Motörhead sadece kendi kuralsız yolunda yürüdü. Grubun en uzun süreli gitaristi Phil Campbell, otuz yılı aşkın süre boyunca bu motorun durmayan dişlilerinden biri oldu. Onun gösterişsiz ama sarsılmaz mirası, Motörhead’in o meşhur ve “güzel” gürültüsünü sonsuza dek yaşatmaya devam edecek.
“If you think you are too old to Rock ’n Roll, then you are.”
— Lemmy Kilmister
Bizde adettir, sevdiğini pek söylemezsin, şımarır falan diye. Ama Motörhead ve Lemmy söz konusu olunca bu kural kendi kendini imha eder. “Seni seviyorum” denecekse, yürekten, gırtlaktan, çığlık çığlığa söylenir.
Bazı gruplar vardır, onları dinlersiniz. Bazıları vardır, bir dönem hayatınızda yer ederler.
Motörhead ise bunlardan da başka bir şeydir. Motörhead’i dinlemekten çok yaşarsınız.
1975’te Lemmy Kilmister tarafından kurulan Motörhead aslında baştan beri hiçbir kategoriye rahatça yerleşmedi. Lemmy o sırada Hawkwind’den yeni kovulmuştu; hızla yazdığı bir şarkının adını grubuna verdi: Motörhead. Kelime Amerikan argosunda “amfetamin düşkünü” anlamına geliyordu. Yani grubun adı bile daha baştan bir hız, bir bağımlılık ve bir hayat tarzı vaat ediyordu.
Phil Campbell’ın aramızdan ayrıldığını okuduğumda ilk aklıma gelen gitar soloları olmadı. Albüm kapakları da değildi. Daha çok bir ses geldi aklıma:
Motörhead’in o bitmeyen gürültüsü.

Lemmy başka boyuta göçtüğünde zaten hepimiz bir şeyin biteceğini anlamıştık. Motörhead sahneye onsuz çıkamazdı; çünkü o grup bir bütündü, bir kişi ya da bir enstrümandan ibaret değildi. Ama yine de insanın içinde küçük bir teselli kalıyordu: Phil Campbell hâlâ gitar çalıyordu.
O motorun içindeki dişlilerden biri hâlâ dönüyordu.
Şimdi o da sustu.
Motörhead hiçbir zaman kolay sınıflandırılabilen bir grup olmadı. Heavy Metal için fazla Punk, Punk için fazla Metaldi. Rock’N’Roll içinse fazla sert ve fazla gürültülüydü.
Ama tam da bu yüzden herkese aitti.
1979’da çıkan Overkill ve Bomber albümleri grubun hızını ve karakterini ortaya koydu. Ama asıl kırılma noktası 1980’de gelen Ace of Spades oldu. Bugün hâlâ Rock tarihinin en tanınan rifflerinden birine sahip olan o şarkı Motörhead’i bir kült grubundan küresel bir fenomene dönüştürdü.
Motörhead’in müziğinde teknik gösteriden çok başka bir şey vardı: saf dürüstlük.
Lemmy sahnede neyse, hayatında da oydu. Sahneye çıkarken her zaman siyah şapkasını, çizmesini ve Rickenbacker bas gitarını kuşanır; bas gitarı çoğu zaman bir ritim enstrümanı gibi değil, bir ritim gitarı gibi çalardı. Bu yüzden Motörhead’in sesi üç kişilik bir grubun çıkarabileceğinden çok daha yüksek çıkardı -amfi ayarlarından hiç bahsetmiyoruz bile-.
Phil Campbell’ın gitarı da aynı şekildeydi: gösterişsiz, doğrudan ve sağlam. Bugün Phil “Wizzö” Campbell’ı anmak isterseniz, 1916 albümünü dinlemenizi öneririm.
Campbell 1984’te Motörhead’e katıldı ve grubun en uzun süreli gitaristi oldu. Lemmy’nin ölümüne kadar geçen otuz yılı aşkın süre boyunca grubun sahnede en sağlam direklerinden biriydi.
Belki de Motörhead’i yıllarca ayakta tutan şey buydu. O grup hiçbir zaman bir kariyer planı için çalışmadı. Onlarınki daha çok bir yol hikâyesine benziyordu.
Sonsuz turneler, kilometreler, kulak çınlamaları ve sahneler.
Ama bütün bunların arkasında sessiz bir anlaşma vardı:
Rock’N’Roll’u fazla düşünmemek.
Sadece çalmak.

Motörhead’i dinleyen insanların çoğu kendini o müziğin içinde bulur. Çünkü o şarkılar mükemmel olmak için yazılmadı. Yaşamaları, nefes almaları için yazıldı.
Bu yüzden Motörhead’i dinlediğim ilk zamanları düşündüğümde aklıma hep aynı şey geliyor: Bu müzik kimseye kendini beğendirmeye çalışmıyordu.
Sadece vardı.
Hızlıydı.
Gürültülüydü.
Bazen oldukça kabaydı.
Ama gerçekti.
Ve Rock tarihinde gerçek olan şeyler asla ortadan kaybolmaz.
Phil Campbell belki gitar kahramanları listelerinin en üst sıralarında yazılmayacak. Ama Motörhead’i gerçekten seven herkes bilir ki o sahnede yalnızca gitar çalmıyordu.
O, Lemmy’nin yanında o motoru çalıştıran adamlardan biriydi.
Ve o motor dünyanın en güzel gürültülerinden birini çıkarıyordu.
Bugün Motörhead üyeleri birer birer aramızdan ayrılıyor olabilir. Ama ilginç bir şey oluyor:
Motörhead’in ruhu hâlâ ortalıkta dolaşıyor.
Bir yerde biri hâlâ Ace of Spades’i sonuna kadar açıyor.
Bir yerde biri hâlâ sahnede amfiyi patlatıyor.
Bir yerde biri hâlâ Rock’N’Roll’un kurallarının olmadığını hatırlıyor.
Motörhead hiçbir zaman düzgün bir grup değildi.
Ama belki de bu yüzden bu kadar doğruydu.
Ve bazı motörler gerçekten durmaz.




