İzzet Eti, 1969 yılının puslu atmosferinden çıkıp gelen King Crimson klasiğiyle, modern dünyanın teknolojik hırsına ve nükleer yıkım eşiğine dair çarpıcı bir okuma yapıyor. Greg Lake’in epik sesinde hayat bulan bu karanlık kehanet, etik değerlerden yoksun bilginin nasıl bir felakete dönüşebileceğini notalarla mühürlüyor. Geçmişin Progresif mirasını bugünün yapay zekâ ve kontrolsüz güç tartışmalarıyla buluşturan yazı, insanlığın kendi elleriyle hazırladığı o kaçınılmaz sona dair sarsıcı bir yüzleşme sunuyor. Stüdyoİmge sayfalarında, bir şarkının ötesine geçerek çağlar boyu yankılanan o derin sessizliğin ve kolektif kaybın izini sürüyoruz.
Soğuk ve iç karartıcı bir hava, iç karartan ve karartmaya devam edecek olan Ülke ve Dünya gündemi, bir iyileşme yöntemi olarak müzik; King Crimson odanın içinde dalga dalga yayılıyor kulaklara, beyne ve vücudun her uzvuna. 1969 yılında ben daha 11 yaşındayken nükleer savaşı, İnsanlığın kendi sonunu hazırlamasını kurguladığı ve distopik bir ağıt olarak sunduğu efsanevi “In the Court of the Crimson King” albümünden çıkan Progresif Rock tarihinin en hüzünlü en derinlikli şarkılarından biri “Epitaph”.
“Ağıt”ın şarkı sözlerinin derinliğinin yanı sıra bu denli etkileyici olmasının en büyük sebeplerinden biri (Daha sonrasında Emerson, Lake & Palmer’dan hatırladığımız) de vokalist Greg Lake’ın epik ve hüzünlü sesidir.
“Ağıt”a adını veren “Epitaph” (Mezar Taşı Yazıtı) vurgusu insanlığın kendi eliyle yarattığı kaosun, arkasında bırakacağı tek miras olacağını simgeler ve özellikle “Bilgi ölümcül bir arkadaş / Eğer kimse koymazsa kuralları” (Knowledge is deadly friend / If no one sets the rules) dizesi, atom bombasının icadına ve etik değerler olmadan gelişmesinin felaket getireceğine dair güçlü bir eleştiridir.
Buradan bakıldığında geleceğe yönelik yapay zekâ üzerine de bugünlerde distopik bir “ağıt” yakılabilir “Epitaph” benzeri.
Şarkının sonuna doğru yükselen o dramatik yapı, sanki bir kilise ayini veya bir cenaze töreni hissi vermektedir.
Parça yalnızca bir Rock parçası değil, aslında soğuk savaş döneminin yarattığı varoluşsal kaygının edebi bir dışa vurumudur.
Albümü salt “hoşça vakit” geçirmek değil de ne demek istiyor bu adam kafasıyla derinlemesine dinlediğimde tekil olarak “Epitaph” özelinde ve tüm albüm genelinde “felsefi” bir derinliğin olduğunu algılıyor ve bazı anahtar olabilecek imgeleri de analiz edebiliyorum.
Söz gelimi;
- “Peygamberlerin üzerine yazılar yazdığı o duvar”: İncil’deki “Duvardaki Yazı” hikâyesine gönderme yapmaktadır ve bu göndermeyle felaketin yakın olduğunu öngörmektedir.
- “Bilgi, ölümcül bir arkadaş”: Ana metnin içinde kısmen değindiğim gibi etik kurallara dayanmayan ve sınırlandırılmamış bir teknolojik ilerlemenin ne denli tehlikeli olabileceğini vurgulamaktadır.
- “Aptalın eli”: Ve bence altın vuruş; dünyanın kaderinin vizyoner ve donanımlı liderlerin yerine muhteris ve öngörüsüz “aptallar” tarafından belirlenmesine dair derin bir korkuyu işaret eder.
Dinledikçe farkına varılıyor ki albüm bütünüyle benzer temaları işliyor. Tek tek parçalara kısaca değinmek gerekirse;
21st Century Schizoid Man – “Epitaph”daki hüzne karşın bu parçadaki “öfke” çok çarpıcı. Vietnam savaşının ve insandaki ruhsal yok oluşun ve başlayan toplumsal çürümenin sert bir eleştirisi. “Yarın ağlayacağım”dan, “şizoid adama” dönüşümüdür.
The Court of the Crimson King – Kral, kuklaları, soytarıları ve büyücüleri üzerinden kurulan “Orta Çağ” fantezi dünyası ile modern politik yapı ve iktidarın anlamsızlığı üzerine bir baş yapıttır.
I Talk to the Wind – İçe söylenen bir şarkı, sesini kimselere duyuramayan ve maddi dünyadan soyutlanan bir kişinin rüzgâra konuşmasıdır.
Albüm bitti, bana hissettirdikleri bunlar, hava hâlâ soğuk ve iç karartıcı ama olsun, şu bir gerçek “müzik iyidir, iyileştirir”, hele anlamlı ve dişe dokunur bir şeyler işleniyor ve karşılığını buluyorsa.
Bugünün benim için nafakası,
King Crimson – Epitaph oldu.
Nasip başka, soğuk ve iç karatıcı bir güne…
Epitaph
Peygamberlerin üzerine yazılar yazdığı o duvar
Dikişlerinden çatlıyor şimdi.
Ölüm aygıtlarının üzerinde
Güneş ışığı parlıyor canhıraş
Her bir insan kabuslar ve düşler arasında
Parçalandığında
Hiç kimse de mi koymayacak o defne çelengi
Sessizlik çığlıkları boğduğunda?Mezar kitabem benim “Karışıklık” olacak
Sürünürken çatlak ve kırık bir yolda
Başarabilirsek, hepimiz oturup gülebiliriz
Korkarım yarın ağlayacağım
Evet, korkarım yarın ağlayacağım
Eminim, korkarım ağlayacağım yarınKaderin demir kapıları arasında
Tohumları ekildi zamanın
Ve sulandı o kişilerin amelleriyle
Ve onlar bilinirler ve bilirler ki
Bilgi, ölümcül bir arkadaş
Eğer kimse koymazsa kuralları
Görüyorum ki bir avuç aptalın elinde
Tüm insanlığın kaderiAğlayacağım
AğlayacağımKorkarım yarın ağlayacağım
Evet, korkarım yarın ağlayacağım
Eminim, korkarım ağlayacağım yarın
AğlayacağımSözleri yazan(lar): Robert Fripp, Peter John Sinfield, Greg Lake, Ian Mcdonald, Michael Rex Giles





















