1967’de yayımlanan “The Velvet Underground & Nico”, Rock müzikte estetik konforu reddeden tavrıyla yalnızca bir albüm değil, bir kırılma anı yarattı. Andy Warhol etkisi, albümü yıllar içinde daha da büyüttü.
rock yazıları:
She Rocks! konseri, Rock müziğin erkek egemen enstrüman hâkimiyetine karşı verilmiş önemli bir cevap niteliğindeydi. Farklı yaşlardan 15 kadın Bateristin bir araya geldiği bu buluşma, müziğin cinsiyet tanımayacağını gösterirken kolektif yapılanmanın gücünü, ritmini görünür kıldı.
Objektif konseri; Rock müziğin kuşaklar arasında nasıl aktarılabildiğini sahnede somutlayan bir karşılaşmaya dönüştü. 80’lerden gelen politik hafıza ile genç müzisyenlerin enerjisi aynı repertuvarda buluşurken, canlı müzik bir nostalji alanı değil, süreklilik üreten bir deneyim halindeydi.
Klasik disiplinin katı duvarlarından alternatif sahnenin özgürlüğüne uzanan bir yol: Görkem Karabudak, müziği “persona”ya değil hakikate yaslıyor; şarkılarını ise bitmeyen bir keşif gibi yaşıyor.
Yıllar önce kaybolduğu sanılan bantlar bir kömürlükten çıktı, Devil gitaristi Ercan Birol’un solosu yeniden duyulacak.
Davulun gücünü, enerjisini ve birleştirici ritmini merkeze alan bu etkinlik, sahnede kadınların vuruşlarıyla hayat bulacak. Farklı tarzlardan Kadın bateristlerin aynı ritimde buluştuğu bu gece, Rock dinlemekten öte birlikte hissetmeye çağıran kolektif bir deneyim vaat ediyor.
Müzik ve müzisyenin meçhul geleceğine ait fikir yürütmeler başlıyor; Teoman kötümser düşüncelerini kaleme aldı: “Gıcık bir müzisyen abiden, genç müzisyenlere”
Duman, Münih’te yalnızca bir konser vermedi; gurbet, kuşaklar ve hatıralar arasında ortak bir ses yarattı. Almanya’da büyüyen dinleyicilerle Türkiye’den taşınan şarkılar, bu gecede müziğin aidiyet kurma gücünü bir kez daha hatırlattı.
Rock ve Saykedelik Folk tarihinin karanlık damarını izleyen bu yazı, okültizmin müzikle kurduğu ilişkiyi kültürel, felsefi ve tarihsel bir bağlamda ele alıyor. Karşı-kültürden Crowley’e uzanan bu hat, müziğin yalnızca ses değil, ritüel olduğunu da hatırlatıyor.
Robert Louis Stevenson’ın bastırılmış kötülük alegorisi, Jekyll & Hyde müzikalinde beden bulur. Hayko Cepkin’in yorumu ise Hyde’ı teatral bir canavar değil, içgüdüsel ve rahatsız edici bir hakikat olarak sahneye taşıyor.
