Türk Rock müziğinin güçlü ismi Demir Demirkan; sahne öncesi kısa bir aralıkta yapılan bu söyleşide, konser akışını belirlerken gözettiği dengeyi, anlık gelişen müzikal kararları ve yıllar içinde değişen çalışma reflekslerini anlatıyor. Sohbet, canlı performansın perde arkasına yakından bakıyor
Röportaj üzerine yazılar:
Müzik ve müzisyenin mechul geleceğine ait fikir yürütmeler devam ediyor; Besteci, Müzik danışmanı ve Prodüktör Eray Düzgünsoy düşündüklerini Mine Gürevin’e anlattı.
Bursa merkezli Killing Will, Modern Metal sahnesinde Thrash Metalin asi ruhunu taze bir solukla yaşatıyor. “Night Ripper” ile güçlü bir çıkış yapan grup, sıfırdan başlayan enstrüman tutkularını ve ortak ideallerini Güner Elif Bozkurt’a anlatıyor.
TurkodiRoma, müzikten fazlasını öneren bir oluşum: Kolektif üretim, disiplinler arası düşünce ve “bilinçaltı popu” adını verdikleri özgün bir yaklaşım. Anonim başlangıçtan uluslararası görünürlüğe uzanan bu söyleşide ekip, aidiyet, yaratıcılık ve birlikte üretmenin anlamını anlatıyor.
Akmar Pasajı’ndaki kaset tezgâhlarından Progresif sahnenin kozmik anlatılarına uzanan bir müzik yolculuğu… Nemrud’un kurucularından Mert Göçay, dinleyicilikten üretime evrilen hikâyesini, etkilendiği Alman Progresif geleneğini ve grubun müzikal dünyasını anlatıyor.
İstanbul merkezli üçlü Hissikablelvuku, makamsal dokular, Progresif ve Saykodelik katmanlar arasında dolaşan müziğini tür sınırlarından çok sezgiye yaslayarak kuruyor. Doğaçlama, dinleme hâli ve ortak akış üzerinden şekillenen bu yolculuğu anlatan samimi bir söyleşi.
Dijital çağın algoritmaları, yapay zekânın gölgesi, görünürlük baskısı ve dijital çağın dönüşen dinamikleri. Metal Oda’nın kurucusu Güzin Paksoylu; kaotik müzik denizinde Metal’in nasıl bir sığınak ya da vicdan olduğunu ve Metal müziğin entelektüel duruşunu Stüdyoİmge okurlarıyla paylaşıyor.
Salih Nazım Peker, mandolinden curaya uzanan yolculuğunda türlerin sınırlarını aşarak “telin ve titreşimin” izini sürüyor. Blues tınılarını Anadolu’nun kadim sesleriyle buluşturan sanatçı, müziği bir hafıza işçiliği olarak gören derinlikli yaklaşımını Stüdyoİmge okurları için anlatıyor.
Psikiyatrist, radyocu ve vibrafoncu Can Tutuğ ile; cazın Türkiye’deki yalnızlığını, pandemi günlerinin “Huzursuzluk”unu, solo albüm cesareti ve sahnede kalma inadı üzerine samimi bir sohbet. Müzik, emek ve özgürlük arasında sıkışan bir hayatın iç sesi.
Sadık Gürbüz ile Mine Gürevin’in yaptığı bu söyleşi, Türkünün yalnızca bir müzik değil, bir onur ve direnç meselesi olduğunu hatırlatıyor. Muhsin Ertuğrul tiyatrosundan 12 Eylül’e, Ruhi Su’dan bugüne uzanan bu anlatı, susmayan bir sesin hafıza ve vicdanla kurduğu bağı görünür kılıyor.
