Gerçekle hayalin arasında salınan; Caz’ın gölgesiyle ya da Rock’ın uğultusuyla beslenen efsanevi bar. Murakami’nin romanlarındaki melodilerle var olup, yok olan “Peter Cat” efsanesine bir yolculuk yaptırıyor Meral Akman.
yabancı üzerine yazılar:
Madchester ruhunun mihenk taşı The Stone Roses (1989), yalnızca bir debut albüm değil; bir kuşağın stilini, sesini ve hayallerini şekillendiren bir dönüm noktası. Mani’nin Groove’u, Squire’ın gitarı ve Brown’un sesiyle İndie tarihine kazınan saf bir efsane.
Rock tarihinin en güçlü erkek vokalistleri, değişmeyen sesleri, yüksek oktavları ve benzersiz tonlarıyla müziğin sınırlarını genişletti. Jagger’dan Mercury’ye uzanan bu seçkin liste, Rock’ın vokal mirasını yeniden tanımlıyor.
Neo Progressive Rock, 80’lerin dışlanmış ama inatçı müzikal direnişiydi. Marillion, IQ ve Pendragon gibi gruplar, Prog’ın mirasını duygusal yoğunlukla yeniden şekillendirerek modern Progresif Rock’ın önünü açtı.
Anadolu Rock’ın Almanya’daki modern bir temsilcisi olan ENGİN, müzikal zenginliği, lirik derinliği ve sahne performanslarıyla hem Türkiye’de hem Almanya’da geniş bir hayran kitlesine sahip.
“Robert Plant, Sting, Led Zeppelin… Hem hepsi hem hiçbiri değil. Bu Pearl Jam, dünle bugünü öpüştüren bambaşka bir grup.”
Alexander “Skip” Spence, Marty Balin tarafından Jefferson Airplane’in davulcusu olarak kadroya alınmadan önce The Other Side grubunda gitaristti. ‘60’ların Saykodelik San Francisco Körfez Bölgesi sahnesinin kilit üyelerinden biri olarak tanınmaya başlamıştı.
Kategori dışılar kategorisinin önde gelen isimlerinden olan David Bowie’nin esas itibarıyla ne “iş” yaptığı bir İngiliz gazetesinin müzik sayfasında tartışmaya konu olur ve en sonunda tartışanlar bir sonuca ulaşır: “Ne iş olsa yapar abi!” Gerçekten de öyle.
Gitar ve vokalde Mick Jagger, elektro ve akustik gitarda Keith Richards, bas gitarda Bill Wyman, elektro ve akustik gitarda Mick Taylor ve davulda Charlie Watts bu albümün kahramanlarıydı.
