Vokal ve gitarda Cenk Taner, gitarda Belen Ünal ve basta Tayfun Çağlar’dan kurulu Kesmeşeker, ilk albümde davulda yer alan Melih Rona’nın daha sonra ayrılması ile davulcusuz kaldı ve yola üç kişi ile devam etme kararı aldı.
Davulcu problemini geçici isimlerle halleden grup, ilk albümün yaratığı ilgiden hoşnut. Gerçekten, Dipten ve Derinden, bir ilk çalışma olmanın kimi handikaplarına rağmen, topluluğun bu kulvarda gelecekte iyi işler yapabileceğinin kanıtı oldu.

İlk albümdeki klasik melodik hatların dışında yakalanan çizgi, enstrümanlarda gösterilen teknik beceri, kayda değer noktalardı. Farklı bir söz anlayışı ve farklı bir müzikal bakış, çalışmayı ilginç kılıyordu. Ancak kaydın vasat düzeyde olması ve özellikle vokalin (bilinçli olarak da seçilmiş olsa da renksizliği ve bunun getirdiği etkisizlik, çalışmanın olumsuz noktalarını oluşturuyordu. Sonuçta büyük trajlar yakalanamadı belki, ama ilk adım şu ya da bu eksikliklerlne rağmen atılmış oldu. “Artık ilk albüme ilişkin bütün defterleri kapattık ve şimdi yüzümüzü ikinci çalışmaya çevirdik,” diyor Cenk.
İkinci albümün düşünsel çatısı çoktan oluşturulmuş, hatta kimi şarkılar hazırlanıp konserlerde denenmeye başlanmış bile. Kimi köklü degğişikliklere gidilmiş. Örneğin parça süreleri kısaltılmış, nakaratlar daha bir öne çıkarılmış. Ayrıca TRT Gençlik Korosu ile çalışmak gibi farklı deneyler düşünülmüş. Müzik dışından ilginç isimler de kasette geri vokal yapacaklarmış. Kesmeşeker bu kez hayli iddialı. Hatta yapacakları kimi parçalarda oryantal temaları ve darbuka, zurna gibi enstrümanları bile kullanmayı düşünüyorlar.
Anlaşılıyor ki, farklı açılımları, Rock duygusunu kaybetmeden deneme peşinde Kesmeşeker. Tabii bu arada vokalin değişmemesi bana göre büyük handikap. Sonuçta. Cenk Taner müzikal duyumları ve besteci kimliği ile gerçek anlamda grubun beyni, ancak vokalinin bu nitelikIeri ile olumlu anlamda örtüştüğünü söyleyemem. Konserlerde grubun daha hareketlendiğini ve şova daha bir yaklaştığını gözlemliyorum, daha etkili bir vokalin bu olumlu gidişi çok daha parlatacağını düşünüyorum. Olumlu gidiş diyorum, bunun altında Kesmeşeker üyelerinin gerçekçi düşünceleri ve doğru açıları görebilmeleri geliyor. Öncelikle “bizim için önemli olan tiraj değildir” gibi bir safsataya asla saplanmıyorlar. Sonra “yerli” düşünmeyi beceriyorlar ve daha önemlisi, vokale kadın ses getirmek dışında önyargıları yok. Tüm bu olumlulukların ardından iş imkânlara ve çalışmaya kalıyor.



Sonuçta Kesmeşeker, Türk Rock’ının önemli isimlerinden birisi olmaya aday ve kendine özgü sound’unu şimdiden yaratmayı başarabilmiş bir topluluk olarak ikinci albüme giriyor. Sonucun olumlu olması en içten dileğimiz.


