Geçenlerde sevdiğim bir arkadaşımdan mesaj aldım. Bu arkadaşımın müzisyenlik geçmişi yoktur. Bildiğim kadarıyla lisede hepimiz blok flüt çalmıştık, hepsi o kadar. Kendisi üniversiteden sonra iş dünyasına ardından da politikaya atıldı, şimdi ise emekli. Belki yirmi sene önce yazdığı bir şiiri Suno’ya, yapay zekâ destekli müzik programına, besteletmiş ve bana hediye etmek istemiş. Gayet de güzel olmuş, bazı yönleriyle aktif müzisyenlerin pek çoğunun yaptığından daha iyi diyebilirim. Yapay şarkıcı arkadaş da oldukça iyiydi. Detonesi falan yoktu çocuğun. Dinledim, nazik arkadaşıma teşekkür ettim.
Chopin, Bach gibi devasa sanatçıların eserlerinden bu noktaya kadar geldik. Artık müzik üretmek için geleneksel anlamda müzisyen olmaya gerek kalmadı. Müzik bir nevi bilgisayar oyununa döndü. İsteyen herkes yapay zekâ ya da interneti kullanarak, hatta iPad’de “GarageBand” uygulamasını kullanarak, evinde iyi kötü bir müzik eseri yaratabiliyor. İnsanların müzik sevgisi dünyayı güzelleştirir, ancak bazılarının “zor değilmiş bu müzisyenlerin işi, evde iki dakikada daha güzel şarkı yaptım” demesi de doğrusu hoşuma gitmiyor.

Günümüzün anlı şanlı müzik prodüktörleri dahi internet platformlarından hazır sesler bulup, adeta Lego ile oyuncak yapar gibi şarkı düzenliyorlar. Şarkıcılar -hatta ünlü şarkıcılar da dahil- YouTube’da buldukları hazır altyapıların üzerine mırıldanarak beste yapıyorlar. İnsanlar yaratmaktan korkar oldu, sanki hazır formları kullansalar daha başarılı olacaklarmış gibi düşünüyorlar. Kolaycılık, acele iş bitirme sevdası ve bir “esnaf” ruhu müzikte hep vardı ama teknoloji yardımıyla şimdi daha da belirgin hale geldi.
70’ler ve 80’lerde harika kayıt orkestralarımız varken, bilgisayar programları çıkınca stüdyolar küçüldü. Davul kayıtları için gerekli büyük kayıt odaları kapatıldı, bir drum machine sevdasına kapıldı herkes. Müzisyenlik, yerini bilgisayar seslerinin yapay dünyasına bıraktı. Ta ne zaman sonra, tam “müzisyenliğin değeri anlaşıldı” derken, bu sefer de teknolojinin ilerlemesi ve kayıt teknolojilerinin gelişmesi ile stüdyolar kapanır oldu. Birçok müzisyen bugün evlerinde internetten indirdiği hazır kalıplarla müzik yapıyor. Dediğim gibi, artık müzik yapmak biraz Lego ile oynamaya benziyor. Gençler ise şarkıları Tik Tok’tan beş saniye dinliyorlar, beğenirlerse dinleme listelerine alıyorlar, beğenmezlerse doğru çöpe. Bu nedenle bugünkü şarkıların çoğu nakaratla başlar oldu. Bizim gibi albümü al, evir çevir dinle yok artık. Müzikte arz, artık talepten fazla. Çevrelerinde ilgilenecek o kadar çok şey var ki, insanlarda o eski müzik açlığı kalmadı. Müziğin değeri şekil değiştirdi.

Yine de moral bozmaya gerek yok. Müzikte zorluklar ve engeller hep vardı, bugün sadece şekil değiştiriyorlar.
Çözüm ise yine müzisyenlerin kendisinde saklı. Onların ruhu ve ısrarı önce kendi dünyalarını, sonra bizimkini değiştirecek.
Ben, içimde yanan müzik uğruna, Amerika’da A+ ortalamalı bir master öğrencisi iken, üstelik grubumun ilk albümü de tutmamışken, ülkeye dönüp bir stüdyoda (Erekli-Tunç Recording Studio) en alt seviyede çalışmaya başlamıştım. Çay servisi bile yapıyordum. Lise sıralarından bugüne kadar bir an bile bu tutkumu bırakmadım. Arkadaşlarımla çabaladık, çalıştık ve uzun yıllar sonra popüler olan ilk rock grubu olduk. Tabii büyük fedakarlıklar ve zorluklarla baş ederek bunu başardık.
Gençlere tavsiyelerim şöyle:
- Bol müzik dinleyin; Türk ve dünya müziğindeki hem eskileri hem yenileri. Müzik kitaplığınız zengin olsun, özellikle Türkçe müzik yapan sanatçılar, kendinden önceki jenerasyondan haberdar olmalı.
- İster bir orkestranın parçası olsun ister bir müzik grubunun, müzisyen günün şartlarına uyum sağlamak durumundadır. Bu, her işte böyledir ama müzik çok kinetiktir, çok hızlı ilerler ve her zaman trenin içinde olmanız gerek. Yenilikleri takipte kalın.
- Artık ihtiyaçtan çok müzisyen var ve fark edilmek daha zor. Bağlantılar ve sosyal medya en büyük belirleyici. Instagram başta olmak üzere, sosyal medya hesaplarınız hep canlı tutulmalı. Kendinizi sosyal medyada iyi tanıtın, internet dostu olmak önemli.

- Bir değil, en az iki hatta üç enstrüman çalmayı öğrenin. Sahnede birden fazla enstrüman çalan müzisyenlerin dönemi başladı bile.
- Sahne kompozisyonundan kostümlere kadar görsellik algısı daha ön plana çıkar oldu. Her yönüyle içinizdeki farklı ruhu yansıtmalısınız.
- Artık hayatımızda yapay zekâ var. Yardım almak için mükemmel gibi gözükse de yapay zekâ müziğinizi belirlemeye başlarsa uzun vadede çuvallarsınız. Peki neden? Ruhunuzdaki yaratıcılığı yavaş yavaş tüketmeye başladığı için.
- Su gibi olun, tıkandığınızda mutlaka sızacak bir yol vardır. Çözüm odaklı olmak hayatta her zaman işe yarar.
Günümüzde müzisyenler azalıyor mu? Bence hayır. Hatta eskisinden çok daha fazla müzisyen var ve çok yetenekliler. Neşriyat bol. YouTube ve internette bir sürü kurs ve öğretici yayın var. Müzisyenler enstrümanlarında bizim zamanımıza kıyasla çok daha hızlı ilerleyebiliyorlar. Dünya ile ilişkileri çok daha kuvvetli. Demek ki, gelecek parlak. Dirayetli ve yetenekli gençler sayesinde müzik şekil değiştirerek ilerlemeye ve gelişmeye devam edecek. Onlar sayesinde bugünün Pop müziği ileride “klasik” olacak, geçmişten bugüne olduğu gibi.
O zaman, zorlukları bilerek ama enseyi karartmadan yolumuza devam edelim.
Selamlar herkese.
Selim Öztürk – Müzisyen ve Yapımcı







