Close Menu

    Bültenimize abone olun

    Stüdyoİmge'de yayınlanan yazıları çıktığı anda e-posta gelen kutunuzda görün.

    Facebook X (Twitter) Instagram
    StüdyoİmgeStüdyoİmge
    Facebook X (Twitter) Instagram Bluesky
    • Anasahne
    • Yazılar
      1. Güncel
      2. Konser & Etkinlik
      3. Albümler
      4. Biyografi
      5. Portre
      6. Eski Sayılar
      7. View All

      Faun: Mitolojiden Modern Sahneye

      05.03.2026

      Ercan Birol: Solosu Yeniden Hayat Buluyor

      28.01.2026

      She Rocks!: Kadınların Davul Gücü Vuruşlarıyla, Sahneyi ve Ritmi Ele Geçirecek

      27.01.2026

      Engin: İki Kültür Tek Sound

      28.11.2025

      Baba Zula: 30. Yıl Gecesi’nde Bir Tesadüfler Zinciri

      18.03.2026

      Faun: Mitolojiden Modern Sahneye

      05.03.2026

      Kramp: Sokaktan sahneye, hafızadan bugüne

      20.02.2026

      Tibet Ağırtan: Kadıköy Sahne’de Bir Ankara Akşamı

      18.02.2026

      Fırtına Sonrası: Rainbow Rising

      13.03.2026

      Değişen Pop Atmosferi ve Japan – Quiet Life (1979)

      11.03.2026

      The Velvet Underground and Nico (1967)

      06.02.2026

      The Stone Roses (1989)

      19.12.2025

      Sandy Denny: Eski Moda Bir Vals Gibi

      10.02.2026

      Tünay Akdeniz: Türk Punk’ın Babası

      21.01.2026

      Skip Spence: Kayıp Ruhun Yolculuğu

      17.11.2025

      Phil Campbell: Motör Hâlâ Çalışıyör

      16.03.2026

      Big Big Train: Kocaman, Muazzam Bir Tren ile Çıkılan Müzikal Serüven

      20.02.2026

      Cem Karaca: Hiç Bitmeyecek Bir Sohbet

      09.02.2026

      Cem Karaca ile Bir Gün: Bir Rüzgardı, Bizi Ayırdığı Gibi Birleştiren de…

      08.02.2026

      Cem Karaca: Dervişan Yeniden Doğuyor

      10.02.2026

      Pearl Jam: Eski Müziğin Yeni Ruhu

      20.11.2025

      David Bowie: Dünyaya Düşen Adam

      12.11.2025

      Baba Zula: 30. Yıl Gecesi’nde Bir Tesadüfler Zinciri

      18.03.2026

      Demir Demirkan: Pentagram Bir Gruptan Fazla, Bir Pakt

      17.03.2026

      Dinleme Biçimi Değişirken: Eray Düzgünsoy ile Müzik Üzerine

      16.03.2026

      Phil Campbell: Motör Hâlâ Çalışıyör

      16.03.2026
    • Dosyalar
    • Röportajlar
    • Künye
    • Podcast
      • Spotify
      • Apple Podcasts
      • YouTube
    StüdyoİmgeStüdyoİmge
    Home»Eski Sayılar»Pearl Jam: Eski Müziğin Yeni Ruhu
    Eski Sayılar

    Pearl Jam: Eski Müziğin Yeni Ruhu

    "Robert Plant, Sting, Led Zeppelin… Hem hepsi hem hiçbiri değil. Bu Pearl Jam, dünle bugünü öpüştüren bambaşka bir grup."
    Stüdyo İmgeStüdyo İmge20.11.20254 Mins Read
    Paylaş
    Facebook Twitter WhatsApp Email Copy Link

    Özellikle Nirvana‘da şekillenen ve vücuda gelen bir tavır ile modern Rock kendi meyvelerini topluyor. Guns’n Roses‘ın da ıskalamadığı bir şey var ki o da klasik Hard-Rock’un temel basamakları. Ya da Gun‘ın son albümündeki tavırları veya Black Crowes‘ın patlayan başarısı. Ne yapıyorlar? Aslında hepsi belli bir tekrar gibi gözükse de içlerindeki pırıltıyı ‘özde Rock’ ile yansıtıyorlar.

    İşte bunların en yenisi ve genci Pearl Jam. Black Crowes‘in ilk albümünden sonraki çalışması Billboard’ın ilk basamağından listeye girdi. Topluluk ne yapıyordu da bu başarıyı elde ediyordu. Rock’un sağlam kalelerinden birine yaslanıyordu. İşte Pearl Jam da bunun farkında. Ancak ikinci albümlerinde daha başarılı olacaklar sanıyorum. Çünkü kendi tonlarını ve tavırlarını zaman içinde oturtacaklar.

    Stüdyoİmge. Temmuz 1992 2. sayı 58. sayfa
    59. sayfa

    İlk albümlerinin öyle büyük bir başarı beklemesi için ümit beslemek gereksiz olsa bile topluluk bunun aksini kanıtlamak istercesine Billboard’da birinci sıraya doğru hızla yükseliyor. Belki de ilk sıraya yerleşecekler. Albümlerinin içinde öylesine büyük stüdyo cambazlıkları yok, hatta zaman zaman ‘Solid Rock’ tonlarını hissediyorsunuz. Grubun solisti Eddie Vedder, belki yeni bir Bono olmak için çabalamıyor ama ona bu yafta yapıştırılıveriyor. Ama o ısrarla bunu reddediyor. Grubun diğer tonları için başka biçimler denenmek istiyor, grup bunu da reddediyor. “Ten” adını taşıyan albümlerinde temiz bir Rock var. Belki öyle büyük üstadvari bir çalışma duyamayabilirsiniz ama gelecek parlak.

    Eddie Vedder

    Tabii ki geçen zaman içinde klasik Hard Rock bile gelişen teknolojiden, modadan etkilenip büyüdü, Pearl Jam‘ın içindeki ateşte de bunların izlerini bulmak mümkün. Amatör keyifleri var, hiç kuşkusuz. Giyimleri ve müziklerinde bunu gözlemlemek mümkün. Belki ikinci albümlerini yayımladıktan sonra dağılabilirler ama onların bu keyfi ve enerjisi Hard Rock’un enerjiler üstünde yükseleceğini ortaya koyuyor.

    Pearl Jam‘ın ilk albümü ülkemizde de yayınlandı. Rock müziğin zaman içinde eridiğini savunanlar olacaktır kuşkusuz, ancak Jam’ın albümü bu fikre tamamen karşı gibi duruyor. Kısa yoldan kolay başarıları elde etmek isteyenlerin seçtiği bir yol olan Rock kendi içinde yabancı maddeleri yaşatmamaya ve gelişmesini tamamlamaya kararlı görünüyor.

    Pearl Jam. Ten albüm kapağı

    Gelelim albüme. İlk şarkıdan önce intro olarak adlandırılacak bir bölüm var. Ekip sanki sizi kendi yarattığı müzikal bir tünelin içine çekiyor. Derken açılış şarkısı “Once” başlıyor. Vokal çağdaş Rock tınısını yakalamış olarak beliriyor. Geride duyulan ve sürekli tekrarlanan gitar rifi şarkının gerginliğini sürekli ayakta tutuyor. Altyapı ise solo yapacak enstrümanlara sağlam bir zemin hazırlamış durumda. “Even Flow” eski Rock yapıtlarını anımsatıyor. İlk şarkıda yakalanan hava ve çizgi sürüyor. İlk hit olan “Alive”da kendi tavırlarını açıkça ortaya koymaktan çekinmiyor grup. Ancak bu ilk tavrın çok önemli olduğunu bildiklerinden, iletişim çabalarını da atlamamış görünüyorlar. “Why Go” çok duygusal olmasına rağmen haykırdığı enerji ile pasif bir duygusallığa izin vermiyor. Şarkıda söz edilen insan tipinden o denli çok var ki ABD’de, bunun altının genç bir grup tarafından böylesi başarıyla çizilmesi de başka bir artı puan. Solist ise olumlu anlamda Plant’vari bir gırtlak yapısını tercih etmiş durumda. “Black” ise diğer Rock topluluklarının da yaptığı gibi güzel bir ballad olarak beliriyor. Müzikal yapısı sağlam, akılda kalıcı ve sizi etkileyen bir şarkı olarak sivriliyor. İlk yüzün kapanış parçası “Oceans” adını taşıyor. Değişik bir vokal yapı tekniği denemesi ile başlayan şarkıda vocoder’lanan yapı, ekibin diğer bir yüzünü mü ortaya koyuyor acaba?

    Pearl Jam. Finsbury Park 1992. Jeff Ament, Eddie Veder, Stome Gossard (sağda kırmızı gitarlı), Mike McCready, (sırtı dönük), Dave Abbruzzese (davul’da, görünmüyor)

    İkinci yüz “Jeremy” ile açılıyor. Topluluk bizi sorunlu çocukların iç dünyasına götürüyor. Bu konuda da etkili bir çalışma olarak beliren şarkıda solistin yorumu birinci sınıf. Bu şarkı ekibin ikinci hit’i olmaya aday (Ben bunu yazdığımda eserin ikinci single olarak yayınlanacağı açıklanmamıştı. Ancak daha sonra edinilen bilgiye göre ikinci single “Jeremy”olacakmış). “Porch” ise tipik bir parça. Seyirciyi gaza getirip azdıracak ama ‘light’ bir eser. “Garden”da çakmakların yakılacağı kesin. Sting‘in vokal yapısını çağrıştıran şarkıda geride duyulan ve kendini hemen belli eden sağlam bir Rock altyapısı var. “Deep”de ise şöyle diyorsunuz; “Hah! İşte Zeppelin” Topluluk çok sıkı bir Rock potansiyeline sahip olduğunu ortaya koyuyor. Albümün kapanış parçası ise “Release” adını taşıyor. Ortalık yine dinginleşiyor. Solist sanki şan tekniği kullanarak Anglikan şarkısı seslendiriyormuş etkisi yaratıyor, bunda da çok başarılı. Albümü bitti diye hemen kaldırmayın. Çünkü albümün açılışında yaptıkları gibi sizi soktukları tünelden dışarı çıkartıyorlar.

    Kısaca edinilmeyi hak eden bir albüm bu çalışma. Bir de grubun ilk albümü olduğu düşünülecek olursa ikincisi için umut beslememek hata olur. Yalnız belirtilmesi gereken birkaç nokta var. Birincisi kaset kaydının daha temiz olması gerekirdi, ikincisi ise burada basılan kaset kapağı yetersiz. Çünkü kapak içinde sadece şarkı isimleri var, başka bir şey yok. Gerisi bence plak şirketine kalmış. Başta söylediğim gibi Rock müzik bitti diyenler yanılıyorlar, çünkü Pearl Jam bu albümüyle o bütün hoyratlar ve haylazlar arasında dizinde yara izleri taşıyan ama gözlerinde pırıltılar olan cin fikirli çocuklara benziyor.

    Pearl Jam’den Eddie Vedder’in Hollanda’nın Pinkpop Festivali’nde kamera vincinden kalabalığa daldığı an 1992
    grunge pearl jam rock stüdyoimge yabancı
    Previous ArticleTeoman – Kırılganlar Kralı: Bir Ruhun Karanlıktan Sessizliğe Yolculuğu
    Next Article Strah: Kökleri Öfkeden, Sesi Gerçeklikten
    Stüdyo İmge
    • Website

    1985'ten bugüne üç basılı dergi dönemi, yayınlanan sayısız kitap, birtakım web sitesi dönemleri ve bugün eski ve yeninin karışımı ekibiyle Türkiye'de Rock kültürünün sesi, sözü ve belleği...

    İlgili Yazılar

    Baba Zula: 30. Yıl Gecesi’nde Bir Tesadüfler Zinciri

    18.03.2026By Bülent Seyitdanlıoğlu

    Demir Demirkan: Pentagram Bir Gruptan Fazla, Bir Pakt

    17.03.2026By Recep Karaş

    Phil Campbell: Motör Hâlâ Çalışıyör

    16.03.2026By Meral Akman

    Fırtına Sonrası: Rainbow Rising

    13.03.2026By Turgay Yalçın

    Değişen Pop Atmosferi ve Japan – Quiet Life (1979)

    11.03.2026By Sabahattin Bilgiç

    Mert Göçay (Nemrud) ile Kozmik/Progresif Anlatı

    09.03.2026By Bülent Seyitdanlıoğlu
    En son yazılar
    Konser & Etkinlik

    Baba Zula: 30. Yıl Gecesi’nde Bir Tesadüfler Zinciri

    By Bülent Seyitdanlıoğlu18.03.2026

    BaBa ZuLa, 30. yılını hipnotik performanslarla kutluyor. Geleneksel tınıları, Saykedelik Rock ve doğaçlamayla harmanlayan grubun İstanbul’da gerçekleşen bu özel gecesini, tesadüflerle örülü bir yolculuğun izlenimleriyle Stüdyoİmge’de keşfedin.

    Demir Demirkan: Pentagram Bir Gruptan Fazla, Bir Pakt

    17.03.2026

    Dinleme Biçimi Değişirken: Eray Düzgünsoy ile Müzik Üzerine

    16.03.2026

    Phil Campbell: Motör Hâlâ Çalışıyör

    16.03.2026
    Öne çıkanlar

    Demir Demirkan: Pentagram Bir Gruptan Fazla, Bir Pakt

    17.03.2026

    Strah: Kökleri Öfkeden, Sesi Gerçeklikten

    26.11.2025

    Salih Nazım Peker: Tel Gerilir, Hayat Konuşur

    26.02.2026

    Hissikablelvuku: Sezginin Kalpte Doğduğu Yer

    06.03.2026
    Etiketler
    aleister crowley alternative rock anadolu pop armageddon turk art rock blues bobby beausoleil bulutsuzluk özlemi caz cem karaca derleme devil duman elektronik ercan birol folk rock graham bond grunge görkem karabudak hakan türkoğlu hard rock hayko cepkin heavy metal indie iron maiden kargo led zeppelin maiden turkey mavi sakal müzik basını orkun tunç pop progressive rock psychedelic rock punk rock stüdyoimge tarih teoman tiyatro tünay akdeniz vecdi yücalan yabancı yerli çilekeş
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • Bluesky

    Bültenimize abone olun

    Stüdyoİmge'de yayınlanan yazıları çıktığı anda e-posta gelen kutunuzda görün.

    Hakkımızda

    Stüdyoİmge: Türkiye’de Rock kültürünün sesi, sözü ve belleği…

    1985, 1989 ve 1992-1993 yıllarında basılı dergi olarak okurlarıyla buluşan Stüdyoİmge, günümüzde yayın hayatını online bir dergi olarak sürdürüyor. Günümüzün Stüdyoİmge yayınında, basılı dönemden bugüne uzanan ekip üyelerinin yanı sıra, yeni katılan (görece) genç kalemlerin enerjisiyle dinamik bir bütün ortaya çıkıyor.

    Son yazılar

    Baba Zula: 30. Yıl Gecesi’nde Bir Tesadüfler Zinciri

    18.03.2026

    Demir Demirkan: Pentagram Bir Gruptan Fazla, Bir Pakt

    17.03.2026

    Dinleme Biçimi Değişirken: Eray Düzgünsoy ile Müzik Üzerine

    16.03.2026

    Bültenimize abone olun

    Stüdyoİmge'de yayınlanan yazıları çıktığı anda e-posta gelen kutunuzda görün.

    Stüdyoİmge
    Facebook X (Twitter) Instagram Bluesky
    • Anasahne
    • Künye
    • Dosyalar
    • Röportajlar
    • Eski Sayılar
    © 2026 Stüdyoİmge. Sitedeki bütün yazılar yazarlarına, fikirler ise söyleyenlerine aittir.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.