Menüyü kapat

    Bültenimize abone olun

    Stüdyoİmge'de yayınlanan yazıları çıktığı anda e-posta gelen kutunuzda görün.

    Facebook X (Twitter) Instagram
    StüdyoİmgeStüdyoİmge
    Facebook X (Twitter) Instagram Bluesky
    • Anasahne
    • Yazılar
      1. Güncel
      2. Konser & Etkinlik
      3. Albümler
      4. Biyografi
      5. Portre
      6. Eski Sayılar
      7. Tümünü gör

      W(HISK)Y, Z Kuşağı

      03.07.2026

      PAUL McCARTNEY ve RINGO STARR: Geçmişle Konuşan İki Çınar

      30.06.2026

      DEEP PURPLE Hâlâ Heyecan Oluşturuyor

      09.06.2026

      DICK PARRY: Pink Floyd’un “Muazzam Güzellik İmzası”

      28.05.2026

      BBC PROMS: Senfoni Orkestrası Prog Klasikleri Çalarsa!

      28.07.2026

      BEAT İSTANBUL’da: Bir Konser, Sayısız Artçı Sarsıntı ve Üç Yazar

      17.07.2026

      ROBERT PLANT: Meğer Cennete Giden Merdiven Harbiye’den Geçiyormuş

      08.07.2026

      THE GATHERING ve THE PINEAPPLE THIEF: İstanbul’da, Aynı Gecede Mucize Gibi Bir Konser! 

      02.07.2026

      FOREIGN TONGUES: Üç Kuşağı Sallayan, Taşları Hâlâ Yuvarlayan Albüm

      29.07.2026

      Aurora. YES mi? EVET!

      20.07.2026

      NICK DRAKE – PINK MOON: Pembe Ayın Altında Yirmi Sekiz Dakika

      16.07.2026

      THE SPIRIT OF RORY: Bonamassa’dan Ustaya Selam. 

      15.07.2026

      FLÖRT ve Müzikal Yolculuğu. Üç İsim, Dört Mevsim

      08.05.2026

      Sandy Denny: Eski Moda Bir Vals Gibi

      10.02.2026

      Tünay Akdeniz: Türk Punk’ın Babası

      21.01.2026

      Skip Spence: Kayıp Ruhun Yolculuğu

      17.11.2025

      Tez-Antitez: PINK FLOYD

      27.07.2026

      Rock Müziğin En Leziz Hali: GRUP HARDAL

      23.07.2026

      İSKENDER PAYDAŞ: Bir Ses Mimarı

      21.07.2026

      SOUTHERN PACIFIC ve 80’ler

      13.07.2026

      İLHAN İREM: Analog Bir Sabır, Kristal Bir Varoluş

      01.04.2026

      Cem Karaca: Dervişan Yeniden Doğuyor

      10.02.2026

      Pearl Jam: Eski Müziğin Yeni Ruhu

      20.11.2025

      David Bowie: Dünyaya Düşen Adam

      12.11.2025

      Merih Akoğul: Ruh Üşümesi – Dünya Değişirken Müzik

      30.07.2026

      FOREIGN TONGUES: Üç Kuşağı Sallayan, Taşları Hâlâ Yuvarlayan Albüm

      29.07.2026

      BBC PROMS: Senfoni Orkestrası Prog Klasikleri Çalarsa!

      28.07.2026

      Tez-Antitez: PINK FLOYD

      27.07.2026
    • Dosyalar
    • Röportajlar
    • N’olmuş?
    • Künye
    • Podcast
      • Spotify
      • Apple Podcasts
      • YouTube
    StüdyoİmgeStüdyoİmge
    Ana sayfa»Konser & Etkinlik»Stevenson’dan Hayko Cepkin’e: Jekyll & Hyde
    Konser & Etkinlik

    Stevenson’dan Hayko Cepkin’e: Jekyll & Hyde

    Robert Louis Stevenson’ın bastırılmış kötülük alegorisi, Jekyll & Hyde müzikalinde beden bulur. Hayko Cepkin’in yorumu ise Hyde’ı teatral bir canavar değil, içgüdüsel ve rahatsız edici bir hakikat olarak sahneye taşıyor.
    Levent ErsevenLevent Erseven25.12.20258 dakikalık okuma
    Paylaş
    Facebook Twitter WhatsApp Email Bağlantıyı kopyala

    Hayko Cepkin neden Hyde’dır? Çünkü Hyde bir ‘rol’ değil, bastırılmış olanın dışarı taşması. Hayko Cepkin, sahne dili; pürüzlü sesi, bedensel taşkınlığı ve konfor alanını reddeden varlığıyla Hyde’ı oynamıyor, onu serbest bırakıyor. Bu yüzden Hayko’nun Hyde’ı teatral değil, rahatsız edici; romantik değil, gerçek. Stevenson’ın karanlık sezgisine en yakın okuma da işte tam burada ortaya çıkıyor.

    Jekyll & Hyde geri dönüyor.
    Bu kez müziklerini düzenlemek bana kısmet oldu. Çok istediğim bir şeydi, heyecanlı olacak üretmek.
    Senaryoyu da tamamiyle yeniden elden geçiriyoruz. Zamanı gelmişti 🤘🧿🤘 pic.twitter.com/fwRSb2hp0p

    — HAYKO CEPKİN 🖕 (@HAYKOCPQN) December 9, 2025

    Hayko Cepkin 9 aralıkta X platformunda bir bilgi paylaştı. “JEKYLL & HYDE geri dönüyor. Bu kez müziklerini düzenlemek bana kısmet oldu. Çok istediğim bir şeydi, heyecanlı olacak üretmek. Senaryoyu da tamamiyle yeniden elden geçiriyoruz. Zamanı gelmişti” dedi.

    Dr. Jekyll & Mr. Hyde’ın garip vakası: Stevenson’dan sinemaya

    Kitabın ilk baskısının kapağı. 1886

    Haberin anlamı için şöyle bir göz atalım JEKYLL & HYDE mevzusuna. Dr. Henry Jekyll ve alter egosu Bay Edward Hyde, Robert Louis Stevenson’ın 1886 tarihli kısa romanı ‘Dr. Jekyll ve Bay Hyde’ın Garip Vakası’nın (The Strange Case of Dr Jekyll and Mr Hyde) ana karakteri. Öyküde Dr. Jekyll, baş kahraman Gabriel John Utterson’ın iyi arkadaşıdır. Dr. Jekyll, bastırılmış kötü dürtülerle mücadele eden nazik ve saygın bir İngiliz doktorudur. Öykü, saygın bir Londralı avukat olan Utterson’ın, yakın dostu Dr. Henry Jekyll ile bağlantılı tuhaf olayları araştırmasıyla başlar. Dr. Henry Jekyll, karanlık tarafını etkili bir şekilde bölümlere ayıracağına inandığı bir serum geliştirir. Ama Jekyll, kötü kişiliğinin fiziksel ve zihinsel tezahürü olan Edward Hyde’a dönüşür. Bu süreç, Jekyll’ın dönüşümlerini kontrol edemez hale gelene kadar gerçekleşir.

    1920 tarihli sessiz filmin afişi

    Yaşıtlarım temayı 1920 tarihli sessiz filmden hatırlar. 80 öncesinde Sinematek’te iki kere izlemiş ve çok şaşırmıştım. Amerikan sessiz korku filminin başrolünde John Barrymore oynuyordu. Filmin yönetmenliğini John S. Robertsonüstlenmiş. Senaryosunu ise Clara Beranger, 1887 tarihli tiyatro oyunundan uyarlamış. Ama filmi önemli kılan ögelerden biri; Alman Dışavurumculuğu’nun etkilerinin belirgin şekilde hissedilmesi. Yüksek kontrastlı ışık, keskin gölgeler ve laboratuvar sahnelerindeki neredeyse soyut karanlık. Filmin diğer bir özelliği ise Psikolojik derinliği idi. Film, Stevenson’ın metnini ‘saf gotik korku’dan çıkarıp ahlaki ikiyüzlülük eksenine taşıyor. Hyde sadece şiddet eğilimi değil, cinsel bastırma ve sınıfsal kibir de taşır. (Filmin YouTube linki en altta)

    Bu film, dönemin (I. Dünya Savaşı sonrası) ahlaki çözülme durumu ile de örtüşür. Ayrıca, John Barrymore performansıyla, Hyde’ı makyajla değil, bedeniyle yaratır. Omuz düşürüşü, yürüyüşü, bakışları ve çene kullanımıyla Hyde ‘canavar’ değil, ahlaki çürümenin bedensel halidir. Dr. Jekyll and Mr. Hyde, sadece erken dönem korku sinemasının değil, sessiz sinemanın oyunculuk ve beden diliyle de yapılabileceğini gösteren bir dönüm noktası. Filmin sanatsal gücü, teknik gösterişten çok oyunculuğun kendisinde yatıyor.

    Sinemadan Broadway’e

    Doğruyu söylemek gerekirse o sıkıcı Broadway müzikalleri ilgimi çekmez ya da kayıtsızımdır. Hayko fanı olmama rağmen gösterinin Bodrum’a geldiğini geç öğrendiğim için, dışarıdan, kaldırımdan büyük bir kısmını izlemiştim. Ama yeniden yorumlandığı haberini alınca, bir de özne Hayko Cepkin olunca işin hem duygusal Rocker tarafı, hem de haber değeri oluştu. Haliyle YouTube’da, gösterilerden seyircilerin çektiği videolar ve gösterinin tamamının 2 saat 14 dakikalık amatör bir ses kaydını üç-beş defa dinledim/izledim. Broadway gösterimlerini bile seyretmek zorunda kaldım. Bir sürü yazı okudum, gösteriyi izlemiş dostlardan da bir sürü de bilgi aldım. Sonuçta bu yazıya daldım.

    Broadway işinde, Maroulis, yeni bir hayata başlamaya hazırlanan Dr. Jekyll rolünde.

    Bu yazıyı yazmaya başlayınca karşıma enteresan şeyler çıktı. Birazını tahmin ediyordum ama sistematik bilgi bulunca yazının seyri yerine oturdu. Anton Çehov’un“Duvarda bir silah varsa, oyun içinde patlar” anekdotu gibi Broadway Sahneleme Kuralları (Yazılmayan Ama İşleyen) varmış tabii ki.

    • Okunabilirlik her şeyden önce gelir: Seyirci, en arka sıradan bile; kim iyi? kim kötü? şu an ne oluyor? sorularına anında cevap almalıdır. Bu yüzden: Duygular abartılı ama kontrollüdür. İç çatışmalar net işaretlerle verilir.
    • Dönüşüm ‘takip edilebilir’ olmalıdır: Broadway’de delilik, patlayarak değil kademe kademe gelir. ‘Bir gecede kontrolden çıkan karakter’ olamaz. Seyirci: Kaybolmaz, yabancılaşmaz, ancak “bu noktaya nasıl geldik?” diyebilir.
    • Şarkı, duygunun zirvesidir (sebebi değil): Karakter şarkı söylemek için üzülmek zorunda değildir, üzgün olduğu için şarkı patlar. Şarkılar genelde: Karar anlarında, eşiklerde ve itiraflarda gelir.
    • Vokal; kontrollü ve duygudan üstündür: Broadway vokali güçlü, temiz ve tekrarlanabilir olmalıdır. Duygu sesi bozabilir ama parçalayamaz. Bu yüzden: çatlak ve kontrolsüz bağırıştan, performansın ‘tehlikeye girmemesi’ için kaçınılır.
    • Beden dili stilize edilir: Doğal davranış seyirci için anlaşılmazdır, davranışlar bedende stilize edilir. Yani: düşüşler ölçülüdür, öfke koreografiktir, delilik bile ‘form’ içindedir.
    • Seyirciyle görünmez sözleşme: Broadway seyircisi şunu ister, güvende olmak, hikayeyi kaçırmamak ve duygulanmak ama sarsılmamak. Bu yüzden: Broadway, rahatsız eder ama travmatize etmez.
    • Yıldız oyuncu bile rejiye uymak zorundadır: Kişisel yorum vardır ama rejinin sınırları içinde. ‘Oyuncu rolü taşımaz, reji taşıtır.’ Bu da Broadway’i: Fabrikasyon gibi ama istikrarlı kılar.

    Broadway’dan Hayko’ya

    Dr. Henry Jekyll/Edward Hyde. Bu, müzikal tiyatronun en zor erkek rollerinden biri olarak kabul ediliyormuş. Aynı oyuncu iki zıt karakteri (kontrollü, aristokrat Jekyll/vahşi, karanlık Hyde) oynuyor. Çok geniş bir vokal aralığı, Klasik Broadway müzikal tekniği, Rock vokal gücü ve oyunculuk gerektiriyormuş. Kısacası, ‘Taşıyabilen çok az kişi var’ denilen rollerdenmiş.

    Stevenson’ın metni (1886) bastırılmış kötülük üzerine kurulu. Victorian ahlakın ‘ayıp’, ‘günah’ ve ‘yasak’ dediği her şeyin yeraltına itilmesini anlatır. Hyde, Jekyll’in zıttı değil, Jekyll’in itiraf edemediği parçasıdır. Stevenson’ın Hyde’ı, ‘canavar’ olmaktan çok, özgür bırakılmış bir içgüdü.

    Bu müzikalde Hayko’nun güçlü tarafları var. Hyde tarafı: (Vahşilik) Bedensel performans, ses rengi ve distortion. Seyirciyle kurduğu ‘tehditkar’ ilişki. Hyde sahnelerinde seyirciyi gerçekten rahatsız eden bir enerjisi var. Jekyll tarafı: (kontrollü, aristokrat) Hayko’nun fazla ‘Rock’ kaldığı düşünülebilir. Klasik Broadway vokal estetiğinden bilinçli olarak saptığı ortada. Ama Hayko, rolü taklit etmiyor, yeniden yorumluyor. Bu da onu ya çok sevilen ya da mesafeyle izlenen bir performans haline getiriyor.

    Hayko’dan Stevenson’a

    Hayko Cepkin’in Jekyll & Hyde yorumu, Broadway estetiğinden çok Stevenson’ın karanlık ahlak meseline yaslanan, ‘kötülüğü bastırma’ fikrini sahnede bedeni ve sesiyle açığa çıkaran bir okuma. Ve de çok başararılı. Broadway, Hyde’ı ‘kontrollü bir delilik’ gibi oynatır. Hayko ise Hyde’ı bedensel ve içgüdüsel oynuyor. Bu da onu Stevenson’a yaklaştırıyor. Stevenson’ın öyküsünde Hyde teatral değil. Daha çok rahatsız edici bir varlık. Hayko’nun Hyde’ı da ‘şov’ değil gerilim üretiyor. Hayko, Jekyll’i de ‘pürüzsüz Broadway centilmeni’ gibi oynamıyor. Jekyll’in içinde çatlaklar olduğunu baştan hissettiriyor. Zaten sorunlu bir adam var, Hyde sadece maskeyi yırtar. Bu da klasik Broadway müzikal izleyicisi için kafa karıştırıcı bir durum biyerde. Ama bu yorum, Stevenson’un metnine daha sadık.

    Hayko Cepkin (Hyde)

    Frank Wildhorn’un Broadway müzikalinde, iç monologlar şarkılara dönüşür. Hyde artık sadece korkutucu değil baştan çıkarıcı, güçlü ve cazip. Hyde ortaya çıktığında korkunç olduğu kadar çekici. Hayko Cepkin burada neden ‘doğru’ bir figür? Hayko Cepkin sahnede zaten uzun yıllardır ‘öteki’, ‘tekinsiz’ ve ‘karanlık’ rolleriyle var. Sesini bozarak, çatlatarak, bağırarak, kontrolden çıkararak kullanıyor. Yani Hayko, Hyde’ı oynamıyor, Hyde’ın öyküdeki doğal haline çok yakın durabiliyor. Bu yüzden Hayko’nun Hyde’ı ‘rol yapıyor’ hissi vermiyor, zaten hep oradaymış gibi davranıyor.

    Yukarda yazdığımız, Broadway’in kurallardan, Hayko neden sapıyor?
    Çünkü o Hayko; Tabii ki okunabilirliği değil hissedilebilirliği öne alıyor. Her zaman yaptığı gibi kontrolü değil risk almayı seçiyor. Bence, bu sefer de kitabın ön kapağına değil de içine bakıyor. Hayko’nun Hyde’ı, Broadway’e göre ‘fazla’, Stevenson’a göre ise çok ‘doğru’. Hayko Cepkin, kontrol ederek değil; kontrolü bozarak orijinale yaklaşıyor.

    Hayko Cepkin (Dr. Jekyll)

    Uzun lafın kısası: Yavan ve güvenlikçi Amerikan zihniyetine sahip Broadway sahnesinde Hyde, okunabilir ve kontrollü bir delilik olarak kurgulanmış tabii ki. Dönüşüm kademe kademe ilerler, vokal ve beden formattan çıkmaz. Amaç seyirciyi sarsmadan ikna etmek. Hayko Cepkin’in Hyde’ı ise bu sözleşmeyi bozuyor, kontrol yerine riski, stilizasyon yerine içgüdüyü devreye sokuyor. Sesini çatlatıyor, bedenini taşırıyor, kahramanın dönüşümünü “güvenli” değil, “ürkütücü” gerçekliğe taşıyor. Broadway Hyde’ı anlatır; Hayko Hyde’ı yaşatıyor.

    Şöyle formüle edelim:

    Stevenson: Bastırılan kötülük geri döner.
    Broadway: Bu dönüşü arzulu ve görkemli kılar.
    Hayko: Bu kötülüğü romantize etmeden, ham ve rahatsız edici haliyle sahneye taşır.

    Sonuçta

    Yani, çok da ısınamadığım bu Broadway sahneleme abartısını, Hayko’nun baypas etmesi ve erkek kedinin, “burası benim, benim borum öter” demesi gibi çok değerli. Üstelik öyküyü aslına döndürüp, Stevenson’ı mezarında yeniden düze döndürmesi ayrıca taktir edilecek bir durum. “Aman Hayko, sakın o Broadway tuzağına düşme” demeye ihtiyaç bile duymuyorum. Çünkü ‘müzikal geçmişi’ bu düşünceyi anlamsız kılıyor.

    Ama Hayko, yeni düzenlemede JEKYLL & HYDE mevzusunun üzerine neler katacak bizi ne kadar şaşırtacak göreceğiz. Bir Hayko Cepkin fanı olarak ve yine aynı tanımı kullanarak, ‘müzikal geçmişi’nin bizi hep beraber sıkı bir Rock Operaya doğru götürdüğünü düşünüyorum. Hadi hayırlısı.

    Şimdi gelelim Hayko’nun bize söylediklerine. X’deki paylaşımını görünce heyecanlandım ve Hayko’yu aradım. “Hemen röportaj yapalım” dedim. Hayko’da haklı olarak “Abi bir dur. Röportaj için erken. 2-3 aylık bir süreç var daha benim önümde. Partisyonları yazıyorum, Türkçe dramaturgunu yerleştiriyorum. Yani, daha söyleyecek fazla bir şeyim yok. Üretim aşamasındayız. Netleşince söz” dedi. Benimki tabii ki mesleki deformatif dergici refleksi, ama biraz daha yüklenince ancak şu kadarını alabildim ağızından. “Önceki gösteri bu kadar ilgi görürken, organizasyon hataları sebebi ile yarım bırakmak zorunda kaldığım, doyamadığım bu oyunu, hak ettiği seyirciye ulaştırmak için tekrar ve daha revize bir şekilde hayata geçiriyorum. Mevzu bu. Bu oyun doğru ellerde yıllarca oynar. Hatta yurt dışı ilgilileri bile göz kabartabilir” diyerek noktayı koydu. Kolay gelsin Hayko.

    John Barrymore’un başrolü ile Dr. Jekyll and Mr. Hyde. 1920

    Ne ekstra yazacak yazııııım, ne de ekleyecek sözüm var. Önce şu gururlu hatıramı şuraya iliştireyim.
    Sevdiklerime onları ne çok sevdiğimi de söyledim, sevmediklerime onları niye sevmediğimi de. Kapı arkalarında kalmadı lafım, gözümün de arkada kalmadığı gibi.
    Bu oyuna büyük bir… pic.twitter.com/BpjJwKqcTV

    — HAYKO CEPKİN 🖕 (@HAYKOCPQN) May 6, 2024

    23 Ekim promiyer…..
    Jekyll & Hyde
    Müzikali………@ZorluPSM
    Passo pic.twitter.com/iOoZICh6zb

    — HAYKO CEPKİN 🖕 (@HAYKOCPQN) October 1, 2022

    Yazar

    • Levent Erseven
      Levent Erseven

      Müzmin yayıncı, Rock kitap ve dergileri olmadı mı huzursuz. Olmadı mı baştan başlayan. Kulağı Pop ve Rap'e seğirtse de Rock'a ihanet etmez. Zaten Punk bir oğlu var.

    hayko cepkin rock tiyatro yerli
    Paylaş. Facebook Twitter WhatsApp Email
    Önceki yazıMurakami: “Peter Cat”in Müzikle Örülü Gizemi
    Sonraki yazı Maiden Turkey İzmir Konseri ve Tribute Grup Mefhumu

    İlgili Yazılar

    Merih Akoğul: Ruh Üşümesi – Dünya Değişirken Müzik

    30.07.2026Yazan: Merih Akoğul

    FOREIGN TONGUES: Üç Kuşağı Sallayan, Taşları Hâlâ Yuvarlayan Albüm

    29.07.2026Yazan: Sinan San, Güner Elif Bozkurt ve Bülent Seyitdanlıoğlu

    BBC PROMS: Senfoni Orkestrası Prog Klasikleri Çalarsa!

    28.07.2026Yazan: Cengiz Varlık

    Tez-Antitez: PINK FLOYD

    27.07.2026Yazan: Hacer Erişkin

    Bir ACİL SERVİS Hikâyesi: SAMİ ERTAN KIZILTAN

    24.07.2026Yazan: Zeynep Poyrazoğlu

    Rock Müziğin En Leziz Hali: GRUP HARDAL

    23.07.2026Yazan: Sabahattin Bilgiç
    En son yazılar
    Genel

    Merih Akoğul: Ruh Üşümesi – Dünya Değişirken Müzik

    Yazan: Merih Akoğul30.07.2026

    Plaktan kasete, CD’den dijital platformlara uzanan yolculukta değişen müzik değil, dünya değişti. Algoritmaların hızlandırdığı bir çağda hepimiz aynı şeyi soruyoruz: hergün daha fazlasına ulaşırken müziğin ruhunu mu kaybediyoruyuz?

    FOREIGN TONGUES: Üç Kuşağı Sallayan, Taşları Hâlâ Yuvarlayan Albüm

    29.07.2026

    BBC PROMS: Senfoni Orkestrası Prog Klasikleri Çalarsa!

    28.07.2026

    Tez-Antitez: PINK FLOYD

    27.07.2026
    Öne çıkanlar

    AZİZA A.: Çeyrek Asır Sonra “Hayat Hâlâ Groove”

    23.04.2026

    BÜYÜK EV ABLUKADA Bizim İçin Bir Vaha

    22.04.2026

    KESMEŞEKER: Çünkü Sonunda Şarkılar Kalıyor

    25.06.2026

    EMRE NALBANTOĞLU ile Blues’un İçine Ankara’yı Saklamak

    31.03.2026
    Etiketler
    alternative rock anadolu pop art rock beat blues bulutsuzluk özlemi caz cem karaca country deep purple derleme dünya müziği edebiyat elektronik eric clapton folk rock frank zappa george harrison hard rock heavy metal kargo kesmeşeker kronik led zeppelin leyan senay metallica müzik basını objektif pentagram pink floyd pop progressive rock psychedelic rock punk rap rock sektör sinema stüdyoimge tarih teoman the rolling stones thrash metal yabancı yerli
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • Bluesky

    Bültenimize abone olun

    Stüdyoİmge'de yayınlanan yazıları çıktığı anda e-posta gelen kutunuzda görün.

    Hakkımızda

    Stüdyoİmge: Türkiye’de Rock kültürünün sesi, sözü ve belleği…

    1985-1986, 1989 ve 1992-1993 yıllarında basılı dergi olarak okurlarıyla buluşan Stüdyoİmge, günümüzde yayın hayatını online bir dergi olarak sürdürüyor. Günümüzün Stüdyoİmge yayınında, basılı dönemden bugüne uzanan ekip üyelerinin yanı sıra, yeni katılan (görece) genç kalemlerin enerjisiyle dinamik bir bütün ortaya çıkıyor.

    Son yazılar

    Merih Akoğul: Ruh Üşümesi – Dünya Değişirken Müzik

    30.07.2026

    FOREIGN TONGUES: Üç Kuşağı Sallayan, Taşları Hâlâ Yuvarlayan Albüm

    29.07.2026

    BBC PROMS: Senfoni Orkestrası Prog Klasikleri Çalarsa!

    28.07.2026

    Bültenimize abone olun

    Stüdyoİmge'de yayınlanan yazıları çıktığı anda e-posta gelen kutunuzda görün.

    Stüdyoİmge
    Facebook X (Twitter) Instagram Bluesky
    • Anasahne
    • Künye
    • Dosyalar
    • Röportajlar
    • Eski Sayılar
    © 2026 Stüdyoİmge. Sitedeki bütün yazılar yazarlarına, fikirler ise söyleyenlerine aittir.

    Arama yapmak için Enter tuşuna, aramayı iptal etmek için Esc tuşuna bas.