Müzik tarihine yön veren bazı şarkılar, sadece melodileriyle değil, ardındaki yaşanmışlıkların ağırlığıyla da dinleyicinin ruhuna işler. Mostar Köprüsü’nün yıkımından bir çocuğun hüzünlü vedasına uzanan bu anlatı, notaların ardındaki trajedileri, toplumsal hafızayı ve insani dokunuşları gün yüzüne çıkarıyor. Stüdyoİmge okurlarını, her notasında bir hayat saklı olan o şarkıların derinliklerine davet ediyoruz.
Gerek ülkemiz gerekse dünya Rock müzik tarihinde “gerçek hikâyesi olan” şarkılar vardır. Teoman’dan Moğollar’a, Bulutsuzluk Özlemi’ne… Eric Clapton’tan Pink Floyd’a, Led Zeppelin’e kadar birçok örnek verilebilir. İşte bu yazımızda “gerçek hikâyesi olan şarkılar” dosyasını açıyoruz. Bu tür şarkılar neden önemlidir? Öncelikle dinlerken şarkıların gerçek hikâyelerini bilmek, dinleyici üzerinde daha güçlü izler bırakır. Bu tür parçalar aynı zamanda gerçek hayattan kişisel trajedilerin, toplumsal olayların ve kültürel hafızanın birer yansıması olması açısından da oldukça önemlidir.
Türk Rock tarihinden örnekler
1995 yılında Manisa’nın Alaşehir ilçesinde yapımcı ortağım Murat Yılmaz ile birlikte Radyo Ekol’de Nejat Yavaşoğulları ile Akın Eldes’i konuk etmiştik. Nejat Yavaşoğulları “Yaşamaya Mecbursun” adlı albümlerini, Türkiye’de ilk yayınlama onurunu bize yaşatmıştı. Albüme adını veren “Yaşamaya Mecbursun” adlı parçayı yazarken Mostar Köprüsü’nün göçmesinin, kendisini oldukça kötü hissettirdiğinden bahsetmiş ve şarkı sözlerinde de bu yıkıma yer vermişti. Çünkü Nejat Yavaşoğulları konuya hem müzisyen hem de mimar kimliğiyle bakıyordu. Mostar köprüsü Mimar Sinan’ın öğrencisi Mimar Hayrettin tarafından yapılmıştır. Köprü 1566 yılında tamamlanmıştır. Bosna-Hersek’te Neretva nehri üzerinde yer alan Osmanlı Mimarisini temsil eden köprü, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde de yer alacak kadar önemlidir. 9 Kasım 1993 tarihinde Hırvat güçleri tarafından yıkılmıştır. Bu yıkım Nejat Yavaşoğulları tarafından şarkıda dile getirilmiştir.
Yaşamaya Mecbursun
“Bugün duyduğun haberler
Sana utanç veriyor
Olabilir
Bugün din ve ırk uğruna
Cinayet işleniyor
Olabilir
Mostar Köprüsü çökmüş
Neretva ne kadar üzgün
Kimbilir”
Teoman’ın 2000 yılında yayınlanan albümünün isim parçası “On Yedi” oldukça trajik bir gerçek hikâyeye işaret etmektedir. Parça, 1980 darbesinde yargılanan ve idam edilen Erdal Eren için yazılmıştır. Eren 17 yaşındaydı. Dönemin siyasi baskısı ile yaşı mahkeme kararı ile 18’e çıkartıldı. Artık yasal engel kalmamıştı idam edilebilirdi. 13 Aralık 1980 tarihinde idam edildi. Kenan Evren yıllar sonra televizyonda bu ölümle ilgili olarak itirafta bulundu. Erdal Eren, Teoman’ın yengesinin yeğeniydi. Aşağıda Teoman’ın da yer aldığı röportajlarda konuyu daha etraflıca izleyebilirsiniz.
On Yedi
“Boşver beni
Mühim değilim
Bu O’nun hikayesi
Çok beyazdı, kir tutardı
Ömrü kelebek kadardı
Mektupları şişedeyken
Bir de bakmış deniz yokmuş
Tek başına dans ederken
Mutsuzluktan sarhoşmuş
Daha on yedi, on yedi, on yedi, on yediymiş
Daha on yedi, on yedi, on yedi, on yediymiş
Daha on yedi, on yedi, on yedi, on yediymiş
Oyundan kalkmak isterken
Kâğıtlar dağıtılmış
Bu hava boşluğunda
Artık her şey satılıkmış
Trafikte akmayan
Hep onun şeridiyken
Söylediği son şarkı
Elveda Zalim Dünya’ymış
Daha on yedi, on yedi, on yedi, on yediymiş”
Teoman’ın 2006 yılında yayınlanan albümünde yer alan “İki Çocuk” adlı şarkısı hem Erdal Eren hem de aynı olayda hayatını kaybeden inzibat er Zekeriya Önge için yazılmış bir ağıt gibiydi.
İki Çocuk
“El sallamıştı annesine
Bayram izni dönüşünde
Hissetmiş miydi oğlunu
Kurşun kalbi deldiğinde
Kan revan içinde
Yan yana aynı köprüde
Annelerinin rüyalarında
Öldükleri yaşlarıyla
Ateşi harlı delikanlılar
Ne şehit, ne kahramanlar
Düşmansız bir savaşta
Düştüler, kalkmayacaklar
Emin değildi kendi bile
Dokunmuş muydu tetiğine
Kesin olan tek şeyse
En yakın mahkumdu ipe
Kalpte kurşun ilmek boyunda
İki çocuk ölüm karşısında
Hep çocuk kalacaklar büyümeden birer tabutta
Ama yaşıyorlar gülüyorlar
Annelerinin rüyalarında”
Gerçek hikâyesi olan şarkılar deyince akla gelen en belirgin örneklerin başında Moğollar’ın 1994 tarihli albümlerinde yer alan “Issızlığın Ortasında” adlı şarkısı gelir. Şarkı 2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas’ta yaşanan acı katliamı anlatır. Madımak Oteli‘nin önünden çekim yapan İhlas Haber Ajansı’nın görüntülerinde otelin etrafını kuşatanların sloganları yanında sözleri de duyulmuştu. Biri otelin birinci katına çıkan saldırgana “Lan yakın” diye seslenirken, bir diğeri ilk alevin görünmesiyle “Cehennem ateşi işte!” diye seslenmişti. Tansu Çiller’in Madımak Oteli’nde yaşananların ardından söylediği sözler ise siyasi tarihin hafızasına yazıldı: “Çok şükür, otel dışındaki halkımız bir zarar görmemiştir.”!?
Katliamda yaşamını yitirenler: Muhibe Akarsu (35 yaşında, misafir), Muhlis Akarsu (45 yaşında, sanatçı), Gülender Akça (25 yaşında, sanatçı), Metin Altıok (52 yaşında, şair, yazar), Ahmet Alan (22 yaşında, sanatçı), Mehmet Atay (25 yaşında, gazeteci), Sehergül Ateş (30 yaşında, sanatçı), Behçet Aysan (44 yaşında, şair), Erdal Ayrancı (35 yaşında, yönetmen), Asım Bezirci (66 yaşında araştırmacı, yazar), Belkıs Çakır (18 yaşında, sanatçı), Serpil Canik (19 yaşında, sanatçı), Muammer Çiçek (26 yaşında, aktör), Nesimi Çimen (67 yaşında, şair, sanatçı), Carina Cuanna (23 yaşında, Hollandalı gazeteci), Serkan Doğan (19 yaşında, sanatçı), Hasret Gültekin (23 yaşında şair, sanatçı), Murat Gündüz (22 yaşında, sanatçı), Gülsüm Karababa (22 yaşında, sanatçı), Uğur Kaynar (37 yaşında, şair), Asaf Koçak (35 yaşında, karikatürist), Koray Kaya (12 yaşında, çocuk), Menekşe Kaya (17 yaşında, sanatçı), Handan Metin (20 yaşında, sanatçı), Sait Metin (23 yaşında, sanatçı), Huriye Özkan (22 yaşında, sanatçı), Yeşim Özkan (20 yaşında, sanatçı), Ahmet Öztürk (21 yaşında, otel görevlisi), Ahmet Özyurt (21 yaşında, sanatçı), Nurcan Şahin (18 yaşında, sanatçı), Özlem Şahin (17 yaşında, sanatçı), Asuman Sivri (16 yaşında, sanatçı), Yasemin Sivri (19 yaşında, sanatçı), Edibe Sulari (40 yaşında, sanatçı), İnci Türk (22 yaşında, sanatçı), Kenan Yılmaz (21 yaşında, otel görevlisi).
Rock tarihimiz içerisinde oldukça trajik bir hikayeye ithaf edilen şarkı ise Haluk Levent’ten “Elfida”dır. Şarkı bir aşk şarkısı olarak bilinirdi. Sonraları Haluk Levent şarkının aile dostlarının kanser olan kızları Beyzanur için yazıldığını açıkladı. Basında şarkının ısrarla aşk şarkısı olduğunu belirten müzik yazarları vardı. Sonunda Haluk Levent konuya açıklık getirmek için bir tweet attı: “Babası Murat Çelik bir emekçiydi. Kızın amansız bir hastalığı vardı ve bu amansız hastalıkla mücadelesine destek olmak için Cerrahpaşa Tıp Fakültesine gidiyordum, doktorlarla görüşüyordum. Bir gün doktor odasındaydım ve doktorlardan biri gelip bana “Haluk Bey, bu kızı gözden çıkartın” dedi.
Yanımda da müzisyen arkadaşım Emrah Aydoğdu var. Emrah, “Gözden çıkartılan kadın anlamı Osmanlıca’da Elfida”dedi. Belki tam birebir anlamını karşılamıyordu ama bir kavram olarak çok uyuyordu. Tabii biz birbirimize sarılıp ağladık. Gerçekten Beyzanur’u çok seviyordum. Ve oturdum şarkıyı yazdım. Sevgili Emrah Aydoğdu da elinden geleni yaptı ve sözlerinde düzenlemeleri yaptık. Ömer Faruk Güney’in de müziği vardı. Bu şekilde Beyzanur’un son günlerinde ona şarkıyı söylüyordum ama o kendisi olduğunu bilmiyordu, Elfida olarak biliyordu.
Tabii küçük bir çocuktu son zamanlarında, 8 yaşlarındaydı. O dönemde şirketlerim batmış, sözlerdeki “Omzumda iz bırakma, yüküm dünyaya yakın.” Şunu ifade etmek içindi: Ya zaten dünya kadar batmışım, sıkıntılıyım. Beyzacığım ne olur bari sen gitme demek içindi. O sözlerdeki yüzyıllardır sarılmamış kolların cümlesinin sebebi de şuydu: Anne ve babası gece gündüz nöbetteydiler. Beyzanur’un kırılganlığından, hasta yatağından dolayı sarılamıyorlardı. Gerçekten sarılabildiklerini görmedim.
O dönemde hastane personeline Bakırköy’de bir konser verdim. Beyzanur’a iyi baksınlar diye onların gecesine katıldım. O gece evden başka bir yere kaldırılan Beyzanur’u kaybettik. Beyzanur’u kaybetmemizden sonra anne ve babasından rica ettim. Yıllardır Beyzanur’un başındaydınız. Evet kızımızı kaybettik ama lütfen bir çocuk daha yapın dedim. Aradan bir yıl geçti ve beni aradılar. Haluk Abi, bir çocuğumuz oluyor. Adını Elfida koyun dedim. Şu anda o Elfida belki de 8-9 yaşlarında ve bir okulda okuyor. Ablasının ismini taşıyor.”
Bir sonraki bölümde dünya Rock tarihinden oldukça çarpıcı şarkıları sizlerle paylaşacağım.
Sağlıkla ve sanatla kalın
htrocker@yandex.com

