70’lerin sonuna damga vuran albümlerden biri olan “Quiet Life”, Japan’ın müzikal kimliğini yeniden şekillendirdiği önemli bir döneme işaret ediyor. Katmanlı klavye kullanımı, güçlü ritim altyapısı ve David Sylvian’ın karakteristik yorumu sayesinde albüm, grubun estetik anlayışını olgunlaştırırken onları uluslararası sahnede dikkat çeken isimlerden biri hâline getiriyor. 1979 tarihli bu çalışma, dönemin değişen Pop atmosferini de yansıtan etkileyici bir kilometre taşı olarak hatırlanıyor.
Hepinize selamlar. Stüdyoİmge sayfalarında yer verdiğimiz Hayatımı Değiştiren Albümler yazı dizisinin 10. bölümünde bu ay 70’ler sonuna İngiltere’ye ışınlanıyoruz. Güney Londra’dan Catford bölgesinden konuğumuz New Wave grubu Japan. Grubun 1979 sonunda yayınlanan üçüncü albümü “Quiet Life”, melankolik fakat çok da karamsar olmayan zarif yapısıyla içinde bulunduğumuz kış akşamlarını güzelleştiren nitelikte.
Yazı vesilesiyle pikabımın platosunda yeniden dönen albümle ilgili bilgiler vermeden önce Japan ile başlayayım.

Aynı okulda okuyan David Sylvian, Steve Jansen (David’in kardeşi) ve Mick Karn tarafından 1974 yılının başlarında Catford’da temeli atılan ekip, o dönem Catford Boys ismiyle anılıyordu. İlk dönemlerinde okul konserlerinde çalan üçlü dönemin modası Glam Rock tarzından etkilenmişlerdi. Okul konserlerinde tecrübe kazanan üçlü artık profesyonel olarak müzik yapmak istiyordu. Bu noktada yeni bir isme ihtiyaç duydular ve geçici olarak Japan isminde karar kıldılar. Müziklerine yeni tatlar katmak için yeni müzisyenler arayan gruba 1975 yılında katılan Richard Barbieri ve Rob Dean ile eksik parçalar tamamlanmış oldu. Beş kişiye ulaşan nihai kadroda görev dağılımı şu şekildeydi :
Vokal, gitar ve klavye David Sylvian, davul Steve Jansen, bas gitar ve saksafon Mick Karn, klavye Richard Barbierive gitar Rob Dean.
Menajer Simon Napier – Bell’in kanatları altına giren grup, Alman plak şirketi Ariola – Hansa ile anlaştı ve albüm çalışmaları için kolları sıvadı. Grup için oldukça verimli geçen 1978 yılını iki albümle birden taçlandırdılar. İlk albüm “Adolescent Sex” 8 Nisan 1978’de, ikincisi “Obscure Alternatives” 27 Ekim 1978’de piyasaya sürüldü. Pek ses getirmeyen bu albümlerin prodüktörü Ray Singer idi.
70’lerin sonunda artık modası geçmiş Glam Rock’tan ve saman alevi gibi parlayıp sönen Punk’tan sıkılan İngilizler synthesizer’lı Pop modasına geçmişti. Yeni moda Art House akımıydı ve İngiliz müzik basını bu yeni dönemin gruplarını The New Romantics şeklinde adlandırıyordu. Tam da bu noktada Eurodisco akımının dahi İtalyan müzisyeni Giorgio Moroder’le birlikte yazıp yayınladıkları Nisan 1979 tarihli single Life In Tokyo grubun yeni bir ses okyanusuna kapılmasına vesile olmuştu.
İmajlarını ve müzik tarzlarını güncelleyen grubun en önemli değişimi solist David Sylvian’ın kendini dizginlemesiyle gerçekleşti. Artık daha kontrollü, daha olgun ve daha sakin bir ruh haline bürünün müzisyen Bryan Ferry’den ilham alıyordu. Müziklerindeki bahsettiğim değişimleri duyabileceğiniz ismiyle müsemma “Quiet Life”, 1979 yazında Londra’da kaydedildi. Prodüktörlük koltuğunda oturan isimler John Punter ve Simon Napier – Bell’in prodüksiyon aşamasındaki katkıları olumlu sonuç vermişti.
Ekibin üçüncü albümü “Quiet Life” 1979’un Kasım ayında, aynı isimli single’ları ise 1979’un Aralık ayında piyasaya sürüldü ve oldukça olumlu eleştiriler aldı. Japan nihayet bu albümle birlikte global arenada sesini duyurmuş, arzuladıkları Pop yıldızı mertebesine ulaşarak poster çocuklarına dönüşmüşlerdi.
Her iki yüzünde 4’er şarkı olmak üzere toplamda 8 şarkıdan oluşan yaklaşık 44 dakikalık albümün şarkı detaylarına girmeden önce şarkı listesini paylaşayım:
Şarkı Listesi
A1 : Quiet Life – 04:52
A2 : Fall In Love With Me – 04:37
A3 : Despair – 06:01
A4 : In-Vouge – 06:36
B1 : Halloween – 04:26
B2 : All Tomorrow Parties – 05:43
B3 : Alien – 05:07
B4 : The Other Side Of Life – 07:29

Albümü dinamik bir şekilde açan “Quiet Life”, zaman içersinde bir Japan klasiğine dönüşmüştü. Aynı derecede akılda kalıcı “Fall In Love With Me” albümün adeta prototipi. Takip eden şarkı Fransızca sözlere sahip “Despair” hüzünlü sonbahar piyanosuyla, leziz saksafon tınılarıyla melankoliyi arşa çıkarıyor. Grubun gelecekte yol alacağı deneysel patikanın izlerini taşıyan “In-Vouge” ile A yüzünün sonuna geliyoruz.
B yüzünü açan “Halloween” kesinlikle keyifli anlar vadediyor. B yüzünün ikinci şarkısı bir The Velvet Underground & Nico şarkısı “All Tomorrow’s Parties”. Albümün tek cover yorumu David Sylvian’ın kendi besteleri arasında kesinlikle sırıtmıyor. “Alien” isimli şarkıda bas gitar, davul ve üflemelilerin uyumu çok güzel. Son şarkı “The Other Side Of Life”, albümdeki en uzun şarkı ve atmosferik bir yapıda. Piyano ve yaylıların sürüklediği, başka bir varoluş ihtimalini sorgulayan şarkıyla albümün şanına yakışır bir final yapmış Japan.

Japan, 1980 yılında yayınlanan “Gentleman Take Polaroids”, 1981’de yayınlanan “Tin Drum” albümlerinin ardından Aralık 1982’de Mick Karn ve David Sylvian arasında süregelen görüş ayrılıkları sebebiyle dağıldı. David Sylvian 80’lerde solo kariyerine başladı ve 4 albüm yayınladı. Mick Karn da aynı dönem aynı yoldan devam etti ve 2 solo albüm piyasaya sürdü. Johnson ve Barbieri 1985 yılında beraber ortak bir albüm yaptı ve akabinde The Dolphin Brothersgrubunu kurdular. Dörtlü 80’lerin sonunda son kez Rain Tree Crow projesi için bir araya geldi ve yayınladıkları tek albümle muhteşem bir final yaptı.
Ben Japan grubunu 2000’lerin ikinci yarısında keşfetmiştim. O dönem Mick Karn yerli Punk Rock grubumuz Rashit’in 2006 tarihli “Her Şeyin Bir Bedeli Var” albümüne bas gitarıyla konuk olmuştu. Japan’in ilk aldığım plağı “Adolescent Sex” albümüydü. Bu albümün yerli baskı plağı da var ve kapağın üzerinde Superdiscobomba yazıyor. Sanıyorum ki disko ateşinin harlandığı günlerde Yankı Plak bu albümü böyle bir ibareyle satmaya çalışmış. Ses kalitesine güvenemeyip zamanında almadığım bu kopya bugün yurtdışına ciddi rakamlara satılıyor. Elimde bulunan Hollanda baskısı fazlasıyla işimi görüyor.
“Quiet Life” albümü 2015’de arşivime girdi. Elimdeki kopya açılmayan kapaklı 1980 İngiltere baskısı ve oldukça iyi bir kondüsyonda. 1979 tarihli ilk baskıların tamamı açılır kapaklı yayınlanmıştı.
“Quiet Life” pandemi sonrasında BMG tarafından remastered ve 180 gr olarak tekrar basıldı ve tüm dünyaya yeniden dağıtıldı. Plakçıları gezerken bu yeni baskıya rastlamanız olası. Yine aynı dönemde yayınlanan canlı kayıtlar ve remix versiyonlardan oluşan box-set, Japan fanları için oldukça cezbedici nitelikte.
Gelecek ay yeni bir albüm yazısıyla yeniden görüşene dek, kendinize iyi bakın. Stüdyoİmge’yi takipte kalın, hoşçakalın.












