İstanbul merkezli üçlü Hissikablelvuku, makamsal dokular, Progresif ve Saykodelik katmanlar arasında dolaşan müziğini tür sınırlarından çok sezgiye yaslayarak kuruyor. Doğaçlama, dinleme hâli ve ortak akış üzerinden şekillenen bu yolculuğu anlatan samimi bir söyleşi.
Röportaj yazıları:
Dijital çağın algoritmaları, yapay zekânın gölgesi, görünürlük baskısı ve dijital çağın dönüşen dinamikleri. Metal Oda’nın kurucusu Güzin Paksoylu; kaotik müzik denizinde Metal’in nasıl bir sığınak ya da vicdan olduğunu ve Metal müziğin entelektüel duruşunu Stüdyoİmge okurlarıyla paylaşıyor.
Salih Nazım Peker, mandolinden curaya uzanan yolculuğunda türlerin sınırlarını aşarak “telin ve titreşimin” izini sürüyor. Blues tınılarını Anadolu’nun kadim sesleriyle buluşturan sanatçı, müziği bir hafıza işçiliği olarak gören derinlikli yaklaşımını Stüdyoİmge okurları için anlatıyor.
Psikiyatrist, radyocu ve vibrafoncu Can Tutuğ ile; cazın Türkiye’deki yalnızlığını, pandemi günlerinin “Huzursuzluk”unu, solo albüm cesareti ve sahnede kalma inadı üzerine samimi bir sohbet. Müzik, emek ve özgürlük arasında sıkışan bir hayatın iç sesi.
Sadık Gürbüz ile Mine Gürevin’in yaptığı bu söyleşi, Türkünün yalnızca bir müzik değil, bir onur ve direnç meselesi olduğunu hatırlatıyor. Muhsin Ertuğrul tiyatrosundan 12 Eylül’e, Ruhi Su’dan bugüne uzanan bu anlatı, susmayan bir sesin hafıza ve vicdanla kurduğu bağı görünür kılıyor.
The Ringo Jets, stüdyoda enerji kokan canlılıkla; sahnede ise bağımsızlığın inadına tutunarak ilerliyor.
1989’daki Stüdyoİmge’nin ikinci macerasının ilk sayısı için Cem abi’yi aradık ve “Bize röportaj verir misin?” dedik. 1985 yılındaki ilk macerada Almanya’daydı. Ama döndüğünde onunla tanışmış ve Cem abi’ye ilk macerayı anlatmıştık. O bizi sevdi, biz onu çok sevdik. O cesaretle istedik röportajı. Ve o koca yüreğiyle, “Hemen yapalım” dedi. İşte bu röportaj, o röportaj.
Klasik disiplinin katı duvarlarından alternatif sahnenin özgürlüğüne uzanan bir yol: Görkem Karabudak, müziği “persona”ya değil hakikate yaslıyor; şarkılarını ise bitmeyen bir keşif gibi yaşıyor.
Punk sahneden Lo-fi estetiğe, analog hafızadan algoritma çağının eşiğine… Armageddon Turk, müziği bir janr değil, bir tutum olarak kuranların hikâyesini anlatıyor.
Köklerini 2000’lerin Rock’ından, ruhunu ise varoluşun karanlık kıvrımlarından alan Siyah Tavşan; içsel arayış, sinematik atmosfer ve dürüst bir duygusallıkla şekillenen müziğiyle yeni albümüne hazırlanıyor. Grup, yıkımdan doğan hikâyesini bugün daha geniş bir bilinçle yeniden yazıyor.
