Eray’ın beni, “henüz” kırk altı yaşımda iken müzik yazarlığına bulaştırması tesadüf değildi. O, insanın içindeki enerjiyi doğru fark edip dürtenlerden. “Yazabilir misin Minecim?” diye sormadı. Yazabileceğime inandı. Onun Loft Caz gazeteyi çıkarma çabası, Don Kişot misali yel değirmenleri ile savaşması, yayıncılığında müzikal kimliği kadar başarılı olması takdire şayan özellikler… Gerçek bir dost ve sırdaş oldu yıllar içinde bana. Deliliklerime, çılgınlıklarıma, sarhoşluklarıma, tescilli “kırk altılı” gibi takılmama kucak açtı. Bazen bir cümleyle gaz verdi. Bazen sustu. Dinledi. Ama hep yanımdaydı. Müzik konuşurken başka, hayat konuşurken başka bir derinliği var onun. O yüzden bu röportaj benim için özel.
Eray Düzgünsoy’u tek bir başlıkla anlatmak zor. Müzisyen desem eksik kalır. Yayıncı desen yetmez. Eray daha çok notaların çıkardığı sesin peşinde dolaşan biri. Kimi zaman bir derginin mutfağında metin tartışırken, kimi zaman bir enstrümanın başında kendi iç sesini yoklarken, kimi zaman da uzun bir masada müzikten hayatın anlamına atlayan o tanıdık cümleleri kurarken görürsünüz onu. Müzik onun için bir sektör başlığı değil, bir yaşam biçimi, hatta bir sığınak.
Belki de en çok bu yüzden, değişen dünyada müziğin ve müzisyenin hâlini konuşmak için doğru kişilerden biri o. Meseleye sadece “ne oluyor?” diye bakmıyor. “Biz neredeyiz?” diye soruyor. Ve o sorunun cevabını ararken kendini de, bizi de biraz daha dürüst olmaya zorluyor.
• Eraycığım, en temel yerden başlayalım. Sence gerçekten bir paradigma değişimi mi yaşıyoruz yoksa her kuşak kendi krizini “tarihi kırılma” sanıyor?
• Sanırım ikincisi hislerime daha yakın. Eski bir minyatürün altında olan bir yazı vardı: “Bu bunun resmidir.” Gördüğümüz, duyduğumuz veya yaşadığımız şey her neyse aslında sürecin devamı. Bir krizden ziyade dönüşümün herhangi bir anı diyebilirim.
• Sen hem yayıncısın, hem müzisyensin, hem düşünce tarafında duran birisin. Bu üç yerden baktığında müzik dünyasında en radikal değişim ne?
• Bence en önemlisi dinleme pratiğinin dönüşümü. Bu; icracının, yayıncının, eleştirmenin ve en önemlisi dinleyicinin müziğe yaklaşımını değiştiren bir şey. Sebepleri çok fazla olmakla birlikte son dönemlerin en popüler cevabı sosyal medya ve AI.

• Streaming çağında müzik artık “dinlenen” bir şey mi yoksa “tüketilen” bir içerik mi?
• Hâlâ dinlenen bir şey olmakla birlikte, dinlemenin tüketim temeline oturmasıyla birlikte içerik her iki taraf gözetilerek belirleniyor bence. Burada maruz kaldığımız müzikten bahsediyorum. Keşfettiğimizden ve arayıp bulduğumuzdan değil.
• Playlist kültürü sence albüm fikrini öldürdü mü yoksa sadece dönüştürdü mü?
• Playlist kültürü özünde kayıtlı müzik tarihinin vazgeçilmezlerinden biri. Tüketim ve pazarlama odaklı bir fikir. Albüm ise bu kayıtlı tarihin içindeki bir sunum biçimi. Formatlar var oldukça ikisinin de, hatta daha fazlasının da var olacağını düşünüyorum.
• Eskiden müzisyen “sahne insanıydı”. Şimdi algoritma insanı mı oldu?
• Müzisyen benim için seste kendini ifade eden ve kendini arayan bir ulak. Algoritma kısmı ise başka bir meslek biçimi. Bunun müzikle bir ilgisi yok bence.
• Sosyal medyada görünür olmayan müzisyen neredeyse yok sayılıyor. Bu durum üretimi etkiliyor mu? Müziğin kendisini değiştiriyor mu?
• Bu maalesef acıklı bir durum. İnsanın kendi kafesini kurup içine yerleşip anahtarını araması gibi. Sosyal medya en başında herkes için müthiş bir olanak algılandı. Bence algılanamayan şey “herkes” denilen topluluğun boyutuydu. Hassas insanlardan ziyade kurnaz insanların elinde büyütülmesini de göz ardı ettik tabii. Sonuç binlerce yıldır değişmeyen malum. Üretim de buna göre nasibini alıyor elbet.
• Yapay zekâ meselesi… Sence bu iş bir tehdit mi yoksa yeni bir enstrüman mı?
• Tehdit olarak görmediğim gibi enstrüman olarak da görmüyorum. Varlığı hayatı kolaylaştırsa da hayat illa ki kolaylaşmasını bekleyeceğimiz ve kolaylaştıkça güzelleşeceğini düşüneceğimiz bir oluşum değil bence. Sanatın en besleyici tarafı olan hayatın ta kendisi renksizleşirse sanatçı hangi mesajı bize iletebilecek ki? Teknik taraftan bakarsak size bir standart sunuyor olması ve bunun bir yapımcı tarafından onaylanması ise müzik dışı bir konu gibi geliyor bana.
• Müziğin “ruhu” dediğimiz şey, teknoloji arttıkça azalıyor mu yoksa romantik mi konuşuyoruz?
• Müzik var oldukça her dönemde konuşulan konulardan biri bu bence. O yüzden yine romantik bir yaklaşım gibi geliyor. Her ses kendi rüyalarını ve kendi sahnelerini bize sunar. Alışık olmadığımız sesleri duymak ise bizi her zaman bu tartışmaya çeker.
• Türkiye’de bağımsız müzisyen olmak 10 yıl öncesine göre daha mı zor, daha mı kolay?
• Daha zor tabii. Ama bir yandan bağımsızlığın en güzel tarafı bu zorluğu umursamadan üretebiliyor olmak.
• Müzisyen artık sadece müzik yapmıyor; PR yapıyor, sosyal medya yönetiyor, grafik tasarım öğreniyor… Bu çok yönlülük özgürlük mü yoksa tükenmişlik reçetesi mi?
• Müzisyenlik pek çok başlıkta artık bahsettiğin konuları içeriyor. Ancak şunu unutmamak lazım: “Yapıyor” dediğimiz kısmın çoğu aslında oldukça zayıf. Eğer PR yapıyorsa iyi yapması, tasarım öğreniyorsa iyi öğrenmesi gerekmez mi? Ayrıştırıcı unsurlarını kendi doğasında bulmak yerine preset’lerle her şeyi öğrendiğini sanan bir güruh var maalesef. Buna “yapıyor” demek yerine “deniyor” diyebiliriz. İşin kötüsü kendi meslekleri için de bu durum geçerli. Bunları bugün hakkıyla yapanlar zaten algoritma dünyasında kendilerine göre bir başarı yakalıyor.
• Caz özelinde sorayım: Doğaçlama kültürü algoritma çağında nasıl bir yerde duruyor?
• Doğaçlama, cazdan da bağımsız olarak en eski ifade biçimlerinden biri ve hep kendine yeni diller kurabilen bir özelliğe sahip. Her zaman da öyle olacağını düşünüyorum. Yaşam dönüşüyorsa doğaçlama da ona göre ilerler bence.
• Dinleyici değişti mi yoksa biz mi dinleyiciyi küçümsüyoruz?
• Bunu gerçekten bilemiyorum. Ne desem bir yeri eksik kalacak kesinlikle…
• Eskiden bir müzisyenin gelişimi uzun yıllar alırdı. Şimdi biri bir gecede viral olabiliyor. Bu adalet mi, şans mı, illüzyon mu?
• Bence müzisyenin gelişiminden çok eylemlerin biçimi değişmiş durumda. Çok uzun zamandır müzisyenlerin kendini ifadesi, eğitim ve kendini geliştirme gibi pratikler vardı; bugün de var. Fakat bundan bağımsız olarak üretimler bir anda bambaşka bir dünyada viral oluyor. Ama bu müzikten bağımsız sorgulanmalı diye düşünüyorum.
• Sence bugün müzisyenin en büyük krizi ekonomik mi, estetik mi, varoluşsal mı?
• Ekonomik problemler büyük ölçüde diğerlerini de etkiliyor elbette.

• Fiziksel üretim (plak, basılı dergi vs.) hâlâ anlamlı mı yoksa nostaljik bir direnç mi?
• Benim için her zaman anlamlı ama bu benim romantik olduğum anlamına gelebilir. Fakat şu gözlemi de söylemek lazım: Yeni nesilde hatırı sayılır bir kalabalık dijital yorgunluktan muzdarip olarak basılı materyallere daha fazla ilgi göstermeye başladı. Dünyanın pek çok yerinde bu üretimler son yıllarda artış gösteriyor.
• Küreselleşme sayesinde herkes her şeyi dinliyor. Bu zenginlik mi, kimlik erozyonu mu?
• Küreselleşme herkesin her şeye ulaşabildiğini zannettiği bir yanılsama bence. Kendince iyi bir şeye ulaşmak daha karmaşık bir hâl aldı. Fakat bir geçiş dönemi de yaşanıyor. Çok yakında bu tür tanımların ve kavramların hiç sorgulanmayacağı bir dönemde yaşayacağımızı düşünüyorum. Bizler, yani bu ara nesil, belki de bunları son sorgulayanlarız.
• Sen müziği hep bir “yaşam biçimi” olarak gördün. Bugün hâlâ öyle mi hissediyorsun yoksa sektör seni yoruyor mu?
• Açıkçası memlekette bir sektör olduğunu düşünmüyorum. Daha çok “piyasa” diyebileceğimiz bir boyutta. Evet, benim için hâlâ en değerli yerde duruyor. Gittikçe aradığım sesleri daha fazla muhafaza etmek istememin sebebi de bu olabilir.
• Genç bir müzisyen gelip sana “Abi ne yapayım?” dese, gerçekten ne önerirsin?
• Her zaman söylediğim şey bolca dinlemesi olurdu ilk başta. Dinlemek… ama her şeyi dinlemek. Bence olmazsa olmazı bu. Gerisini kendi yolunda benden daha iyi görecektir.
• Son soru Eraycığım, tüm bu değişim içinde müzik hâlâ kurtarıcı mı? Yoksa artık sadece eşlikçi mi?
• Müzik benim için bir mağara. Zaman zaman farklı anlamlar atfederek hep içinde durmak istediğim bir mağara.
Eray Düzgünsoy – Besteci, Prodüktör ve Müzik Danışmanı







