi), Breakdance, Grafiti sanatı ve bilgi. Bunlara ilaveten; sokak modası, sokak dili, sokak bilgisi (veya evrensel yasa) de Hip Hop’un kültürel ifadesinin olmazsa olmaz özellikleri.

    Hip Hop; Funk ritimleri, elektronik davul vuruşları ve kafiyeli şiirsel konuşma (Rap yapmak) etrafında inşa edilen ritmik seslerle kendini gösterdi. Yani şiirsel bir ifade ile, kafiyeli konuşmanın, perküsyonlu vokal halidir. Müzik, geniş Hip Hop kültürünün bir parçası olarak gelişti. Hip Hop bazen yalnızca Rap müziğini tarif için kullanılsa da tüm Hip Hop altkültürünün uygulamalarını da temsil eder. Ancak Rap, sadece, Hip Hop müziğinin odak noktası anlamına gelmez. 70’lerin başında etnik azınlık gençleri arasında, New York şehrinde sokak partileri giderek daha popüler hale geldi. Hip Hop’un evrimi, Sampler teknolojisi ve Drum machine’lerin uygun fiyatlı hale gelmesiyle gerçekleşti. Müzisyenlerin, enstrüman veya elektronik aletin ritmi üstüne şarkı söylediği bir vokal stili olarak da gelişti.

    • Hip-hop müziğinin, getto mahalleleri dışında kabul görmemesi nedeniyle, 1979’a kadar radyo veya televizyonda çalınması için kaydı alınmadı. Müzik, Siyahi mahalle partileri aracılığıyla yayılmaya başladı. Eski okul Hip-hop‘u, disko etkisi ve parti odaklı sözleriyle türün ilk ana akım dalgasıydı.
    • Elektronik sesle de anılabilen, türün ikinci dalgası olan ve 1980’lerin ortası ile 1990’ların ortası arasındaki yenilikçi bir dönem olan Altın çağ Hip hop’u, albüm dönemine girdi.
    • 1990’lerin sonu ve 2010’ların başındaki ‘Blog dönemi’nde, Rapçiler sosyal medya ve bloglar gibi çevrimiçi müzik iletişim yöntemleriyle bir takipçi kitlesi oluşturabildiler ve ana akım Hip hop, Gangsta Rap‘in ticari düşüşünün ardından daha melodik ve temiz bir yöne doğru ilerledi.
    • Trap ve Mumble Rap alt türleri, 2010’ların ortası-sonu ve 2020’lerin başında en popüler Hip hop tarzı haline geldi. 2017’de Rock müzik, Hip hop tarafından tahttan indirildi. Son yıllarda Hip hop’un etkisi, müzik sınırlarını aşarak dünya çapında moda, dil ve kültürel eğilimleri etkiliyor.

    ‘Hip Hop’ kelimesinin kökeni net olarak bilinmemekte, ancak İngilizce’de 1600’lerin sonuna denk gelen bir oyunda kullanılması da ilginç. Daha sonra, 1800’lerde bir şiirde rastlıyoruz. Hatta; 1920’lerin sonlarında Harlem’de başlayan Lindy Hop gibi dansları tanımlamak için kullanılmış. Ama hepsinde ortak olan tarif ‘zıplama’ eylemini işaret etmesi. ‘Hip Hop’un bir şarkı sözünde, bir ifade olarak kullanıldığı bilinen en eski örnek, 1963’te Doo-wop grubu Dovells’ın You Can’t Sit Down adlı şarkısındadır. “… slop, bop, flip flop, hip hop yapmalısın, asla durmamalısın”.

    Terim, muhabir Robert Flipping Jr. tarafından 1979’da New Pittsburgh Courier’da yayınlanan bir makalede kullanıldı. “Önde gelen DJ’lerden biri olan DJ Starsky (Lovebug Starsky) Hip Hop terimini türetenlerden biridir” dedi. 1984’te Hip Hop’un tarihçesini yazan Steven Hager’ın The Village Voice’daki Bambaataa röportajında ​​konu daha da geçerlilik kazanmıştır. Şunu da unutmayalım ki Hip Hop ve Rap müziği sıklıkla birbirinin yerine kullanılıyor, ancak ‘Hip Hop’ terimi, tarihsel olarak, Rap müziğin de parçası olduğu bir kültürü tanımlamak için kullanılmıştır.

    Universal Zulu Nation‘ın kurucusu ve müzisyen Afrika Bambaataa, Hip Hop’un ait olduğu ‘beş elementli bir kültür’ olarak, terimi ilk kullanan kişi olarak kabul edilir. Burada Afrika Bambaataa/Universal Zulu Nation’dan kısaca bahsedelim. Israrla, Siyah aktivistliği sürdüren Afrika Bambaataa, Hip Hop meraklılarının sadece Hip Hop bilgisine sahip olması gerektiğine inanmıyor. Hip Hop’un farkındalık, bilgi, bilgelik, anlayış, özgürlük, adalet, eşitlik, barış, birlik, sevgi, saygı, sorumluluk, eğlence, zorlukların üstesinden gelme, ekonomi, matematik, bilim, yaşam, gerçek, olgular ve inanç için bir araç olarak kullanılabileceğini iddia ediyor. Bambaataa şunları söylüyor. 

    “Hip Hop’u yapmaya başladığımızda, insanların sokaklarımızı etkileyen olumsuzluklardan (çete şiddeti, uyuşturucu kullanımı, aşağılık kompleksi, Afrika ve Latin kökenliler arasında şiddet) uzaklaşabilmeleri için barış, sevgi, birlik ve eğlence olmasını umarak yaptık. Bu olumsuzluk hala yaşansa da kültür ilerledikçe, çatışma çözümünde ve pozitif uygulamalarda büyük bir rol oynuyoruz.”

    Yeni sesi başlatan, yeni enstrümanlar

    Yazının sonunda, hem Hip Hop tarihinin temel örneklerini hem kullanılan enstrümanların etkisini hem de döneme damga vuran sanatçıları hatırlayalım. Hip Hop çalışmalarıyla nam salmış, müzisyen, menajer ve yapımcı Prince Charles Alexander‘ın 2023 yılında çıkan kitabından faydalanarak örnekleyelim. Inside the Beats adlı kitabında, Hip Hop’un temelini oluşturan ilk teknolojik gelişmelere göz atıyor Alexander. Hip Hop yenilik yapmayı bırakmamış olsa da ve yeni ekipmanlar müziğin geleceğini şekillendirmeye devam edecek olsa da türün ilk on yıllarında geliştirilen ve ilk kez kullanılan bu beş öge, Hip Hop’un şablonunu çizmekte bize. Örnekleri kısa pasajlar dinleyelim.

    Plak çalarlar (Turntables): DJ Kool Herc (1973)

    1973’te bir ev partisinde, DJ Kool Herc, DJ teçhizatına ikinci bir pikap eklediğinde, bilmeden Hip Hop’u ateşledi. Alexander diyor ki: “İki pikabınız ve bir mikseriniz varsa, iki pikap arasında bir ritmi değiştirebilir ve dört barlık bir müzik kalıbını uzatabilirsiniz. O zamandan bu yana geçen 52 yılda, bu parti daha da büyüdü. Herc’in canlı DJ olarak rolü göz önüne alındığında, erken dönem çalışmalarının pek fazla profesyonel kaydı yok. Elimizde 70’lerdeki bazı partilerin birkaç tane kötü kayıtlı kaset kaydı var. Kayıt kalitesine rağmen, bunlar yine de bize o ilk enerji ve yeniliğin bir örneğini veren tarihsel belgelerdir”.

    Canlı Müzik Grupları (Live Band): “Rapper’s Delight,” Sugarhill Gang (1979)

    70’lerde plak çalmak Hip Hop’ı ancak bir yere kadar götürebildi. “Kabul edelim ki, 1979’da genç siyah bir DJ, TV programında plak çalmayacaktı ve partilerde pikap kullanarak yalnızca sınırlı sayıda kişiye çalabilirdi,” diyor Alexander. Teknoloji, Hip Hop’un hayal gücüne ayak uydurabilene kadar, yeni tür müziğin daha geniş bir kitleye ulaşmasına yardımcı olmak için canlı grup’lar yerini aldı. 1979’da Sugarhill Gang‘in Rapper’s Delight‘ı da tam olarak bunu yaptı.

    Davul Makinası (Drum Machine): “The Message,” Grandmaster Flash and the Furious Five (1981)

    Ortaya çıkışı ve Hip Hop’un teknolojiyi hemen benimsemesi mükemmel bir zamanda gerçekleşti. DJ kültürü ile geniş kitlelere ulaşma arasındaki boşluğu doldurdu. İlk üç model Drum machine’ler (Linn LM-1, Roland TR-808 ve Oberheim DMX) Rapçilerin kendi Beat’lerini programlamalarına yol açtı ve Alexander’ın dediği gibi “Hip Hop’un sesini değiştirecek sesler ve ritimler için sahneyi hazırladı”. Davul makinesi daha fazla Rapçi ve yapımcıya kapı açtı ve bu da Hip Hop’un yaratıcı ve estetik ruhunu genişletti. Grandmaster Flash ve Furious Five The Message adlı parçasında DMX kullanıyor ve Rapçilere toplumsal yorumlar için bir anlatı şansı sağlamasıyla da dikkat çekiyor. Bir partide yaratılan tür artık bir platforma sahipti.

    MIDI (Dijital Arayüz): “Push It,” Salt-N-Pepa (1987)

    Ses üreten bir alet olmasa da dönemin tüm çeşitli müzik teknolojilerini bir araya getiren bir sistemdi. Alexander, “MIDI, çeşitli üreticilere ait bilgisayarların, synthesizer’ların, kontrol cihazlarının, ses modüllerinin, ses kartlarının, sampler’ların ve davul makinelerinin birbirleriyle iletişim kurmasını sağladı,” diye açıklıyor. “Müziği bir grup çalışmasından, tek kişilik bir operasyona dönüştüren devrim ve modern Hip Hop prodüksiyonunun yaşam kaynağıdır.” MIDI’yi tam olarak duyamasanız da sanatçıların daha kapsamlı prodüksiyonlar ve düzenlemeler yaratmalarına olanak sağladığını bilirsiniz. Salt-N-Pepa‘nın Push It adlı parçasındaki ikonik synthy hatlarını ve yeniden formatlanmış sinyallerini, ritimlerde hissedersiniz.

    Ses Üreticisi-Örnekleyici (Sampler): “It Was a Good Day,” Ice Cube (1993)

    Alexander, ”Basitçe tanımlayacak olursak, Hip Hop yapımcılarının sıklıkla ‘örnekleyici’ adı verilen bir cihaz aracılığıyla yeni bestelere dahil ettiği bir kayıttan alınan bir kesittir” diyor. “Herhangi bir beat uzunluğunu örnekleyip basit bir düğmeye basarak geri çalmaya izin verdiği için, Hip Hop’un neredeyse evrensel bir parçası oldu. Hatta ek melodik, kaydedilmiş performanslar bile ekleyebilirsiniz”. Ice Cube‘un It Was a Good Day parçasının Isley Brothers‘ın Footprints in the Dark parçasındaki davul ritmini ve gitar riff’ini kullanması iyi bir örnek. Ice Cube’un bu şarkıyı örnekleyen/sampler’layan ilk kişi olmadığını ve sonuncusu da olmadığını da biliyoruz.

    İyi bir Hip Hop örneği: Fugees/Vocab

    Yazının birinci bölümünü efsanevi bir Hip Hop grubunun, müthiş bir şarkısı ile bitirelim. Fugees‘in Vocab şarkısı iyi bir Hip Hop şarkısı. Hip Hop’un başlamasından 20 yıl sonra, 1994’de, müziği, sözleri ve vucut diliyle (klibindeki) Hip Hop’un özeti ya da iyi bir fotoğrafı. Şarkı sözü çok fazla ‘Zenci argosu’ ve açıklamaya muhtaç göndermeler ve saygı duruşu içeriyor (Hip Hop’un ruhuna uygun olarak). Elimden geldiğince araştırarak ve ustalara danışarak dip notlarçıkartmaya çalıştım, ama Siyah argosunun zorluğu nedeniyle büyük ihtimalle çok fazla eksik çıkacak. Bu şarkının Fugees tarafından farklı konserlerde, hatta farklı kayıtlarda, sözlerinin değişerek söylendiğini hatırlatmakta fayda var. Ama en bilinen örnekle yürüdüm.

    Fugees‘in 1994 tarihli Blunted on Reality albümündeki Vocab; şiirsel, metaforik, Hip Hop lirizmine sarılmış, toplumsal mücadeleler ve azınlık kimliği üzerine kurulmuş bir şarkı. Lauryn Hill, Wyclef Jean ve Pras Michel; toplumsal yorum, maneviyat, kelime oyunları ve kendini ifade etmeyi bir araya getiren dizeler oluşturuyorlar.

    Vocab (Vokabüler/Söz varlığı/bir dilin söz olarak var olan öğelerinin tümü), kelimelerin bir güçlendirme, kültür ve direniş biçimi olarak önemini vurguluyor. Fugees; dilin, bilginin ve kelime haznesinin toplulukları nasıl yükseltebileceğini, baskıya karşı koyabileceğini, kişinin kimliğini ve kültürel mirasını nasıl savunabileceğini vurgular. Özellikle Hip Hop argo ve terminolojisine yönelik eğlenceli ve eğitici yaklaşımıyla biliniyor. Şarkı bir anlatıya veya çok derin bir toplumsal yoruma bağlı kalmasa da grubun lirik ustalığını ve çeşitli argo terimleri kullanabilme yeteneğini sergiler.

    Vocab, bu bağlamda yalnızca standart İngilizceye değil, aynı zamanda Hip Hop argo bilgisi ve becerikli kullanımına da atıfta bulunan, güçlü bir ‘kelime haznesi’ne sahip olmak etrafında döner. Tekrarlanan “You got the vocab” (‘‘Kelime haznen var”) dizesi, Hip Hop kültüründe dil becerisinin önemini vurgular. Şarkı sözleri, 1990’ların başından ortasına kadar olan dönemde kullanılan Afrika Amerikan Yerel İngilizcesi (AAVE) ve Hip Hop kültüründe yaygın olan çeşitli argo terimler ve deyimlerle dolu. Bu terimlerin anlamları genellikle standart İngilizceden farklı. Şarkıda argo kullanımı, bu terimleri anlayan ve kullananlar arasında bir topluluk ve ortak kimlik duygusunu da güçlendiriyor. Belirli bir kültürel gruba ait olmanın gerekliliğini de işaret ediyor.

    Lauryn Hill; şarkıda dilin kendini ve topluluğunu tanımlama gücünü vurguluyor. Entelektüel ve lirik beceriyi güç kaynağı olarak sunuyor. Sözleri, açık bir şekilde ifade etme ve iletişim kurma becerisine duyduğu gururu yansıtır ve zengin bir kelime haznesinin toplumsal dışlanmaya direnmek için bir araç olduğunu öne sürer. Hill, Hip Hop kültüründeki yüzeysel değerleri eleştirerek materyalizmden ziyade entelektüel derinlik için çabalar. Siyah kültürünün ve bilgisinin değerli ve güçlü olduğunu söyler.

    Lauryn Hill’in varlığı ve ara sıra yaptığı müdahaleler, grubun bu yerel dili anlama ve kullanma becerisini içeren genel lirik yeteneğini pekiştirir. Şarkı, eğlenceli bir şekilde, dinleyicilere Hip Hop kültüründe kullanılan argo sözcüklerden bazılarını dolaylı olarak öğretiyor gibi de duruyor. Bu terimleri ‘kelime haznesini’ kutlayan bir şarkı bağlamında sunarak, türün benzersiz diline de dikkat çekiyor.

    Wyclef Jean; derin bir bilgi ve özgünlük seviyesini ima ederek, kendini yüzeysel Rapçilerden ruhsal olarak sağlam ve entelektüel olarak üstün olarak konumlandırıyor. Wyclef, özgünlüğü manevi içgörüyle ilişkilendirip ve bunu derinlikten yoksun ‘sahte’ MC’lerle karşılaştırıyor.

    Wyclef Jean dizelerinde, daha serbest akan, bazen de soyutlaşan, argo da dahil, büyüdüğü mahallenin dilinden yararlanan metaforlar ve benzetmeler kullanıyor.

    Pras Michel; sözlerinde, daha net olma eğiliminde ve lirik yeteneklerini ve grubun dinleyicileri aydınlatma misyonunu üstlenir. Gerçek bilgi veya kelime haznesinden yoksun olan rakiplere meydan okur ve Fugees‘in Rap’e entelektüel yaklaşımını vurgular. Stili, diğerlerinin karmaşıklığıyla tezat oluşturan, ancak grubun ifade de açıklık ve özgünlük hakkındaki genel mesajını güçlendiren sadelik, güç ve açık sözlülüğü vurgular.
    Pras’ın anlatımı daha doğrudan olma eğiliminde ve dizelerinde dil becerisini sergileme temasına uyan argo terimleri de yer yer kullanıyor.

    Nakaratlarda (Lauryn Hill); dil yeteneğinin, kelime oyunlarının ve entelektüel gücün çok önemli olduğunu tekrar tekrar söylüyor. Bu, kelimelerin hem sanatsal bir araç hem de toplumsal değişim için bir araç olarak gücünü anlayanlar arasında bir güven ve dayanışma beyanıdır.

    • Şarkı, kelime haznesi ve anlaşılır ifadeyi, özellikle marjinalleşmiş topluluklar için bir güç biçimi olarak konumlandırıyor.
    • Şarkı sözleri yüzeysel değerlere meydan okuyor ve dinleyicileri derinlik, özgünlük ve anlamlı kendini ifade etme arayışına teşvik ediyor.
    • Toplumsal baskılar karşısında kültürel kimliğin, özgünlüğün, maneviyatın ve topluluk gücünün önemini vurguluyor.
    • Bilgiyi ve entelektüel yeteneği, baskıya, cehalete ve kültürel deformasyona karşı bir direniş biçimi olarak sunuyor.

    Özetle, Fugees‘in Vocab parçası, o dönemde Hip Hop’ta yaygın olan Afro Amerikan argo deyimlerinin dikkate değer bir şekilde kullanımını içeren ‘kelime haznesine’ odaklanarak, grubun lirik becerisini vurgulayan bir parçadır. Şarkı, Fugees‘in kendine özgü stil karışımıyla sunulan bu dili kullanma becerisinin bir vitrini adeta.

    VOCAB – (Kelime haznesi)

    [Lauryn Hill]
    Hey, Fugees burada… Refugees sizi Booga-Basement’ın*1 derinliklerine doğru bir yolculuğa çıkaracak. Temele, Kelimeye.

    Hey sen, bir iki üç! Ekibin adı Re-Fu-Ge-ee-es
    Ve eğer Rap’i denemeye gelirsen
    Şiddeti bırak ve yoluna git, hey*2

    [Lauryn Hill]
    Hey sen, biraz melankolik hissediyorum
    İnsanlar beni gerçekten tanıdıklarını düşünüyorlar
    Babamın Audi’sini sürerken bir Rap kitabı var yanımda
    Bedelini ödüyorum, kendi ruhum için savaşıyorum
    Çünkü burjuva zihni kara delik gibi berbat
    Ama ben asi kalmak için, bas frekanslarımı bozuyorum*3
    Şeytan beni Mogadişu’ya geri göndermeye uğraşıyor*4
    Çünkü ben çocukluğumdan beri vahşiyim
    Siyah adam, o zamanlar Rap erdemliydi
    Şimdi ki çocuklar kontrolsüz, ben de sert siyaha soruyorum
    Serseri, ne zarar var, bana tahmini söyle o zaman
    Lütfen bana devrimin ne zaman başlayacağını söyle?
    Televizyonumu açıyorum CNN’de Farrakhan’a bakıyorum*5
    Kuş gibi uçan bir hayalet gibiyim senin için
    Ve duymadığın yerlerden ve ayrıca varoşlardan geliyorum
    Tanrı’ya yemin olsun, biraz sert davrandığını duydum
    Ve cildin yara izleriyle doldu, caddelerde ateş ederlerken

    [Nakarat: Wyclef Jean & Lauryn Hill]
    (Kelime haznem var) Kelimeler biliyorum
    (yeraltından kelimeler) Kelime haznemi biliyorsun
    (Tüm arkadaşlarımın var) Evet, kelime haznemiz var
    Hey sen Pras, kap mikrofonu ve göster yeteneğini

    [Pras]
    Sonra buradan Meksika’ya doğru yola koyul
    Zarda dört-beş-altı attım, bu benim Celo’m/kazancım.”*6
    Ve kafamı yastığa koyduğumda
    Be-ba-dee-be, be-dee-be, be-dee-be-bo
    Görüyorsun ya, yeteneklerim çok fazla
    Ve bana inanmıyorsan Frère Jacques’e sor*7
    Mmm, Frère Jacques, Frère Jacques
    Uyuyor musun? Uyuyor musun?
    Konuşmayı seçtiğimde dikkat et!
    Şifreyi oluşturuyorum, Yüzde 5’e barış*8
    Bilgi doğar, tüm yeni başlayanlara
    İlk taşı at, eğer günahkar olmadığını hissediyorsan, ah
    Cennetteki babamız desin ki
    Aptal Rapçiyi affet, çünkü Fugees’in nasıl işlediğini bilmiyor
    Doğru, ve engellenmiş, ve tutulmuş
    DJ’e saygı göster, bu tarzını seçmektir, ah

    [Nakarat: Wyclef Jean-Pras-Lauryn Hill]
    (Kelime haznen var) Benim kelime haznem var
    (The Bricks’in var)*9 Biliyor musun haznem olduğunu?
    (Brooklyn’in haznesi var) Bizim kelime haznemiz var
    Hey sen ‘Clef, kap mikrofonu ve göster yeteneğini

    [Wyclef Jean]
    Bak, başlıyoruz
    Seksenlerin ağaç kafasına geri döndük*10
    Kimse ‘Kıvırcık’ olmak istemiyordu
    Televizyonumu açtım, özgür bir dreadlock saçı
    Bu hileye kanma, saçmalık, hiçbir anlamı ve değeri yok
    Bir Rapçi, felaket, kimse bunu söylemedi
    “Roxanne, artık para için çalışmana gerek yok!”*11

    Ve, Kool G Rap dinlerdim ve silahlar şimdiki gibi olmadan önce*12
    Run-DMC, Mary, Mary, bir şey mi yapıyorsun? diye sorardı*13
    Public Enemy’yi severdim, söylediklerimin bilincine varırdım*14
    Afrika Bambaata,*15 Zavallı Poor Righteous Teachers*8
    Kendi içimden çıktım ve bu beni Yüzde 5 yaptı
    La-Di-Da-Di de, parti yapmayı severiz ama*16
    Benim tarzım BDP’ydi, benim felsefem*17
    Büyük usta Flash, MC Melle Mel*18
    Sonra LL Cool J, Rock the Bells ile geldi!*19
    Bakın, ekip için bir taneyim, bir Yahudi’nin İsrailli olması gibi
    Apollo’nun ayı alması gibi, hüzünlü adamlar gibi
    Fu’nun Mançu’yu*20 alması gibi, Shaka’nın Zulu’yu alması gibi*21
    Honolulu’nun, Hawaii’de olması gibi,
    Üzgün herifler gibi, ben de daldım Rap’e Blues’a
    bu yüzden skippedy-bop-bop, durmuyorsun
    Hip-hop’tan be-bop’a sallanıyorsun, sallanıyorsun
    Be-bop’tan bee-bee’ye

    [Nakarat: Wyclef Jean & Lauryn Hill]
    (kelime haznen var) kelime haznem var
    (Boogie Down’ın*22 haznesi var) Onların da olduğunu biliyorsun
    (Siyahların kelime haznesi var) Kelime haznemiz var
    Hey siz millet, kapın mikrofonu ve gösterin yeteneğinizi

    (Kelime haznen var) Evet, kelime haznemiz var
    (Queens, hazneye sahip) Hepinizde olduğunu biliyorsunuz
    (Uptown, hazneye sahip) Evet, kelime haznesi var
    Hey siz kardeşler, kapın mikrofonu ve gösterin yeteneğinizi

    (DC, hazneye sahip) Kelime, kelime hazneniz var
    (Virginia, hazneye sahip) Ayy, hepinizin sahip olduğunu biliyorum
    (Oakland, hazneye sahip) Kelime, kelime hazneniz var
    Hey siz kızlar, kapın mikrofonu ve gösterin yeteneğinizi

    Detaylar

    *1- Booga Basement, The Fugees’in doğum yeri olarak kabul ediliyor. Burası, New Jersey, East Orange’da, Jerry “Wonda” Duplessis’in ailesinin evindeki bodrum katıydı. Ekip burada kurduğu stüdyoda bir dizi şarkı kaydetti.

    *2- Boogie Down Productions. (BDP) Grubun adı olan Boogie Down, Güney Bronx’a verilen bir takma isimdir. Girişdeki bölüm, 1988 klasiği “Stop the Violence”a bir saygı duruşu.

    Bir iki üç, ekibin adı BDP
    Ve eğer zirveye çıkmak istiyorsan
    Hip-Hop’taki şiddeti durdurun, Hey

    *3- (EQ) Equalizer ayarlarından bahsediyor.

    *4- ‘Şeytan’, kontrolden çıkan siyah çocukların ‘Afrika’ya geri dönmesi’ gerektiğini söyleyen ‘beyaz insanlar’ı ifade ediyor. Mogadişu, Somali’nin başkenti. Ülke yıllarca iç savaş yaşadı ve Ekim 1993’teki Mogadişu Çatışmasında, ABD müdahalesi ile kanlı bir skandal yaşandı. Savaş; Birleşmiş Milletler Barış Gücü tarafından desteklenen ABD güçleri ile Somali Ulusal İttifakı savaşçıları ve Güney Mogadişu’daki diğer isyancılar arasında gerçekleşmiştir. Rezalet daha sonra, 2001 yılında çekilen Black Hawk Down filminde detaylarıyla anlatıldı. Ridley Scott’ın yönettiği ve yapımcılığını üstlendiği filmde Ewan McGregor da oymamıştı.

    *5- Louis Farrakhan, Louis X olarak da bilinen Amerikalı Siyahi vaiz ve Siyasi aktivist. Louis Farrakhan, ‘İslam Ulusu’nun lideridir ve bu şarkının yayınlanma tarihi göz önüne alındığında Lauryn, ‘Million Man March’ Yürüyüşü’nden önce, Ekim 1995’te CNN’de yapılan röportajdan bahsediyor. Çoğunluğu Afrika kökenli erkeklerden oluşan yürüyüşçülerin sayısının 400.000 ile 1,1 milyon arasında değiştiği tahmin ediliyor.

    *6- Celo: “Four-five-six”, özellikle Harlem ve Bronx gibi bölgelerde popüler olan bir zar oyunu olan Cee-lo ile doğrudan ilişkili. Oyunun kazanma kombinasyonu 4-5-6. Yani bu kombinasyon kazanmak anlamına gelir. Ayrıca, Atlanta’lı Hip hop müzisyeni, CeeLo Green’den de bahsediyor olabilir ya da çift anlam da olabilir.

    *7- ‘Frere Jacques; bir Fransız tekerlemesi. Çok akıllıca bir kullanım. Pras; ‘Frere Jacques’a, Siyahların yetenekleri hakkında soru sormamızı istiyor.

    “Frère Jacques, Frère Jacques,
    Dormez-vous? Dormez-vous?”

    “Jacques Kardeş, Jacques Kardeş,
    Uyuyor musun? Uyuyor musun?
    Sabah çanları çalıyor! Sabah çanları çalıyor!
    Ding, dang, dong. Ding, dang, dong.”

    *8- Poor Righteous Teachers (Zavallı Dürüst Öğretmenler), 1989 yılında kurulan Trenton, New Jersey’li bir Hip hop grubudur. Hayranları tarafından PRT olarak anılan Poor Righteous Teachers, Nation of Gods and Earths’ün (Tanrılar ve Dünyalar Ulusu) öğretilerinden esinlenen, Siyah yanlısı, bilinçli Hip hop sanatçıları olarak bilinir. Yüzde Beş Ulusu ya da Tanrılar ve Dünyalar Ulusu, 1964 yılında New York, Harlem’de, daha önce Clarence Edward Smith olarak bilinen Clarence 13X tarafından kurulan İslam Ulusundan etkilenen bir Siyah Amerikan milliyetçi hareketidir.

    Buradaki ‘Şifre’; Yüzde Beş Ulusu bağlamında, bilgi ve anlayışın bütününü temsil eden bir daireyi ifade eder. Bu, onların öğretilerinin merkezi bir kavramıdır ve ‘Özgün İnsan’ın (Siyah Adam) evrenini ve bütünlüğünü temsil eder. “Şifreyi oluşturma” eylemi ise, bilgi toplamak, anlayış oluşturmak veya bir topluluk olarak bir araya gelerek ilkeleri öğrenmek ve paylaşmak anlamına geliyor.

    *9- Brick City (Tuğla Şehir), New Jersey, Newark’ın takma adıdır. Ülke genelinde yüksek katlı apartmanlar var. Ama Newark’ta ki apartmanların çoğu tuğladan. Ve böylece Newark, Tuğla Şehir lakabını aldı. Ve, The Fugees’in doğum yeri olan East Orange’a komşu. Fugees elemanları Newark’lı bile sayılabilirler.

    *10- Afro saç. 80’lerde moda olan Afro saç stiline gönderme yapıyor.

    *11- ‘Roxanne’, Rock grubu The Police’in hit şarkısı. Sting tarafından yazılan şarkı, 1978’de single olarak ve Outlandos d’Amour albümünde yayınlandı. Bir fahişeye aşık olan bir adamın bakış açısından yazılmıştır. Roxanne, Police’in hit albümlerinin hepsinde yer aldı. 2004’te Rolling Stone Dergisi, Tüm Zamanların En İyi 500 Şarkısı listesinde 388. sıraya yerleştirdi. 2000 yılında, VH1 şarkıyı En İyi 100 Rock Şarkısı listesinde 85. sıraya koydu, ardından 2003 yılında Geçtiğimiz 25 Yılın En İyi 100 Şarkısı listesinde 90. sıraya koydu.

    *12- Kool G Rap; Thomas Wilson ya da bilinen adıyla Kool G Rap (G Rap), Rapçi, şair, senarist, yazar ve prodüktör. Queens, New York’ta doğup büyümüştür. Söz yazma yeteneği sayesinde zaman içerisinde Hip hop dünyasının en çok saygı duyulan isimlerinden biri oldu. Tüm zamanların en etkili ve en yetenekli MC’leri arasında gösterilir. Mafioso Rap türünün kurucusu ve öncüsü olarak kabul edilmekte.

    *13- ‘Mary, Mary’, Run-DMC’nin 1988 tarihli klasik albümü Tougher Than Leather’ın ikinci parçası ve ikinci single’ıdır. Şarkı The Monkees’in 1968 tarihli ‘Mary Mary’ kaydının Rap/Rock versiyonudur. Ancak nakarat orijinalinden farklıdır. “Mary, Mary, where are you going to?” (Mary, Mary, nereye gidiyorsun?) yerine “Mary, Mary, why ya buggin’?” (Mary, Mary, bir şey mi yapıyorsun?) şeklinde değiştirilmiştir. Şarkıda, Michael Nesmith tarafından seslendirilen orijinal nakarat tekrar tekrar söylenmiştir.

    *14- Public Enemy (Halk düşmanı), 1985 yılında Chuck D ve Flavor Flav tarafından New York, Roosevelt’te kurulan bir Amerikan Hip hop grubu. Politik içerikli şarkı sözleri ve Amerikan medyasına yönelik eleştirileriyle tanınırken, Siyahi toplumunun sıkıntılarına ve endişelerine de aktif olarak yer vermiştir.

    *15- Afrika Bambaataa, Break-Beat DJ’liğinin üç yaratıcısından biri olup, Hip hop kültürünün ve aynı zamanda Electro Funk’ın ‘Godfather’ı olarak anılmaktadır.

    *16- Slick Rick ve Doug E Fresh’e selam gönderiliyor! Bu dize, ‘La Di Da Di’ adlı single’a ve Slick Rick’in “La Di Da Di, we like to party” (parti yapmayı severiz) adlı şarkının açılış dizesine bir saygı duruşudur.

    *17- BDP, yapımcı DJ Scott La Rock ve sunucu KRS-One’dan oluşan Boogie Down Productions’ın kısaltmasıdır. ‘My Philosophy’ (Felsefem), BDP’nin 1988’deki ikinci albümü ‘By All Means Necessary’den popüler bir single’dır. Minimalist prodüksiyon ve vurucu davul ritimlerinin eşlik ettiği KRS-One, sosyal sorunları ele alıyor. KRS-One, kapakta, Malcolm X’in bir M1 karabina tüfeği tutarken bir pencereden baktığı ikonik bir fotoğrafa gönderme yapıyor ve isim, By All Means Necessary (Her Türlü Gereklilik), Malcolm X’in ünlü ”By any means necessary” (Gereken her yolla) ifadesine gönderme.

    *18- Melvin Glover; Grandmaster Melle Mel veya kısaca Melle Mel olarak tanınan, Grandmaster Flash and the Furious Five’ın baş vokalisti ve söz yazarı olan Amerikalı Rapçi. Glover, 1970’lerin sonlarında sahne almaya başladı. Kendisine MC (Tören ustası) diyen ilk Rapçidir. Grubun bir üyesi olan Cowboy’un (Keith Wiggins), ABD Ordusuna yeni katılmış bir arkadaşını kızdırırken, yürüyen askerlerin ritmik kadansını taklit edecek şekilde “hip/hop/hip/hop” sözcüklerini söyleyerek, Hip hop terimini yarattığı iddia ediliyor.

    *19- LL Cool J, 1985 yılında, ilk albümü Radio’da ki ‘Rock the Bells’ ile büyük bir çıkış yakaladı. James Todd Smith ya da bilinen adıyla LL Cool J (Ladies Love Cool James’in kısaltması). Sanatçı, “I Need Love”, “Around the Way Girl”ve “Hey Lover” gibi romantik balladlarıyla; “I Can’t Live Without My Radio”, “I’m Bad”, “The Boomin’ System” ve “Mama Said Knock You Out” gibi öncü Hip hop parçalarıyla tanınmaktadır. On üç stüdyo ve iki toplama albümü bulunmaktadır. Ayrıca pek çok filmde yer almıştır.

    *20- Dr. Fu Manchu, İngiliz yazar Sax Rohmer’in I. Dünya Savaşı’ndan kısa bir süre önce başlayıp kırk yıl boyunca devam eden bir dizi romanında tanıtılan bir süper kötü adamdır. Karakter 100 yıldan fazla bir süredir sinema, televizyon, radyo ve çizgi romanlarda yer aldı ve aynı zamanda kötü suç dehası ve çılgın bilim adamının arketipi haline geldi ve Fu Manchu bıyığına adını verdi.

    *21- Shaka Zulu, (Shaka Senzangakhona. 1781 – 1828), 1816’dan 1828’deki ölümüne kadar Zulu Krallığını yöneten ve ordusunu reforme ederek çok güçlendiren kraldır. Başka kabilelerin topraklarını fethederek ülkesini bölgesel bir güç haline getirmiştir. Shaka’nın reformları sayesinde Zulu Krallığı, Shaka’dan sonra yapılacak olan İngiliz-Zulu Savaşı’nda İngilizleri bariz teknolojik dezavantajlarına rağmen yenebilecek kadar güçlü bir ordu kurabilmiştir.

    *22- ‘Boogie Down’ lakabı, New York’ta Siyahların çoğunluk olduğu, ‘Bronx’ semtine verilen takma bir isim.

    Yazının devamında, yani 2. bölümde buluşmak üzere.

    rap tarih yabancı
    Önceki yazıFrank Zappa ile Rock Tarihinin İzinde
    Sonraki yazı Prince: Mor Onun İçin Bir Felsefeydi
    Levent Erseven
    • Website

    Müzmin yayıncı, Rock kitap ve dergileri olmadı mı huzursuz. Olmadı mı baştan başlayan. Kulağı Pop ve Rap'e seğirtse de Rock'a ihanet etmez. Zaten Punk bir oğlu var.

    İlgili Yazılar

    KEITH RELF – Yardbirds’ün sesi. Yarım Kalan Hikâye

    04.06.2026Yazan: Stüdyoİmge

    NICK DRAKE: Karanlık Ruhların Şarkıcısı

    03.06.2026Yazan: Levent Varlık

    ROCK VE PİYANO: Tuşların Hafızasında Bir Yolculuk

    02.06.2026Yazan: Bülent Seyitdanlıoğlu

    Manic Street Preachers – Everything Must Go (1996)

    01.06.2026Yazan: Sabahattin Bilgiç

    GRAM PARSONS – Çalınan Tabut

    31.05.2026Yazan: Stüdyoİmge

    ELTON JOHN – King Crimson vokalisti olsaydı

    30.05.2026Yazan: Stüdyoİmge
    En son yazılar
    Portre

    NICK DRAKE: Karanlık Ruhların Şarkıcısı

    Yazan: Levent Varlık03.06.2026

    Yaşarken anlaşılamayan ve 26 yaşında dünyadan ayrılan Nick Drake, narin sesi ve özgün gitar stiliyle folk-caz tarihine adını yazdırdı. Five Leaves Left ve Pink Moon gibi melankolik başyapıtları içeren bu hüzünlü ve karanlık yolculuk, zamansız bir dehanın keşif öyküsünü sunuyor.

    ROCK VE PİYANO: Tuşların Hafızasında Bir Yolculuk

    02.06.2026

    Manic Street Preachers – Everything Must Go (1996)

    01.06.2026

    DICK PARRY: Pink Floyd’un “Muazzam Güzellik İmzası”

    28.05.2026
    Öne çıkanlar

    TurkodiRoma: Bilinçaltını Popüler Kıl

    10.03.2026

    Conor Riley ile BIRTH ve Progresif Müziğin Karanlık Ufku

    08.04.2026

    MUAMMER KETENCOĞLU ile Ege ve Balkan Müziğinin İzinde

    24.04.2026

    Progressive Rock Ansiklopedisi: Rocker’ın Başucu Kitabı

    13.11.2025
    Etiketler
    alternative rock anadolu pop art rock blues bulutsuzluk özlemi caz cem karaca david bowie deep purple derleme dünya müziği edebiyat elektronik eric clapton folk rock frank zappa hard rock heavy metal ilhan irem kronik led zeppelin mavi sakal mekan metallica Michael Shrieve müzik basını objektif pentagram pink floyd pop progressive rock psychedelic rock punk rap rock sektör sinema stüdyoimge tarih teoman thrash metal vecdi yücalan yabancı yerli özer sarısakal
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • Bluesky

    Bültenimize abone olun

    Stüdyoİmge'de yayınlanan yazıları çıktığı anda e-posta gelen kutunuzda görün.

    Hakkımızda

    Stüdyoİmge: Türkiye’de Rock kültürünün sesi, sözü ve belleği…

    1985-1986, 1989 ve 1992-1993 yıllarında basılı dergi olarak okurlarıyla buluşan Stüdyoİmge, günümüzde yayın hayatını online bir dergi olarak sürdürüyor. Günümüzün Stüdyoİmge yayınında, basılı dönemden bugüne uzanan ekip üyelerinin yanı sıra, yeni katılan (görece) genç kalemlerin enerjisiyle dinamik bir bütün ortaya çıkıyor.

    Son yazılar

    KEITH RELF – Yardbirds’ün sesi. Yarım Kalan Hikâye

    04.06.2026

    NICK DRAKE: Karanlık Ruhların Şarkıcısı

    03.06.2026

    ROCK VE PİYANO: Tuşların Hafızasında Bir Yolculuk

    02.06.2026

    Bültenimize abone olun

    Stüdyoİmge'de yayınlanan yazıları çıktığı anda e-posta gelen kutunuzda görün.

    Stüdyoİmge
    Facebook X (Twitter) Instagram Bluesky
    • Anasahne
    • Künye
    • Dosyalar
    • Röportajlar
    • Eski Sayılar
    © 2026 Stüdyoİmge. Sitedeki bütün yazılar yazarlarına, fikirler ise söyleyenlerine aittir.

    Arama yapmak için Enter tuşuna, aramayı iptal etmek için Esc tuşuna bas.